Haber Detayı
ABD ve Avrupalı akademisyenlerden 'İran' bildirisi: Savaşı durdurun! | Dış Haberler
ABD ve Avrupa çevresinden 112 akademisyen ve insan hakları aktivisti, İsrail ve ABD'nin İran İslam Cumhuriyeti'ne saldırısıyla başlayan savaşın bitmesi çağrısı yapan bir bildiri yayımladı. Bildiri, "ABD ve İsrail'in başlattığı saldırılar zaten yıllardır İran yönetimi tarafından acı çektirilen İranlılara demokrasi getirmeyecek, aksine daha büyük bir yıkıma maruz bırakacak" düşüncesini vurguluyor.
ABD ve İsrail in İran a saldırısıyla başlayan savaş dünya kamuoyunda tepkilere yol açıyor.
ABD ve Avrupa çevresinden 112 akademisyen ve insan hakları aktivisti, ABD ve İsrail e savaşı durdurma çağrısı yaptı.
Bu savaşın ABD ve İsrail çıkarları sonucu başladığını belirten bildiride İran İslam Cumhuriyeti yöneticilerinin yıllardır halkına acı çektirdiği; ancak ABD ve İsrail in saldırılarının halkın çektiği acıları hafifletmek yerine daha da artırdığı düşüncesi vurgulanıyor.
Bildiriye imza atan akademisyen ve insan hakları aktivistleri, İran da geçişin demokratik yollarla olması gerektiğinin altını çiziyor.
Yayınlanan bildiride şu ifadeler yer aldı: Savaşı Derhal Durdurun!
İran İslam Cumhuriyeti, ABD ve İsrail ile arasında uzun süredir devam eden karşılıklı gerginlikler nedeniyle, İran la müzakereler sürerken bir kez daha İsrail ve ABD nin en şiddetli askeri saldırılarının hedefi haline geldi.
Uluslararası hukukun yerleşik ilkelerini ihlal eden bu saldırıların, hükümeti zayıflatmak, baskı altına almak veya devirmek amacıyla yapıldığı iddia edilmektedir.
Ancak bu saldırıların sonucu, geniş çaplı yıkım, ülkenin hayati altyapısına verilen zarar ve sivil kayıpların artması olmuştur.
Savaşa hayır, İslam Cumhuriyeti ne hayır bakış açımıza göre bu çatışma mutlak bir kötülüktür.
Ne demokrasi ne de halk için güvenlik ve refah getirir.
Bu çatışma, ABD ve İsrail in çıkarları doğrultusunda başlatılmıştır.
İnsanlar daha büyük acılara maruz kalıyor İnsanlık bombalamaların enkazı altında gömülmüş durumda ve İslam Cumhuriyeti nin baskısı ve şiddeti altında zaten acı çeken milyonlarca masum insanın hayatı şimdi daha da büyük bir yıkıma maruz kalmaktadır.
Minab daki bir okulda çocukların öldürülmesi ve hastanelere, sağlık merkezlerine, rafinerilere ve diğer sivil tesislere yönelik saldırılar, hassas hedefleme ve tamamen askeri hedefler iddiasının sadece bir yalan olduğunu göstermektedir; bu saldırılar büyük ölçüde bu çatışmalarda hiçbir rolü olmayanların ölümüne yol açmaktadır.
Bu saldırıların yanı sıra, İslam Cumhuriyeti nin — en başından bugüne kadar — vatandaşların haklarının bastırılması, protestocuların öldürülmesi, Batı karşıtı söylemler, İsrail in ortadan kaldırılmasını isteyen sloganlar, bölgesel maceracılık ve İranlıların ulusal çıkarlarıyla hiçbir ilgisi olmayan vekil güçlere verilen destek yoluyla izlediği politikalar, bölgedeki istikrarsızlığın ana kaynaklarından biri haline gelmiştir.
Savaşın ortasında ve ocak ayındaki korkunç katliamların ardından bile kendi halkını tehdit etmeye devam eden bir hükümet, halkını savunduğunu veya adil ve kalıcı bir barış peşinde olduğunu iddia edemez.
Birincil sorumluluk ABD ve İsrail in Bu iki çelişkili politikanın çatışması, nihayetinde İslam Cumhuriyeti nin komşu ülkelere yönelik saldırıları yoluyla genişleyen, bölgeye yayılan ve hem İran halkının hem de daha geniş bir alanın güvenliğini tehdit eden bir çatışmaya yol açmıştır.
Ancak, bu savaşın başlamasındaki birincil sorumluluğun ABD ve İsrail e ait olduğunu unutmamalıyız.
İran da demokratik bir geçişi savunan bu bildirinin imzacıları olarak, uluslararası anlaşmazlıkları çözme aracı olarak savaşı kesin bir dille reddediyoruz.
İran halkının, yabancı müdahale yoluyla değil, kendi geleceğini şekillendirme ve İran içinde siyasi değişim gerçekleştirme hakkını vurguluyoruz.
Herkesi barış ve demokrasi için bağımsız sesler olmaya çağırıyoruz.
Bu ses, saldırganlığı, işgali, baskıyı veya otoriterliği desteklemez; bunun yerine, savaşın ve yıkıcı hükümet politikalarının enkazı altında acı çeken halkın yanındadır.
Küresel topluma, uluslararası barış ve insan hakları örgütlerine, medya kuruluşlarına, hükümetlere ve ilerici siyasi gruplara sessiz kalmamalarını ve savaşa doğrudan veya dolaylı olarak destek veren her türlü eylemi kınamalarını çağrıda bulunuyoruz.
İnsan hayatı her türlü siyasi çıkarın önündedir Bunun yerine, barış girişimlerini desteklemeli ve savaşı derhal durdurmak, yayılmasını önlemek ve askeri saldırıları durdurmak için tüm siyasi ve diplomatik araçları kullanmalılar.
İnsan hayatının korunması — özellikle çocukların ve savunmasız grupların hayatının — her türlü siyasi veya askeri çıkarların önüne geçmelidir.
Hastaneler, okullar ve evler güvenli sığınaklar haline gelmelidir.
Hayatları tehlike altında olan ve hükümetin misillemesinin ilk kurbanları olabilecek siyasi tutukluların serbest bırakılması için uluslararası baskıyı artırmak da hayati önem taşımaktadır.
Sadece her iki tarafın da savaşı derhal durdurması, uluslararası kurallara uyması, diplomasiye ve siyasi çözümlere geri dönmesi ve insani yaklaşımlar benimsemesi ile mevcut ölümcül döngü aşılabilir.
Böyle bir çözüm, güvenlik, barış, özgürlük ve insan onurunun iktidar rekabetleri uğruna feda edilmediği bir geleceği mümkün kılacaktır.
Bu bağlamda, savaşa karşı mümkün olan en geniş küresel iradenin oluşturulması acil bir gerekliliktir.