Haber Detayı
Tekinsiz Akıl Oyunları!
Türk futbolunda derbi haftaları, sadece yeşil sahadaki bir mücadeleden ibaret değildir. Adeta koca bir toplumun gerçeklik algısının...
Türk futbolunda derbi haftaları, sadece yeşil sahadaki bir mücadeleden ibaret değildir.
Adeta koca bir toplumun gerçeklik algısının büküldüğü, mantığın geri plana itildiği ve kolektif bir sanrı halinin tribünlerden sokaklara taştığı devasa bir laboratuvardır."Akıl Oyunları" filminde John Nash’in duvarları kaplayan gazete kupürleri arasında görmediğimiz bağlantıları kurması gibi, Türk spor camiası da derbi öncesi Yasin Kol ve benzeri isimler üzerinden görünmez komploların, gizli ajandaların ve şizofrenik senaryoların peşine çoktan düşmüştü.
Hakem atamalarından kulüp açıklamalarına kadar her detay, gerçekliği çarpıtan birer "akıl oyununa" dönüşürken toplum, kendi yarattığı bu hayaletlerle savaşan şizofrenik bir deha gibi rasyonel olanı değil, kendi inandığı kurguyu kutsuyor.Sahada 22 futbolcu ter dökse de asıl maç çoktan zihinlerin karanlık dehlizlerinde, o meşhur filmdeki gibi hayalle gerçeğin birbirine karıştığı, mantığın "şah ve mat" edildiği o tekinsiz felsefi düzlemdeydi. 12’nci dakikada penaltının gole çevrilememesi ile ‘yapı’nın Talisca haline bürünmüş versiyonunu saymazsak, maç “akıl oyunları” ile başladı. 5’inci dakikada “Uf” olduğu için kurşun yemiş gibi kendini yere atan, özetle “kendini akıllı, bizleri aptal sanan” ve sarı kart gören onlarca milyonluk kaleci Uğurcan’ın sportif anlamda ahlaki kalite tespitini yaptıktan sonra, penaltı vs derken; oyuncuların futbola dönmeleri 20’nci dakikayı buldu.Devamında ev sahibinin üstünlüğü ile akan oyunda, Galatasaray’ın verilmeyen penaltısı sonrası 41’de golü bulmasına rağmen sarı kart alan Yunus’un “sportif zekasını” not ettik. 45’te Talisca’nın kaçırdığı gol sonrası, ilk yarı hiçbir varlık gösteremeyen Fenerbahçe’nin ikinci yarıya varını yoğunu ortaya koyacağı umudu ile girdik!İkinci yarı topla bir tık daha fazla oynayarak çıkmaya çalışan Fenerbahçe’nin ruhsuz çırpınışları devam etti.
Yasin Kol’un ilk yarıda vermediği penaltı ile kıyaslayınca “Fıs” gözüken penaltı ile sezon sona erdi!
Fenerbahçe’nin gerideyken bile hiçbir varlık gösterememesi ve acz içinde olması, koca bir camia için kabul edilemez bir görüntüydü.Sahada doğruları/yanlışları bir tarafa… Yıllardır ilk kez “hakemlik ve insanlık onurunu” koruyan biri çıktı: Kaleci olarak yazılan, terbiyesiz olarak okunan Fenerbahçe kalecisi Ederson Santana de Moraes’i oyundan atan… Seni alnından öpüyorum YASİN KOL.Penaltı sonrası sevinirken formasını hatta atletini çıkaran Barış Alper’in beyni umarım bu hayatta organ nakli için bile başkasına nakledilmez, yazık!Toplum olarak öyle bir noktadayız ki, hatanın altında yatan insani beceriksizliği kabul etmek, bir casusluk filmini izlemekten daha sıkıcı geliyor bize. 'Düğmeye basıldı', 'Operasyon çekildi' gibi cafcaflı başlıklarla, kendi yarattığımız bu kurgusal evrende kaybolmaya bayılıyoruz.
Akıl Oyunları'nda Nash’in dediği gibi: “Sorun hiçbir zaman çözülmeyecek, sadece onu görmezden gelmeyi öğreneceğiz.”Biz de öyle yapacağız; mantığı tribün altına süpüreceğiz ve haftaya yeni bir sanrıda buluşmak üzere, bu akşamki hayaletlerimize veda edeceğiz.Akıl Oyunları’ndaki Nash, şifreleri çözdüğünü sanırken aslında kendi zihninin labirentlerinde kaybolmuştu.
Bizim spor camiamız da benzer bir labirentte: VAR odasını bir 'kozmik operasyon merkezi', hakem düdüğünü ise 'gizli bir kod' olarak okumaktan vazgeçemiyor!
Çünkü gerçeğin çıplak ve basit olması, yani bir hakemin sadece hata yapmış olması; bizim o karmaşık, gürültülü ve şizofrenik spor hikayemize yetmiyor.
Biz mağduriyetin asaletine, komplonun gizemine ve ‘bize karşı kurulan masalara’ aşığız.
Bu yüzden maçın skoru ne olursa olsun, asıl kazanan yine bizim o meşhur, mantık dışı sanrılarımız olacak.Neticede Galatasaray’ın şampiyonluğu hayırlı olsun.
Fenerbahçe’ye gelince: El şakasını çok seven başkana kötü bir haberim var.
Maalesef bu takımı yapmışsınız ama hiç olmamış, benden söylemesi!