Haber Detayı

Çin bu savaşta ne yapıyor?
Dünya dogruhaber.com.tr
25/03/2026 10:09 (1 saat önce)

Çin bu savaşta ne yapıyor?

Çin, savaşta doğrudan yer almadan sağladığı teknoloji, istihbarat ve lojistik destekle İran İslam Cumhuriyeti'nin direnişinde kritik rol oynuyor.

ABD ile “israil”in 28 Şubat 2026 sabahı İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı başlattıkları ortak hava saldırılarının görünürdeki hedefi nükleer programı ve füze kapasitesini yok etmekti.

Ancak bu, aslında daha geniş ve derin bir projenin yalnızca görünen yüzüydü.

Asıl amaç, Çin ve Rusya’nın Avrasya’nın kalbinde yürüttüğü stratejik projeleri Batı Asya’daki hayati kara ve deniz koridorlarına bağlayan merkezi düğümü parçalamaktı.

İran İslam Cumhuriyeti yalnızca Washington ve “Tel Aviv” için bölgesel bir rakip değil; aynı zamanda Çin’in “Kuşak ve Yol” girişiminin ve Rusya’nın Saint Petersburg’dan Hint Okyanusu’na uzanan Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru’nun vazgeçilmez halkasıdır.

Bu nedenle savaşın özü, yalnızca Tahran’a değil, Pekin ve Moskova’ya da yöneliktir.

Pekin, ABD’nin 2003 Irak işgalinden bu yana bölgede gerçekleştirdiği en büyük askeri yığınağın yalnızca İran İslam Cumhuriyeti'ni hedef almadığını; aynı zamanda Moskova-Pekin-Tahran ekseninin kurmaya çalıştığı alternatif ticaret ve enerji altyapısını hedef aldığını erken fark etti.

Savaşta defalarca vurulan Bender Abbas Limanı, Çin ve Orta Asya ile bağlantılı İran demiryolu ağı ve Hazar Denizi’ndeki geçişler, ABD deniz hakimiyeti dışında kalan Çin ticaret yollarının vazgeçilmez unsurları.

Çin, İran İslam Cumhuriyeti ile 25 yıllık 400 milyar dolarlık stratejik anlaşma kapsamında 100 milyar dolardan fazla yatırım yapmıştı.

Bu nedenle çatışma başlamadan önce, Ocak ayından itibaren İran’a teknoloji ve istihbarat desteği sağlayan bir sistem kurdu.

Savaş öncesi haftalarda Çin’in İran İslam Cumhuriyeti'ne gelişmiş YLC-8B radar sistemlerini taşıdığı ortaya çıktı.

Bu radarlar, F-35 ve B-2 gibi hayalet uçakları 200 km’den tespit edebiliyor ve Rus S-300 ile Çin HQ-9B sistemleriyle entegre çalışıyor.

Ayrıca Çin, çok katmanlı hava savunma sistemleri (HQ-16B, HQ-17AE), 1200’den fazla omuzdan atılan füze (FN-6), yüzlerce kamikaze drone ve gelişmiş radar sistemleri sağlayarak kısmi bir savunma kapasitesi kazandırdı.

Bundan da önemlisi, İran’ın askeri sistemi ABD GPS’inden çıkarılarak Çin’in BeiDou-3 uydu sistemine geçirildi.

Bu sistem, santimetre hassasiyetinde konumlandırma sağlarken elektronik karıştırmaya karşı da dayanıklı. 2025’teki savaşta GPS’in bozulması İran için ciddi zafiyet yaratmıştı; bu durum tamamen değiştirildi.

Çin ayrıca 500’den fazla uydudan oluşan sistemini kullanarak İran İslam Cumhuriyeti'ne gerçek zamanlı istihbarat sağladı.

Bu sayedeABD üsleri, gemileri ve radarları yüksek hassasiyetle hedef alınabildi.

Suudi Arabistan’daki CIA tesisleri, Bahreyn’deki ABD 5.

Filosu ve hatta Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia üssü bu veriler sayesinde vuruldu.

Deniz ve elektronik harp alanında Çin, Hint Okyanusu’na gelişmiş destroyerler gönderdi ve İelektronik savaş taktikleri geliştirdi.

Sahte sinyallerle ABD sistemleri yanıltıldı ve yapay zeka destekli koordineli saldırılar gerçekleştirildi.

Ekonomik boyutta ise İran İslam Cumhuriyeti, Hürmüz Boğazı’ndan Çin gemilerine geçiş izni verirken diğerlerine kısıtlama getirdi.

Ayrıca petrol ticaretinde yuan kullanımını öne çıkararak dolar hegemonyasına meydan okudu.

Çin ise kriz öncesinde petrol stoklarını artırarak ve Rus gazına yönelerek kendini güvenceye aldı.

Bu nedenle küresel petrol krizinden Batı’ya kıyasla daha az etkilendi.

Tüm bu gelişmeler, Çin’in doğrudan savaşa girmeden İran’ın askeri sisteminin “sinir sistemi” haline geldiğini gösterdi.

Aynı zamanda bu savaş, Çin’in ABD’ye karşı teknolojilerini test ettiği bir saha haline dönüştü.

Buna karşılık ABD ve “İsrail”, haftalar süren saldırılara ve milyarlarca dolarlık maliyete rağmen hedeflerine ulaşamadı.

İlgili Sitenin Haberleri