Haber Detayı

Lübnan, Hizbullah'ın silahsızlanma sürecinde İran ekseninden uzaklaşıyor
Dünya ekonomim.com
02/01/2026 13:09 (3 saat önce)

Lübnan, Hizbullah'ın silahsızlanma sürecinde İran ekseninden uzaklaşıyor

İsrail’in Ekim 2023’te Lübnan’a, 13 Haziran 2025’te ise İran’a yönelik geniş çaplı saldırıları, Hizbullah’ın hem bölgede hem de Lübnan’daki gücünün sorgulanmasına yol açtı.

Özellikle İsrail’in, Lübnan’a saldırma gerekçesi olarak Hizbullah’ın varlığını öne sürmesi ve Hizbullah'ın son dönemde hem askeri hem siyasi açıdan zayıflaması ve Lübnan’da istikrarsızlığın etkeni olarak görülmesi, Lübnanlı yetkilileri Hizbullah’tan ayrışma noktasında harekete geçirdi.

Bu kapsamda İsrail ile varılan ateşkesin ardından Lübnan hükümeti, ABD ve Batılı ülkelerin baskısıyla, 5 Ağustos’ta Hizbullah'ınkiler dahil ülkedeki tüm silahların devletin tekelinde toplanması kararını kabul etti ve orduya 2025 yılı sonuna kadar uygulanmak üzere bir plan hazırlama görevi verdi.

Lübnan'daki İş Birliği ve Barış İnşası Araştırma Merkezi kurucularından araştırmacı Danya Kulaylat Hatib ve İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkanı Doç.

Dr.

Serhan Afacan, Hizbullah’ın Lübnan’daki varlığına, Lübnan hükümetinin yeni dönemde Hizbullah'a yaklaşımı ve Türkiye’nin Lübnan'daki rolüne ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Hizbullah’ın silahları artık İsrail için caydırıcı değil Hatib, "Hizbullah'ın silahları iki ucu keskin bir kılıçtı.

İsrail'in Lübnan'ı vurması için bir bahaneydi, aynı zamanda da İsrail'e karşı bir ölçüde caydırıcıydı.

Ancak bu durum geçen yılki çağrı cihazı saldırısıyla Hizbullah'ın kapasitesinin ciddi biçimde zayıflamasıyla değişti. (Hizbullah'ın) silahları artık caydırıcı değil." dedi.

Hizbullah'ın silahsızlanması konusunda ise bir çeşit anlaşma gerektiğine dikkati çeken Hatib, Türkiye'de terör örgütü PKK'nın ve İrlanda'da İrlanda Cumhuriyet Ordusu'nun (IRA) silahsızlandırılmasını örnek gösterdi.

Hatib, "Devlet dışı grupların silahsızlandırılması genellikle garanti verildikten sonra olur.

Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını istiyorsunuz ama garanti vermiyorsunuz.

Lübnan devleti garanti verebilecek bir durumda değil." diye konuştu.

İran'ın Lübnan ile ilişkileri ve bölgesel etkisi konusunda Suriye'de Esed rejiminin devrilmesinin önemini vurgulayan Hatib, şunları ifade etti: "İran’ın vekil güçleri, Esed rejiminin düşmesiyle büyük ölçüde zayıfladı.

Çünkü İran’ın doğuya yönelik tüm operasyonları Şam üzerinden yürütülüyordu. (Hizbullah lideri) Naim Kasım bile Esed'in düşmesinin kendileri için Hasan Nasrallah'ın öldürülmesinden daha büyük bir darbe olduğunu söyledi." .

Hatib, İran'ın bu süreçte "düşük profil hareket ettiğine" ve "geri planda kalmayı tercih ettiğine" dikkati çekerek İran'ın ayrıca bölge ülkeleriyle iyi ilişkiler geliştirmeye çalışarak "iç meselelerine odaklandığını" belirtti. "Türkiye, Lübnan'da daha fazla rol üstlenmeli" Türkiye'nin Suriye'ye odaklandığını ve bölgede "daha fazla rol üstlenmesi gerektiğini" dile getiren Hatib, Türkiye'nin Lübnan’da rolünün istikrar sağlayıcı olacağını vurguladı.

Hatib, Lübnan'ın İsrail karşısında caydırıcı bir gücünün olmadığını ve buna ihtiyaç duyduğunu ifade ederek Suriye'de Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın bu bakımdan Türkiye ile savunma anlaşması yaparak akıllıca bir politika izlediğini ifade etti.

Araştırmacı Hatib, pazarlık esnasında elinin zayıf olmasının Lübnan için dezavantaj olduğunu savunarak "Lübnan İsrail ile müzakere ediyor ama elinde bir şey yok.

Zayıf olan müzakere edemez, çünkü elinde pazarlık gücü yok." dedi. "İran'ın Hizbullah üzerinden kurduğu ilişki Lübnan'da istikrarsızlığa neden oluyor" İRAM Başkanı Doç.

Dr.

Serhan Afacan da İran’ın Lübnan üzerindeki istikrarsızlığın temel etkeni olduğunu vurgulayarak, “İran'ın Orta Doğu'da jeopolitik bir hesabı var ve bu hesap Tahran'ın direniş ekseni adını verdiği malum yapılanma üzerinden görülüyor." dedi.

İran'ın Hamas, Suriye ve Irak’taki birtakım yapılanmaları buna dahil ettiğini vurgulayan Afacan "Hizbullah da bunun en temel parçalarından bir tanesi.

İran'ın Hizbullah üzerinden kurduğu ilişkinin Lübnan'da istikrarsızlığa neden olduğu konusunda kesinlikle hemfikirim.” görüşünü dile getirdi.

Hizbullah'ı Lübnan için de çok önemli bir aktör olarak tanımlayan ve Hizbullah'ın ortadan kaldırılması imkansız bir aktör olduğuna atıf yapan Afacan, şunları kaydetti: "Yalnız İran'ın Hizbullah'la kurduğu ilişkiler her zaman için toplamda Lübnan'ın işine yarayan bir ilişki türü olmadı.

İran’ın Hizbullah'a destek verme biçimi genelde Lübnan hükümetinin iktidarını, Lübnan hükümetinin gücünü zayıflatan sonuçlar doğurdu ki zaten gelinen noktada bunu görüyoruz." İran-Lübnan gerilimi İRAM Başkanı Afacan, İranlı yetkililerin Hizbullah konusundaki tutumunun ve açıklamalarının, Lübnanlı yetkilileri fazlasıyla rahatsız ettiğini belirterek "7 Ekim'den itibaren bölgemizde yaşananlara bakıldığında İran'ın direniş ekseni dediği şeyin çok da artık İran'ın hayal ettiği kadar güçlü olmadığı yönünde değerlendirmeleri makul buluyorum." dedi.

Tahran'ın gördüğü şekliyle direniş ekseninin çöktüğüne dikkati çeken Afacan, İran’ın direniş ekseni içerisinde değerlendirdiği yapıların varlığını yine İran’dan bağımsız olarak sürdüreceğini dile getirdi. "Türkiye'nin Lübnan'daki pozisyonu bölgesel istikrar açısından elzem" Suriye’de tansiyonun tekrar yükseldiğini hatırlatan ve Türkiye’nin de Suriye’nin istikrarından yana ciddi tavır koyduğunu belirten Afacan, sözlerine şöyle devam etti: "Suriye ile Lübnan tarihsel ve jeopolitik olarak birbirinin ayrılmaz parçalarıdır.

Lübnan istikrara kavuşmadan Suriye istikrara kavuşamaz.

Bu tam tersi için de geçerli.

Bence Türkiye Cumhuriyeti burada çok hassas bir denge gözetiyor ve bunun üç sacayağı olduğunu düşünüyorum.

Bunlardan bir tanesi İsrail saldırılarının sonlandırılması.

İkincisi, meşru Lübnan hükümetinin güçlendirilmesi, üçüncüsü ise Hizbullah'ın şeytanlaştırılmaması." Afacan, silahlarını teslim etmiş bir Hizbullah’ın Lübnan’da aktör olması konusunda Türkiye açısından sorun olmadığını söyledi. "Türkiye, bölgenin istikrarı için Lübnan'ın istikrara kavuşmasına bir anlamda muhtaç." diyen Afacan sözlerini, "Yani Suriye'nin istikrara kavuşması için bu manada ben Türkiye'nin Lübnan'daki pozisyonunun İran'dan oldukça farklı olduğunu ve orada istikrar sağlamanın Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından, toplamda da bölgesel istikrara bakışı açısından elzem olduğunu düşünüyorum." diyerek tamamladı.

İsrail, Gazze’de saldırılarını sürdürüyorDünya Ukrayna’da savaşın sona erdirilmesi müzakerelerinde en zor konular 2026’ya bırakıldıDünya  

İlgili Sitenin Haberleri