Haber Detayı

Klonlamanın gizli sınırı: Bilim insanları, 58. nesilde duvara çarptı
Güncel chip.com.tr
26/03/2026 16:14 (4 saat önce)

Klonlamanın gizli sınırı: Bilim insanları, 58. nesilde duvara çarptı

Fareler üzerinde yapılan 25 nesillik klonlama başarısı, 27. nesilde kabusa dönüşmeye başladı ve sonunda duvara çarptı. Hücre çekirdeğindeki hasarlar ve biriken mutasyonlar, klonların üreme yeteneğini tamamen yok etti. Ancak araştırmacıların bir "B planı" var: Orijinal hücreyi dondurmak.

Bilim kurgu filmlerinin vazgeçilmez temalarından biri olan sonsuz klonlama fikri, gerçek dünyada biyolojik bir duvara çarptı.

Japonya’daki Yamanashi Üniversitesi’nden Teruhiko Wakayama ve ekibi, yaklaşık 20 yıldır yürüttükleri bir deneyle memeli canlıları sonsuza kadar klonlamanın mümkün olmadığını ortaya koydu.

Bu uzun soluklu araştırma, eşeyli üremenin sadece bir çoğalma yöntemi olmadığını, aynı zamanda genetik yapıyı büyük mutasyonlardan koruyan hayati bir filtre görevi gördüğünü kanıtladı.

Deneyin ilk aşamalarında her şey yolunda gidiyordu.

Araştırmacılar, bir fareyi klonlayıp ardından o klondan yeni bir klon elde ederek süreci 25 nesil boyunca başarıyla devam ettirdi.

Hatta 26. nesle kadar başarı oranının kademeli olarak arttığını gören Wakayama, sürecin daha da iyileşeceğini düşünüyordu.Ancak deney 27. nesli geçtiğinde işler bir anda tersine dönmeye başladı.

Klon farelerin doğum oranları hızla düştü ve 58. nesle ulaşıldığında artık doğan klonlar hayatta kalamaz hale geldi.Genetik yıkım ve doğanın müdahalesiAraştırma ekibi, klon farelerin tüm genomunu incelediğinde beklenmedik bir tabloyla karşılaştı.

Farelerin DNA’sında, kromozom yapısında meydana gelen büyük değişimler ve mutasyonlar birikmişti.

Bu genetik bozulmalar aslında ilk klondan itibaren birikiyordu; ancak 27. nesle kadar "pozitif seçim" sayesinde etkiler gizli kaldı.

Yani her nesilde en sağlıklı görünen bireyler seçildiği için başarı oranı bir süre yüksek seyretti.

Fakat bir noktadan sonra mutasyon yükü o kadar ağır bir hal aldı ki, klon farelerin üreme yeteneği azaldı ve plasenta yapılarında ciddi bozulmalar meydana geldi.Deneyin en çarpıcı kısmını ise doğanın kendi kendini tamir etme yeteneği oluşturuyor.

Bilim insanları, son nesil klon farelerin doğal yollarla çiftleşmesine izin verdiğinde, doğan torunların üreme yeteneğinin düzeldiğini ve plasentalarının normal farelerinkine benzediğini fark etti.

Bu durum, eşeyli üremenin genetik hataları temizlemek için ne kadar vazgeçilmez olduğunu gösteriyor.

Wakayama, klon farelerde normalden üç kat daha fazla mutasyon görülmesini, klonlama işlemi sırasında hücre çekirdeğinin ince cam pipetlerle çıkarılırken fiziksel hasar almasına bağlıyor.Hayvancılıkta "seri üretim" hayali sınıra takıldıBu araştırma, hayvancılıkta yüksek verimli ırkları "seri halde üretme" hayaline bir sınır çizse de yöntemin tamamen rafa kalktığını söyleyemeyiz.

Wakayama, bir hayvanın klonunu tekrar klonlamak yerine, orijinal hayvandan alınan hücreleri dondurarak saklamanın daha mantıklı olduğunu belirtiyor.

İhtiyaç duyulduğunda bu orijinal kaynaktan yeni klonlar üretmek, "58 nesil sınırına" takılmadan sorunu çözebilir. 

İlgili Sitenin Haberleri