Haber Detayı

2025’teki sarsıntıların etkisinin 2026 ilk yarı sonuna kadar sürmesi bekleniyor: Yurttaşa yine refah yok!
Ekonomi cumhuriyet.com.tr
01/01/2026 04:00 (3 saat önce)

2025’teki sarsıntıların etkisinin 2026 ilk yarı sonuna kadar sürmesi bekleniyor: Yurttaşa yine refah yok!

Yüksek enflasyon, ağırlaşan finansman koşulları ve derinleşen yoksullaşma 2025’e damga vurdu. Ekonomistler, küresel sarsıntıların sınırlı kaldığını ancak ekonomi programının toplumsal maliyetinin ağırlaştığını, siyasi riskler ve ücret baskısı nedeniyle 2026’ya da kırılgan bir zeminde girildiğini vurguluyor.

Yüksek enflasyon, ağırlaşan finansman koşulları, istihdam kayıpları ve küresel belirsizliklerle geçen 2025, toplumun tüm kesimleri için buhrana sahne oldu.

Dr.

Murat Kubilay’a göre 2025, küreselde beklenen sert sarsıntıların sınırlı kaldığı, ancak içeride ekonomi programının toplumsal maliyetinin ağır olduğu bir yıl oldu.

Geniş tanımlı işsizliğin sürekli yüzde 30’a yakın seyretmesine dikkati çeken Kubilay, yüksek finansman maliyetleri ve rekabet gücünün kura bağlı olarak zayıf kalmasının da iş dünyasına ciddi zorluk yaşattığını belirtti.

Özellikle politik risklerin devam ettiğini anımsatan Kubilay sözlerini şöyle sürdürdü: “Düşük ücret, yüksek işsizlik, yüksek reel faiz ve kur baskısıyla TL’yi değerli tutma politikalarının, beklenmedik bir dış şok ya da erken seçim süreci yaşanmadığı sürece 2026’nın ilk yarısında da devamı bekleniyor.” Kubilay, en kötü günler atlatıldı gibi görünse de “yedi yılı bulan yoksullaşma, ve yorgunluğun yarattığı birikimli memnuniyetsizliğin” yüksek seviyede hissedilmeye devam edeceğini söyledi.

SİYASİ RİSK ÇOK Trump’ın yeniden ABD başkanı seçilmesi ve açıkladığı gümrük tarifeleri nedeniyle 2025’in ekonomide kaosun derinleştiği bir yıl olduğunu kaydeden Prof.

Dr.

Sinan Alçın da, “Bunların etkisini görmeye devam edeceğiz” dedi.

Türkiye’de ise enflasyonun birikimli etkisiyle geniş halk kesimlerinde yoksullaşmanın derinleştiğini, 19 Mart ve sonrasındaki siyasi gerilimlerin ekonomiyi pamuk ipliğine bağlı hale getirdiğini ifade eden Alçın, şöyle devam etti: “Bir tarafta yüksek ve sürünen enflasyon diğer tarafta üçte biri bilanço zararı açıklayan İSO500.

Merkez Bankası da hem fiyat hem finansal istikrar için ‘ortaya karışık’ bir politika setini uyguluyor.

Yeni risklere gebe 2026’ya, bir taraftan gaz bir taraftan fren ile giriyoruz.” “İktidar, 2025’te siyasi pozisyonunu koruma amacıyla hukuki ve kurumsal sınırları zorlamanın da ötesine geçebileceğini açık biçimde ortaya koydu” diyen Arda Tunca ise şunu öne çıkardı: Türkiye, dış kaynağa dayalı geçici gelir artışlarının ne denli yüksek maliyetler ürettiğini, kalkınmayı nasıl engellediğini defalarca tecrübe etti.

Ayrıca, küreselde, ABD Merkez Bankası’nın faiz indiriminden yararlanarak finansal koşullarda göreli bir rahatlama yaşanırken Türkiye bunun dışında kaldı.

Bunun temel nedeni, artan siyasi ve hukuki riskti.” KANITI ASGARİ ÜCRET Prof.

Dr.

Serap Durusoy, makro göstergelerdeki sınırlı iyileşmelerin sürdürülebilir bir dezenflasyon süreci yaratmadığını vurguladı. 2026’da da enflasyonla mücadelenin kamu tasarrufu ve yapısal reformlar yerine ücretler üzerinden yürütülmeye devam edeceğini, büyümeden ödün verilmeyeceğini belirter Durusoy “Kanıtı asgari ücret” dedi.

İlgili Sitenin Haberleri