Haber Detayı
Gönenli "yeni pazarlarla hızlı büyüme hedefliyoruz"
Beyaz eşya yan sanayisinde hat kurulumundan bitmiş ürüne kadar geniş bir alanda faaliyet gösteren Anot Group, yeni pazarlara açılarak ihracat oranını artırmayı hedefliyor. Ur-Ge programı kapsamında ABD’den Japonya’ya uzanan temaslarını yoğunlaştıran şirket, önümüzdeki dönemde kapasite artışı ve dijital dönüşüme odaklanacak.
Abdullah Sönmez/Eskişehir Eskişehir merkezli üretim yapan Anot Group, yeni pazarlara açılma ve ihracat oranını yükseltme hedefi doğrultusunda yurt dışı temaslarını artırdı.
Şirket, Ticaret Bakanlığı’nın Ur-Ge programı kapsamında son iki yılda Amerika, Meksika, Çin, Japonya ve Kore başta olmak üzere birçok ülkede iş görüşmeleri gerçekleştirdi. 1982 yılında otomasyon projeleri yapmak amacıyla kurulan ve 1996’dan itibaren yan sanayi olarak faaliyetlerini sürdüren firma, bugün beyaz eşya sektöründe hat kurulumundan kalıp imalatına, plastik enjeksiyondan düğme ve davlumbaz üretimine kadar geniş bir alanda üretim gerçekleştiriyor.
Üretimin tamamı Eskişehir’deki fabrikasında gerçekleştiren Anot Group, Bursa’da bir lokasyon ve İstanbul, İzmir ile Ankara’da satış ekipleri ile hizmet veriyor.
Anot Group Yönetim Kurulu Üyesi Eray Gönenli, beyaz eşya sektörünün kendileri açısından kritik önemde olduğunu belirterek, hem yeni yatırımların hem mevcut ürün artışlarının hem de yeni ihracat pazarlarının şirketlerini doğrudan etkilediğini söyledi.
Gönenli, “Son iki yıldır Amerika, Meksika, Çin, Japonya ve Kore gibi birçok ülkeye ziyaretlerde bulunduk.
Bu ziyaretlerde B2B görüşmeler gerçekleştirdik.
Ur-Ge programı yeni pazarlar elde etmek açısından bizim için çok önemli bir araç oldu.
Farklı coğrafyalarda varlık göstermek hem riski dağıtmak hem de sürdürülebilir büyümeyi sağlamak adına kritik.
Bu çalışmaların karşılığını alacağımıza inanıyoruz” dedi.
Mevcut ihracat oranlarının yüzde 30-35 bandında olduğunu ifade eden Gönenli, beş yıllık perspektifte bu oranı yukarı taşımayı hedeflediklerini dile getirerek, “Önümüzdeki beş yılda kapasitemizi artırmayı, dijital dönüşüm seviyemizi daha da yukarı taşımayı planlıyoruz.
Hem müşterilerimize dijital çözümler sunuyoruz hem de kendi üretim süreçlerimizde dijitalleşmeyi uyguluyoruz.
Bununla birlikte yeni pazarlara açılarak ihracat oranımızı mevcut seviyelerin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz.
Beyaz eşya tarafında daha güçlü bir ihracat yapısı kurmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Eskişehir beyaz eşyada ana üslerden biri Türkiye’de beyaz eşya üretiminde Eskişehir’in ana merkezlerden biri olduğunu vurgulayan Gönenli, şehirde iki büyük ana sanayi kuruluşunun bulunduğunu, özellikle buzdolabı ve pişirici grubu üretiminde güçlü bir ekosistem oluştuğunu kaydetti.
Eskişehir’in İstanbul ve İzmir limanlarına yakın konumunun lojistik avantaj sağladığını belirten Gönenli, organize sanayi bölgesinin demiryolu bağlantısının güçlenmesi halinde rekabet avantajının artacağını söyledi.
Kentte sanayinin büyüdüğünü ancak göç hızının aynı oranda artmamasının maliyet baskısı oluşturduğunu ifade eden Gönenli, buna rağmen Eskişehir’in hem üretim hem de nitelikli iş gücü açısından cazibesini koruduğunu dile getirdi. “Sektörde rekabet ve maliyet baskısı artıyor” Türkiye’de beyaz eşya sektörünün son iki yıldır zorlu bir süreçten geçtiğini belirten Gönenli, iç piyasada ve ihracatta daralma yaşandığını kaydetti.
Eray Gönenli, sözlerine şöyle devam etti: “2025 yılında hem iç pazarda hem de ihracatta ciddi bir düşüş yaşadık.
Yüksek enflasyon iç talebi zayıflatırken, yurt dışında da talep daralması söz konusu.
Çin ve Mısır kaynaklı rekabet baskısı giderek artıyor.
Özellikle Çin’in agresif fiyat politikası ve bizim artan maliyetlerimiz rekabet gücümüzü olumsuz etkiliyor.
Bu avantaj kaybını tersine çevirmemiz gerekiyor.” Enerji ve ham madde maliyetlerinin yüksekliğine dikkati çeken Gönenli, anti-damping uygulamalarının yerli üretimi koruma amacı taşısa da kapsamın genişlemesinin bazı alanlarda maliyetleri artırdığını söyledi.
Gönenli, “Türkiye’de üretilen ve rekabetçi olan ürünlerde korumacı politikalar elbette önemli.
Ancak üretimi olmayan ya da ithalata dayalı üretim gerektiren alanlarda geniş kapsamlı anti-damping uygulamaları maliyetleri yükseltiyor.
Bu durum hem ihracat rekabetimizi hem de iç piyasadaki fiyat dengesini etkileyebiliyor” değerlendirmesinde bulundu.
AB’nin Hindistan anlaşması yeni risk alanı Sektör açısından en büyük risklerden birinin Çin ve Mısır’ın yanı sıra Hindistan’ın Avrupa ile yaptığı serbest ticaret anlaşması olduğunu dile getiren Eray Gönenli, düşük maliyet yapısına sahip ülkelerle rekabetin giderek zorlaştığını ifade etti.
Finansmana erişimin de sektörün önündeki temel sorunlardan biri olduğunu belirten Gönenli, ticari kredi faizlerinin yüksekliğinin firmalar üzerinde baskı oluşturduğunu sözlerine ekledi.