Haber Detayı

Üç var olma savaşı
Yazarlar hurriyet.com.tr
25/03/2026 06:01 (8 saat önce)

Üç var olma savaşı

İRAN savaşı artık üç temel var olma mücadelesine dönüşmüş vaziyette.

En başta İran rejimi, ABD ve İsrail’in saldırılarına karşı bir var olma savaşı veriyor.Saldırıya uğrayan taraf olarak meşru müdafaa hakkını kullandığı söylenebilir.Ancak savaş hukukunu çiğneyerek üçüncü ülkelere füze, dron saldırıları yapmak gibi bel altı vuruşlara girişmesi İran açısından kaybedecek bir şeyin olmadığının göstergesi.Çatışma teorileri bize hayatta kalma mücadelesi verenin korku eşiğini aştığında psikolojik üstünlüğü ele geçirebildiğini söyler.İran açısından da bu yaşanıyor.

Hamaney öldürüldü, Laricani öldürüldü ama rejim ayakta.İran şu anda denge faktörünün aradan kalktığı, Devrim Muhafızları’nın Paydari’nin daha etkili hale geldiği yaralı ama sert bir aslan görünümünde.Çatışmaların uzaması da şimdilik İran’ın lehine işliyor gibi görünüyor.Rejim açısından en kolay strateji bir kaos planıydı.

Üç haftada bu kartı iyi oynadı.Rejimin yıkılması artık çok daha zor görünüyor.

Ancak her kaosun sonu selamete çıkmayabilir.KENDİ ETTİ KENDİ BULDUİran savaşı geldiği nokta itibarıyla Trump açısından da bir siyasi var olma mücadelesine dönüştü.Savaşa başlarken Trump, içeride Epstein dosyalarının baskısını hissediyordu.

Muhtemelen bundan kurtulup ABD’deki ara seçimlere muzaffer bir komutan olarak girmek istedi.Ama evdeki hesap çarşıya uymadı.Hürmüz Boğazı’yla enerji krizi Amerikan halkının da eteğine ateş taşıyınca Trump bir anda kendini bir ölüm kalım savaşında buldu.ABD Başkanı öyle bir girdabın içine girdi ki artık kimse ne söylediğini anlamıyor.Önünde iki seçenek var gibi: Çok daha büyük kaosu tetikleyecek bir şiddete yönelmek ya da kendince onurlu bir çıkış aramak.İkincisi herkesin hayrına.

En iyi senaryoda masaya geri dönüş ihtimali var.

Tabii bu noktada Trump’ın çizilen karizmasını telafi etmesi zor görünüyor.TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVARİran savaşı, Gazze katliamının sorumlusu Netanyahu açısından da bir siyasi ikbal meselesi.Hakkındaki savaş suçları nedeniyle ABD dışında pek az yere gidebilen İsrail Başbakanı, ülkesinde de önemli kesimin öfkesine karşı koymaya çalışıyor.Netanyahu’nun politikalarına olan uluslararası tepkinin antisemitist bir dalgayı hortlattığı da aşikâr.

Aklı başında İsrailliler, Netanyahu’ya bunun için de kızıyor.Savaş ne kadar uzarsa o kadar işine geliyor gözükse de İsrail kentlerinin vurulmaya başlanması Netanyahu açısından bile sürdürülebilir gözükmüyor.Şimdi İsrail’i İran füzelerine karşı bir arada tutmaya çalışıyor.

Bir yandan da Avrupa’ya “füzeler sizi de vurabilir” diyerek cepheyi genişletmek istiyor.Diğer tarafta da Lübnan üzerine uzun sürecekmiş gibi görülen bir operasyona girişti.

Savaştan başka yolu yok.Ekimdeki seçimlere kadar buradan bir başarı hikayesi yazamazsa işi kolay değil.CIA’İN BÜYÜK ÇUVALLAMASIİRAN savaşı öncesinde Mossad’ın “İran’a saldırırsak halk ayaklanacak ve rejim çökecek” diye bir rapor hazırladığı, Netanyahu ve Trump’ın buradan hareketle savaşa giriştiği konuşuluyor.En büyük istihbarat örgütlerinin bu tip fiyaskoları çok da şaşırtıcı değil.Bugünlerde Amerikalı gazeteci Scott Anderson’un ‘Kings of King’ (Şahların Şahı) isimli yeni çıkan kitabını okuyorum.Anderson, ABD yönetiminin İran Devrimi’ne nasıl hazırlıksız yakalandığını çarpıcı örneklerle anlatıyor.İran’daki ayaklanmanın başlamasından sadece beş ay önce CIA, Başkan Carter’a “1980’lerde İran” başlığı taşıyan gizli bir rapor sunmuş.Rapor diyor ki:- Yakın gelecekte İran’ın siyasi tavrında radikal bir değişim olmayacak.- Şah, 1980’lerde de İran siyasetinde aktif bir rol oynayacak.Evet, İran devriminin başlamasına birkaç ay kala ABD Başkanı’nın masasındaki rapor bu öngörüde bulunmuş.ÖZAL, HÜRMÜZ KRİZİNİ NASIL AŞTI?GEÇEN hafta İran-Irak savaşı döneminde yaşanan Tanker Savaşı’nda Hark Adası’nda hedef olan Türk gemisi Atlas 1’den bahsetmiştim.O dönemde Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda hedef alınan 7 Türk gemisi var.Meslek büyüğümüz Sedat Ergin hatırlattı.

Emekli Büyükelçi Volkan Vural’ın anılarını kaleme aldığı “Olağanüstü ve Tam Yetkili” kitabında dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın Hürmüz için geliştirdiği çözüm anlatılıyor.Türkiye, İran-Irak savaşı sırasında aktif bir tarafsızlık politikası yürüttü.

Buna rağmen Türk petrol tankerleri ve ticari gemiler zaman zaman çatışmanın ortasında kaldı.Volkan Vural, kitabında Özal’ın Türk gemilerini korumak için farklı bir çözüm yarattığını belirtiyor.Buna göre Türk bayraklı gemilerin koordinatları her seyir sırasında diplomatik yollarla İran ve Irak’la paylaşılmaya başlanmış.Hark Adası’ndan petrol yükleyen Türk tankerlerinin trafiğini Volkan Vural, her seferinde hem Irak makamlarıyla hem de Türk kaptanlarla telsizle konuşarak anlık olarak yürütmüş.İki ülkeyle iyi ilişkisini sürdüren Türkiye’ye ait gemiler bu sayede güvenli şekilde Hürmüz’ü geçebilmiş.Fakat bir süre sonra Türk gemilerinin bu “imtiyazını” fark eden yabancı gemiler, vurulmamak için bizim gemilerin peşine takılmaya başlamış.Bazı yabancı gemiler de Türk bayrağı çekerek kendilerini güvence altına almaya çalışınca iş başka bir diplomatik krize dönüşmüş.ZEYTİNYAĞI KÜTÜPHANESİHÜRRİYET Seyahat’in eski editörü gazeteci ve doğa dostu Yücel Sönmez geçen yıl genç yaşta aramızdan ayrıldı.Tanıyanlar bilir, Yücel sadece çevresindeki insanların değil, kaplumbağanın, karıncanın ağaçların, çiçeklerin, taşın toprağın da dostuydu.Gazetede hepimiz çok ciddi olduğunu düşündüğümüz gündemlere odaklanırken Yücel uzun bir doğa yürüyüşü sırasında bulduğu bir bitkiyi topraklar içinde getirip heyecanla anlatırdı.Aslında doğa dostu değil, doğa ile hemhal olmuştu.

Hayatı sahici, mutluluğu bulaşıcıydı.Şimdi Yücel Sönmez’in adı Seferihisar’da yeni kurulan Zeytinyağı Kütüphanesi’nde yaşayacak.Kütüphanede kitaplar değil dünyanın farklı yerlerinden 75 farklı zeytinyağı, araştırmacıların hizmetine açılıyor.Aslında “zeytinyağı kütüphanesi” ismini de Yücel bulmuş.

Kendisi göremese bile artık kütüphane Yücel’in ismiyle yaşayacak.

Ne güzel!

İlgili Sitenin Haberleri