Haber Detayı

Zihinlerin Savaşı: STRATCOM 2026’nın Söylediği Büyük Gerçek
Tülin türkoğlu internethaber.com
30/03/2026 06:50 (5 gün önce)

Zihinlerin Savaşı: STRATCOM 2026’nın Söylediği Büyük Gerçek

Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi 2026’yı sadece bir zirve olarak okumak…Eksik olur.

Çünkü bu zirve, aslında dünyanın içinde bulunduğu kırılmanın ilanıydı.

Artık mesele tekil krizler değil.Krizlerin birbirini doğurduğu, beslediği, büyüttüğü bir çağdayız.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof.

Dr.

Sayın Burhanettin Duran bu kırılmayı tek bir cümleyle tarif etti:“Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı.” Bu ifade bir tespit değil…Bir uyarı.

Çünkü mevcut uluslararası düzen artık işlemiyor.Ve daha önemlisi…Güç artık sadece askeri değil.Anlatısal.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Prof.

Dr.

Sayın Cevdet Yılmaz ise tablonun dinamiklerini ortaya koydu:Küresel ve bölgesel krizler artık birbirini tetikliyor.

Kurallar zayıflıyor.Güç siyaseti öne çıkıyor.Meşruiyet tartışmalı hale geliyor.

Yani dünya…“haklı olanın” değil,“güçlü olanın” konuştuğu bir evreye giriyor.

Gazze…İran…Bu iki başlık artık sadece bölgesel değil, küresel kırılmanın sembolleri.

Ve en kritik tespit:Krizler artık istisna değil… kalıcı.

Dış İşleri Bakanı Dr.

Sayın Hakan Fidan sahadan konuştu.Ama verdiği mesaj stratejikti: Bugünün savaşları sadece şehirleri yıkmıyor.Zihinleri de hedef alıyor.

Ve çözüm?Diplomasi.

Ama alıştığımız türden değil.Hızlı.Sonuç odaklı.Gerçekçi.

Mit Müsteşarı Prof.

Dr.

Sayın İbrahim Kalın ise başka bir kırılmaya işaret etti: Özellikle İslam dünyasında…Dağınıklık.Ortak akıl eksikliği.

Yani sorun sadece dışarıdan gelen tehditler değil.İçerideki çözülme de en az o kadar belirleyici.

Bütün bu konuşmaları yan yana koyduğunuzda ortaya net bir tablo çıkıyor: Dünya bir geçiş döneminde değil.Bir belirsizlik döneminde.

Ne eski düzen ayakta…Ne yeni düzen kurulmuş.

İşte STRATCOM’un uluslararası önemi tam burada başlıyor.

Bu zirve, sadece Türkiye’nin konuştuğu bir platform değil.Küresel sistemin sorgulandığı bir zemin.

Ve Türkiye burada kendini şu şekilde konumlandırıyor: Doğu’yu anlayan…Batı’yı okuyabilen…Krizleri sadece izlemeyen…Yönetmeye talip bir aktör.

Yeni dünyada güç artık tankla, tüfekle ölçülmeyecek.

Algıyı yöneten,anlatıyı kuran,meşruiyeti inşa eden ülkeler… Öne çıkacak.

Ve STRATCOM bize şunu çok net söylüyor: Artık savaşlar sadece sahada kazanılmıyor.Zihinlerde kazanılıyor.

Güç Bende İstediği Yaparım Meselesinden de Öte Bir Hikâye Bazı olaylar vardır… Detaylarıyla değil, temsil ettikleriyle sarsar.

Uşak Belediye Başkanı hadise de öyle.

Ortada sadece bir “otel odası” hikâyesi yok.

Ortada çok daha ağır bir şey var:Gücün istismarı. 57 yaşında bir belediye başkanı…21 yaşında, belediyede çalışan bir genç kadın… Bu tabloyu alıp “özel hayat” başlığına koyamazsınız.

Koyarsanız, meseleyi küçültmüş olursunuz.

Çünkü burada iki eşit birey yok.

Burada biri makam, diğeri o makama bağlı çalışan.

Biri yetki, diğeri o yetkinin gölgesinde olan... “Rıza vardı” diyerek geçiştirilemez.

Çünkü güç ilişkilerinde rıza, çoğu zaman görünürde rızadır.

Gerçekte ise… Baskıdır, bağımlılıktır, mecburiyettir.

Gelelim işin siyasi tarafına… CHP’liler hayal kırıklığı ve Özgür Özel’in tavrındaki rahatlık.

Diğer bir sorun; polis kamerası görüntülerinin servis edilmesi.

Hukuken de tartışılır, etik olarak da.

Ama… Asıl sorun bu değil!

Asıl sorun… Bir belediye başkanının, kendi çalışanını alıp Ankara’da otel odasına götürmesidir.

Asıl sorun… Bu tabloya karşı genel başkan ve CHP’lilerin yeterince net, yeterince sert bir siyasi refleks göstermemesidir.

Şunu duymak isterdim: “Bu davranış kabul edilemez.”“Bu bir ahlak sorunudur.”“Bu bir güç istismarıdır.”“Bu kişi partimizde barınamaz.” Ama olmadı.

Olmadı çünkü mesele tersinden okundu.

Görüntüye kızıldı, fiilin kendisi arka plana itildi.

Oysa siyaset… Tam da burada sınanır.

Kendi içindeki yanlışa ne kadar sert durabildiğinle ölçülür.

Rakibe bağırmak kolaydır.

Ama kendi içindeki çürümeye ses çıkarmak… Zordur.

Bir de o müstehcen sahne var görüntülerde… Kapı çalınıyor.

Ve belediye başkanı… Üzerinde sadece bir havluyla kapıyı açıyor.

Bakın… Bu sadece bir “ayıp” değil.

Bu, ciddiyetsizliktir.

Bu, bulunduğu makamın ağırlığını kavrayamamaktır.

Bu, “ben yaptım oldu” pervasızlığıdır.

Devlet dediğiniz şey… Ciddiyet ister.

Makam dediğiniz şey… Sorumluluk ister.

O makam… Kişisel keyif ve fantezi alanı değildir.

Bugün burada susarsanız… Yarın başka bir yerde daha büyüğü çıkar.

Çünkü mesele tek bir kişi değil.

Mesele bir zihniyet.

Ve o zihniyet şunu söylüyor: “Güç bende, istediğimi yaparım.” İşte asıl tehlike tam da bu.

O yüzden… Bu meseleye “bize ne” diyemeyiz.

Çünkü bu sadece bir skandal değil.

Bu, siyasetin ahlak sınavıdır.

İlgili Sitenin Haberleri