Haber Detayı

Sirenlere karşı semaver: Tahran'da savaş, halk piknikte | Dış Haberler
Dünya haberturk.com
02/04/2026 13:45 (2 gün önce)

Sirenlere karşı semaver: Tahran'da savaş, halk piknikte | Dış Haberler

İran’da Nevruz yalnızca bir bayram değil, binlerce yıllık bir hafızanın, bir medeniyetin ve toplumsal sürekliliğin en güçlü sembollerinden biri. Her yıl 12 gün boyunca ülke genelinde resmi tatil ilan edilir, insanlar bulundukları şehirlerden çıkar, yollara düşer, başka kentlerde nefes alır. Türkiye’ye yakın Tebriz, Urmiye, Zencan ve Hoy gibi şehirlerden ise her yıl binlerce İranlı Doğu ve Karadeniz bölgelerine akın ederdi. Ancak bu yıl tablo farklı. İsrail ve Amerika’nın saldırıları gölgesinde geçen Nevruz’da İran halkı sınırları aşmak yerine kendi ülkesinde kalmayı tercih etti. Çünkü bu yıl yolculuk sadece coğrafi değil, aynı zamanda...

Nevruz’un en dikkat çekici günü “Sezde Bedar”, yani 13. gün.

İran kültüründe uğursuz kabul edilen bu günde kimse evinde kalmaz.

Gelenek gereği herkes doğaya çıkar, evler boşaltılır, hayat park ve bahçelere taşınır.

Bu köklü gelenek, ne rejim tarafından ne de yıllardır değişen siyasi dengeler tarafından hiçbir zaman engellenmedi.

Bu yıl da değişmedi.

Ancak bu kez doğaya çıkış bir ritüelden çok daha fazlasını ifade ediyor: savaşın ortasında hayata tutunma iradesi.

Habertürk olarak Tahran’daki en büyük mesire alanlarından biri olan Millet Bahçesi’ndeyiz.

Şehrin dört bir yanında, tam 13 büyük parkta aynı manzara var: kalabalık, canlı ve direnç dolu bir hayat.

Mangal dumanları yükseliyor, çaylar demleniyor, çocuklar top oynuyor, gençler müzik eşliğinde dans ediyor.

Davul sesleri parkın içinde dolaşırken, insanlar sanki savaşın gürültüsünü bastırmak istercesine daha fazla gülüyor.

Geçmiş yıllardan farklı olarak bu yıl bazı kadınların başörtüsü takmadan rahatça bu alanlarda bulunması ise toplumsal atmosferdeki değişimin de dikkat çekici bir yansıması.

Ancak bu tabloyu asıl çarpıcı kılan detay gökyüzü.

Tahran semalarında zaman zaman alçak uçuş yapan İsrail ve Amerikan uçaklarının yarattığı uğultu, parkların üzerini kaplıyor.

Aynı saatlerde İsrail’de sirenler çalıyor, insanlar sığınaklara koşuyor.

Tahran’da ise tam tersi bir sahne yaşanıyor: halk sığınaklara değil, çimenlere oturuyor.

Bu durum bir çelişki değil, bilinçli bir duruş.

Korkunun yönettiği bir refleks yerine, geleneğin ve toplumsal iradenin yön verdiği bir tavır.

Park girişlerinde ise savaşın izleri unutulmuyor.

Son 34 günde hayatını kaybedenler için ağaç dikme çağrıları yapılıyor.

Gelenlere fidanlar dağıtılıyor, bu fidanlar şehrin farklı noktalarına dikilmek üzere hazırlanıyor.

Bir yanda ölümün izleri, diğer yanda hayatı yeniden üretme çabası… İran halkı yasını da direnişini de aynı anda yaşıyor.

Toprağa düşen her can için toprağa bir ağaç bırakılıyor.

Tahran bugün sadece bir şehir değil, bir mesaj.

Uçakların alçak uçuşla yarattığı korkuya rağmen parkları terk etmeyen bu insanlar, dünyaya sessiz ama güçlü bir cümle kuruyor: hayat devam ediyor.

Bu, yalnızca bir bayram kutlaması değil; sivil halkın, savaşın en ağır yükünü taşıyanların, kendi topraklarına ve yaşamlarına sahip çıkma iradesi.

Belki de bugün Tahran’da en güçlü silah ne füzeler ne uçaklar… Bugün en güçlü şey, korkuya rağmen kurulan o sofralar, yakılan o mangallar ve çimenlere oturan o insanlar.

İlgili Sitenin Haberleri