Haber Detayı

Tarsus’un gastronomik boyut kapısı: Taarsa
Dünya+ dunya.com
03/04/2026 00:00 (2 gün önce)

Tarsus’un gastronomik boyut kapısı: Taarsa

Tarsus binlerce yıllık tarihin üst üste bindiği, toprağın her katmanında başka bir çağın fısıl-dadığı bir zaman kapsülü. Adana ve Mersin arasında, ne tam Adana’ya ne de tam Mersin’e benzeyen ama ikisinden de izler taşıyan bir çocuk gibidir; bazen gidilir, çoğu zaman hızla geçilir.

2019 yılında 50 kişinin bir araya gelmesiyle kurulan Slowfood Tar­sus Topluluğu biyoçeşitliliği koru­mayı hedefler.

Üzüm, buğday, zey­tin ve süt ürünleri üzerine derin araştırmalar yapar.Kaybolmuş bir peynir cinsi olan kızıl tort peynirini tekrar ortaya çı­karıp mutfağımıza kazandırdılar.

En önemli çalışma şüphesiz Tar­sus Yeryüzü Pazarı.

Yasmina Lok­manoğlu liderliğinde Tarsus Be­lediyesi, Tarsus Ticaret Odası, Tarsus Ticaret Borsası ve Tarsus Ziraat Odası’nın desteği ile kurul­du.

Slow Food ormanları bitiren, suyu ve toprağı zehirleyen konvan­siyonel gıda üretimine karşıdır.

Atalık tohumlarla, yerinde üreti­mi savunur.

Ekilen ürünler asırlar­dır yaşadığı topraklara uyumludur.

Slowfood yeryüzü pazarlarında mis gibi kokan domatesler, unut­tuğumuz çilekler, biberler bulabi­lirsiniz.

Hepsi yakın coğrafyadan gelir, üretici ve çiftçi emeğinin kar­şılığını bulur bu pazarlarda.Slowfood Tarsus Yeryüzü Paza­rı, Tarsus mutfağı ve tarım ürün­lerinde mükemmelliği bir araya getirmese büyük mutfak operas­yonları yöneten, son derece yara­tıcı bir şef olan Melih Demirel Tar­sus’ta bir lokanta açar mıydı bil­miyorum ama etkisi olduğundan eminim.

Uzun bir süre bölgenin tüm ürünlerini taradıktan, araş­tırdıktan sonra sadece Tarsus de­ğil, tüm Çukurova için model ola­cak bir restoran yaratmış ve hari­ka bir iş başarmış. 25 kişilik kapalı alanı, antik dönem taşlarıyla döşe­li kaldırımları ve Tarsus mimari­sinin en güzel örneklerinin sıra­lı olduğu meydana taşan masaları ile neredeyim ben dedirten bir at­mosfer yakalamış.

Öğle ve akşam servisi var.

Menü coğrafyanın tüm nimetlerini yansıtıyor, şef nitelik­li ürünlere hizmet eden bir anla­yışla doğal tatları maskelemeden sofraya taşıyor.

İlk deneyimimiz olduğu için tadım menüsü tercih ettik.

Boltaş’ın mandalinalı zey­tinyağı ve Taarsa mutfağında ya­pılan tereyağı ve turpun en küçü­ğü ile başladık.

Kuşkonmaz çok az bir müdahale ile sofraya geldi.

To­roslardan sabah toplanan kuzugö­beği mantarı aklımızı aldı.

Sonrası kıtır kalamar, içli köfte ile devam etti.

Adana’nın havyarı da vardı, Göksu deltasının levreği de.

Ma­vi orkide kökü ile ilk kez tanıştık mesela.

Yormayan ama çok kural­lı bir restoranda olduğumuzu his­settiren, gencecik bir ekiple hem yemeği hem servisi çok üst seviye­ye taşıyan Taarsa bölgenin mutfak yolculuğunda çıtayı çok yukarıya çıkarmış.

Gizemli 82 Evler kazısı değil de, Tarsus’un yeni boyut kapı­sı Taarsa olabilir.Biz Wyndham Otelde konak­ladık.

Tarsus’un tam kalbinde ve Hristiyanlar için bir hac noktası olan St.

Paul Kuyusu otelin karşı­sında.

Her biri 150 yılı aşkın geç­mişe sahip 15 restore edilmiş tarihi ve görkemli konakla müthiş bir ko­naklama deneyimi sunuyor.Coğrafi işaretli Tarsus humu­su ve boy boy kuşgözü, bardakal­tı, fındık mini lahmacunlar, fıstık, hurma, ceviz dolgulu mamuller ve nefis kebaplar da Tarsus’a gelmek için başlı başına bir sebep.Tarsus bir güzel hafta sonunu fazlasıyla hak ediyor.

Yeni havali­manı Tarsus’a yakın, gezecek, gö­recek ve tadılacak çok fazla şey var.

İlgili Sitenin Haberleri