Haber Detayı
Selefi örgütler yeni modele geçti: Esas tehlike orada
IŞİD ve benzeri selefi örgütlerin Türkiye’de fiziki yapılanmalarının yanı sıra dijital alanda da “sanal medrese” ve “sanal cemaat” modeliyle örgütlendiği ortaya çıktı.
Türkiye’de IŞİD ve benzeri selefi örgütlerin, sahadaki klasik yapılanmalarını dönüştürerek hem fiziki hem de dijital alanda yeni bir örgütlenme modeli geliştirdiği belirtiliyor.
Irak ve Suriye’de alan hakimiyetini kaybeden bu yapıların, mahalle bazlı yapılanmalarla “kapalı yaşam alanları” oluşturduğu, aynı zamanda internet siteleri ve sosyal medya üzerinden radikal ideolojilerini yaydığı ifade ediliyor.Cumhuriyet'ten Aytunç Ürkmez’in haberine göre, Uluslararası Radikalizm Gözlemevi (URAD) raporlarına dayandırılan bu dönüşüm süreci detaylı şekilde ele alınıyor.Ürkmez'in söz konusu yazısının tamamı ise şöyle:Irak ve Suriye’de alan hakimiyetini kaybeden IŞİD terör örgütü başta olmak üzere selefi örgütler; Türkiye’de insanı yardım ve yayınevleri ile çevrelediği mahalleleri gettolaştırdı.
Bu gettolar adeta “kendi kendini besleyebilen fiziki ve sosyal bir ‘habitata’ (yaşam alanı)” dönüşürken, bu yapılar dijitalde de etki alanlarını arttırdı.
Bu kapsamda internet siteleri ve YouTube üzerinden kendi radikal dini görüşlerini yaydıkları “sanal medreseler” kurarken, sosyal medyadan da “sanal cemaatler” oluşturdu.Türkiye’de cihatçı IŞİD terör örgütü tehlikesi geçen yıl görünür duruma gelmişti.
Bu kapsamda 2025’te dikkat çeken IŞİD saldırıları ise 8 Eylül’deki 3 polisin şehit olduğu İzmir karakol saldırısı ile 29 Aralık’ta Yalova’nın Elmalık köyünde gerçekleştirilen IŞİD terör saldırısı olmuştu.
Çıkan çatışmada 3 polis şehit olurken, 6 terörist de ölü ele geçirilmişti.SAKARYA, YALOVA VE GAZİANTEP’TE ÖRGÜT EVLERİ TESPİT EDİLDİBu yılın ilk çeyreğindeki operasyonlarda ise 7 Mart’ta Sakarya’nın Hendek ilçesinde oturan S.Ö. adlı kişinin konutunun örgütün silah bakımı ve tamiri için kullanılan bir imalathane olduğu tespit edildi. 10 Mart'ta da Gaziantep’te IŞİD içerisinde silahlı faaliyette bulunduğu tespit edilen ve Türkiye’ye kaçak olarak giren yabancı uyruklu A.S isimli bir şahıs yakalandı. 19 Mart’ta ise Yalova’da IŞİD mensubu 4 kişi yakalandı, 1’i tutuklandı, 3’ü sınır dışı edildi.SURİYE’DEKİ REJİM DEĞİŞİKLİĞİ IŞİD’İ NASIL ETKİLEDİSöz konusu operasyonlar IŞİD’in Türkiye’de geniş bir sahada örgütlü olduğunu ortaya çıkardı.
IŞİD Türkiye’de nasıl ve ne derece örgütlü olduğu merak konusu olurken, Uluslararası Radikalizm Gözlemevi’nin (URAD) hazırladığı iki rapor bu konu hakkında dikkat çeken bilgi ve veriler sundu.
Bu kapsamda Prof.
Dr.
Serhat Ahmet Erkmen’in hazırladığı “Suriye’de Rejim Değişim Sonrası DEAŞ ve Türkiye’deki Cihatçı Ağlar Üzerine Etkisi” başlıklı raporda; Suriye’deki rejim değişiminin ardından daha esnek ve dağınık bir örgütlenme modeline yöneldiği belirtildi.HTŞ İLE IŞİD İDEOLOJİK OLARAK FARKLI DEĞİLRaporun ilgili bölümünde; “Toprak kontrolüne dayalı klasik örgütlenme modelinin zayıflaması, bu yapıların daha ağ temelli ve ulusötesi bağlantılara dayanan bir yapıya dönüşmesine yol açmıştır.
Bu dönüşüm, örgütlerin belirli bir coğrafi alanla sınırlı kalmadan farklı ülkelerdeki sempatizan ağlarıyla bağlantı kurabilmelerini kolaylaştırmaktadır” denildi.
Raporda; IŞİD’in ilk zamanlar HTŞ’ye karşı gözleme geçtiği, HTŞ ile IŞİD arasındaki fikir ayrılığının ideolojik değil, taktiksel anlayış olduğu; iki yapının tabanının birbirine karşı olmadığı vurgulandı.
Ancak Suriye Devlet Başkanı Ahmet Şara’nın AB-ABD yanlısı tutum izlemesiyle, IŞİD’in HTŞ’ye karşı yapılanmaya ve saldırıya geçtiği aktarıldı.TÜRKİYE İÇİN OLASI GÜVENLİK SORUNLARIBu durumun Türkiye için güvenlik tehlikeleri yarattığı belirtilerek; olası tehlikeler şöyle sıralandı: “Ulusötesi radikal ağların varlığını sürdürme potansiyeli”, “dijital radikalleşme süreci”, “bazı radikal örgütlerin küçük ve bağımsız hücreler şeklinde faaliyet göstermeye devam etmesi”, “yabancı savaşçı hareketliliği”, “ideolojik etkilerin toplumsal düzeyde yayılma potansiyeli.”SELEFİLİĞİN TOPLULUK VE AĞ YAPISIURAD’dan yayınlanan bir diğer rapor ise Prof.
Dr.
Hilmi Demir’in “Türkiye’de DEAŞ Radikalleşmesi, Kadın ve Gençlik Yapılanmaları ve Stratejik Dönüşüm” başlıklı çalışması oldu.
Bu raporda da IŞİD’in merkezi örgütlülük stratejisini terk edip; yerellerde küçük grupları örgütleştirmeye ve bireyleri dijital ortamda radikalleştirmeye yoğunlaştığı belirtildi.
Raporda IŞİD’in ideolojide Selefiliği benimsediği ve Selefiliğin güçlü bir topluluk ve ağ yapısı içinde var olduğu belirtilerek; “Sosyal ve sanal topluluklar, cemaat evleri, ortak işyeri ağları ve medreseler gibi yapılar radikal ideolojik çevrelerin örgütlenmesinde önemli rol oynamaktadır” denildi.TÜRKİYE’DEKİ SELEFİ MERKEZLER: RADİKAL GETTOLAR!Raporda; İstanbul, Bursa ve Gaziantep’te bu tanıma uygun 5 “Selefi yaşam alanı” olduğu belirtildi.
Bu yapılar; “kendi kendini besleyebilen fiziki ve sosyal bir ‘habitat’ (yaşam alanı)” olarak tarif edildi.
Bu kapsamda söz konusu yaşam alanlarının özellikleri şöyle sıralandı:- Derneklerin bulunduğu mahallelerin gettoya çevrilmesi.- Gettodaki özellikle dükkan tabelalarında “Tevhid” gibi isimlerin olması ve buradaki esnafın Selefi yapı için denetleyici rolde olması.- Esnaf ve mahalle sakinlerinin çocuklarını camları beyaza boyanmış ve tabelasız gizli medreselere din eğitimi için göndermesi.- Radikal “çekirdek” grubu gizlemek amacıyla; mahalle yapısı dışarıdan bakıldığında insani yardım yapan, ılımlı görünen sivil toplum kuruluşlarını ve kitabevlerinin “ön cephe” (vitrin) olarak kullanıldığı katman şeklinde düzenlenmesi.- Burada görev alan Diyanet cami imamının Selefi düşünceye yakın olması.- Burada bulunan dernekler, kitabevleri ve arkadaşlık ilişkilerinden oluşan izole bir sosyo-ekonomik düzen içinde arkadaşlık ve evlilik bağı oluşturulması.SANAL MEDRESE VE CEMAATLER OLUŞTURDULARRaporda Selefiliğin medreseler ve kitapevleri üzerinden fiziksel örgütlenmeyi sağlarken, etki alanını ise dijital ortamda genişlettiği kaydedildi.
Selefi grupların internet siteleri üzerinden adeta “sanal medrese” oluşturduğunun vurgulandığı raporda; “YouTube ve benzeri platformlar, Selefi davetçilerin vaazlarını, derslerini ve soru-cevap oturumlarını geniş kitlelere ulaştırabildikleri birer ‘dijital televizyon kanalı’ işlevi görmektedir.
Facebook, Twitter ve benzeri sosyal medya platformları, coğrafi olarak dağınık halde bulunan Selefi bireyleri bir araya getiren ve ‘sanal cemaat’ hissi oluşturan önemli araçlardır” denildi.DİYANET'İN 2020 YILI DİN İSTİSMARI KONFERANSIDiyanet İşleri'nin o dönemki başkanı Prof.
Dr.
Ali Erbaş, Polis Akademisi Başkanlığı’nda komiser yardımcısı adaylarına verdiği “Dini İstismar Eden Terör Örgütleriyle Mücadele” konferansında, din istismarının artık sadece toplumsal bir sorun olmadığını, aynı zamanda ciddi bir güvenlik meselesine dönüştüğünü vurguladı.
Başkan Erbaş, konuşmasında özellikle FETÖ, DEAŞ, PKK, Boko Haram ve Şebab gibi yapıların dini kavramları kendi ideolojilerini meşrulaştırmak için kullandığını belirtmişti."MANEVİ DUYGULARI SÖMÜRÜYORLAR"Erbaş, “Din istismarı, İslam ümmetinin birlik ve beraberliğini tehdit eden ciddi bir güvenlik meselesine dönüşmüştür” diyerek, yanlış dini yorumların toplumsal huzursuzluk ve terör olaylarına doğrudan zemin hazırladığını ifade etti.
Konferansta, istismarcı yapıların gençleri ve toplumun hassas kesimlerini hedef aldığı, dini kavramları çarpıtarak manevi duyguları sömürdüğü belirtildi."DAEŞ: DEHŞETE DAYALI BİR DİN İSTİSMARI"Diyanet Başkanı, dinin doğru öğretilerinin nesiller boyunca aktarılmasının önemine de dikkat çekti.
Erbaş, “DEAŞ: Dehşete Dayalı Bir Din İstismarı” isimli kitapçıkların 250’şer bin adet basılarak vatandaşlara dağıtıldığını duyurmuştu.
İnsanların hem bireysel hem toplumsal hayatında ahlâkî ve vicdani bir rehber olarak dinin temel işlevini hatırlatan Erbaş, “Milletimizi fitne ve tefrikadan korumak, gençlerimizi doğru dini bilgi ile beslemek, dini istismarın önüne geçmenin en etkili yoludur” dedi.
Ayrıca, her türlü dini istismar girişimine karşı toplumun bilinçlendirilmesi, eğitim ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesinin gerekliliğine de değindi.Odatv.com