Haber Detayı
Siyonist İsrail’in Türk korkusu
2026 yılının ilk günü dün İstanbul’da 520 bin kişilik Gazze’ye destek yürüyüşüne katılanları görünce İsrail’in Türk korkusunu daha iyi anlayabiliyorsunuz.
71 bin kişiyi katleden soykırımcı İsrail’in enkaz yığınına çevirdiği Gazze’de milyonlarca insan çadırlarda, açlık, susuzlukla karşı karşıya hayatta kalmaya çalışıyor.
Tıpkı soykırımcı İsrail’in katliam görüntüleri gibi olumsuz hava koşulları insanın içini parçalayan görüntüler ortaya çıkarıyor.İşte Milli İrade Platformu, İnsanlık İttifakı ve Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından düzenlenen “Büyük Gazze Yürüyüşü” Filistin’in acılarının Türkiye tarafından unutulmayacağını ve gündeminin üst sıralarında kalmaya devam edeceğini gösteriyor.“Büyük Gazze Yürüyüşü” aynı zamanda tüm insanlığa verilen bir mesaj, başta da yazdığım gibi İsrail içinse korku.İsrail’in korkusunun hem tarihi hem de güncel sebepleri var.
Aslında güncel sebebinin temelinde de tarihsel korku yatıyor.
Güncel korkusunun kaynağı Türk Ordusu’nun Gazze’de oluşturulacak İstikrar Gücü’ne katılması ihtimali.
Böyle bir ihtimalin güçleniyor olması Siyonist İsrail’i yiyip bitiriyor.Nitekim İsrail Başbakanı Netanyahu’nun geçen hafta yaptığı son ABD ziyaretinin ana gündem maddelerinden birisi Türk ordusunun, İstikrar Gücü içinde yer alıp almayacağı konusuydu.İSRAİL MEDYASI: TÜRKLER GAZZE YOLUNDAABD Başkanı Trump’ın istemesine rağmen İsrail, Gazze’de Türk askerinin bulunmasına başından itibaren itiraz ediyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu “Gazze’ye hangi yabancı güçlerin girebileceğine sadece İsrail karar verecek” derken, Dışişleri Bakanı Gideon Saar, “Türk askerinin Gazze’ye girmesi bizim açımızdan kabul edilemez.
Bunu Amerikalı dostlarımıza da açıkça söyledik” şeklinde açıklamalar yaptı.ABD Başkanı Donald Trump’ın Mısır’ın Şarm el-Şeyh kentinde ABD, Türkiye, Katar ve Mısır’ın imzalanan Gazze barış planının devamı olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Gazze’de Barış Kurulu’nun kurulması ve Uluslararası İstikrar Gücü’nün görev yapmasını öngören ABD tasarısını Kasım ayında kabul etti.
İki yıl görev yapacak bu görev gücünde hangi ülkelerin yer alacağı İsrail’in Türkiye korkusu yüzünden bir türlü netleşmedi.
Türkiye olmadan diğer ülkeler de bu görev gücü içinde yer almak istemiyorlar.
Dolayısıyla İsrail’in itirazı nedeniyle henüz misyonu bile belirlenmemiş “Uluslararası İstikrar Gücü’nde hangi ülkelerin yer alacağı konusu kilitlenmiş durumda.
İsrail’i bu konuda tek ikna edebilecek ülke ABD.
Nitekim Trump Netahyahu ile son görüşmesinde, Türkiye’nin Uluslararası Görev Gücü’nde yer alması konusunda, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok iyi bir ilişkim var.
Bu konuyu (Netahyahu) ile konuşacağız.
Bence bu iyi bir şey.
Türkiye harika bir ülke” diyerek tavrını ortaya koydu.
Görüşmenin içeriği ise İsrail medyasında “Netanyahu’nun Miami görüşmesinden çıkan kötü haber: Türkiye Gazze yolunda” yorumuyla duyuruldu.İsrail’de yayınlanan Maariv gazetesinde Eprahim Ganor imzalı yazıda, yazıda Türk askerinin 108 yıl sonra Filistin’e geri döneceğini şöyle aktardı: “Hiç kimse, ABD Başkanı’nın İran ile mücadelede İsrail’e tam destek ve iş birliği sağlamasından rahatsız değil aksine bu herkes için sevindirici ve önemli bir kazanım.
Ancak iş Gazze, Suriye, Lübnan ve Batı Şeria gibi diğer cephelere geldiğinde kimsenin gerçek anlamda sevinmesi için bir neden yok.Bu açık bir şekilde dile getirilmedi belki ancak şeytan ayrıntılarda gizli.
Bu ayrıntılar, Trump’ın Türkiye’ye F-35 savaş uçaklarını verme niyetinin ardından Türklerin Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden 108 yıl sonra Gazze’ye geri döneceğini gösteriyor.
İsrail için bundan daha kötü bir haber olamaz.
Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’in kalbine sadece bir adım mesafede bir nüfuz alanı elde etmesi son derece endişe verici bir gelişme.
Trump’ın, temelsiz biçimde ‘Bibi Erdoğan’a saygı duyuyor’ diyerek endişeleri yatıştırma çabası bu gerçeği değiştirmiyor....Bu noktada endişelenmesi gerekenler listesine Bezalel Smotrich ve Itamar Ben Gvir de eklenmeli.
İki gerçeği artık içselleştirmeleri gerekiyor: Trump, Batı Şeria’ya ilişkin tüm planlara karşı çıkıyor.
Netanyahu’nun kendi ağzından da duydular.
Filistin Yönetimi özellikle eğitim sistemi başta olmak üzere çeşitli reformlara giderse Gazze’de düzeni sağlayacak güce dâhil edilmesine itiraz edilmeyecek.”EN TEHLİKELİ DÜŞMANİsrail’in Türk korkusu her cepheden yayılmaya çalışılıyor.
Siyasetçiler, büyükelçiler hatta din adamları bile Türkiye’nin görev gücünde yer almaması için düşmanlık algısı yaratmak için her fırsatı kullanıyorlar.Eski İsrail Savunma Bakanı ve muhalefet partisi İsrail Evimiz’in lideri Avigdor Liberman, Türkiye’nin Suriye ve Gazze’ye yerleşmesi halinde kimsenin onu, buralardan çıkaramayacağını söyledi.
İsrail’in New York Başkonsolosu Ofir Akunis İsrail’in resmi politikasının “hiçbir Türk askerinin Gazze’ye giremeyeceği” olduğunu belirterek, “Türkiye, İsrail’in düşmanıdır” dedi.Fransız asıllı İsrailli Haham Ron Chaya, “Şu anda sahip olduğumuz en tehlikeli düşman Türkiye’dir” derken Türk korkusunu dini sebeplere de dayandırıyor: “Önce bir mucizeye tanık olduk.
Kuzeyimizde bize karşı çok güçlü bir ülke vardı, o da Suriye’ydi.
En büyük düşmanımızdı.
Mucizevi bir şekilde bir günde boşaldı.
Esad, Rusya’ya kaçtı.
Sonra Şara geldi, ama bizim için artık bir tehdit oluşturmuyorlar.
Peki şimdi Suriye’nin üzerinde kim var?
Türkiye.
Yani Türkiye’nin üzerimize gelmesini engelleyen Suriye gibi bir ülke vardı, ama şimdi arada hiçbir şey yok.
Onları durduramayız.
Şu anda Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde üsler kuruyor.
Bu bilinen bir şey, yazıldı, herkes farkında.
Türk askerlerinin hedefinin Kudüs’ü fethetmek olduğunu düşünüyorum.Dünyanın tüm halklarının eşlik edeceği Yecüc ve Mecüc savaşı olacak.
Sadece Türkiye’nin ne olduğunu anlayın diye söylüyorum.
Bizi tarih sahnesinden silebilirler.Orduları 800 bin askerden oluşuyor.
İsrail ordusu ise belki 100 bin kişi.
Yedeklerle birlikte en fazla 400 bin kişiyiz.
Ama onların sahip olduğu 800 bin asker çok iyi eğitimliler ve çok iyi silahlanmışlar.
Envanterlerinde çok yüksek performanslı askeri teçhizatlar var.”ORTADOĞU’NUN KADERİ DEĞİŞİRAslında İsrail’in Türk korkusu somut tarihi olaylardan kaynaklanıyor.
Bugünkü İsrail toprakları Türkler tarafından ilk kez 1071’de fethedildi.
Kudüs, 1071 yılında Selçuklu Emiri Atsız Bey (Atsız bin Uvak) komutasındaki Selçuklu Türkleri tarafından fethedildi.
Yani Türklerin Anadolu’ya girişi ile Kudüs’ü fethi 1071 yılında gerçekleşti ve üzerinden de tam 955 yıl geçti.
Yavuz Sultan Selim ile 1516’da yeniden başlayan Kudüs’teki Türk hâkimiyeti 1917 yılına kadar sürdü.İşte İsrail’i korkutan sebebi de bu; tarihte olduğu gibi Türkler gelirse sadece Gazze, sadece Filistin değil Ortadoğu’nun kaderi değişir...