Haber Detayı
Bir Netflix çıkmazı: Cem Yılmaz neden linç ediliyor
Netflix 31 Aralık günü iki stand-up gösterisini birbirine rakip olacak şekilde yayınladı: Biri, Türkiye’nin yakından tanıdığı Cem Yılmaz’ın CMXXIV’si, diğeri ülkemizde görece daha az (ya da dolaylı) bilinen Ricky Gervais’in Mortality gösterisi…
Cem Yılmaz, yıllardır alışık olduğumuz tarzının çok dışına çıkmıyor son gösterisinde: Türk toplumu üzerindeki gözlemlerini, kendi hayatından yola çıkarak anlattığı anektodlarını onca senenin verdiği tecrübe ile daha da akıcı hale getirdiğini söylemek dahi mümkün.
İlk gösterisiyle şimdi arasına giren dijital çağın nimetlerine de sıklıkla rastlıyoruz.Ancak, Cem Yılmaz’ın aslında ziyadesiyle muzdarip olsa da bu defa gözden kaçırdığı bir detay var: Woke ve cancel (iptal/linç) kültürü…Hemen son örneğiyle anlatayım: Yılmaz’ın yılbaşı günü yayınlanan gösterisinde ilişkilere ve magazin haberlerine dair paylaştığı bir anekdot, sosyal medyada bir anda yükselen tepkilerle karşılandı.
Halihazırda bir mizah gösterisi içinde kullanılan anekdotta Cem Yılmaz yaşı gereği gönül ilişkileri ve sevgililik kavramından nasıl uzaklaştığını “Bu yaştan sonra çok zor.
Bir de 38 yaşında biriyle çıkıyorsun, ‘Buldu çıtırı’ diyorlar.
Ona çok canım sıkılıyor. 38 lan ölmek üzere” esprisiyle ti’ye alıyor.
Gelgelelim 1 saat 53 dakikalık gösterinin cımbızlanarak alınan bu 25 saniyelik kesiti sosyal medyada hadsizlik, fosillik, gericilik ve bunlara benzer türlü negatif yorumla paylaşıldı.
Özellikle kadınların başı çektiği eleştiriler “bu defa güldürmedi, sinirleri zıplattı” yaftasıyla haberleştirildi.
Cem Yılmaz’ın yıllardır kullandığı dili son örnek üzerinden ele alıp, tam da eleştirilen açı ile polemiğe dönüştürmek, ‘woke’ (Türkçe ‘uyanış’ yahut ‘bilinçlenmiş olmak’ denebilir) ile tamamlayıcısı ‘cancel’ (iptal, linç) kültürünün günümüz versiyonunda pek seviliyor.
Ancak bu kavramların çıkış noktası aslında çok başkaydı:‘Woke kültürü’ denilen şey, bugün sosyal medyada kavga başlığına dönüşmüş haliyle ortaya çıkmadı.
Bir moda, bir TikTok dili ya da üniversite kampüslerinden sızmış tuhaf bir ahlak zabıtalığı olarak başlamadı.
Tam tersine, çok somut bir yerden, hayatta kalma refleksinden doğdu.“Stay woke” ifadesi, Afro-Amerikan topluluklarda onlarca yıl boyunca basit bir uyarıydı: Uyanık ol, dikkatli ol, sistem sana karşı çalışıyor.
Polis şiddeti, ırkçı yargı mekanizmaları, linçler… Gündelik yaşam içinde hayatta kalmanın kısaltmasıydı.
Günümüzde çarpıtılmış haliyle bir erdem rozeti gibi taşınmıyordu.
Sonra bu farkındalık dili, üniversitelere girdi. 70’lerden itibaren eleştirel teori, feminizm, post-kolonyal düşünce ve ırk çalışmaları, meseleyi bireysel kötülükten çıkarıp yapıya taşıdı. “Sorun kötü insanlar değil, kötü sistemler” fikri yerleşti.
Dilin, mizahın, temsillerin masum olmadığı; güç ilişkilerini yeniden ürettiği anlatıldı.
Bu noktada ‘uyanık olmak’, dünyayı okuma biçimiydi.
Hala makul ve gerekliydi.Kırılma, bu dilin akademiden çıkıp sosyal medyaya taşınmasıyla yaşandı.
Twitter ve Instagram, karmaşık meseleleri hızla pozisyon almaya zorlayan mecralar olarak hayatlarımıza sızdı.
Nüans kayboldu ve bağlam çöktü.
Fark etmek yerini ifşa etmeye, tartışmak ise ‘etiketlemeye’ bıraktı.
Haklı bir öfke, çoğu zaman hızla ahlaki üstünlük yarışına dönüşen bir hale büründü.
Kim daha uyanık, kim daha saf, kim en temiz…Asıl dönüşüm ise işin kurumsal aşamasında oldu.
Şirketler, medya kuruluşları, kültür endüstrisi bu dili benimsedi.
Argüman kağıt üzerinde doğruydu: Çeşitlilik, kapsayıcılık, temsil… Pratikte ise çoğu zaman riskten kaçınma refleksine indirgendi.
Hata yapmamak, rahatsız etmemek, kriz yaşamamak temel motivasyon haline geldi.Yani ‘woke’ bir adalet talebinden çok, bir iletişim protokolüne dönüştü. “Uygunsuz” “ahlak dışı” “zinhar kabul edilemez” gibi gerekçelerle başlatılan tartışmalar ve ortaya çıkan linç:Yani cancel kültürü…Sahneye 90’lı yılların sonlarında çıkmaya başlayan Cem Yılmaz, ilk senelerden beri kendisine gelen eleştirileri mizahi bir üslupla harmanlayıp yenilerine malzeme etmeyi ustalıkla başardı.
Dijital çağla beraber dönüşen bu eleştiriler artık daha görünür ve çok daha hızlı yayılan bir karakter kazandı.
İşin bir de Netflix ayağı var: Woke kültürünün bu kadar hızlı yayılması, Netflix’in başı çektiği medya aracılığı ile ilmek ilmek işlendi.
Mevcut yapımlara yapacak fazla bir şey yoktu, yeni yapımlarda kadrolar itinayla belirlendi, konular ona göre seçildi ve platform, zaman zaman kendisinin bile kurban edildiği linç kültürünün mimarlarından biri haline geldi.
Yani Netflix de woke kültürünün ‘kendine kadar’ olan kısmını almayı seçti.Cem Yılmaz’ın esprileri ve kullandığı dil yeni değil, izleyicinin yaşı artık daha homojen ve Z kuşağı da denklemin içinde.
Hal böyle olunca eski izleyiciye sıradan, yeni tanışanlara ‘hadsizlik’ şeklinde yansıyan bu eleştiriler kaçınılmaz oldu.
Cem Yılmaz kimseyi örnek göstermiyor, kimseyi aşağılamıyordu.
Bilindik üslubuyla yaşını ti’ye alıyor, örnekleri abartarak mizah yapıyordu.
DÜNYACA ÜNLÜ RAKİP RICKY GERVAIS'TEN CEVAPAynı gün aynı platformda yayınlanan Ricky Gervais, bu konuda muazzam bir özet yapıyor.Gervais, salı günü yayına giren Mortality adlı gösterisinde komedi için “gerçekten tuhaf” bir dönemden geçildiğini söylüyor ve “her şeye alınan” elitlere karşı zafer ilan ediyor:“Bu tür bir kahkahayı yeniden duymak harika.
Belki seyirci olarak fark etmiyorsunuz ama biz komedyenler olarak, yaklaşık 10 yıldır şakalarımızı sürekli ikinci kez düşünmek zorunda kaldığımız gerçekten tuhaf bir dönem yaşadık.İnsanlar her şeye alınır oldu ama biz geri ittik ve kazandık.
O yüzden s***r etsinler.
Bir dahaki sefere kadar.
Gitmiş değiller.
Sadece yaralarını yalıyorlar.
Daha da saçma bir şeyle geri gelecekler.
Ama bir dahaki sefere kim olduklarını hatırlayın, tamam mı?Bunlar hep eğitimli, orta sınıf, ayrıcalıklı, elitist tipler.
Sıradan emekçi insanlara ne yapabileceklerini, ne söyleyebileceklerini, neye gülebileceklerini söyleyen insanlar.
Komedinin sıradan insanlar için ne kadar önemli olduğunu fark etmiyorlar”Cem Yılmaz’la aynı kulvarda ve fakat çok daha sivri, hatta Türk toplumu için zaman zaman kabul edilemez alanlarda dolaşan Ricky Gervais’in söyledikleri, Cem Yılmaz’ın yaşadığı lincin güzel bir izahı sanki…Günün sonunda akla, İncil’de geçen şu söz geliyor:“İlk taşı en günahsız olanınız atsın”Gözde SulaOdatv.com