Haber Detayı

Türk tarımı tarihi dip seviyesinde
Tarım ekonomim.com
02/04/2026 00:00 (3 gün önce)

Türk tarımı tarihi dip seviyesinde

İTB Başkanı Işınsu Kestelli, tarımın milli gelirden aldığı payın 1998’den bu yana en düşük seviye olan yüzde 5,2’ye indiğini açıklayarak, maliyet baskısı ve küresel gerilimlere karşı umut ışığı olarak organik tarımı işaret etti.

DUYGU GÖKSU / İZMİR İzmir Ticaret Borsası (İTB) mart ayı meclis toplantısı yapıldı.

İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, Türkiye ekonomisi büyürken tarım sektörünün yüzde 8,8 küçüldüğünü, tarımın milli gelirden aldığı payın 1998’de yüzde 12,8 iken bugün yüzde 5,2 ile tarihi dip seviyesinde olduğunu vurguladı. 2025 yılında, büyümenin ağırlıklı olarak iç tüketim, hizmetler ve inşaat sektörü kaynaklı olduğunu hatırlatan Kestelli, en dikkat çekici ve en vahim gelişmenin tarım sektörünü ilgilendirdiğini vurgulayarak, “2025 yılında tarım sektörü yaklaşık yüzde 8,8 oranında küçüldü.

Tarım sektörü küçülmekle de kalmadı.

Sektörün gayri safi yurt içi hasıladan aldığı pay da tarihin en düşük seviyesine geriledi.

Tarımın milli gelirden aldığı pay 1998 yılında yüzde 12,8’di. 2001 krizi sonrası yüzde 8,8’e geriledi. 2002’de yüzde 10,2’yi gördükten sonra adım adım küçülmeye başladı.

Bugün itibariyle ise yüzde 5,2 ile tarihi dip seviyesinde” bilgilerini verdi. “Tarımı dayanıklı hale getirmeliyiz” Sektördeki küçülmenin sadece tarımı değil, gıda fiyatlarını, enflasyonu, ithalatı ve kırsal gelirleri de doğrudan etkilediğini dile getiren Kestelli, “Unutmayalım ki tarım küçüldüğünde arz azalır, arz azaldığında fiyatlar yükselir.

Bu nedenle son yıllarda gıda fiyatlarında yaşanan artışları sadece enflasyonla değil, tarımsal üretimdeki yapısal sorunlarla birlikte değerlendirilmeli.

Önümüzdeki dönemde Türkiye ekonomisi açısından en kritik konulardan biri tarımda verimlilik artışı olacak.

Türkiye ekonomisi büyümeye devam ediyor ancak tarım sektörü küçülüyor.

Bu durum, tarımın ve gıda arz güvenliğinin önümüzdeki yıllarda çok daha stratejik bir sektör haline geleceğini gösteriyor.

Bu nedenle tarımı artık sadece bir üretim sektörü olarak değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve stratejik bir alan olarak değerlendirmek ve daha dayanıklı hale getirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Orta Doğu’daki gerilimlerin, özellikle enerjiye bağlı tarımsal girdiler üzerinden maliyet baskısını artırarak üretim ve lojistik süreçlerini zorlaştırdığını ve bu nedenle artık kısa vadeli çözümlerle ilerlemenin mümkün olmadığını söyleyen Kestelli, “Tarımsal üretimi destekleyen, dayanıklılığı artıran ve yerel sistemleri güçlendiren bir yaklaşım geliştirmek mecburiyetindeyiz.

Gelecek dönemde, organik tarımın daha fazla desteklenmesi ve yaygınlaştırılması hepimizin ortak hedefi olmalı.

Organik tarım üreticilerimizin umut ışığı” diye konuştu.

İlgili Sitenin Haberleri