Haber Detayı

Sosyal medyada "kendi kendine psikiyatrik tanı koyma" yaygınlaştı | Sağlık Haberleri
haberturk.com
25/03/2026 22:50 (8 saat önce)

Sosyal medyada "kendi kendine psikiyatrik tanı koyma" yaygınlaştı | Sağlık Haberleri

Sosyal medyada izlenen kısa videolar ve içerikler, birçok kişinin kendisine ya da çevresindekilere “DEHB”, “Bipolar”, “Borderline” gibi psikiyatrik tanılar koymasına yol açabiliyor. Ancak uzmanlara göre ruh sağlığı tanıları birkaç belirtiye bakılarak ya da internet testleriyle konulamaz. Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, ruh sağlığı farkındalığının önemli olduğunu ancak her duygunun bir hastalık olarak etiketlenmesinin ciddi sorunlara yol açabileceğini vurguluyor

Son yıllarda sosyal medyada ruh sağlığı içeriklerinin hızla artması, birçok kişinin kendisini psikiyatrik bir tanı ile tanımlamasına yol açıyor. Özellikle “DEHB”, “Bipolar”, “Borderline” ve “Anksiyete bozukluğu” gibi kavramlar günlük dilde oldukça sık kullanılmaya başladı.

Psikiyatri Uzmanı Dr.

Pelin Taş, ruh sağlığı konusunda farkındalığın artmasının önemli olduğunu ancak tanı sürecinin sanıldığı kadar basit olmadığını belirtti.

Dr.

Taş, “Ruh sağlığı tanıları bir hisle ya da kısa bir video izleyerek konulmaz.

Tanılar psikiyatristler tarafından uluslararası tanı sistemlerine göre değerlendirilir.

Tanı koyarken yalnızca belirtilerin varlığı değil; süresi, şiddeti ve kişinin günlük yaşamını ne kadar etkilediği de dikkate alınır” dedi.

DİKKAT DAĞINIKLIĞI HER ZAMAN “DEHB” ANLAMINA GELMEZ Son dönemde en sık dile getirilen sorulardan biri de “Acaba DEHB miyim?” sorusu.

Günlük hayatta dikkat dağınıklığı, unutkanlık veya sıkılma hissi yaşayan birçok kişi bu belirtileri Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ile ilişkilendiriyor.

Taş’a göre bu durum her zaman doğru bir değerlendirme değil.

Dr.

Taş, modern yaşamın yoğun dijital uyaranlarının birçok insanda dikkat dağınıklığı yaratabildiğini belirterek şu uyarıyı yaptı: “DEHB yalnızca hareketli olmak ya da zaman zaman unutkanlık yaşamak değildir.

Günümüzde sürekli ekranlara maruz kalmak dikkat süresini kısaltabiliyor.

Modern yaşamın getirdiği dikkat dağınıklığı ile klinik DEHB’yi birbirinden ayırmak gerekir.” HER KAYGI ANKSİYETE BOZUKLUĞU DEĞİL Kaygı, insanın doğal alarm sistemi olarak kabul ediliyor.

Sınav öncesi heyecanlanmak ya da önemli bir toplantı öncesinde gerilmek aslında sağlıklı bir tepki.

Ancak anksiyete bozukluğu, bundan çok daha farklı bir tabloya işaret ediyor.

Psikiyatri Uzmanı Dr.

Pelin Taş, “Anksiyete bozukluğunda kaygı aşırı, kontrol edilmesi güç ve uzun sürelidir. Çarpıntı, nefes darlığı, mide bulantısı ve kas gerginliği gibi fiziksel belirtiler eşlik edebilir.

Bu noktada kişi günlük işlevlerini sürdürmekte zorlanır” diyerek önemli bir ayrımın altını çizdi.

Taş, sosyal medyada en sık karıştırılan kavramlardan birinin de depresyon olduğuna dikkat çekiyor. Üzüntü, moral bozukluğu veya hayal kırıklığı gibi duyguların yaşamın doğal parçaları olduğunu belirten Dr.

Taş, klinik depresyonun daha farklı bir tablo olduğunu söyledi.

Majör depresyon tanısı için en az iki hafta süren çökkünlük hali, ilgi kaybı, enerji azalması, uyku ve iştah değişiklikleri gibi belirtilerin bir arada bulunması gerekir.

Depresyon yalnızca ‘canım sıkkın’ demek değildir; kişinin yaşam enerjisinin ve işlevselliğinin ciddi şekilde azalmasıdır.” BİPOLAR BOZUKLUK NEDİR?

Duygusal dalgalanmalar yaşayan birçok kişi kendisinde bipolar bozukluk olabileceğini düşünüyor.

Oysa bipolar bozukluk belirli klinik dönemlerle karakterize bir hastalık.

Dr.

Taş, bipolar bozuklukta depresyon dönemlerinin yanı sıra mani veya hipomani dönemlerinin görüldüğünü belirterek: “Mani dönemlerinde günler hatta haftalar süren az uyku ihtiyacı, aşırı enerji, taşkınlık, hızlı konuşma, düşüncelerin hızlanması, kontrolsüz para harcama gibi belirtiler ortaya çıkar.

Tek başına duygusal iniş çıkışlar yaşamak bipolar bozukluk anlamına gelmez dedi.

İlgili Sitenin Haberleri