Haber Detayı

Öğretmenler velilerin ‘hizmetlisi’ mi... 'Paranı ben ödüyorum' baskısı
Yazarlar hurriyet.com.tr
27/03/2026 06:06 (4 saat önce)

Öğretmenler velilerin ‘hizmetlisi’ mi... 'Paranı ben ödüyorum' baskısı

Fatma Nur Çelik ve İbrahim Oktugan… Her ikisi de hiçbir husumeti olmadığı, iyi birer insan olsunlar diye didindikleri öğrencileri tarafından katledilen öğretmenlerimiz... Türkiye’yi yasa boğan cinayetlerin ardından okulların ve öğretmenlerimizin güvenliğini nasıl sağlayacağız diye sormuştum. Ancak bir veli olarak da biliyorum ki, özel ya da devlet okulu fark etmeksizin, eğitimcilere dönük bu şiddetin nedenlerinden biri de veliler. Sosyal medyada önüme düşen bir paylaşım bir kez daha kanıtladı bunu. İddiaya göre çocuğu özel okulda okuyan bir veli, bayram günü 22:30’da ödev sormak için öğretmenlerden birini aradı. Ulaşamayınca da ‘Bir yıl için 400 bin lira veriyorsam, 7-24 ulaşabilmeliyim size’ mesajı attı. İyi de öğretmenler bizim “kölemiz”, “dadımız” ya da “hizmetlimiz” mi? Nasıl değişecek bu zihniyet?

BU SADECE NEZAKETSİZLİK DEĞİL ETİK VE HUKUKİ BİR SORUN OLARAK DA GÖRÜLMELİ Velilerin öğretmenler, okul yönetimi veya eğitim süreçleriyle ilgili şikâyetlerini iletebilecekleri ALO 147 hattı 2018’de kaldırıldı.

Ancak şikâyet, talep ve öneriler CİMER, Alo 150, MEB Danışma Hattı ve hatta “şikayetvar” gibi uygulamalar üzerinden devam etmekte.

Kısa bir arama ile bu ve benzeri uygulamalar üzerinden bulduğum, bazı veli şikâyetlerini paylaşayım sizinle önce:* Çocuğumla ilgilenilmiyor.

Öğretmen, giyimine, süsüne daha çok önem veriyor.* Öğretmen, ‘sizin çocuğunuz çok yaramaz’ şeklinde etiketleyici söylemlerde bulunuyor.* Okul dar sokakta.

Park sorunu var.

Park yeri bulamadığım bir gün, okulu aradım, çocuğun kapıya gelmesini söyleyecektim.

Telefonlara bakmadılar.* Aşırı ödev yükü nedeniyle şikâyetçiyim. 7 yaşındaki bir çocuğun psikolojisini zorlayacak derecede; günde 25 sayfa, ödev verilmekte.* Öğretmen, oğlumu yaramazlık yaptığı gerekçesiyle arka sıraya attı.Haliyle ‘Bir yıl için 400 bin lira veriyorsam, 7-24 ulaşabilmeliyim size’ gibi, veli gruplarında da sık gördüğüm, bu mesaja pek şaşırmadım.

Öğretmenlerin, özel ya da devlette olmalarından bağımsız, eğitimci gibi değil de daha çok bir ‘hizmetli’ gibi görüldüğü ve sıklıkla şiddete uğradığı bir gerçek.

ASIL ÇOCUKLARA ZARAR VERİYORSUNUZ Başkent Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.

Dr.

Burhanettin Dönmez de öğretmenlere karşı, saygısızca davranışların gözle görülür şekilde arttığına dikkat çekiyor ve diyor ki: “Ancak unutulmamalı ki eğitimciler ve velilerin ortak paydası, toplumsal sorunlara karşı duyarlı ve ortak yaşama kültürüne sahip bireyler yetiştirmektir.

Öğretmen- veli arasındaki saygısız davranışlar, öğrencinin değerler eğitimini doğrudan olumsuz etkiler; çünkü bireyler en temel davranış biçimlerini aile ve okuldaki etkileşimleri gözlemleyerek kazanırlar.

Bu nedenle veliler, bu tür davranışlarla önce kendi çocuklarına zarar vermektedir.”VELİ ‘MÜŞTERİ’ GİBİ GÖRÜLÜYORPeki, “Ama parasını ödedim!” tarzı davranışlar, özel okullarda daha mı sık görülmekte?Yanıtı şu: “Maalesef, evet!

Bunun da nedeni eğitimin ticarileşmesi, velinin ‘müşteri’ olarak görülmesi ve dolayısıyla da özel okulların müşteri memnuniyetini öne çıkarmalarıdır.

Bu durum öğretmenlik mesleğinin saygınlığına zarar vermekte.

Bu konuda, okul ve veli arasında bir sözleşme oluşturulması, bunun da okul yönetimi tarafından paylaşılması yerinde olur.

Bu tür bir sözleşmede tarafların hak ve yükümlülükleri açıkça ifade edilmeli ve uygulanması da okul yönetimleri tarafından takip edilmelidir.”ÖĞRETMENLİK PROFESYONEL BİR MESLEKTİR Öğretmenlik profesyonel bir meslektir.

Ama çıkarılan iki meslek kanununda da bu önemli konuya yer verilmemiştir.

Bakanlığın, devlet ve özel okullarda çalışan öğretmenler arasında ayrım yapması da kabul edilemez.

Fiziksel-psikolojik şiddete karşı öğretmenlerin yasa ile korunması ve bu konuda kurumların sorumluluk alması gereken, veli ile öğretmenin karşı karşıya kalması engellenmelidir.

Özetle; bu davranışlar sadece bireysel nezaket sorunu değil, eğitimin anayasal ve yasal amaçlarını engelleyen, kişilik haklarını ihlal eden ciddi bir etik ve hukuki problem olarak değerlendirilmelidir.”ÖZELDE ‘MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ’ DEVLETTE ‘ŞİKÂYET’ KAYGISI VAR Eğitim İş Genel Başkanı ve Matematik Öğretmeni Kadem Özbay ise bu olayın istisna olmadığını belirterek, “Parasını verdim’ anlayışı; yalnızca bir saygısızlık değil, öğretmeni bir eğitimci değil de ‘hizmetli’ gibi gören bir zihniyetin ürünüdür ve mesleki kimliğimizi yok sayan bir psikolojik şiddet biçimidir” diyor.DERSİN İÇERİĞİ BİLE ŞİKÂYET SEBEBİBu tablonun yalnızca özel okullarla sınırlı olmadığı, devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin de benzer biçimde baskı, tehdit ve şikâyet korkusuyla çalıştığına vurgu yaparak, şöyle devam ediyor: “Özelde ‘müşteri memnuniyeti’, devlette ise ‘şikâyet gelmesin’ kaygısı öğretmenlerin ortak kaderi!

Her iki durumda da öğretmen; sürekli denetlenen ve hesap vermesi beklenen bir çalışan olarak görülmekte.

Bu anlayış, öğretmeni değersizleştirirken eğitimin niteliğini de zayıflatmakta.

Bugün pedagojik bir uyarı, sınıf düzenini sağlama çabası ya da dersin içeriği bile kolaylıkla şikâyet konusu oluyor.

Dolayısıyla bu mekanizma, denetim aracı olmaktan çıkmış; öğretmeni baskı altına alan bir denetleme ve yıldırma aracına dönüşmüş durumda.”OTORİTEMİZİ SARSMAYIN “Çoğu zaman somut dayanağı olmayan bu başvurular, öğretmenleri uzun savunma süreçlerine, hatta işini kaybedildiği bir düzene itiyor.

Bu koşullar altında öğretmen ne öğrencisine sağlıklı sınır koyabiliyor ne de mesleğini özgürce icra edebiliyor.

Öğretmenin baskılandığı bir ortamda pedagojik süreç sağlıklı işlemez; bu yalnızca öğretmeni değil, sağlıklı bir otorite ve güven zemininden mahrum bırakılan öğrenciyi de niteliksiz bir geleceğe mahkûm eder.

Dolayısıyla eğitimin ticarileştiği, öğretmeni güvencesiz bırakan ve mesleki saygınlığını aşındıran politikalardan vazgeçilmelidir.”

İlgili Sitenin Haberleri