Haber Detayı

Su yönetilmezse, gıda krizi kaçınılmaz
Ekonomi ekonomim.com
27/04/2026 00:00 (17 saat önce)

Su yönetilmezse, gıda krizi kaçınılmaz

Balıkesir Ticaret Odası (BATO), Balıkesir Sanayi Odası ve EKONOMİ Gazetesi iş birliği ile "Suyun İzinde: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Nereye Gidiyor?” konulu panel düzenlendi. Panelde, kentin tarımsal sanayi vizyonu ve iklim krizinin kapıdaki tehditleri masaya yatırıldı. Toplantıda konuşan BATO Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Kula, Balıkesir’in stratejik önemine dikkat çekerken; Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Tarım Yazarları Ali Ekber Yıldırım ve HT Bloomberg Gıda Editörü ve Yazar İrfan Donat, su yönetimindeki kritik verileri paylaştı

ESRA SULTAN AZİZOĞLU / BALIKESİR Türkiye’nin ‘Türkiye’yi Doyuran İl’ ünvanlı şehri Balıkesir, iklim krizi ve su stresi kıskacında yeni bir kalkınma modeline geçiyor.

Balıkesir Ticaret Odası (BATO) Başkanı Rahmi Kula, kentin sanayi ve tarım vizyonunda artık en büyük belirleyicinin ‘su’ olduğunu açıkladı.

Balıkesir, bir yandan Avrupa’nın en büyük Tarıma Dayalı İhtisas OSB’sine (TDİOSB) ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, bir yandan da sanayiciye “Su tüketimin ne kadar?” sorusunu sorarak ‘seçici yatırım’ dönemini başlatıyor.

Kula: “Su yoksa üretim de yok” Balıkesir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Kula, iklim krizinin üretim üzerindeki en büyük riskinin su olduğunu belirterek, “Su varsa tarım var, hayvancılık var, gıda var.

Su yoksa bunların hiçbirini sürdüremeyiz” dedi.

Balıkesir’de sanayinin yüzde 40’ının tarıma dayalı olduğunu hatırlatan Kula, OSB yatırımlarında su tüketimi ve karbon salkımının öncelikli kriter haline geldiğini açıkladı.

Rahmi Kula, iklim değişikliğinin artık küresel ölçekte üretimi tehdit eden temel başlıklardan biri haline geldiğini vurgulayarak, su kaynaklarının korunmasının stratejik önemde olduğunu söyledi. “Bu sadece Balıkesir’in ya da Türkiye’nin meselesi değil, tüm dünyanın ortak sorunu” diyen Kula, “Gelecekteki en büyük tehlike su.

Eğer suyu koruyabilirsek üretime devam ederiz.

Ama su yoksa açık söyleyeyim; tarım da olmaz, hayvancılık da olmaz, gıda da olmaz” dedi.

Sanayide ilk sorumuz: Ne kadar su tüketiyorsun?

Balıkesir sanayisinin yaklaşık %40’ının tarıma dayalı gıda sektöründen oluştuğunu ifade eden Kula, bu nedenle suyun korunmasının yalnızca çevresel değil, ekonomik bir zorunluluk olduğunu dile getirdi.

Balıkesir Organize Sanayi Bölgesi’nde (BALOSB) yatırım süreçlerine ilişkin bilgi veren Kula, “Balıkesir’e yatırım yapmak isteyen firmalara artık ilk olarak şunu soruyoruz: Ne kadar su tüketiyorsun, ne kadar karbon salıyorsun?

Eğer yüksek su tüketimi varsa ve yeraltı suyumuzu olumsuz etkileyecekse, o yatırımı yeniden değerlendiriyoruz.

Bu yaklaşımımızın temelinde tarımsal üretimi koruma hedefimiz var.

Bu topraklardan çıkan en temel değerimiz gıda.

Bunu kaybetmememiz gerekiyor” dedi.

Balıkesir’de tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgeleri (TDİOSB) yatırımlarının devam ettiğini belirten Kula, üç farklı alanda çalışmaların sürdüğünü açıkladı.

Edremit’te süs bitkileri üzerine kurulan OSB’de altyapı çalışmalarının devam ettiğini belirten Kula, Gönen ve Bigadiç’te ise sera ve tarımsal üretim odaklı OSB projelerinin hayata geçirildiğini söyledi.

Gönen’deki projenin ölçeğine dikkat çeken Kula, “Burası Avrupa’nın en büyük TDİ-OSB’lerinden biri olacak.

Cumhurbaşkanlığı kararıyla desteklenen bir proje.

Jeotermal, rüzgâr ve güneş enerjisiyle üretim maliyetleri aşağı çekilecek” dedi.

Tarladan markete fiyat farkının nedeni lojistik ve fire Tarım ürünlerinde fiyat oluşumuna da değinen Kula, kamuoyunda sıkça tartışılan “tarlada 1 lira, markette 10 lira” farkının arkasında lojistik maliyetlerin bulunduğunu söyledi. “Antalya’dan İstanbul’a gidene kadar ürün ciddi fire veriyor.

Bunun yanında taşıma maliyetleri de çok yüksek.

Son dönemde nakliye maliyetlerinde ciddi artış var” diyen Kula, üretimin tüketim merkezlerine yakınlaşmasının fiyatları dengeleyebileceğini ifade etti.

Üretim kuzeye kayacak, Balıkesir öne çıkacak İklim değişikliğinin tarımsal üretim coğrafyasını değiştirdiğine dikkat çeken Kula, güney bölgelerde üretimin zorlaşmasıyla birlikte kuzey bölgelerin önem kazanacağını söyledi. “Tarım yavaş yavaş kuzeye kayacak.

Bu noktada en uygun coğrafyalardan biri Balıkesir” diyen Kula, kentin stratejik konumuna işaret etti.

Kula, “İstanbul, Bursa ve İzmir üçgeninin tam ortasındayız.

Yaklaşık 25 milyonluk nüfusun merkezindeyiz.

Burada üretilecek ürünlerle metropolleri besleyen bir üs haline geleceğiz” şeklinde konuştu.

Örtü altı üretimde güçlü oyuncu olacağız Gönen’deki sera OSB’de altyapı çalışmalarının sürdüğünü belirten Kula, kısa sürede üretime geçilmesinin planlandığını ifade etti.

Kula, “Balıkesir, yakın gelecekte örtü altı üretimde önemli oyunculardan biri olacak.

Kamu, yerel yönetimler ve özel sektör birlikte hareket ederek bu yatırımları hızla hayata geçirecek.

Kent olarak hedefimiz daha çok markalı ve katma değerli üretim üretmek” dedi.

Balıkesir’in güçlü ürün çeşitliliğine dikkat çeken Kula, bu potansiyelin markalaşmayla desteklenmesi gerektiğini belirterek, “Peynir, zeytin, kırmızı et, beyaz et… Hepsi temel ve güçlü ürünlerimiz.

Ancak bunları markalaştırmamız gerekiyor.

Amacımız katma değerli üretimi artırmak.

Ürünlerimizi daha değerli satmalıyız ki üreticimiz daha fazla kazansın” ifadelerini kullandı.

Suyu ve iklimi merkeze almalıyız EKONOMİ Gazetesi tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, tarımın bitmeyeceğini ancak suyun yönetilememesi durumunda ciddi bir gıda krizi yaşanacağını vurguladı.

Yıldırım, “Türkiye'de tarımsal sulamada kullanılan suyun %49'u, 1960'lardan kalma eski açık kanallar nedeniyle sızma ve buharlaşma yoluyla kaybedilmektedir.

Bu kaybı önlemek için acilen kapalı sistemlere ve basınçlı sulama yöntemlerine geçilmesi gerekiyor.

Suyun önemini bilmek ve gündemde tutmak gerekiyor.

Son yıllarda yaşananlar bizlere suyun doğru yönetilmesi gerektiğini ve yönetilmeyen suyun azının da çoğunun da zarar olduğunu gösterdi” dedi.

Daha az su isteyen ürünlere geçiş zorunlu Toplantıda, afet sayısındaki korkutucu artışa da değinen tarım yazarı ve programcısı İrfan Donat, “1990’larda yıllık doğal afet sayısı 200’ün altındayken, son yıllarda binin üzerine çıktı. 2023’te bin 470 afetle rekor kırıldı.

Artık yeni normalimiz kuraklık ve ekstrem doğa olaylarıdır” dedi.

Donat, Türkiye'de asıl sorunun plan hazırlamak değil, hazırlanan raporların sahaya yansıtılamaması olduğunu vurguladı.

İlgili Sitenin Haberleri