Haber Detayı

Omuz omuza verilmiş bir kardeşlik destanını görüyorum
Hadi özişik internethaber.com
05/05/2026 07:02 (14 saat önce)

Omuz omuza verilmiş bir kardeşlik destanını görüyorum

Bugün 5 Mayıs 2026...

Takvime bakınca sadece bir tarih görmüyorum; bir ömrün süzgecinden geçen acıyı, inadı, yokluğu ve en çok da omuz omuza verilmiş bir kardeşlik destanını görüyorum. 2000 yılının o bahar sabahında, rahmetli kardeşim Süleyman Özışık ile birlikte İnternethaber’in temeline o ilk harcı atarken, aslında sadece bir haber sitesi kurmuyorduk; biz, haysiyetimizi kuşatmak isteyen o karanlık devire karşı küçük bir oda dolusu isyan başlatıyorduk. 28 Şubat’ın o boğucu atmosferinde, askerin topuk sesinden korkmayanların üzerine bir karabasan gibi çöktükleri o günlerde, suçumun ne olduğunu bugün gibi hatırlıyorum: Seçilmişin yanında durmak, askeri vesayetin karşısında eğilmemek...

Tam 28 dava açtılar üzerime, her biri birer pranga gibi boynumuza dolanmak istendi.

Mahkemelerde beraat ettim etmesine ama medyanın o parıltılı dünyasında hüküm sürenler, beni kendi vicdanlarında çoktan mahkum etmişlerdi.

İşsizlik, bir insanın sadece ekmeğini değil, bazen ruhunu da sınarmış; beş yıl boyunca o iki odalı gecekondu evinde ailemle hayata tutunmaya çalışırken, çocuklarımın servis parasını ödeyemeyip onları duraktan kendim aldığım o anlardaki düğüm hala boğazımdadır.

Gazetecilikten başka iş bilmeyen bir adam için o günlerde internet, sonu görünmeyen bir umman gibiydi. "İ" harfini bile bilmediğim o mecrada, çocukluk arkadaşım Adnan Yüce’nin hediye ettiği bir masaüstü bilgisayarla dünyam değişti.

Süleyman’la beraber Kadıköy’de iki odalı, derme çatma bir ofiste, cebimizdeki son 320 doları masaya koyduğumuzda, aslında hayallerimizden başka hiçbir şeyimiz yoktu.

Gazetelerin internet sitelerinin esamesinin okunmadığı, son dakikanın ne olduğunun bilinmediği o yıllarda, Altan Firidin kardeşimizin yazdığı o mucizevi yazılımla Türkiye’nin kaderini değiştirecek bir habercilik başlattık.

Biz gece gündüz manşet atarken, o dönem "gazeteci" sıfatıyla dolaşan birileri bizimle dalga geçiyordu; "Hadi Özışık kafayı yemiş" diyorlardı.

Selamı sabahı kesenler, telefonumuza çıkmayanlar, reklam vermekten korkanlar... 2001 krizi patladığında, her şey dolarla ateş pahasıyken karanlıkta kaldık; borçtan dolayı elektriğimiz kesildi, telefonlarımız sustu.

O gün o kapıya kilidi vururken içimizden bir parça koptu sandık.

Ama sonra bir mucize oldu.

Hiç tanımadığımız, elini sıkmadığımız, gözünün içine bakmadığımız okurlarımız bizi bırakmadı.

Atasay’ın sahibi Cihan Kamer’in o unutulmaz desteği, Amerika’dan hiç görmediğim bir üstadın emekli maaşını bize göndermesi...

İşte o vefa, o görünmez bağ bizi yeniden ayağa kaldırdı.

Kapısına kilit vurduğumuz İnternethaber’i yeniden açtık; yanına yeni kardeşler kattık, koca bir aile olduk.

Mehmet Barlas gibi dev çınarlar omuzumuza elini koydu, bize güç verdi.

Yıllar geçtikçe büyüdük, Özışık kardeşler olarak Mehmet ve Baki’nin de gelişiyle kenetlendik.

Hacer Alkan gibi, Oktay Sağlam gibi yoldaşlarla bu yolu arşınladık.

Ancak hayat bizi 2021’de yeniden sınadı.

En büyük acımı, can yoldaşım Süleyman’ımı toprağa verdim.

Reklam akışımız gizli bir el tarafından bıçak gibi kesildiğinde, eski nefretlerini tazeleyenler yeniden üzerimize çullandı.

Ama biz o gün de dedik, bugün de diyoruz: Allah büyüktür.

Annemin, babamın duası arkamızda, Süleyman’ın hatırası yanımızda oldukça bizi yıkmaya kimsenin gücü yetmedi.

Keser döndü, sap döndü, hesap döndü; biz bugün 26. yılımızda hala buradayız, hala dimdik ayaktayız.

Bize bu gururu yaşatan, bizi bir haber sitesinden öte, dev bir aile yapan siz değerli okurlarımıza bin selam olsun.

İyi ki varsınız, iyi ki bu yolu bizimle yürüdünüz.

İlgili Sitenin Haberleri