Haber Detayı
Çinli uzmandan 'asimetrik pusunun' anatomisi: İran 'hayalet' F-35'i nasıl avladı?
F-35'in 'dokunulmazlık' zırhı geçen hafta İran semalarında delinmişti. Çinli uzman Wang Yanan, görünmezlik efsanesinin radar dışı zafiyetlerini ve radar yerine dağınık kızılötesi ağlarla kurulan tuzağı deşifre etti: Milyar dolarlık teknoloji, ısı izi üzerinden mi avlandı?
İran’ın ABD’ye ait bir F-35 “hayalet” savaş uçağını vurarak inişe zorlaması uluslararası kamuoyunda yankı uyandırmaya devam ediyor.
Çin Komünist Partisi'nin yayını Global Times, F-35'in ilk yenilgisini nasıl tatmış olabileceğine dair hayalet uçağın sınırlarını çizen, dikkat çekici değerlendirmeler ortaya koydu.
İran'ın açıklamarıyla yayınladığı görüntülerin dışında CNN’e konuşan kaynaklar da F-35’in İran üzerinde görev uçuşu sırasında isabet aldıktan sonra Batı Asya’daki bir ABD üssüne acil iniş yaptığını bildirdi.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tim Hawkins de uçağın “İran üzerinde muharebe görevi icra ederken” acil iniş yaptığını doğruladı ancak daha fazla ayrıntı vermedi.
Radarlarda çok küçük bir kesit olarak göründüğü için fark edilemeyen uçağın farklı bir yöntemle tespit edildiği varsayılıyor: Kızılötesi sensörler.
RADAR DEĞİL, KIZILÖTESİ AĞ Pekin merkezli Aerospace Knowledge dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Wang Yanan’a göre İran’ın başarısının arkasında klasik radar sistemlerinden ziyade farklı bir yaklaşım yatıyor.
Wang, yoğun hava saldırıları altında İran’ın büyük erken uyarı radarlarını etkin şekilde kullanmasının zor olduğunu belirtti.
Bu sistemleri hem hantal hem de kolay hedef olarak tanımlayan Wang, buna karşılık İran’ın, radar yerine dağınık ve hareketli kızılötesi tespit sistemlerine dayalı bir ağ kurmuş olabileceğine dikkat çekti.
Bu sistemlerin özellikle düşük ve orta irtifada etkili olduğunu vurgulayan Çinli uzman, menzillerinin sınırlı olmasına rağmen kısa menzilli hava savunma unsurlarıyla birlikte kullanıldığında ciddi tehdit yaratabileceğini ifade etti. 'TESPİT ET - VUR - YER DEĞİŞTİR' TAKTİĞİ Analize göre İran’ın F-35'i hedef almak için kullandığı sistemler şunlardan oluşuyor: - Omuzdan atılan veya araç üstü kısa menzilli füzeler - Kızılötesi güdüm - Yüksek hareket kabiliyeti Bu yapı sayesinde “tespit et - ateşle - yer değiştir” taktiği uygulanabiliyor.
Wang, F-35 gibi beşinci nesil uçakların radar izini büyük ölçüde azaltabildiğini ancak ısı izinin tamamen yok edilemediğini vurguladı.
Özellikle düşük sıcaklıklarda motor ısısının hâlâ tespit edilebilir olduğunu belirten uzman, İran’ın temel seviyede bile kızılötesi tespit kapasitesine sahip olması halinde uçağın izlenip hedef alınabileceğini kaydetti.
DÜŞÜK İRTİFA RİSKİ Analizde dikkat çeken bir diğer nokta ise uçuş profili oldu.
ABD Başkanı Donald Trump, Savaş Bakanı Pete Hegseth ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu daha önce İran’ın hava savunmasının “yerle bir edildiğini” savunmuştu.
Wang’a göre ABD’nin hava üstünlüğü sağladığına inanması durumunda uçaklar hedefleme etkinliğini artırmak için daha düşük irtifada uçmuş olabilir.
Ancak bu durum, onları kısa menzilli hava savunma sistemlerinin menziline sokuyor.
Yayımlanan görüntülere göre angajmanın birkaç kilometre ile yaklaşık 10-15 kilometre arasında gerçekleşmiş olabileceği belirtiliyor.
Bu mesafede kilitlenen bir kızılötesi füzenin kaçırılmasının oldukça zor olduğu ifade ediliyor.
Ayrıca birden fazla füzenin aynı anda ateşlenmesi durumunda isabet ihtimalinin ciddi şekilde arttığı vurgulanıyor. 'GÖRÜNMEZLİK EFSANESİNE DARBE' Wang Yanan’a göre olay doğrulanırsa, bu gelişme modern hava savaşları açısından kritik bir dönüm noktası olabilir.
Uzman, 1999’da F-117 Nighthawk uçağının Yugoslavya tarafından düşürülmesinden sonra ilk kez bu ölçekte bir “hayalet” uçağın hedef alınmış olabileceğine dikkat çekti.
Bu durumun, görünmezlik teknolojisinin mutlak dokunulmazlık sağladığı yönündeki algıyı ciddi biçimde sarsabileceği değerlendiriliyor.
ABD İÇİN MALİYET VE RİSK ARTIYOR Analize göre kızılötesi güdümlü sistemler geniş alan hava üstünlüğünü tek başına değiştirecek kapasiteye sahip değil.
Ancak bu tür tehditlerin şunlara neden olabileceği vurgulanıyor: - ABD ve İsrail’in operasyon maliyetini artırabilir - Uçuş irtifası, zamanlaması ve görev sahası üzerinde kısıtlamalara yol açabilir - Daha temkinli operasyon zorunluluğu doğurabilir Wang, olayın bir yandan ABD tarafında aşırı güvenin sonucu olabileceğini, diğer yandan bundan sonraki operasyonlarda daha temkinli bir yaklaşımı beraberinde getirebileceğini belirtiyor.