Haber Detayı

Domino etkisinin 3 yeni kurbanı
Yazarlar hurriyet.com.tr
31/03/2026 06:12 (5 gün önce)

Domino etkisinin 3 yeni kurbanı

“KONUMUZ petrol fiyatının artması ya da yarın öbür gün düşmesi değil. O kullanılamaz hale gelen tesislerin dünya ekonomisi üzerinde yaratacağı önemli bir risk var. Türkiye’de direkt bağlantı kadar indirekt bağlantı da söz konusu. Mesela şu anda Asya pazarında, Bangladeş’te ve Filipinler’de dizelle başlayan bir yokluk var. Bunun etkisi diğer ürünlere silsile halinde geliyor.”

Geçtiğimiz günlerde bir araya geldiğimiz Castrol Türkiye, Ukrayna ve Orta Asya Genel Müdürü Nilay Tatlısöz, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan savaşın etkilerini aktarmayı sürdürdü:“Savaş başladığından bu yana yaşanan petrol artışları bütün sektörleri etkileyecek.

Ama aynı zamanda fiyatların geri gelmesi pek de kolay görünmüyor.

Tedarikle ilgili taraf da önemli; fiyatlar düşse bile o tedarik zincirindeki sıkıntılar, arz-talep dengesini bozduğu için fiyatları o mekanizma içinde tutacak.

Fiyatı oluşturan en önemli faktör oradaki arz-talep dengesi.

Ve o denge bizim girdilerimizi etkilediği noktada, bizim ve petrole bağlı sektörlerin maliyetlerini o ölçüde etkileyecek.”İran savaşının ne zaman biteceği, etkilerinin ne olacağı belirsiz.

Tatlısöz’ün dikkat çektiği Bangladeş ve Filipinler’deki dizel krizinin silsile halinde ekonomileri nasıl etkileyeceği de...NEDEN SIKINTI YAŞIYORLARAsya ülkeleri domino taşı misali sallanmaya başladı bile.

Bangladeş, Filipinler ve Sri Lanka çok ciddi bir kriz ile karşı karşıya.

Bu ülkelerdeki sıkıntının temelinde aynı gerçek yatıyor: Enerji ve döviz bağımlılığı.

Bu ülkelerin dolar geliri sınırlı.

İhracatları çok düşük, az sayıda sektörlere bağlı.

Turizm gelirleri sıkıntılı, cari açıkları fazla.

Özellikle Sri Lanka vergi indirimleriyle gelir kaybına da uğradı.

Pandeminin etkilerini daha üzerlerinden atamadılar.

Zaten kırılgan durumdaki ekonomiler Ortadoğu’dan gelen son darbeyi taşıyamadı.

Bu ülkeler petrol ve dizeli çok büyük ölçüde ithal ediyorlar.

Körfez ülkeleri ve ambargolara rağmen arka kapıdan İran’dan alım yapıyorlardı.

Hürmüz Boğazı kapanınca Körfez ülkelerinden alım kesildi.

İran’dan ucuz yakıt da gelmez oldu.

Bu üç ülke yeterli döviz geliri üretemedikleri için fiyat artışlarıyla birlikte alternatif yakıt temin edemez duruma geldi.

Sonuçta ülkede yakıt kıtlığı başladı.

Enerji maliyetleri yükselince üretim sekteye uğradı.

Lojistik aksar durumda.

Sonuçta zaten yükselemeye başlayan enflasyon hızla tırmanacak.

Hepsinden önemlisi üretimin durma noktaya gelmesiyle birlikte ihracat sekteye uğrayacak.

İşsizlik ve alım gücünün hızla erimesi ülkeleri krize sokacak.

Tüm bunlar bir tarafa bu ülkelerin ürettiği ihraç mallar aslında Avrupa başta olmak üzere bazı ülkelerdeki kritik ürünlerin hammaddesi.

Ya da bu ülkeler bazı önemli markaların Uzakdoğu’daki ürettim üsleri.

Özellikle de tekstilde.

Daha az ihracat daha az döviz demek.

Daha az döviz ise daha az yakıt.

Yani dönüyoruz başa...Bangladeş, Sri Lanka ve Filipinler’de yaşanan enerji ve döviz kaynaklı krizler, doğrudan olmasa da dolaylı yollarla diğer ülkelere sıçrama riski taşıyor.

Çünkü bu ülkeler küresel tedarik zincirinin önemli halkaları.

Üretimin yavaşlaması ve lojistikte yaşanan aksaklıklar, özellikle tekstil, elektronik ve gıda gibi alanlarda dünya genelinde arz sıkıntısı ve fiyat artışlarına yol açabilir.

Ayrıca benzer şekilde enerjiye bağımlı ve döviz geliri zayıf olan ülkeler için bu tablo bir uyarı niteliğinde.

Küresel enerji fiyatlarının yüksek seyrettiği bir ortamda, aynı kırılgan yapıya sahip ekonomilerde de benzer krizlerin ortaya çıkması mümkün.

Kısacası bu krizler yerel gibi görünse de, etkileri küresel ölçekte hissedilebilecek bir kırılganlığın işareti.İŞTE ALDIKLARI ÖNLEMLER BANGLADEŞOrtadoğu’daki savaşın enerji krizini derinleştirmesi nedeniyle kamu çalışanlarına elektrik tasarrufu talimatı verdi.

Ülke, petrol ve doğalgaz ihtiyacının yüzde 95’ini ithal ettiği için ciddi bir enerji baskısıyla karşı karşıya.Yayımlanan karara göre ofislerde sadece gerekli ışık ve elektrikli cihazlar kullanılacak, klimalar en az 25 dereceye ayarlanacak ve çalışanların çıkarken ışıkları kapatması zorunlu olacak.Hükümet ayrıca yakıt tüketimini sınırlamak için çeşitli önlemler aldı; gübre fabrikalarının çoğu durduruldu ve akaryakıt istasyonlarında denetimler artırıldı.

Enerji krizini aşmak için yaklaşık 2 milyar dolarlık dış finansman arayışı da sürüyor.FİLİPİNLERGeçtiğimiz günlerde ulusal enerji acil durumu ilan etti.

Amaç: yakıt arzını garanti altına almak ve krizi merkezi şekilde yönetmek.

Devlet, yakıt alımı ve dağıtımında olağanüstü yetkiler kazandı.

Hükümet ek petrol ve dizel alımı için hızlı ihaleler başlattı.

Rusya, Ortadoğu dışı ülkeler ve hatta yaptırımlı ülkelerden alım için görüşmeler yapıldı.Euro-II gibi daha ucuz ama kirli yakıtların kullanımı geçici olarak serbest bırakıldı.Kamu kurumlarında enerji tüketimi azaltıldı. 4 günlük çalışma haftası ve uzaktan çalışma uygulamaları başladı.Klima, ulaşım ve kamu harcamalarına sınırlamalar getirildi.SRİ LANKADizel krizine karşı oldukça sert ve acil önlemler aldı.

Araç başına yakıt kotası getirildi, kamu kurumlarında çalışma günleri azaltıldı ve tüketimi düşürmek için fiyatlar artırıldı.Aynı zamanda kritik sektörlere öncelik verilirken, acil yakıt ithalatıyla sistemin tamamen durması engellenmeye çalışıldı.

Özetle, Sri Lanka’nın yaptığı şey yakıtı paylaştırmak, tüketimi kısmak ve acil tedarikle ekonomiyi ayakta tutmak oldu.ASYA’NIN ‘BAĞIMLI’ KAPLANLARI 26 Mart’ta bu köşede ‘Asya durursa dünya durur’ başlıklı bir yazı kaleme almıştım.

O yazıda Asya kaplanı olarak anılan dev ekonomilerin aslında enerjide nasıl dışa bağımlı olduğuna dikkat çekmişti.

Asya’da yıkım küçük ülkelerden başladı.

Şimdi korku enerji krizinin devlere sıçraması.

Şimdi gelin bu dev ekonomiler enerjide nasıl dışa bağımlı durumda bir kez daha hatırlayalım.ÇİN: Körfez ülkelerinden en çok petrol alan ülke konumunda.

Çin’in günlük petrol ithalatı 10 milyon varil civarında.

Bunun yaklaşık yarısı yani 5-6 milyon varili Körfez ülkeleri üzerinden, Hürmüz Boğazı’ndan geliyor.

Yaptığı anlaşmalarla maliyet tarafında sağladığı avantajları da hatırlatmakta fayda var.

Özellikle de İran ile.

En büyük tedarikçisi Suudi Arabistan.

Onu Irak, İran, Kuveyt ve BAE izliyor.Hürmüz kapalı kalırsa Çin petrolsüz kalmaz ama büyümesi ciddi şekilde yavaşlayabilir.

Tedarik zincirindeki aksamalar ve maliyet artıları ise yine fiyat artışlarına neden olabilir.HİNDİSTAN: Günlük toplam petrol ithalatı 5 milyon varil civarında.

Bunun yaklaşık 3.5 milyon varili Hürmüz Boğazı üzerinden ülkeye ulaşıyor.

Yani yüzde 65 düzeyinde Hürmüz’e bağımlı durumda.

En büyük tedarikçileri Irak, Suudi Arabistan, BAE ve Kuveyt.

Rusya’dan da petrol alımı yapıyor ama Hürmüz’ün alternatifi olma şansı yok.JAPONYA: Günlük toplam petrol ithalatı 3 milyon varil civarında. 2.5 milyon varili de Hürmüz üzerinden Japonya’ya gidiyor.

Yani Hürmüz’e bağımlılığı yüzde 80.

Yerli enerji kaynağı çok az, enerjide dışa bağımlı.GÜNEY KORE: Günlük petrol ithalatı 3 milyon varil civarında.

Bunun 2.5 milyon varili Hürmüz üzerinden geliyor.

Yaklaşık yüzde 80 Hürmüz’e bağımlı.

Yerli enerji kaynağı neredeyse hiç yok ancak dünyanın en büyük rafineri ve petrokimya merkezlerinden biri.

İhracat modeli nedeniyle enerjiye bağımlı.

İlgili Sitenin Haberleri