Haber Detayı
Kadınların çoğu fark etmiyor ama ciddi bir sorunun habercisi olabilir... Adet düzeninde alarm veren 5 işaret
Adet döngüsündeki değişimler pek çok kadın tarafından günlük hayatın doğal bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ancak bazı belirtiler, adet düzeninin normal sınırlar dışında seyrettiğini gösterebiliyor. Bu işaretlerin göz ardı edilmesi, altta yatan sağlık sorunlarının geç fark edilmesine neden olabiliyor.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.
Dr.
Gulnar Huseynova, normal adet düzeninin her ay aynı gün adet görmek anlamına gelmediğini, adet döngüsünün belirli kriterler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi ve takip edilmesi gereken durumları şöyle sıraladı: 1- İki adet arasındaki sürenin 21 günden kısa ya da 34 günden uzun olması2- Adet kanamasının 2 günden kısa ya da 7 günden uzun sürmesi 3- Günlük yaşamı etkileyecek kadar yoğun ya da belirgin şekilde azalan kanamalar4- Önceden olmayan adet ağrılarının başlaması ya da mevcut ağrıların giderek şiddetlenmesi5- Adet tarihinin öngörülemez hale gelmesi ve sürekli değişkenlik göstermesi Bu belirtilerin tek başına değerlendirilmesi yerine, sürekliliği ve birlikte görülüp görülmediği önem taşıyor.Normal bir adet döngüsünde iki kanama arasındaki süre önemli bir göstergedir.
Bu sürenin 21 günden kısa ya da 34 günden uzun olmasının adet düzensizliği açısından değerlendirilmesi gerekiyor.
Adet kanamasının süresi de dikkate alınması gereken bir diğer önemli kriter olarak öne çıkıyor.
Normal şartlarda adet kanamasının 2 ila 7 gün arasında sürmesi, bu sürenin altında ya da üzerinde seyreden kanamaların ihmal edilmemesi gerekiyor.
Kanama miktarının günlük yaşam üzerindeki etkisi de adet düzeninin değerlendirilmesinde belirleyici oluyor.
Günlük aktiviteleri, iş hayatını veya sosyal yaşamı kısıtlayacak düzeyde yoğun kanamalar normal kabul edilmiyor.
Bu durum kadınların yaşam kalitesini doğrudan etkileyebiliyor.
Adet sırasında önceden olmayan ağrıların ortaya çıkması ya da mevcut ağrıların zamanla artması önemli bir belirti olarak kabul görüyor.
Daha önce ağrısız geçen adet dönemlerinin sonradan şiddetli ağrılarla seyretmesi dikkatle ele alınması gereken bir tablo olarak değerlendiriliyor.
Adet tarihinin tamamen öngörülemez hale gelmesi de düzenli bir döngüden söz etmeyi zorlaştıran bir durum oluşturuyor.
Birkaç günlük sapmalar normal kabul edilse de adet tarihinin sürekli değişmesi adet düzeninde bozulmaya işaret edebiliyor.
Adet döneminde yaşanan ağrılar tıpta dismenore olarak adlandırılıyor.
Kadınların büyük çoğunluğu farklı derecelerde adet ağrısı yaşayabiliyor.
Ancak ağrının şiddeti ve sürekliliği belirleyici oluyor.Özellikle günlük yaşamı etkileyen, istirahat ihtiyacı doğuran ve giderek artan ağrıların altta yatan bir jinekolojik sorunla ilişkili olabileceği belirtiliyor.
Bu nedenle ağrının zaman içindeki seyri önem taşıyor.
Daha önce hiç ağrılı adet öyküsü olmayan kadınlarda sonradan başlayan ağrılı adet dönemleri de dikkat edilmesi gereken bir değişim olarak değerlendiriliyor.
Bu tür belirtiler, vücudun verdiği önemli sinyaller arasında yer alıyor.
Adet düzensizliğinin birçok farklı nedeni olabilir.
Hormonal dengesizlikler bu nedenlerin başında geliyor.
Tiroit hastalıkları, polikistik over sendromu ve bazı hormon seviyelerindeki değişimler adet düzenini etkileyebiliyor.
Yoğun stres, ani kilo alımı ya da kilo kaybı gibi yaşam tarzı değişikliklerinin de adet döngüsü üzerinde belirleyici rol oynadığı ifade ediliyor.
Vücudun stres ve metabolik değişimlere hormonlar aracılığıyla yanıt verdiği belirtiliyor.
Beslenme alışkanlıkları, düzensiz uyku ve aşırı egzersiz de adet düzensizliğine yol açabilen faktörler arasında yer alıyor.
Uzun süreli ve kontrolsüz diyetlerin adet döngüsünü etkileyebildiği vurgulanıyor.Bazı durumlarda rahim içi yapısal sorunlar da adet düzensizliğinin nedeni olabiliyor.
Miyomlar, polipler ve rahim iç tabakasına ait problemler kanama süresi ve miktarında değişikliklere yol açabiliyor.
Ergenlik döneminin ilk yıllarında ve menopoz öncesi dönemde görülen adet düzensizliklerinin ise çoğu zaman hormonal adaptasyon süreciyle ilişkili olabileceği belirtiliyor.
Ancak bu düzensizliklerin uzun süre devam etmesi halinde değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Adet düzensizliği tek başına bir hastalık değil, çoğu zaman vücudun verdiği bir uyarı olarak ele alınması gerekiyor.
Bu sinyallerin doğru okunması kadın sağlığı açısından büyük önem taşıyor.
Adet düzenindeki değişimlerin kişisel özellikler, yaşam tarzı ve genel sağlık durumu ile birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.