Haber Detayı
Bağ olmadan hissiyat oluşmaz
“Doğuştan mı”, “Neden böyle oldun”… Bunlar en çok duyduğum sorular. Birbirimize şaşırmayı bırakalım artık bence. Hissiyatımızı paylaşalım.
Bir taksi şoförü tarafından şu cümle kuruldu: “Her şeyi hissediyorsun abi.” Buna benzer cümleleri her gün en az 5-6 defa duyuyorum.
Özellikle yeni bir ortamda olunca çok ilginç biriymişim gibi davranılıyor.
Duyumsama ve hissetme karıştırılıyor.
Duyularla fark etmek duyumsamaktır.
Sesiniz ve hareketleriniz duyumsanıyor.
Kiminin beş, kiminin daha az duyusu var.
Koku, tat, dokunma, koklama, görme...
Herkes bilir bunu.
Bu duyular size sürekli bilgi verir.Takside önce kendi hikâyesini anlattı şoför.
Annesi, şoförümüz 8 yaşındayken görmesini kaybetmiş.
Kısa bir özetten sonra sordu: “Sen neden böyle oldun?” Tabii önceki “Doğuştan mı” sorusuydu.
Nedense bu çok merak edilenlerden biridir.
İnsanların ne işine yarar bu bilgi anlamam.
Bir daha hiç karşılaşmayacak olsak da bu mutlaka sorulur.
Ama bugünkü sorguda ortak kader vardı aslında.
Bu sebepten rahatsız edici değildi.Benim her şeyi hissetmeme gelecek olursak, ben de sadece sizin kadar hissediyorum ya da sizler de benim kadar hissediyorsunuz.
Tabii ilgi alanlarımız farklı.
Ortalama olarak herkesin mutlaka bir hissiyatı vardır tabii ki ama bu hissiyat görmek, duymak, tatmak ya da dokunmakla başlar.
Bunlardan gelen ilk veriler bilgidir.
Sizden gelen seslerde de öyle.
Elinizi, kolunuzu bile oynatmanız yeter.
Hatta bir yer tarif ederken “Şurada” bile deseniz kafanız hafifçe o tarafa döner ve biz bunu fark ederiz.
Bunlar sadece duyumsamaktır.Samimiyetiniz o an söylediğiniz birkaç kelimeden belli olur ya da siz bir arkadaşınıza “Bugün durgunsun, her şey yolunda mı” diye sorarsınız ya da tam tersi “Çok enerjiksin, neye borçluyuz” diye.
Bunlar hep duyumsamayla söylediğimiz şeylerdir.
Hissetmek daha sonrasında oluşur, hatta biraz da zaman ister ki ondan sonra kişilerle, eşyayla ilgili bir bağ, bir his oluşur.
Zaten bağ olmadan hissiyat oluşmaz bence.
Önce bir bağ olması gerek, hissiyat sonra belli olur.
Sesinizden gelen ilk bilgiler o anlık bilgilerdir ve bu sizinle ilgili beğeni ya da tam tersi olabilir, gayet de doğaldır bunlar.
İlk andaki öfke ya da mutluluk tam olarak bir hissiyat değildir; o anki ortamın verdiği bilgiden dolayı oluşur.
Hissiyat sonra gelir.Sizde olandan bir farkı yok.
Ancak şunu söyleyebilirim: Görme yetiniz varsa en hızlı ve en kolay kullanılanı o olduğu için diğerlerini biraz manipüle eder ve diğer duyularınızı biraz kullanmaz hale gelir ve farkında olmayabilirsiniz.
Bu yüzden benimkiler sizden daha iyiymiş gibi düşünebilirsiniz ama yine de bu, kişinin kendiyle ilgilidir.
Yani benimkiler sizden daha iyi değil, sadece ben dört duyuyu beş duyu gibi kullanmaya çalışıyorum.
Sizden farklı bir şey yapmıyorum, istemiyorum da.Tamamen sizinle aynı mekânlarda ve aynı şehirlerde yaşıyorum.
Ben kendime, siz kendinize göre...
En mükemmel olanı duyumsamaya çalışıyoruz.
Şaşırmayı bırakalım.
Herkes farkında olabildiği kadar duyar, koklar, dokunur, tadar, görür.
Şaşacak bir şey yok ama bu kargaşada bazen nereye, nasıl gideceğimi şaşırıyorum. “Yine aynı yere geldik” diyeceksiniz ama hep hatırlatacağım.
İnanın kaldırımsız olduğumuz için gerçekten şaşırıyorum.
Siz bizi kaldırımda yürütün ve şaşırmadan gidip gelelim birbirimizin hayatında.