Haber Detayı

Kraliçe ve cihatçı: Benzetmek ve kullanmak
Mehmet yuva aydinlik.com.tr
03/01/2026 00:00 (2 saat önce)

Kraliçe ve cihatçı: Benzetmek ve kullanmak

Kraliçe ve cihatçı: Benzetmek ve kullanmak

Keriman Halis (20 Ağustos 1913; İstanbul - 28 Ocak 2012; İstanbul) Kafkasya kökenli Abaza anne ve Çerkez boylarından biri olarak kabul edilen ve bugün dili kullanılmayan (ölü lisan) Ubıh veya Vubıh kökenli bir babanın kızıydı.

Keriman Halis’in babası Ubıh Ace Tevfik Halis, Çerkesya Konfederasyonu Lideri (1861-1864) ve son Ubıh Prensi olarak kabul edilen Gerandiko Berzeg’in (Ciranduko Barzak) akrabasıdır.

Türkiye’de yapılan seçme yarışmasına sadece sekiz kadın katılmış ve Keriman Halis Türkiye’yi Belçika’da temsil etmeye hak kazanmıştı.

Aslında dünya güzellik yarışması da katılım çok az olduğundan ertelenmişti. 1932’de Türkiye’ye bu yarışmada yer alması için yeni bir davetiye ve rica iletilmişti.

Keriman Halis, Dünya Güzellik Kraliçesi Yarışması’nda Türkiye’yi temsil etti.

Birinci güzel seçildi ve Kraliçe Keriman oldu.

Atatürk kendisine Kraliçe, güzel ve soylu kadın, abla, başkan manasına gelen Ece soyadını uygun görmüş.

Keriman Halis Ece’nin bir Türk ve Müslüman kadın olarak Avrupa’daki güzellik yarışmalarına katılması, podyumda erkeklere açık ve mayolu kıyafetlerle görünmesi toplumda şiddetli tartışmalara sebep olmuştur.

Türkiye, Cumhuriyetin ilanından sonra “alfabe ve kılık kıyafet” kabuk ve şekil değişimi yani transformasyonu içindeydi.

Muasır (Çağın) medeniyeti olarak telakki ettiği Batı Avrupa’yı emsal alıyor ve onun seviyesine ulaşmak için dışında kalmak istemiyordu.

Belçika’da düzenlenen dünya güzellik yarışmasına da bu pencereden bakıyordu.

ONAY VERENLER VE KARŞI ÇIKANLAR Onay verenler; Türkiye’nin sadece siyaset, hukuk, sanayi, giyim ve eğitimde Batı standartlarına uygun yaşamadığını, eve hapsedilen, cariye olarak muamele gören, tarlada ırgat yatakta cinsel obje olarak telakki dilen Türk kadının en az Batı kadını kadar güzel, zarif, eğitimli ve özgür olduğunu dünyaya göstermek için bu tür yarışmaların bir fırsat sunduğuna inanıyordu.

Karşıt görüşte olanlar; onay verenlerin birçok argümanına katılırken, Batı dünyasında tanzim edilen güzellik, müzik, moda ve benzeri yarışmalarda göreceli olan bu öznel ve toplumsal deneyimlerin Batının kuralları, kalıpları, tercihleri ve tüketim ve kültürel asimilasyon için araç olarak kullanıldığına inanmaktadır.

Üçüncü bir grup ise bu kavramların kişiden kişiye, kültürden kültüre ve hatta zamana göre değiştiğini, çünkü güzellik algısının öznel deneyimler, kültürel normlar, medya ve kişisel aşinalık gibi birçok faktörden etkilendiğini öne sürer.

Kültürel farklılıklar, kişisel deneyimler, medya ve sanat, dönemsel değişiklikler ve dini itikatların bu kavramları göreceli yapan faktörler olduğunu savunur.

Radikal dinci ve tutucu muhafazakâr kesim ise bu tür yarışmalara, kadınların ama özellikle Türk ve Müslüman kadınların podyumlarda dans etmesine, açık kıyafet ve mayo veya bikini ile boy göstermesine rızası da onayı da yoktur.

ATEŞE BENZİN DÖKEN KONUŞMA Keriman Halis’in güzellik kraliçesi yarışmasına katılması ve birinci seçildikten sonra jüri başkanının yaptığı iddia edilen konuşma ateşe benzin döken cinstendi.

Darüşşafaka’da öğretmen ve Belçika’daki yarışma sırasında orada olduğunu iddia eden Halid Turhan, Keriman Halis’in özellikle dedesi “Şeyhülislam olduğu için” seçildiğini, bunun sembolik bir manasının olduğu ve “Batı dedesi İslam’ın Baş Şeyhi de olsa torununu kendisine yani Avrupa yaşam tarzına benzetme kudretine sahiptir.

İslam coğrafyasının bölge ve Batı üzerindeki hâkimiyeti resmen sona ermiştir.” mesajı verilmektedir.

Jüri Başkanının podyuma çıkarak “bir Türk ve Müslüman kadının kendini beğendirmek üzere mayo ile önlerinde boy göstermesi, Avrupa ve Hristiyan kadınlarına benzemeye çalışmasının Hristiyanlığın ve Avrupa’nın zaferi” olarak gördüğünü söylediğini ve bunu şerefine kadeh kaldırıldığını iddia etmişti.

COLANİ’NİN DEĞİŞİMİ Evet, anahtar sözler; “kendine benzetmek ve kendi amaçları için kullanmak.” Batılı diplomatlar, başına milyonlarca dolar ödül konmuş bir radikal selefi cihatçı terör örgütü ve terörist Abu Muhammed El-Colani’nin (Ahmet Şara) transformasyonunu yani kabuk ve şekil değişimini kutlamaktadır.

Öyle ki bu transformasyonda kimin dahli ve en çok katkısı var üzerine ciddi tartışmalar yapılmaktadır.

Bu değişime katkı yapan CIA yetkilileri televizyon röportajlarını bizzat kendileri iftiharla sunmaktadır.

Batı istihbarat mensupları ve diplomatları onunla yan yana görünmekten çekinmemekte, aksine yarışmaktadır.

Bunun sebebini araştıran Arap medya temsilcileri ve sosyal medya platformu sahipleri Colani’yi dönüştürme operasyonunda rol oynamış diplomatlardan bunun nedenini sormuşlar.

Cevaben; • Eskiden Hristiyanların hayatını zorlaştıran ve onlara barışla yaklaşmayan Selefi cihatçıları, onların Noel ağacını korumakla görevlendirdik. • Amerikan desteği alan grupları kınayan, onlara savaş ilan eden, ABD ve Batı’yı Büyük Şeytan olarak telakki den Selefi cihatçı grubu, askeri komutanlarımızla basketbol oynamalarını sağladık.

Onları halen uslanmayan radikal selefi cihatçı gruplara karşı sopa olarak kullanmayı başardık. • Irak’ta bizimle savaşmaya gidenleri onları bize karşı kullanmak isteyenlere karşı kullanmayı başardık ve sağladık. • 35 yıllık Şeriat dersleri, kitapları ve yönetim üzerine araştırmalarımızı tamamladık; Yöneticileri kâfir ilan etmelerini sağladık.

Sonra bu yöneticileri en radikal selefi cihatçı liderlerle aynı masa etrafında oturmalarını sağladık. • 55 yıllık İsrail karşıtı kültüre son verdik.

Şeriat’a hahamların kabul edilmesini ve sinagogların yeniden açılmasını sağladık ve etkili İsraillilerin Şam sokaklarında serbestçe dolaşmasına izin verdik. • 11 gün içinde, “Golan Tepeleri” ifadesini Şara ve Şeybani sayesinde sözlükten ve müfredattan çıkarmayı başardık.

Hafız Esad’ın savaş veya müzakereler yoluyla elinden alamadığımız Şeyh Dağı (Cebel El-Şeyh-Hermon) Dağı’nın zirvesini radikal cihatçı rejim sayesinde Suriye’den almayı başardık. • Tarihteki en büyük din ve cihat çarpıtmasını gerçekleştirdik ve cihatçıların herhangi bir cihatçı rol modeline olan saygılarını tamamen kaybetmelerine neden olduk.

Şeriat hukukunu en çekici haliyle, iktidar uğruna dini ilkelerinden vazgeçme modeli olarak sunduk.

Onlara DEAŞ’tan başka bir cihat modeli bırakmadık. • Şeriat hukukuna zafer kazandırmasaydık, onu teşvik etmeseydik ve sadece 11 gün içinde desteğini artırmasaydık, tüm bunları başaramazdık. • 1979’dan beri dünyaya hükmeden, Batı ve İsrail karşıtı cihat sona erdi.

Küresel pragmatizmin lideri olan Şara’yı küresel selefi cihatçı düşünceyi temsil eden Kral olmasını sağladık.

YOL TEL AVİV’DEN GEÇİYOR Benzetmek ve kullanmak formülünü “din ve mezhep kimliği” ile hareket edenlere de tavsiye ediyorlar.

Sünni, Alevi, Dürzi, Hristiyan din adamlarına ve topluluklarına ancak kadim cihatçı Ahmet Şara misali transformasyonu, kabuk ve şekil değiştirmeyi yani küresel tekelci kapitalizmin edevatı olmayı kabul ederseniz Ahmet Şara gibi makamlarınız, idareleriniz ve hatta devletleriniz bile olabilir.

Tekelci kapitalist dünya rejimi tarafından kabul edilmeyi arzulayanların yolu da Tel Aviv’den geçiyor.

İlgili Sitenin Haberleri