Haber Detayı

Bir Adam Yaratmak, sarsıcı bir keşfe davet ediyor
Keşfet haberturk.com
02/05/2026 09:16 (16 saat önce)

Bir Adam Yaratmak, sarsıcı bir keşfe davet ediyor

Necip Fazıl Kısakürek'in; "En bağlı olduğum eserim" dediği 'Bir Adam Yaratmak', Murat Çeri'nin vizyonuyla sinemaya uyarlandı. Merkezinde insanın kaderle olan beyhude savaşı ve varoluşsal sancıları bulunan film, izleyicileri sarsıcı bir keşfe davet ediyor. Çeri, Habertürk'e yaptığı açıklamada, "Yapılamayacağını söylediler ama yaptık" dedi

Türk edebiyatının ve düşünce dünyasının en etkili yazarlarından biri olan Necip Fazıl Kısakürek, ardında bıraktığı geniş külliyat içerisinde bir eseri diğerlerinden keskin bir çizgiyle ayırıyor.

Kendi ifadesiyle; En bağlı olduğum eserim dediği Bir Adam Yaratmak , Türk tiyatrosunda felsefi derinliğin, psikolojik tahlilin ve varoluşsal sancıların zirve noktası olarak kabul ediliyor.

İlk kez 1937 de Muhsin Ertuğrul tarafından sahneye konulan bu eser, yazılışının üzerinden geçen 89 yıla rağmen seyircileri sarsıcı etkisi altına alıyor.

TESLİMİYETİN ESTETİK BİR BİÇİMDE DIŞA VURUMU Bir Adam Yaratmak , Türk tiyatro tarihindeki herhangi bir oyun olmanın çok ötesinde olup; insanın kendi varlık sınırlarını zorlamasının, Yaratma iddiasının trajik sonunun ve nihayetinde teslimiyetin estetik bir biçimde dışa vurumu.

Necip Fazıl Kısakürek’in bu başyapıtı, insan ruhuna tuttuğu o dev aynayla her dönemde yeni baştan keşfedilmeyi ve ruhsal yaralara merhem olmayı sürdürüyor.

Eserin başarısı, sadece dilindeki ustalıkta değil, insanın en mahrem acılarına dokunabilme cesaretinde gizli.

BİR YÜZLEŞME SEANSI Necip Fazıl Kısakürek in edebi dehasını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren Bir Adam Yaratmak , sadece teknik bir başarı değil, aynı zamanda ruhsal bir anatomi olma özelliğine sahip.

Eserin ana karakteri olan Hüsrev üzerinden yürütülen kurgu; insanın kaderle olan kavgası, yaratma sancısı ve ölümün mutlaklığı gibi kadim meseleleri masaya yatırıyor.

Kısakürek, kelimelerini birer neşter gibi kullanarak insan ruhunun en karanlık dehlizlerine iniyor.

Bu bağlamda Bir Adam Yaratmak , seyirciler için dışarıdan bakılan bir hikâye olmaktan çıkarak, bir yüzleşme seansı haline geliyor.

TV FİLMİNE UYARLANMIŞTI Bir Adam Yaratmak , 1978 de Yücel Çakmaklı tarafından televizyon filmine uyarlandı.

Ahmet Mekin, Süleyman Turan, Suna Yıldızoğlu ve Kenan Pars, başrolleri paylaştı.

MİSTİK BİR KÖPRÜ Bir Adam Yaratmak ın her dönemde yoğun ilgi görmesinin temelinde, Necip Fazıl Kısakürek in her cümleyle seyircinin iç dünyasına kurduğu o mistik köprü yatıyor.

Kısakürek, insanın en büyük zaafı olan kendinden kaçış dürtüsünü ustalıkla kırıyor.

Replikler, bir noktadan sonra seyirci için sarsıcı bir aynaya dönüşüyor.

Bu ayna, bireyin toplumdan, ailesinden ve hatta kendisinden bile sakladığı bastırılmış duyguları, korkuları ve arzuları tüm çıplaklığıyla yansıtıyor.

YENİ BİR BOYUT KAZANDI Bu durum, seyircilerde sadece bir hayranlık uyandırmakla kalmayıp; aynı zamanda derin bir ruhsal iyileşme sürecini de tetikliyor.

Aristoteles in Katarsis olarak adlandırdığı ruhsal arınma, Bir Adam Yaratmak ta Necip Fazıl Kısakürek in mistik ve felsefi dokunuşlarıyla yeni bir boyut kazanıyor.

Seyirciler, sahnede kendi acizliğini, kibrini ve nihayetinde kabullenişini görüyor.

HÜSREV İN PSİKOLOJİK SAVAŞI Metafizik gerilim türünün en önemli örneği olarak kabul edilen Bir Adam Yaratmak , başarılı bir oyun yazarı olan Hüsrev in, yazdığı son eserle kendi hayatının birbirine karışmaya başlamasını konu alıyor.

Hüsrev , Bir Adam Yaratmak ta, annesini öldüren bir adamın dramını işliyor.

Ancak bu yaratım süreci, sadece bir sanat eseri üretmekten çıkarak, Hüsrev in kendi kaderini ve var oluşunu sorguladığı bir psikolojik savaşa dönüşüyor.

METAFİZİK BİR YAPIT Bir Adam Yaratmak , senarist ve yönetmen Murat Çeri nin vizyonuyla bu kez beyazperdede hayat buldu.

Başrolünde Hüsrev karakterine derinlikli bir yorum getiren Engin Altan Düzyatan ın yer aldığı film, geçtiğimiz günlerde Atatürk Kültür Merkezi nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan ın teşrifleriyle gerçekleştirilen gala sonrasında izleyicilerle buluştu.

Bir Adam Yaratmak , sadece bir tiyatro oyununun sinemaya uyarlanması değil; eserin felsefi ağırlığının günümüzün sinematik estetiğiyle ustalıkla harmanlandığı metafizik bir yapıt niteliği taşıyor.

O İNCE ÇİZGİYİ EN SAHİCİ YERDEN YAKALIYOR Murat Çeri, Bir Adam Yaratmak ın o sarsıcı ayna metaforunu beyazperdeye yansıtırken, izleyicileri hikâyenin tam merkez noktasına, Hüsrev in zihnindeki o labirentin içine çekiyor.

Engin Altan Düzyatan ise Hüsrev in varoluşsal sancılarını; akılla, cinnet arasındaki o ince çizgiyi o kadar sahici bir yerden yakalıyor ki, karakterin yaşadığı içsel buhran perdeden taşarak salonun atmosferine siniyor.

İÇSEL YOLCULUĞA ÇIKARIYOR Bir Adam Yaratmak , izleyicileri beklenen o derin içsel yolculuğa çıkarmayı başarıyor.

Filmin bendeki en somut etkisi, zamanla kabuk bağlamış, kimini paylaştığım kimini ise sonsuza dek sessizliğe mahkûm ettiğim yaralarımla beni tek tek yüzleşmeye zorlaması oldu.

Ancak bu yüzleşme, alışılagelmiş trajedilerin aksine bir yıkımla değil, beklenmedik bir şifayla sonuçlandı.

Eserin özündeki o Yaratma sancısı ve insanın mutlak hakikat karşısındaki çaresizliği, modern insanın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şeyi; yani kendi gerçeğine ayna tutma cesaretini veriyor.

Film, insanın kendi kaderiyle ve varoluşuyla girdiği o büyük kavgayı anlatırken, aslında o kavganın içindeki teslimiyetin huzuruna kapı aralıyor.

SİNEMANIN TEFEKKÜR HALİ Bir Adam Yaratmak , sinemanın sadece bir eğlence aracı değil, bir tefekkür vesilesi olabileceğini de gözler önüne serdi.

Murat Çeri nin rejisi ve Engin Altan Düzyatan ın performansı, Necip Fazıl Kısakürek in felsefi mirasını 21 inci yüzyılın görsel diliyle buluşturarak, izleyicileri ruhunun karanlık dehlizlerinden çıkarıp aydınlık bir yüzleşmeye taşıyor.

Bir Adam Yaratmak , beyazperdede yansıyan o sarsıcı aynada, kişinin kendisini görmesi için eşsiz bir fırsat sunuyor.

YÜZLEŞMEK EN BÜYÜK ÖZGÜRLEŞME Özünde insanın kaderle olan beyhude savaşını ve bu savaşın yarattığı ontolojik sancıyı işleyen Bir Adam Yaratmak , yüzleşmenin aslında en büyük özgürleşme olduğunu gözler önüne seriyor.

Doğası gereği durağan, felsefi derinliğiyle ağırbaşlı görünen metin, Engin Altan Düzyatan ın performansıyla içten içe fırtınalı bir ruhsal dehlize dönüşüyor.

DÜZYATAN IN KARİYER FIRSATI Engin Altan Düzyatan, Hüsrev in zihnindeki gelgitleri sadece sözcüklerle değil, bizzat fiziksel performansıyla ete kemiğe büründürüyor.

Düzyatan ın pes ve tok ses tonu, metnin felsefi ağırlığını yankılatırken; monologlar sırasında kullanılan dramatik ışık - gölge oyunları, karakterin zihnindeki aydınlık ve karanlık bölgeleri keskinleştiriyor.

Bu performans, Engin Altan Düzyatan ın epik ve tarihi rollerdeki başarısının ötesinde, psikolojik derinliği en yüksek karakterlerin de altından kalkabileceğini gösteren bir olgunluk dönemi imzası niteliği taşıyor.

Murat Çeri, sahne görselliğini minimalist bir düzeyde tutarak tüm odağı Hüsrev in iç dünyasına yönlendiriyor.

Bu tercih, metnin ruhuna sadık kalırken modern bir sahne dili oluşturulmasına olanak tanıyor. Çeri nin sinemadaki başarısı, özellikle ödüllü filmi Bir Düş Gördüm deki zihinsel inşa süreciyle paralellik gösteriyor.

Bir Düş Gördüm de hikâyenin ruhunu izleyicinin zihninde yeniden inşa etme çabası, Bir Adam Yaratmak taki Hüsrev in kendi kaderini yazdığı oyunla birleştirmesiyle benzer bir düzleme oturuyor. Çeri, manevi bir gerçekçiliğin peşinde koşarken; geleneksel Türk irfanını ve görselliğini modern tekniklerle harmanlıyor.

Murat Çeri, Habertürk e verdiği röportajda; Yapılamayacağını söylediler ama yaptık dedi. Çeri, röportajında; Hüsrev i canlandırması için Sean Penn veya Javier Bardem ile çalışmayı hayal ettiğini ama finansal şartların büyüklüğü nedeniyle hayalinin girişime dönüşemediğini dile getirdi.

Murat Çeri, ayrıca Engin Altan Düzyatan ın başarısının, Penn ve Bardem hayalinin gerçekleşmemiş olmasının kendisini üzmediğini dile getirdi.

İlgili Sitenin Haberleri