Haber Detayı
Ulusal Kanal'a konuştu: İsmet Özçelik'ten Venezuela analizi
Aydınlık Gazetesi Ankara Temsilcisi İsmet Özçelik, Venezuela'da yaşanan sıcak gelişmeleri Ulusal Kanal ekranlarında değerlendirdi.
Aydınlık Gazetesi Ankara Temsilcisi İsmet Özçelik, Ulusal Kanal’da Deniz Eyvazoğlu Behar’ın sunduğu Gün Ortası programına konuk oldu.
Programda, Venezuela'nın başkenti Karakas'ta meydana gelen patlamalar, askeri hareketlilik, Kolombiya Devlet Başkanı'nın saldırı açıklaması ve Maduro yönetiminin olağanüstü hal ilanı masaya yatırıldı. ''TAM EŞKIYA HUKUKU UYGULANIYOR'' Özçelik, bölgedeki tansiyonu ve ABD'nin tutumunu değerlendirirken sert ifadeler kullandı.
Amerika'nın artık "ipi kopardığını" ve kural tanımadan ülkelere saldırdığını belirten Özçelik, Gazze, İran ve Ukrayna örneklerini vererek, "Yani öyle bir noktaya geldi ki tam eşkıya hukukunu uyguluyor" dedi.
Venezuela'dan gelen bilgilerin çelişkili olduğuna dikkat çeken Özçelik, Trump'ın Maduro'nun ülkeden çıkarıldığına dair açıklamaları olmasına rağmen durumun net olmadığını vurguladı.
Geçmişte Hugo Chavez'in de benzer bir süreç yaşayıp geri döndüğünü hatırlatan Özçelik, bilgi kirliliğine karşı uyarıda bulunarak, "Ulusal Kanal bence bu akşam Chavez belgeselini tekrar yayınlarsa izleyiciler için de çok kavratıcı olur" önerisinde bulundu.
TRUMP: VENEZUELA PETROLLERİ BİZİM OLURDU ABD'nin asıl niyetinin enerji kaynakları olduğunu savunan İsmet Özçelik, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın geçmişteki sözlerini hatırlattı.
Trump'ın, "Ben 1. dönem seçildiğimde Venezuela yönetimi sallantıdaydı.
Ben ikinci kez seçilmiş olsaydım şu anda Venezuela petrolleri bizim olurdu" dediğini aktaran Özçelik, Venezuela'nın dünya rezervlerinin %17'sine sahip olduğunu belirtti.
Özçelik ayrıca konunun Çin boyutuyla ilgili şu tespiti yaptı: "Enerji ihtiyacını, petrol ihtiyacını Venezuela'dan karşılayan ülkelerin başında Çin Halk Cumhuriyeti geliyor.
Yine İran'dan geniş çaplı petrol alan Çin Halk Cumhuriyeti, bir anlamda onun enerji kaynaklarını da kesme çabası dikkat çekiyor." Programda, Birleşmiş Milletler (BM) ve OAS'ye yapılan acil toplantı çağrıları ve ABD'nin Venezuela'ya yönelik uyuşturucu kaçakçılığı suçlamaları da ele alındı.
BM'nin Gazze örneğinde olduğu gibi etkisiz kaldığını belirten Özçelik, ABD'nin Venezuela'yı uyuşturucu ile suçlamasını "kuzuyla kurdun dere kenarındaki öyküsüne" benzetti.
Dünya sıralamasında Venezuela'nın uyuşturucu konusunda gerilerde olduğunu söyleyen Özçelik, asıl failin ABD olduğunu iddia ederek Kabil ziyaretindeki bir anısını paylaştı: "Amerika Afganistan'ı işgal ettiği dönemlerde oradaki uyuşturucuyu nasıl kaçırdığını, Amerika'nın ve NATO'nun kargo uçaklarıyla uyuşturucunun nasıl Avrupa'ya ve Amerika'ya götürüldüğünü bizzat Amerikan üslerinde inşaatlarda görev yapan Türk mühendislerden dinlemiştim." Özçelik, ABD'nin uyuşturucudan elde ettiği kirli parayı terör örgütlerini beslemede kullandığını belirterek sözlerini, "Deveyi sormuşlar 'Boynun niye eğri?' diye, 'Nerem doğru ki?' demiş.
Amerika için manzara esas olarak bu" ifadeleriyle noktaladı.
Özçelik, Maduro yönetiminin olağanüstü hal kararının iç siyasete dönük bir hamle olup olmadığı sorusuna net bir dille yanıt verdi. ''AMERİKA FİİLEN SALDIRMIŞ DURUMDA'' Sürecin artık açık bir saldırı olduğunu vurgulayan Özçelik, Venezuela yetkililerinin açıklamalarına ve görüntülere dayanarak birçok şehrin bombalandığını belirtti.
ABD'nin fiilen saldırdığını ifade eden Özçelik, olağanüstü hal ilanının savaş hazırlığı için normal bir süreç olduğunu şu sözlerle anlattı: "Böyle bir ortamda biliyorsunuz milyonlarca milisi eğittiler ve ordu-halk birlikteliği politikasıyla Amerika'ya karşı direniş için hazırlanıyorlardı.
Böyle bir ortamda Venezuela'nın halkını olağanüstü hal ilan edip Amerika'ya karşı savaşa hazırlaması çok normal bir durumdur.
Zaten yapılan da budur." Özçelik, Venezuela halkına ve Bolivar geleneğine güvendiğini belirterek, ABD'nin amacının trilyon dolarlık Venezuela petrollerine el koymak olduğunu ve bunun bir sömürgecilik faaliyeti olduğunu söyledi.
GAZZE'DEKİLER YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR ABD'nin ekonomik çöküntü içinde olduğunu ve bu çıkmazdan saldırganlaşarak çıkmaya çalıştığını belirten Özçelik, Washington yönetiminin benzer politikaları Suriye ve Gazze'de de uyguladığını hatırlattı.
Özçelik, Gazze'deki insani durumu Türkiye'deki gündemle kıyaslayarak çarpıcı bir örnek verdi: "Bakın şu anda biz kar yağacak, barajlar dolacak diye uğraşıyoruz ama Gazze'deki insanlar yaşamak için çadırlarında yarıya kadar su basmış, yataklar ıslanmış, ıslanmayan hiçbir eşyaları yok bu koşullarda yaşamaya çalışıyorlar.
Biz yağmur, kar yağsın diye beklerken onlar yaşam mücadelesi veriyorlar.
Amerika dünyada görülmemiş ölçüde bir vahşet uyguluyor." Özçelik, uluslararası güçlerin "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" anlayışını terk etmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye, Rusya ve Çin ittifakına İran'ın da eklenmesi gerektiğini savunan Özçelik, aksi takdirde Türkiye'nin de aynı kaderi paylaşacağını belirtti.
Özçelik uyarısını şu ifadelerle sürdürdü: "Burada artık bütün dünyanın mazlumlara destek vermesi, onlarla birleşmesi gerekiyor.
Eğer bu birliktelik sağlanamazsa herkes parça parça Amerika ve İsrail'in yemi olur.
Bu ittifak sağlanırsa Dünya Savaşı da önlenebilir." Diplomasinin tek başına yeterli olmayacağını, ABD'nin sadece güçten anladığını belirten Özçelik, Güney Amerika ülkelerinin (Kolombiya, Brezilya, Venezuela) ABD'nin "arka bahçe" politikasına karşı dayanışma içine girdiğini söyledi.
ABD'nin Kanada'yı eyalet yapma, Grenada'yı işgal etme gibi girişimlerine dikkat çeken Özçelik, bölgede ABD karşıtı birleşik bir cephe oluşma ihtimalini yüksek gördüğünü ifade etti. 15 TEMMUZ'DA İLK DESTEK MADURO'DAN GELDİ Türkiye'nin tereddütsüz bir şekilde Venezuela'nın yanında durması gerektiğini vurgulayan Özçelik, "Bakın burada hiç 'ama'sı falan yok" diyerek şu ifadeleri kullandı: "Biz 15 Temmuz darbe girişimi olduğunda bize ilk destek kimden geldi?
İlk desteklerden birisi Venezuela'dan, Maduro'dan geldi.
Maduro Türkiye'ye kadar gelerek destek verdi.
Şimdi zor günlerinde Türkiye'nin de Venezuela'nın yanında olması lazım ve bunu tüm dünyaya deklare etmesi lazım." Özçelik, "Amerika'yı kızdırırız" mantığıyla sessiz kalmanın veya "denge" politikası izlemenin büyük bir hata olacağını belirtti.
Venezuela'nın şu an yaşadığı sürecin, Türkiye'nin geçmişte maruz kaldığı "Amerika-FETÖ darbesi" ile benzerlik gösterdiğini savunan Özçelik, bu desteğin "Kurtuluş Savaşı geleneğinin bir duruşu" olduğunu ifade etti.
İsmet Özçelik, Nobel Barış Ödülü'nün de siyasi bir araç haline geldiğini iddia etti.
Ödülün, ABD'nin hedef aldığı ve direnen ülkelerdeki muhaliflere bir işaret olarak verildiğini söyleyen Özçelik, bu yılki ödülün Venezuelalı bir muhalife verilmesine dikkat çekti.
Özçelik, "Şu olanlara bakın ve Amerika'nın desteklediği isimlere, Venezuela yönetimine karşı olanlara barış ödülü veriliyor" sözleriyle duruma tepki gösterdi.
ABD'NİN BİR SONRAKİ HAMLESİ NE OLACAK?
ABD'nin bir sonraki hamlesinin ne olacağı konusuna da değinen Özçelik, Washington yönetiminin şansını sonuna kadar deneyeceğini belirtti.
Asıl belirleyici olanın hava saldırıları değil, kara harekatı olduğunu söyleyen Özçelik, istihbarat örgütlerinin içeride "devşirme" faaliyetleri yürüttüğünü anlattı.
Suriye örneğini veren Özçelik, SDG ve güneydeki Dürzilerin bölünme planlarında kullanıldığını belirtti.
Özçelik, İsrail ve Suriye konusundaki şu iddiası dikkat çekti: "Bakın İsrail'e karşı en yoğun mücadele eden Suriye'deki Arap Alevileridir, Filistin'de de öyle.
Ama bakıyoruz orada bazı İsrail'in devşirdiği Aleviler İsrail'den yardım talebinde bulunuyorlar." Özçelik, yaşanan süreci "Ateş ve ihanet hemen hemen her yerde beraberdir" sözleriyle özetledi.
Kurtuluş Savaşı'nda da benzer ihanetlerin yaşandığını ancak son kazananın hep mazlumlar olduğunu vurgulayan Özçelik, Chavez örneğini hatırlattı: "Amerika Chavez'i devirdi, aldılar götürdüler.
Fakat bir süre sonra Chavez geri döndü ve o ülkeyi onurlu bir şekilde yönetti, arkasından da Maduro'ya devretti.
Ben Venezuela halkına güveniyorum.
Sonuçta hep mazlumların mücadelesi kazanır."