Haber Detayı
Obezite ömürden 10 yıl çalıyor - Haberler | Sağlık Haberleri
Konfor alanımız arttıkça bedenimiz büyüyor. Modern yaşamın getirdiği tek tık kolaylığı ve hareketsizlik, obeziteyi tetikleyerek ömürden tam 10 yıl çalıyor. Türkiye'de durumun vahim olduğunu belirten Yetişkin popülasyonda obezite sıklığı yüzde 36 civarında. 1970 yılında çocuklardaki fazla kilo ve obezite oranı yüzde 4 iken, günümüzde bu oran yüzde 20’ye tırmanmış durumda. Bu çok ciddi ve ürkütücü bir artış" ifadelerini kullandı. Habertürk'ten Demet Demirkır'ın haberi
Dünya genelinde bir pandemi halini alan obezite, Türkiye’de de alarm veriyor.
Uzmanlara göre, yüzde 36’lık obezite oranıyla Avrupa’da ilk sırada yer alan Türkiye’de çocukluk çağı obezitesi de son 50 yılda yüzde 4’ten yüzde 20’ye çıktı.
Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Başkan Yardımcısı Prof.
Dr.
Dilek Yazıcı, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 3 milyar kişinin fazla kilolu veya obezite tanısıyla yaşadığına dikkat çekti.
Prof.
Dr.
Yazıcı, bu kişilerin 1 milyarını obeziteli yetişkinlerin, 400 milyonunu ise çocuk ve ergenlerin oluşturduğunu söyleyerek, obezitenin sadece kozmetik bir sorun değil, 200’den fazla hastalığı tetikleyen kronik bir sağlık problemi olduğunu kaydetti. ÇOCUKLARDA OBEZİTE YÜZDE 4 TEN YÜZDE 20 YE TIRMANDI Türkiye verilerine bakıldığında durumun daha vahim olduğunu belirten Prof.
Dr.
Yazıcı, Yetişkin popülasyonda obezite sıklığı yüzde 36 civarında. 2022 verileri ışığında, Avrupa’nın en obeziteli ülkesi konumundayız. 1970 yılında çocuklardaki fazla kilo ve obezite oranı yüzde 4 iken, günümüzde bu oran yüzde 20’ye tırmanmış durumda.
Bu çok ciddi ve ürkütücü bir artış ifadelerini kullandı. ÇOCUKLUKTA BAŞLAYAN OBEZİTE, ERİŞKİNLİKTE YÜZDE 70 DEVAM EDİYOR Prof.
Dr.
Yazıcı, çocukluk çağı obezitesinin gelecekteki hastalık yükünü artırdığını söyleyerek, şu kritik uyarılarda bulundu: Bir çocuğun anne veya babasında obezite varsa, genetik risk artıyor.
Ancak çevresel faktörler çok daha belirleyici. Çocuklukta obezitesi olan bir bireyin, yetişkinlikte de obeziteli olma ihtimali yüzde 70.
Bu durum, daha erken yaşta ve daha ağır seyreden hastalık komplikasyonlarını beraberinde getiriyor. Çocukluk çağı obezitesini durdurmadan, genel rakamları aşağı çekmemiz mümkün değil.
TEK TIK KÜLTÜRÜ HAREKETLİLİĞİ BİTİRDİ Obezitenin bir kartopu gibi büyümesinde modern yaşam tarzının etkisinin yadsınamaz olduğunu ifade eden Prof.
Dr.
Yazıcı, temel sorunları şu sözlerle anlattı: Hareketsizlik: Çocukların sokaktan çekilip ekran başına hapsolması, yetişkinlerin ise masa başı işlerde uzun mesailer harcaması.
Beslenme alışkanlıkları: Yemek siparişi uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte gelen fast-food tüketimi ve gece yarısı atıştırmalıkları.
Dijitalleşme: Market alışverişinden bankacılığa kadar her şeyin yerinden kalkmadan yapılması.
Pandemi etkisi: Evden çalışma modelinin artmasıyla hareket alanının kısıtlanması ve mutfağa olan mesafenin kısalması.
OBEZİTE ÖMÜRDEN 10 YIL ÇALIYOR Prof.
Dr.
Dilek Yazıcı, obezitenin vücutta sadece yağ birikimi yapmadığını, aynı zamanda kronik bir inflamasyon (yangı) süreci başlattığını belirterek, istatistiklere göre, obeziteli bireylerin yaşam süresinin, sağlıklı bireylere göre 5 ila 10 yıl daha kısa olduğunu söyledi.
Yazıcı, obezitenin sebep olduğu hastalıkları da şu sözlerle anlattı: Metabolik: Tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, kolesterol ve sirozun en büyük nedenlerinden biri olan karaciğer yağlanması.
Kardiyovasküler: Damar sertliğine bağlı kalp krizleri ve inmeler.
Mekanik: Uyku apnesi, diz ve bel bölgelerinde ciddi eklem sorunları.
Psikolojik: Depresyon, kaygı bozuklukları ve toplumsal ön yargıların getirdiği izolasyon.
Kanser: Hormonla ilişkili kanserler ve bağırsak kanseri dahil 10’dan fazla kanser türü.
ZAYIFLAMA İLAÇLARI DOKTOR ÖNERİSİYLE KULLANILMALI Son dönemde popülerleşen yeni nesil zayıflama ilaçları (GLP-1 analogları) hakkında da önemli açıklamalar yapan Prof.
Dr.
Yazıcı, bu ilaçların beyindeki iştah merkezini etkileyerek kilo verdirdiğini ancak mutlaka hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini dile getirdi.
Türkiye’nin bu ilaçların reçetesiz satılabildiği nadir ülkelerden biri olmasının yarattığı tehlikeye dikkat çeken Yazıcı, İlacı kestiğinizde verdiğiniz kiloyu geri alma riski var.
İlaç sadece bir araçtır; asıl tedavi beslenme alışkanlığı değişikliği ve egzersizdir.
Kas kaybı metabolizmayı yavaşlatır, bu yüzden süreç bir uzman eşliğinde yönetilmelidir diye konuştu.
OBEZİTE İRADE MESELESİ DEĞİL Toplumda obezitede iradesizlik algısının yanlış olduğunu vurgulayan Prof.
Dr.
Yazıcı, obezitenin bir kronik bir hastalık olarak kabul edilmesi çağrısında bulundu.
Yazıcı, Bu bir irade meselesi değil, kronik bir hastalıktır.
Kişilere az ye demek çözüm değil.
Kimse bilerek bu durumda kalmak istemez.
Aileden başlayarak toplumsal bir empatiye ve bilinçli bir mücadeleye ihtiyacımız var dedi.