Haber Detayı

Aşiret Mektebi’nden dizi film çıkarmak
Metin akgerman aydinlik.com.tr
27/03/2026 10:13 (6 saat önce)

Aşiret Mektebi’nden dizi film çıkarmak

Aşiret Mektebi’nden dizi film çıkarmak

Bu aralar M.

Ali Neyzi’nin Aşiret Mektebi kitabını okumaktayım.

Kendisinin YouTube’da,akademik araştırmasından ve sonucu olan kitaptan bahsettiği ilginç bir röportajına rastladım.Kitap bir doktora çalışmasına dayanıyor ve Osmanlı’nın son döneminde, 1890’lı yıllardaSultan II.

Abdülhamit döneminde İstanbul’da kurulan ‘özel amaçlı’ bir okulu konu alıyor.Okulun kurulmasının amacı, aşiret liderlerinin çocuklarını yetiştirmek ve aşiretleriOsmanlı’ya daha sıkı bağlamak.

Tanzimat reformlarının devamı niteliğinde modern bireğitim müfredatı kapsamında imparatorluğun çeşitli bölgelerindeki aşiret liderlerinden enbüyük erkek çocuklarını bu okula göndermeleri istenmiş.İmparatorluğun büyük şehirlerdeki hâkimiyeti nispeten güçlü ama kırsalda, aşiretbölgelerindeki egemenlik daha zayıf.

Muhtemelen kırsaldaki egemenlik de bu hamle ilegüçlendirilmek isteniyor.

İmparatorluğun kritik bölgelerinde önemli aşiretlerin büyük oğullarıokula getiriliyor, üst seviye bir eğitimden geçiriliyor.

Askerî veya idarî alanda Osmanlımemuriyetine başlatılıyorlar.

Mezunlar her zaman ve ivedilikle kendi aşiret bölgelerinegönderilmiyorlar.

Genelde çeşitli vilayetlerde memuriyet veya askerî görevler ile deneyimkazanıyorlar.

Kitapta örnekleri verilmiş mezunlar genelde ‘büyük adam’ olabilmişler.Osmanlı’da askerlik, valilik vs. yapıyorlar.

Birçoğu Osmanlı Meclisi’nde görev alıyor.Cumhuriyet döneminde de bunların bir kısmı kendi memleketlerinde, Mustafa Kemal’i örnekalarak (ve yöntemlerini kullanarak) işgal güçlerine (Fransız veya İngiliz) karşı istiklal savaşıörgütlemeye çalışıyorlar.

Bir kısmı Irak’ta, Libya’da vali, başbakan oluyor.

Suriye Fransızuçakları tarafından bombalanırken halkı örgütleyip Fransa ile savaşanlar var.

Velhasıl, keyifliokuması olan, temelde akademik çalışma olan başarılı bir eser.Araştırma kapsamında ABD Kongre arşivlerinden ve ilgili mezunların çocuk vetorunlarından orijinal resim, mektup, anı defterleri bulunmuş.

Aşiret çocukları 10-15 arasıyaşlarda okula kırsaldan, yerel kıyafetleri ile ve hayli kısıtlı bir eğitim ile, çoğunluğu Türkçebilmeden geliyorlar.

Hepsi kendi aşiret ve yerel kültürlerini yansıtan farklı desenlerdekıyafetler ile geliyorlar.

Ortaokul seviyesindeki bu okulda yerel kıyafetler çıkıyor, tek tip,okul armalı üniforma giyiliyor.

Türkçe öğreniyorlar, Kur’an, din öğreniyorlar.

Matematik,coğrafya, güzel yazı, Fransızca öğreniyorlar.

Sonrasında üniversite seviyesi denebilecekMülkiye veya Harbiye’ye geçiyorlar.

Mezuniyet ile beraber Osmanlı’nın ‘elit’ memurlarıoluyorlar.

Orduların, vilayetlerin yönetiminde görev alıyorlar.

Doğrusu, şapka çıkartılacak birdönüşüm. ‘Acaba bu okul projesinde biraz geç mi kalındı?’ diye insan kendine sormadanedemiyor.Kitabın önce akademiye hitap eden İngilizcesi çıkmıştı, biraz pahalıydı.

Daha sonra ilavebazı çalışmalar ile daha keyifli hâle getirilmiş Türkçesi İş Bankası Yayınları’ndan çıkmış.

İlber Ortaylı’da övgü ile bahsetmişti Merhum İlber Ortaylı, kitaptan ve yazardan övgü ile bahsetmişti.

Bu kitap genç bir tarihakademisyeninin araştırması değil.

Yazar, kurumsalda başarılı bir kariyer sonrasında tarihtutkusu ile üniversiteye dönmüş, muhtemelen kendi bütçesinden büyük paralar harcayarakyıllarca Beyrut ve Kahire’de bu konuları araştırmış ve ortaya bu kitap çıkmış.Şahsen Osmanlı tarihine özel bir ilgim yoktur.

Diğer taraftan, 20. yy başından itibarenCumhuriyet tarihine ilgim vardır, okurum.

Bu kitap ilgimi çekti çünkü tam olarak benimilgilendiğim döneme Osmanlı’yı bağlayan kritik dönüşüm, reform ve savaş yılları ile ilgili.

Kitabın zaten büyük oranda 20. yy olaylarını kapsadığını söyleyebiliriz.

Bu okul mezunları20. yy’da Anadolu, Batı Asya ve kısmen Kuzey Afrika coğrafyasında ve politik olaylardaetkili olmuş kişiler.

Netflix devrinde tarih ögrenmek Malum, devir değişti.

Artık vatandaş ne gazete ne de kitap okuyor.

Netflix dizileri ve benzeriplatformlardan millet artık tarih namına ne gazlanırsa onu alıyor.

Truva savaşı dersenizbenim aklıma elinde kılıç ‘Brad Pitt’ geliyor.

İskoç bağımsızlığı tarihi derseniz aklımabağırsakları sökülürken ‘özgürlük’ diye bağıran ‘Mel Gibson’ geliyor.Muhtemelen bir süre sonra yapay zekâdan talep edeceğiz: ‘Bana şu tarihler arası şu bölgedegeçen bir savaş filmi yarat, esas adamı da ‘Tom Cruise’ yap.’ diyeceğiz, yapay zekâ da erişimizni olan veri tabanlarını tarayarak bize ilgili dönem ile ilgili bir film yapacak.

Artık yapayzekâyı üreten firmanın siyasi ve sosyal eğilimlerine bağlı olarak film, bize çeşitli LGBTunsurları, çeşitli şekilde eklemlendirilmiş Yahudilik temaları ve belirli yönde işlenmiş “Tanrıve din” unsurları ile harmanlanmış olarak sunulacak.

İyi bir film yapmak gerek Gelin, yapay zekâya bu işi bırakmayalım; kendi tarih filmimizi kendimiz çekelim. ‘AşiretMektebi’ teması, sinema filmi veya bence daha uygunu 8-10 bölümlük dizi film olarakçekilebilir.

Eğer konuyu doğru şekilde işleyip perdeye aktarabilirsek, bu proje bugününTürkiye’sini bölgemizdeki kardeş ülkelere ve halklara daha güçlü şekilde bağlayacak birkültür projesi olabilir.

Bu okul olayının üzerinden 120 sene geçmiş ama ilgili coğrafyalarabaksanıza: Libya, Yemen, Suriye, Irak, Filistin.

Hepsi kan revan içinde. 120 yıldır, hatta dahauzun süredir emperyalizmin saldırısı altındalar.

Türkiye ise hiç de tarihine uygun bir tavıriçinde değil.

Genelde iki tarafı da kınayan ‘karaktersiz’ politikalar uyguluyor.

Oysa bütün bucoğrafyalar, Türkiye Cumhuriyeti gibi başarılı, gelişmiş ekonomiye sahip, egemen (!)cumhuriyetler olabilirlerdi ve bu durumun Türkiye’ye de çok faydası olurdu.Ortada bu başarılı tarih araştırması var.

Peki, bu çalışmanın daha fazla toplumsal faydaüretmesi ve ülkemizin çıkarlarını ilerletmesi için ilgili politika yapıcılarına hangi politikalarıönerebiliriz?1.

Artık kimse kitap okumadığı için bu çalışmayı dizi film hâline getirmek uygun olur.Hem Aşiret Mektebi dönemindeki ilgili karakterlerin çocukluk ve gençlik dönemlerihem de mezuniyet sonrası kendi memleketlerinde aldıkları görevleri ve belki desavaşları içeren bölümler.2.

Bu akademik çalışmayı derinleştirmek gerekir.

Malum, birçok mektep mezunununbilgilerine ulaşılmış ama birçoğuna da ulaşılamamış.

Bu bilgiler Endonezya’nın JavaAdası’ndan tutun, ABD Kongre arşivine; Mısır, Beyrut, Şam, Medine, Trablus,Londra arşivlerine kadar birçok şehre dağılmış durumda.

Mezunların torunlarının birkısmı Batı ülkelerine zaman içinde yerleşmişler; bu insanlara ulaşmak elbette kolaydeğil.Akademik çalışmanın derinleştirilmesi için belki Mehmet Ali Bey’e bir düzine genç (Arapçave Osmanlı Türkçesi bilen) doktora öğrencisi tahsis edilmesi ve onların ilgili ülkeleregönderilerek bu Aşiret Mektebi öğrencilerinin hayat yolculuklarının, Osmanlı, sonrasındagenç Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerinin iyice öğrenilmesi, tarihî belgelerin toplanması, torunların bulunması, ilgili doktora tezlerinin üretilmesi faydalı olur.

Yani bu iş hem KültürBakanlığı’nın hem de YÖK’ün politika alanına giriyor.

Atatürk’te aynı dönemden!

Diğer dikkat çekmek istediğim konu ise, bu Aşiret Mektebi dönemi aslında MustafaKemal’in dönemi ile örtüşüyor.

Mustafa Kemal Selanik’te yine dönemi için modern olan‘rüştiye’ tipi bir okulda okurken, bu aşiret çocukları da İstanbul’da benzer bir moderneğitimden geçiyorlar.

Fransızca dâhil muhtemelen aynı dersleri alıyorlar.

Yani aynı dönemdeaynı eğitim sisteminden çıkmışlar ve aynı şekilde ‘elit’ Osmanlı subayı/memuru olmuşlar.Mustafa Kemal, malum, üç kıtada her cins düşman ile ve uşakları ile savaşmış.

Afrika’daİtalyanlar ile savaşmış.

Filistin’de General Allenby komutasındaki İngilizler ile savaşmış.Doğu’da Rus ile, kısmen Ermeni ile; Batı’da Yunan ile ve hatta Bulgar ile savaşmış…Fransızları da unutmayalım.

İnsaf yani… Biz Mustafa Kemal’in hikâyesini iyi biliyoruz amabu Aşiret Mektebi’nden daha kimler çıkmış ve memleketlerinde neler yapmışlar?

Bunları daöğrenmek ve gençlere bugünün popüler medya araçları ile sunabilmek lazım.Emperyal güçler bölgeden yakında çekilecek Önümüzdeki yıllarda emperyal ülkelerin bölgeden zorunlu çekilmesi ile Türkiye, bölgeülkeleri ile ilişkilerini tekrar yerli yerine oturtacak.

Libya ile, Cezayir ile, Yemen ile, Ürdün,Mısır, Irak, Suriye, Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri vs.

Bu Aşiret Mektebi mezunlarıkonusunu doğru işleyebilirsek, bize hatırlatacağı tarihî bağlar, bu ilişkilerin acısı ile tatlısı iledaha güçlü ve kalıcı olmasını destekleyecektir.

Türkiye’nin, Arap coğrafyası başta olmaküzere Batı Asya’da çıkarlarını ilerletebileceği kültürel bir enstrüman olarak bu filmiprojelendirebiliriz.

Arabistanlı Lawrence filmi çok etkili oldu Film konusu açılmışken, gelin 1962 tarihli Arabistanlı Lawrence (ing.: Lawrence of Arabia)filmini hatırlayalım.

Bildiğiniz üzere Nazi Avusturya’sından kaçan Yahudi Sam Spiegel’inyapımcısı olduğu film, dönemi için muazzam paralar harcanarak ve döneminin ilerisinde birteknik ekipman ve kamera sistemleri ile çekilmiş filmdir.

Döneminin tüm Oscar ödüllerinitoplamıştır, hâlen çoğu kişiye göre gelmiş geçmiş en iyi filmdir.

Oysa film birçok tarihselhata içermektedir.

Sam Spiegel, hayatı boyunca İsrail ile en üst seviyede güçlü ilişkilersürdürmüştür.

Filmi bugün bile izleseniz görüntüler şahanedir, bugünkü filmlerden dahaiyidir.

İngiliz subayı Lawrence’ın hatıralarını kaçımız okudu?

Belki bir avucumuz okumuşturama filmi milyonlarca insan izledi.

Türkiye’de genel algı, filmin Türk düşmanlığıkapsamında çekildiği ve Türklerin İngiliz subayı komutasındaki Arap aşiretlerince yenildiğivurgusuna dairdir.

Şahsi görüşüm, bu filmdeki asıl olayın Arapları çok ilkel bir kabile olarakbetimlemiş olmaları ve adeta Kızılderili soykırımı dönemindeki gibi, “İşte gelişmiş Batı içinyağmalayacak bakir topraklar ve bu topraklarda develer ile gezen, çadırda yaşayan, ortaçağdöneminde kalmış ilkel Araplar.” mesajının verilmiş olmasıdır.

Evet, filmin Türklerin veArapların da arasını açmaya yaradığı ve Araplara İngilizleri bir ‘kurtarıcı’ olarak sunduğukesindir.Arabistanlı Lawrence filmi nasıl ki Türklerin ve Arapların arasını açmayı önemli ölçüdebaşarmış dünya çapında bir film olmayı başarmışsa, bizim de Türkleri ve Arapları ve tümBatı Asya etnik ve kültürel unsurlarını yakınlaştırıcı, bölünmeyi değil birleşmeyi teşvik edici ‘Aşiret Mektebi’ gibi temaları uygun şekilde, yeterli bütçeyi, özeni ve kaliteyi ortaya koyarakbeyaz perdeye uyarlamayı değerlendirmemiz gerekir.

İlgili Sitenin Haberleri