Haber Detayı

Gazi’nin son söylevi -1
Dr. r. bülend kırmacı haber3.com
02/01/2026 15:37 (3 saat önce)

Gazi’nin son söylevi -1

Gazi’nin son söylevi -1

Atatürk’ümüzün 1 Kasım 1937 tarihinde TBMM 3.

Yasama Yılı’nı açış konuşmalarını, tarihe bir kez daha geçsin diye dört bölümlük bir yazı dizisi olarak siz okurlarımızla paylaşmak istedim.Hemen belirteyim ki, ebediyete intikalinden neredeyse bir yıl önce yapılan bu konuşma, yeryüzüne bir daha gelmesi olası olmayan büyük dâhinin, Ulusuna adeta bir vasiyeti gibidir.Kısaltmalar yaparak ve naçizane kendi yorumlarımı da katarak aktaracağım bu Konuşmanın tam metnine aşağıda kaynak olarak vereceğim linkten erişilebilir (*).Ve şöyle sesleniyor büyük Kurtarıcı ve Kurucu:“Kıvançla görmekteyiz ki, Cumhuriyet rejimi, yurdumuzda huzur ve sükunun en iyi biçimde yerleşmesini sağlamış bulunuyor.

Vatandaşlar ve bu yurtta oturanlar, Cumhuriyet kanunlarının eşit şartları altında kendileri için hazırlanan özgür refah ve mutluluk imkanlarından en iyi bir biçimde yararlanmaktadırlar.”(Atatürk burada yurttaşlık tanımına da en doğru vurguyu yapıyor.

Günümüzde kimi çevrelerin ezberden dillendirdikleri “eşit yurttaşlık” gibi bir kavramı kullanmıyor.

Çünkü, bu tüm yurttaşların zaten “yurttaş” olmaklıklarından ötürü eşit haklara sahip olduğu ve asıl güvencenin bu olduğu gerçeğini vurguluyor. -bk)…Gazi devamla:“Modern hükümetçiliğin en belirgin özelliği, halkı gücüne olduğu kadar şefkatine de içtenlikle inandırabilmesidir.

Büyük küçük bütün Cumhuriyet memurlarında bu düşünce biçiminin en geniş ölçüde gelişmesine önem vermek, çok yerinde olur.” diyor…(Atatürk burada kendi öngörüsünden altmış yıl sonra Kıta Avrupa’sında dillendirilecek “yönetişim” / “etkili yönetim” ilkelerini ortaya koyuyor.

Kamu hizmetlerinde yer alan tüm memurların görevleri sırasında halka saygılı olması gereğine işaret ediyor. -bk)Gazi devamla:“Özel idarelerin geçen yılki çalışmaları verimli olmuştur.

Ancak özel idareler ve belediyeler, büyük kalkınma savaşımızda hayat ucuzluğunu sağlayacak uygun önlemler almalı ve yetkilerini tam kullanmalıdırlar.”(Atatürk, kolayda ve ara malların tedariki sırasında halkın ve özellikle küçük ve orta girişimcilerin piyasa koşullarının insafına bırakılmaması için kamu denetiminin ve kamusal üretimin ipuçlarını veriyor. -bk)Gazi, söylevini şöyle sürdürüyor:“Şehircilik işlerinde de teknik ve planlı kurallar içinde çalışmak gereklidir.

Bunun için belediyelerimizin hukuka uygun biçimde aydınlatılmasını ve yol gösterecek bir merkezi teknik büro kurulmasını öneririm.(Atatürk, kentleşmede planlamanın önemini hatırlatırken, belediyelerin mali konularda son derecede duyarlı ve özenli işlemesi gereğini gözler önüne seriyor. -bk)Gazi, halkın sağlığı konusunda şu vurguları yapıyor:“Kendine inkılabın ve inkılapçılığın çeşitli ve hayati görevler yüklediği Türk vatandaşının sağlığı ve sağlamlığı, her zaman üzerinde dikkatle durulacak milli sorunumuzdur.Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının bu sorun üzerindeki sistemli çalışmaları, yüksek Kamutayı sevindirecek durumda gelişmektedir.Aynı bakanlık, kendine verdiğimiz göçmen işlerini de sosyal ve ekonomik politikamıza uygun olarak başarı ile yürütmektedir.Bakanlığın ‘Sağlam ve güçlü bir nesil, Türkiye'nin özüdür’ prensibini, pek iyi kavrayarak çalışmakta olduğunu belirtmek isterim.”(Atatürk, sağlık hizmetlerinin kamucu bir anlayışla ele alınması ve ‘milli bir mesele’ olarak benimsenmesini dile getiriyor.

Ayrıca, ‘muhacir’ yurttaşlarımızın esenliğine dair bir özeni ifade ediyor.

Dahası bugün daha da çetrefil hale gelen ‘göçmen’ konusunun halk sağlığı boyutuna da dikkat çekiyor. -bk)“… kara ve deniz ticaret kanunlarımızın ekonomik bünyemizdeki gelişmelere daha uygun duruma getirilmesinde zaman geçirilmemesi yerinde olur… Güvenlik ve hak işleriyle ilgili yöntem ve kanunlardan kolaylık, ivedilik, açıklık ve kesinlik temel olmalıdır.

Bu nedenle, vatandaşların icra daireleri ile olan ilişkilerini kolaylaştırmak amacı ile yapılan çalışmalarının bir an önce kanun haline getirilmesini önermeyi uygun bulurum…”(Bu tespitleriyle Atatürk, Türkiye’nin ulusal çıkarlarına uygun yasal düzenlemelerin yapılmasının yanı sıra, yurttaşlar açısından da borçlar yasasının kolaylaştırıcı şekilde ve ilerici adımlarla tatbikinin önemini belirtiyor. -bk)Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1 Kasım 1937 tarihli TBMM Genel Kurul konuşmasında bir noktadan sonra “ekonomiyi” ele alıyor:“Şimdi arkadaşlar, ekonomik yaşamımızı gözden geçireceğim.

Hemen bildirmek isterim, ben ekonomik yaşam denince, tarım, ticaret, sanayi faaliyetlerini ve bütün bayındırlık işlerini, birbirinden ayrı düşünülmesi doğru olmayan bir bütün sayarım.

Bu nedenle şunu da hatırlatmalıyım ki, bir ulusa bağımsız görünüş ve değerini veren siyasi yaşam çarkında, devlet, fikir ve ekonomik yaşam işleyişleri birbirlerine bağlı ve birbirleri ile ilişkilidir, o kadar ki, bu işleyişler birbirine uyacak aynı düzen içinde çalıştırılmazsa, hükümetin çekici gücü harcanmış olur, ondan beklenen tam verim sağlanamaz.

Onun içindir ki, bir ulusun kültür düzeyi üç alanda, devlet, fikir ve ekonomi alanlarındaki çalışma ve başarılı sonuçlarının toplamı ile ölçülür.”(Atatürk bu noktada kalkınmanın bütünselliği kavrayışını adım adım temellendiriyor.

Devlet işlerinde “fikir (proje)”, “ekonomik rasyonalite (gerçekçilik) ve kültürel gelişmeyi bir bütün olarak ele almak gerektiğini belirtiyor. -bk)Ve Atatürk ekonomi ile ilgili söylemlerinin daha başında tarıma, kırsal kalkınmaya verdiği önemi apaçık ve belirgin şekilde ortaya koyuyor, söylevinin bu bölümünde “toprak reformu” özellikle dikkat çekiyor…“Milli ekonominin temeli tarımdır.

İşte bu nedenle tarımda kalkınmaya önem vermekteyiz.

Köylere kadar yayılacak programlı ve pratik çalışmalar bu amaca erişmeyi kolaylaştıracaktır.Fakat bu önemli isteği uygun bir biçimde amacına ulaştırabilmek için ilk önce ciddi çalışmalara dayalı bir tarım politikası belirlemek ve onun için de, her köylünün ve bütün vatandaşların kolayca kavrayabileceği ve severek uygulayabileceği bir tarım rejimi kurmak gereklidir.

Bu politika ve rejimde, önemle yer alabilecek noktaların başlıcaları şunlar olabilir.Bir kez, ülkede topraksız çiftçi bırakılmamalıdır… Bundan daha önemli olan ise, bir çiftçi ailesini geçindirebilen toprağın, hiçbir nedenle ve hiçbir şekilde bölünemez bir nitelik almasıdır… Büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliğinin, arazinin bulunduğu bölgelerin nüfus yoğunluğuna ve toprak verim derecesine göre sınırlanması gereklidir… Küçük büyük bütün çiftçilerin iş araçları artırılmalı, yenileştirilmeli ve bakım önlemleri zaman geçirilmeden alınmalıdır… Köyde ve yakın köylerde, ortaklaşa harman makineleri kullanmak köylülerin vazgeçemeyeceği bir gelenek haline getirilmelidir.Ülkeyi iklim, su ve toprak verimi bakımından tarım bölgelerine ayırmak gerekir.

Bu bölgelerin her birinde, köylülerin gözleriyle görebilecekleri, çalışmaları için örnek tutacakları verimli, modern, pratik tarım merkezleri kurulması gereklidir.Bu gün devlet yönetiminde bulunan çiftliklerdeki ve bunların yönetimi içindeki diğer tarımsal sanayi kuruluşlarındaki bazı kişiler, tarımsal çalışmaların bütün alanlarında her türlü teknik ve modern deneylerini tamamlamış olarak bulunduğu bölgelerde en faydalı tarım usul ve sanatlarını yaymaya hazır bulunmaktadırlar.

Bu, bakanlık için büyük kolaylıklar sağlayacaktır.

Ancak, gerek var olan gerek bütün ulusal tarım bölgeleri için yeniden kurulacak olan tarım merkezlerinin kesintiye uğramadan tam verimli çalışmalarını; şimdiye kadar olduğu gibi, devlet bütçesine ağırlık vermeksizin, kendi gelirleriyle kendi varlıklarını yönetmek ve gelişmelerini sağlayabilmek için bütün bu kurumlar birleştirilerek geniş bir işletme kurmalarını öneririm.…Orman varlığımızın korunması gereğine ayrıca değinmek isterim.

Ancak, bunda önemli olan, koruma kuralları ile, ülkemizin çeşitli ağaç ihtiyaçlarını sürekli olarak karşılaması gereken ormanlarımızı dengeli ve teknik bir biçimde işleterek yararlanma konusunu akıllıca uzlaştırmak zorunluluğu vardır.

Buna, Büyük Kamutayın gereken önemi vereceğine şüphe yoktur.”(Atatürk; gerçek devrimciliğini ve ilericiliğini bu aşamada da ortaya koyuyor: Toprak düzeni ve bir üretim faktörü olarak tarımın çağdaş yapılanması savunuyor. *her çiftçi ailesine toprak; *köylerde ortak makine parkları (kooperatifçiliğin bir örneği) *Tarımda mikro ve makro planlama *Tarım sanayinin oluşturulması; bunlar Gazi’nin konuşmasında ön plana çıkıyor. -bk)Devam edecek…(*): Kaynak: https://cdn.tbmm.gov.tr/TbmmWeb/tarihce/ataturk_konusma/5d3yy.htm

İlgili Sitenin Haberleri