Haber Detayı
Son dakika... Futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayetinin görüntüleri ortaya çıktı
Futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayetinin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Cinayet ile ilgili Aleyna Kalaycıoğlu ve İzzet Yıldızhan'ın da aralarında bulunduğu 7 kişi tutuklanmıştı.
Olay, 19 Mart gecesi Ümraniye Sıddık Sokak'ta meydana geldi.
İddiaya göre, rapçi Canbay & Wolker grubundan Vahap Canbay, bir süre önce ayrıldığı şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu ile yeniden barışmak istedi.
Canbay, araları iyi olduğu öğrenilen arkadaşı Kubilay Kundakçı’dan (21) yardım istedi.
Kubilay Kundakçı, Vahap Canbay ve arkadaşlarıyla birlikte, Aleyna Kalaycıoğlu’nun bulunduğu stüdyonun önüne gitti.
Grup araç içerisinde beklediği sırada, iddiaya göre olay yerine çakarlı lüks araçlarla gelen şüpheliler saldırı gerçekleştirdi.
Kurşunların hedefi olan futbolcu Kubilay Kundakçı ağır yaralandı.
Hastaneye kaldırılan genç, yapılan tüm müdahalelere hayatını kaybetmişti.
Gözden kaçmasın Olayın şoku ile silahı kendime doğrulttum Haberi Görüntüle CİNAYET GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTIGörüntülerde, saldırıyı yapan şüphelilerin içinde bulunduğu çakarlı araçların olay yerine gelmesi ve cinayet anına ilişkin anlar yer aldı.ALAATTİN KADAYIFÇIOĞLU'NUN İFADESİ ORTAYA ÇIKTIAlaattin Kadayıfçıoğlu 18 Mart'ta Aleyna akşam saatlerinde bana geldi, o gece benim misafirim oldu.
Sabah saatlerinde uyandım.
Aleyna işe gidecekti, kendi aracının Avrupa yakasında olduğunu söyledi.
Bunun üzerine kendime ait aracımı verdim.
Aleyna evden ayrılarak işine gitti.
Bende kendime ait başka bir araçla öğlen vakti evden çıkarak iş yerine gittim.
Gün içinde rutin işlerimi hallettim.
Akşam Aleyna ile buluşacaktık.
Bundan dolayı Aleyna'yı aradım.
Kendisi bana annesinin yanında olduğunu söyledi.
Bunun üzerine Aleyna'yı almak için annesinin evine giderek Aleyna'yı aldım.
Aleyna'yı alınca bana ait aracın stüdyo önünde olduğunu, ayrıca köpeğinin ve eşyalarının da stüdyoda olduğunu, onları alacağını söylemesi üzerine kullandığım araç binek olduğundan eşyaların ve köpeğin araca sığmayacağını düşündüm.
Babam da annemle birlikte o gün İngiltere'de okuyan kardeşimin yanına gittiği için aracın boş olduğunu düşünerek babamın şoförü olan Hüseyin'i aradım.
Hem benim aracımı almak hem de eşyaları ve köpeği almak için yanına Mustafa'yı alarak Aleyna'nın evinin önüne gelmesini söyledim ve gelince orada buluştuk.
Normalde aracı almaya Hüseyin ve Mustafa gidecekti, bundan dolayı Aleyna'da bana stüdyonun konumunu attı.
Ben de konumu Hüseyin'e attım.
Ancak Aleyna köpeği görmek ve eşyalarını almak istediği için bizde gidelim dedi.
Bunun üzerine 2 araç olarak stüdyoya doğru gittik.
Ben ve Aleyna benim kullandığım araçla, Hüseyin ve Mustafa ise arkamızda bulunan başka bir araçtaydılar.
Birlikte stüdyonun bulunduğu sokağa doğru gidene kadar Aleyna ile normal sohbet ediyorduk.
Stüdyonun olduğu sokağa girince aracımın farları sokakta park halinde olan bir aracın içini aydınlatınca araç içinde 3-4 kişinin olduğunu gördüm.
Bu esnada Aleyna 'aaa bunlar burada daha gitmemişler' dedi.
Ben de kendisine 'hayırdır bunlar kim' diye sordum.
Kendisi de bana hani öğlen sana köpeğimi almak isteyenler var diye söylemiştim, sen de bana polisi ara polis gelsin demiştin ya işte bunlar o şahıslar diye söyledi dedi.ALEYNA BANA 'BUNLAR BAĞCILAR ÇOCUĞU DİKKATLİ OL' DEDİKadayıfçıoğlu Bunun üzerine bu şahıslar kim diye sordum.
Kendisi de 'sana bahsettiğim ayrılmış olduğum eski sevgilim' dedi.
Bu esnada ben araç içerisindeki bu şahıslara baktığımda aracın sağ ön yolcu koltuğunda oturan şahısla ben ve Aleyna göz göze geldik.
Bu sırada şahsın torpidodan bir şeyler alıp, arkada oturan kişilere dönüp bir şeyler konuşup tekrar döndüğünü görünce Aleyna ve ben tedirgin olduk.
Ayrıca Aleyna bana 'bunlar Bağcılar çocuğu dikkatli ol' dedi.
Bunun üzerine bu şahısların araçtan inip bizim yanımıza gelmesinden ya da araçtan silahla bize doğru ateş etmesinden tedirgin olduğum ve korktuğum için şahısları engellemek ve olumsuz bir olay yaşanmasının önüne geçmek için hemen araçtan inerek bu şahısların bize zarar vermesini engellemek ve konuşmak amacıyla bu şahıslarla konuşmak için bu şahısların yanına doğru gittim ve bulundukları aracın camını parmağımda bulunan yüzükle tıklattım dedi.BOĞUŞMA ESNASINDA SİLAH BİR ANDA PATLADIİfadesinin devamında Bu esnada şahıs kapıyı üzerime doğru sert şekilde açıp beni itti ve kapıyı bana vurdu.
Bende bu şahsın benim üzerime gelmemesi ve araçtan inmemesi için kapıyı iterek kapattım, bu esnada belimde bulunan silahımı sol elimdeydi.
Bu şahıs kapıdan inemeyince aracın camını açtı.
O esnada bu şahsın oturmuş olduğu koltukta bacaklarının arasında metal renkli parlayan bir şey görünce silah ya da bıçak olduğu düşüncesine kapıldım.
Bu arada şahıslara 'beyler aracınızı buradan alın, aracımızı alıp gideceğiz' dedim.
Bu esnada önde oturan şahıs eliyle bana müdahale ederek vurmaya çalışınca silah bulunmayan elimle şahsı engellemeye çalıştım, ancak şahıs 2 eliyle bana müdahale edince elimde silah bulunan sol elimi de istemsizce kendimi savunmak maksadıyla şahsa doğru götürdüm.
Şahıs ise halen bana hamle yapıyordu ve elimde bulunan silahı tutuyordu.
Bu boğuşma esnasında silah bir anda patladı, ben kesinlikle silahla ateş etmedim dedi.SİLAH PATLAYINCA ŞOKA GİRDİMKadayıfçıoğlu Silah patlayınca şoka girdim.
Benim silahım mı patladı, başka bir silah mı patladı onu dahi fark etmedim.
Olayın şokuyla bir an önce oradan ayrılmak istedim.
İçinde bulunduğum şok halinden dolayı kendi aracımı kullanamayacağımı düşündüğüm için geldiğim araca değil de diğer araca geçtim, Aleyna'da yanımda idi.
O da panik halindeydi.
Hatırladığım kadarıyla benim kullandığım aracımı da Hüseyin kullandı.
Oradan ayrıldık, almaya gittiğimiz aracım da orada kaldı.
Ben yaşanan bu olaydan dolayı son derece tedirgin oldum, olayı anlamaya çalıştım.
Babama ulaşmak istedim, ancak babam İngiltere'ye gittiği için uçakta olduğundan kendisine ulaşamadım.
Olayın kaza ile olduğunu düşündüğüm için polise gittiğimde kendimi ifade edememekten korktuğum için polise bildirimde bulunmadım.
Bunun üzerine kendime yakın hissettiğim için babamın amcaoğlu olan Metin Kadayıfçıoğlu'nun yanına gittim.
Kendisine detaylarını söylemeden bir olaya karıştığımı söyledim.
Metin Kadayıfçıoğlu'da bana nasıl bir olay diye sordu.
Ben olayın ne olduğunu dahi anlamadığım için olayı kendisine anlatamadım dedi.EĞİTİMLİ VE KÜLTÜRLÜ BİR İNSANIMŞüpheli ifadesinin devamında Metin Kadayıfçıoğlu beni bir ticari taksiye bindirerek Avrupa Yakası'na geçirdi.
Daha önceden şirket olarak kiraladığımız ancak halen teslim almadığımız, sadece anahtarı bizde olan, içindeki eşyaları sahibi tarafından teslim alınmayan Zorlu Center'da bulunan açık adresini tam bilmediğim, ancak istendiğinde gösterebileceğim adrese daha önce babamın yanında çalışan Engin Taşkıran ile geçtim.
Daha sonra polisler gelip beni yakaladılar.
Ardından işlemler için büronuza getirildim.
Yaşanan olayda ölen ismini bu olaydan dolayı öğrendiğim Kubilay Kaan Kundakçı isimli şahsa üzülüyorum.
Ben böyle bir olay yaşanmasını istemezdim.
Zaten böyle bir olayın içinde bulunacak yapıda ve karakterde bir insanda değilim.
Eğitimli ve kültürlü bir insanım.
Olayın olduğu yere kendi şahsi aracımı almak ve kız arkadaşımın eşyaları ile köpeğini almak amacıyla gittim.
Sokakta bu şahısları görünce tedirgin oldum.
Normalde aracım olmasa oradan direkt giderdim, ancak aracımı almak istedim.
Bu esnada aracın sağ ön yolcu koltuğunda oturan şahsın torpidoya eğilip bir şey alması, ardından arkasına dönüp oradakilerle bir şeyler konuşması ben de bu şahsın silah alıp ateş edeceği endişesi oluşturdu.
Zaten daha önceden de ailemizde acı bir kaybımız olduğundan güvenlik endişesi duyduğum için bir tatsızlık olmaması adına araçtan inerek bu şahıslara düzgün bir üslupla konuşmak ve bize karşı oluşacak tehlikeyi önlemek amacıyla yanlarına gittim.
Ancak gittiğim an itibari ile araçta bulunan şahıs aracın kapısını ittirerek bana vurdu, eliyle beni iterek vurdu.
Bende kendimi savunma maksatlı refleksle bu şahsın bana vurmasını engellemek amacıyla 2 elimle kendimi savunurken silah ateş aldı.
Ben kesinlikle silahla ateş etmedim.
Yaşanan olay tamamen spontane gelişti.
Yaşadığım korku ve panikle oradan hemen uzaklaştım dedi.ALEYNA KALAYCIOĞLU'NUN DA İFADESİ ORTAYA ÇIKTIAleyna Kalaycıoğlu'nun emniyetteki ifadesi ortaya çıktı.
Aleyna Kalaycıoğlu ifadesinde, Kubilay Kaan Kundakçı'yı eski erkek arkadaşım Vahap Canbay aracılığıyla tanıdım.
Vahap'ın ayak işlerini yapardı.
Vahap onu yeri geldiğinde şoför olarak kullanır, kimi zaman market alışverişine gönderirdi.
Bu işleri parasal karşılığı için değil ona yakınlığından yapardı.
Bazen Vahap benim de yanıma Kubilay'ı gönderir, bana yardımcı olur, ulaşımımı sağlardı.
Çokta sevdiğim bir kardeşimdi, samimiyetimizde vardı.
Benim telefonumda 'Kubi' adıyla kayıtlıydı.
Vahap'tan bağımsız olarak ta görüşür konuşurduk.
Arabalar konusunda ilgiliydi.
Kendi aracımı ona verirdim.
Benim aracımla da gezerdi.
Bir keresinde Vahap beni kendi aracında alıkoyduğunda şoförü Kubilay'dı.
Bu olay bir sene kadar önceydi, o gün Vahap in doğum günüydü.
Doğum günü çıkışı Vahap ile tartıştık ve beni aracında alıkoymuştu.
Kubilay'ın ayrıca futbolcu olarak Kars iline transfer olduğunu bilirim.
Hatta kendisi için eski futbolcu arkadaşlarım ile de fazlaca görüşme yapmışımdır.
Amacım onun iyi bir kulübe transferiydi.
Kubilay Vahap ile çok yakındı ancak geçmişte Vahap'ın Bağcılar'daki müzik stüdyosunun örgüt tarafından taranmasının ardından ailesi Kubilay'ı uzun bir süre kendisiyle görüştürmemişti.
Vahap'ın abisi cezaevinde tutukludur, bildiğim kadarıyla 35 yıl ceza almıştır” dedi.ANNEM, ALAATTİN'İN BANA İLGİSİ OLDUĞUNU SÖYLEDİKalaycıoğlu, Alaattin Kadayıfçıoğlu'nu iki hafta öncesine kadar tanımazdım.
Annem, Alaattin'in ailesinden birilerini tanırdı.
Annem bana, düzgün bir aileden geldiğini ve Alaattin'in bana ilgisi olduğunu söyledi.
Bir bakıma görücü usulü Alaattin ile iki hafta kadar önce tanışarak konuşmaya başladık.
Alaattin ile tanışmadan iki hafta öncesi de Vahap ile ayrılmıştık.
Alaattin, bildiğim kadarıyla armatördür.
Annem benim bu kişiyle tanışmamı istedi.
Bu kişi düzgün bir aileye sahip, artık düzgün insanlarla görüş diye beni uyararak tanışıklığımı destekledi.
Çünkü annem Vahap ile beraberliğimden de son derece rahatsızdı.
Alaattin ile tanışmamızdan bu yana kendisinden tamamıyla olumlu elektrik aldım, kendisi bana karşı çok saygılı ve kibar davranırdı.
Bu durum kendisiyle ilişkimizin çok daha hızlı ilerlemesine yol almasına vesile oldu.
Alaattin'ın bildiğim kadarıyla sabıka kaydı yoktu.
Silahı olduğunu bilmezdim.
Olay gününe kadar da kendisinde silah görmedim.
Bilal Kadayıfçıoğlu'nu ise tanımam.
Sadece Alaattin'in babası olarak bilirim.
Kendisiyle yüzyüze ya da telefonla görüşmüşlüğümüz yoktur.
Ne iş yaptığını bilmem ancak Alaattin'in aile şirketlerinde çalıştığını bildiğimden onunda armatör ya da denizcilik üzerine çalışmaları olduğunu tahmin ediyorum dedi.MAFYATİK GRUPLARLA İLİŞKİLERİ OLDUKalaycıoğlu, Vahap Canbay olay tarihinden bir buçuk yıl öncesinden beridir tanırım.
Kendisi eski erkek arkadaşım, sevgilim olur.
Kendisiyle ilk tanıştığımız zamanlarda doğup büyüdüğü Bağcılar ilçesinden Beylikdüzü ilçesine ailesiyle taşınmıştı.
Bağcılar'da stüdyosu taranması olayından sonra Bağcılar'dan uzaklaşmışlardı.
Kendisi rap müzikle uğraşırdı.
Tanıştığımız sıralar ben annem ve engelli kız kardeşim Cansu ile birlikte Zekeriyaköy'de yaşıyorduk.
Daha sonrasında annem, Cansu ve ben Beykoz'a taşındık.
Vahap sürekli olarak bizimle, arkadaşlarını getirip kalmaya başlayınca annem bu durumdan rahatsız oldu.
Vahap ile ben ayrı bir eve çıkmaya karar verdik.
Annem şu an ki adresim olarak tanımladığım yere taşındı.
Bizde Vahap ile Şişli'de ki dairemize taşındık.
Vahap ile beraberliğimiz süresinde çeşitli mafyatik gruplarla ilişkileri olduğu gördüm.
Benim yanımda telefon görüşmeleri yapıp yine başka kişilere bu görüşme içeriklerini anlatırdı.
Kamuoyunu Casper, Dalton ve benzeri isimlerle meşgul eden suç gruplarının adını anardı.
Ticari manada yakınlıkları nedir bilmem ama abisinin cezaevine girmesi ve kendi ofisinin bulunduğu çevre ile ilgili bağlantıları olduğunu düşünüyorum dedi.BASKI VE PSİKOLOJİK ŞİDDET BAŞLADIKalaycıoğlu, İlişkimizin ilk altı ayından sonraki süreçte Vahap tarafından bana yönelik özellikle psikolojik baskı ve psikolojik şiddet, kısıtlamalar ve tehditler başladı.
Spora gidemiyordum, arkadaşlarımla uluşamıyor,görüşemiyordum.
Daha önce müzik yaptığım tüm çevremle iletişimimi kopardı ve beni kendisinin de prodüktörlüğünü yapan Yalçınay Yıldız'a mahkum etti.
Ben kendisine olan sevgimden söylediklerini yaptım.
Ama mutsuz ve rahatsızdım.
Süreç ilerledikçe kavgalarımız büyüdü ve fiziksel şiddete de başladı.
Beni kolumdan tutup tartaklamalar ve kafa atmalar gibi şeylerdi.
Bu kavgalar üçüncü kişilerin de önünde olurdu.
Çünkü evde sürekli olarak kendisinin misafirleri olurdu.
Birlikte kaldığımız ev, erkek ambarı gibiydi.
Evde mutlaka kendisine ayakçılık eden Kubilay, abisi Erdem, prodüktör Yalçınay birilerinden biri evde olurdu.
Daha sonrası bu yaşadıklarımı annemle paylaştığım için ve annemin gözü önünde de çok kavga yaşadığımızdan Vahap'ın da anneme çok büyük saygısızlıkları olduğu için annem yavaş yavaş ilişkimi desteklememeye başladı.
Vahap Canbay'da bu durumu öğrendiği için anneme kinlenmeye başladı.
Beni annemle üç ay görüştürmedi.
Vahap yüzünden annemle konuşamadım.
Vahap, bir keresinde Fransa tatili dönüşünde de havalimanında beni tartakladı.
Polisten yardım istedim ancak neticesinde adli işlem yaptırmadık, müracaatçı olmadım dedi.PSİKOLOJİSİ BOZULDUKalaycıoğlu, Vahap ile beraberliğimiz esnasında kendisinin uyuşturucu kullandığını görmedim, kendisinde silah da görmedim ama çevresinin nasıl bir kitle olduğunu bildiğimden bu gibi suç içeren şeylere erişebilmesinin kendisi için çok güç olmadığını biliyorum.
Vahap ile her kavgamızla beni sektörden silme ile çok değer verdiğim köpeklerimi alıkoymakla tehdit ederdi.
Köpeklerimi defaten alıkoyup odaya kilitlemiştir.
Prodüktörlerimiz ortak olduğundan ve benim seslendirdiğim iki şarkıda kendisinin sözlere katkısı olduğu için şarkılarımı kaldırarak beni piyasadan sileceğiyle tehdit ederdi.
Çünkü benim hayata tek tutunduğum şeyin müzik olduğunu biliyordu.
Kısacası mutsuz ve toksik bir ilişkimiz vardı.
Kendisinin tanıştığımız süreç içerisinde çokça aracı oldu ama son dönemlerde elindeki her şeyi kaybetti ve bana ait aracı aldı.
Kendi ailesinin aracıymış gibi kullanmaya başladı.
Aracın sahibi benken kendi işlerime ticari taksi tutarak gitmeye başladım.
Son dönemlerimizde benden borç aldı ve maddi olarak beni sıkıştırdı.
Borcunu geri istediğimde de sanki ben ona borçluymuşum gibi bana bağırdı, üzerime yürüdü.
Son günlerimizde psikolojisi iyice bozuldu ve bana sarmaya başladı, ben hiçbir yere çıkamaz oldum.
Sadece evde Yalçınay ile müzik yapabilir oldum ve her gün ağlayarak yatağın içinde zaman geçirmeye başladım.
Bu durumun neticesi ayrılmamızla sonuçlandı.
Vahap ile son dönemlerimizde en çok ters düştüğümüz durum yaptığı hataların, uyguladığı psikolojik ve fiziksel şiddeti konu bittikten sonra kesinlikle kabul etmemesiydi.
Ben kendisinde gördüğüm sıkıntıyı dile getirmeye çalıştığımda 'senin psikolojin iyi değil, sen psikoloğa git.
Bu köpeklere de bakamazsın' diyerek köpeklerimi benden almaya çalışırdı.
Bu durum bizi iletişimsiz hale getiriyordu ve ilişkimizi kopma noktasına getiriyordu.
Yine bir tartışmamızda köpeğimi alıp evden çıktım.
Kendisine ayrılık mesajı attım.
Yapamadığıma, ilişkimizin toksik olduğunu dair.
Vahap'ta cevap olarak 'Beni bu şekilde mi bırakacaksın eyvallah Aleyna' dedi.
Bu şekilde kendisini her yerden engelleyerek ilişkimi bitirdim.
İlişkimizi o gece karşılıklı anlaşma şeklinde bitmiştir dedi.KENDİSİNİ VE BENİ ÖLDÜRECEĞİNİ SÖYLEDİİfadesinde olay günü yaşananları anlatan Aleyna Kalaycıoğlu, Olay tarihi olan 19 Mart gününden bir gece öncesinden Alaattin'in Kandilli'de bulunan, tek başına yaşadığı evinde birlikte kaldık.
O sabah işe gitti, ben de stüdyoda kayıt almam gerektiğini söyleyerek olay yerindeki ofise geçtim.
Yalçınay'da kayıt için orada olacaktı.
Çünkü bitmemiş çalışmalarımız vardı.
Ben saat 15.00 sıralarında stüdyodaydım.
Yalçın'a da saat 16.00 gibi orada olmasını söyledim.
Alaattin bana ulaşımımı sağlamam için araç vermişti.
Ben köpeğimle birlikte stüdyonun önüne geldim.
Araç elektrikli olduğundan aracı durdurmayı başaramadım, ekranın kapandığını görmeyince Bertin'i aradım ya da mesaj attım.
Kendisine dışarı gelip aracı kapatmasını istedim.
Ben ve köpeğim araçtan indikten sonra Bertin aracı kapattı ve birlikte stüdyoya geçtik.
Yaklaşık bir saat kadar sonra Yalçınay yolda olduğu halde beni arayıp, Vahap'ın çok kötü olduğunu ve eve döndüğünü, bugün yanıma stüdyoya gelemeyeceğini söyledi.
Ben de ona işle ilişkilerimizi karıştırmaması gerektiğini söyledim.
O sırada telefonu Vahap eline aldı.
Çıldırmış ve ağlar halde, bağırarak bana hayatımda biri olup olmadığını sordu. 'Ben bir şeyler araştırdım, görüştüğün birilerimi var' dedi.
Bu ihtimalle kendisini ve beni öldüreceğini söyledi.
Üstüne basa basa o gün intihar edeceğini, her şeyi yakacağını yıkacağını söyledi.
Ben yeni ilişkimden haberi olmasını istemediğim için ilişkimi kendisine söylemedim.
İlişkim olmadığını söyledim, kardeşim üzerine yemin ettirdi.
Bu diyalogları üzerinden zaman geçince yine kabul etmeyeceğini düşündüğümden Bertin'in telefonundan Vahap ile görüşmemizi sesli kayda aldım.
Oradaki kayıttan Vahap'ın psikolojisinin ne kadar bozuk olduğu da gözlenecektir.
Ona sakin bir dilli ilişkimizin bittiğini ve kendisinin de bu durumu kabullenmesi gerektiğini söyleyerek telefonu kapattım dedi.KUBİLAY'A BU OLAYA DAHİL OLMAMASINI SÖYLEDİMKalaycıoğlu, Bu görüşmenin öncesi ya da hemen sonrasında aynı gün Kubilay beni aradı ve 'Abla ben sizi barıştırmak istiyorum.
Oraya gelmek istiyorum' dedi.
Ben de Kubilay'a ısrarla bu olaya dahil olmaması gerektiğini, onun gelmesiyle barışmayacağımı, Vahap'ın araya kimseyi sokmaması gerektiğini, ilişkimizin bittiğini, Kubilay'ın da ailesiyle zaman geçirmesini, bizimle meşgul olmaması gerektiğini söyleyerek ısrarla gelmemesi istedim ve telefonu kapattım.
Bizim bu diyaloglarımız üzerine Bertin bana 'Şu aracı ben biraz uzağa çekeyim' dedi.
Çünkü birkaç gün önce evden eşyalarımı aldırmak için benzer plakalı bir aracı Vahap ile birlikte eski kaldığımız eve gönderdiğimden Vahap plaka üzerine aracın şoförü, eşyaları almak üzere giden kadın çalışanı sıkıştırarak sorular sorup kendince araştırma yapmış.
Şoför de aracı Zuhal Hanım gönderdi diye geçiştirmiş.
Bertin'in bu konudaki hassasiyeti de Vahap yeni bir beraberliğe başladığımız Alaattin'i öğrenmesin diyedir.
Bu yüzden bizde Bertin'in aracıyla yemek yemeye çıktık.
Köpeğimi de stüdyoda bıraktım.
İçeride bir temizlik abla vardı.
Bertin ile yemek için dışarı çıktığımız sırada stüdyonun alt sokağından geçerken telefonum çaldı.
Telefonumda 'Rapnoz' adıyla kayıtlı Yalçınay arıyordu ancak yanında Vahap'ın olduğunu, onun benimle görüşmek istediğini bildiğimden telefonu açmadım.
Yalçınay ısrarla Bertin'i aramaya başladı.
Bertin telefonu açtı.
Yalçınay geldiğini, stüdyoya girmek istediğini söyledi.
Ben de tek başına gelmediğini düşündüğümden köpeğimi de çalarlar diye temizlikçi ablaya telefonla geri dönüp kimseyi içeriye almamasını söyledik, zaten abla da bu gelenleri tanımadığından bizden cevap almadan onları içeriye almamıştı.
Bu süre zarfında Yalçınay'a stüdyoya geri dönmeyeceğimi, o gün için artık çalışmayacağımızı, saatin geç olduğunu söyledim ve Bertin ile yemeğe gittik.
O sırada Bertin'in stüdyo kamerasından ve stüdyoya yakın oturan stüdyo girişini görür mesafedeki arkadaşını aradık.
Bertin'in arkadaşına sokak üzerinde Kubilay'ın babasının beyaz renkli aracı olduğunu bildiğimizden bu özelliklerde bir araç olup olmadığını sorduk.
Bertin'in arkadaşı yok dedi.
Bunun üzerine 'Sokakta gördüğü ve içerisinde birilerinin olduğu araç var mı?' diye sorduğumuzda Bertin'in arkadaşı birkaç araç saydı, ama bunlardan 16 plakalı aracı Kubilay'ın kullandığı araçlardan diye bildiğimden 'İçinde kimse var mı?' diye ayrıca sordum. 'İçinde birileri var, bir şey bekliyorlar' dedi.
Bunun üzerine ben annemi aradım, bu araçta Vahap'ın olduğuna ve bana zarar vereceğine emindim.
Çünkü ısrarla o kadar süre beklemezlerdi.
Çünkü günler öncesi de arkadaşlarımın evinde kaldığımı tespit edip bu arkadaşlarımın evlerinin önüne de geldi ve benim aşağıya inmemi mail atarak istedi dedi.KAÇACAK DELİK ARADIMKalaycıoğlu, Ama ben kendisiyle hiçbir şekilde iletişimde olmadım.
Bertin ile yemek yerken korkmuş durumdaydım ve kaçacak delik arıyordum, titriyordum, ilk defa kendimi böyle hissediyordum.
Annemi aradım.
Beni stüdyoda beklediklerini söyledim.
O sırada Alaattin'i arayıp stüdyoya geri dönmeyeceğimi, Vahap'ların beni beklediğini söyledim.
Bu mesajlar telefonumda kayıtlıdır.
Alaattin de bana yemekten kalkınca direkt eve gelmemi söyledi.
Annem de korkuyla defalarca beni arayıp kendisinin yanına gitmemi söyledi.
Ben de annemin gönlünü almak için önce anneme sonrasında Alaattin'in evine gitmeye karar verdim.
Korktuğumdan Bertin de yanımdaydı, kendisini de stüdyoya göndermeyeceğimi söyledim.
Bu sebeple anneme birlikte gittik.
Bertin de yanımdaydı.
Bertin'in stüdyoya yakın oturan arkadaşı Kenan'dan içinde Vahap'ın olduğunu düşündüğüm 16 plakalı aracın halen stüdyo önünde beklediği haberini aldık.
Alaattin, 'Polisi arayalım bu kişileri ihbar edelim' dedi.
Benim canımı sıkmamam için Alaattin bana uzun uzadıya moral verici bir mesaj attı.
O gece benim yeni şarkımın platformlara yüklenmesi gerekiyordu.
Ben halen annemde iken Yalçınay'ı aradım ve nerede olduğunu sordum.
Bana evin yakınlarında bir tekeldeyim dedi.
Ben de 'Ne kadar zamana evde olursun' diye sorduğumda 'Yarım saate kadar evdeyim' dedi.
Ben 'Benimle dalga mı geçiyorsun, evle tekel arası nasıl yarım saat olur' dedim.
O sırada annem yalan söylediklerini ve orada pusuda beklediklerini bildiği için görüntülü konuşmayı kendisine çevirerek 'Oğlum noluyor, lütfen herkes haddini bilsin, lütfen kendinize gelin artık' diyerek annelik içgüdüsüyle kendilerine onları çok da kışkırtmadan mesaj verdi.
Annem bağırmadan çağırmadan sakin bir dille Yalçınay ile görüştü.
Bu görüşme esnasında Bertin de şahitti, Yalçınay da 'Tamam abla' diyerek telefonu kapattı dedi.KONUŞACAĞIM DİYEREK İNDİKalaycıoğlu, Bu görüşme vesilesiyle annemin evinde olduğumu anladılar.
Aynı zamanda stüdyo çevresini de Bertin'in arkadaşı ile takip ettiğimizden görüşmeden sonra aracın oradan ayrıldığını haber aldık.
Halen annemlerde otururken Alaattin beni almaya yanımıza geldi.
Birlikte Alaattin in evine gidecektik.
Alaattin ile birlikte gelen araçtaki iki kişi beni ve Bertin'in stüdyosunun yakınlarına bıraktığım aracı alacak hem de köpeğim irice bir hayvan olduğundan VİP tip büyük alanı olan bu araca köpeği bindirip eve götürecektik.
Annemin evinden Bertin'i de yanımıza alıp kapının önüne indik.
Bertin buraya gelirken kullandığımız kendi aracıyla bizim önümüz sıra stüdyoya vardı.
Bertin de 16 plakalı aracın orada olmadığını bize tekrardan teyid etti.
Bertin ile mesajlaşmamızda bu detaylar geçmektedir.
Annemin eviyle Bertin'in stüdyosu arası araçla 5 dakika mesafededir.
Biz Alaattin ile siyah renkli binek araca bindik.
VIP araçta önümüz sıra seyrediyordu.
Stüdyoya geçip aracı, eşyalarımı ve köpeğimi alıp oradan hemen ayrılacaktım.
Bertin'e köpeği hazırlamasını, hızlı hareket etmesini rica ettim.
Eşyaları almaya giden VIP ile stüdyoya geçtiğimiz VIP araç aynı araç olduğundan Vahap'a görünmeden, Vahap benim hayatımda bir başkası olduğunu anlamadan bir an evvel oradan ayrılmak niyetindeydik.
Biz Bertin ile yazıştığımız sıra Vahap'ların bulunduğunu tahmin ettiğimiz araç orada yoktu.
Bizde bu güvence ile hızlı bir şekilde stüdyoya geçip alacaklarımızı alıp ayrılmayı düşündük.
Stüdyo önüne geldiğimizde Vahapların aracı geri dönmüştü.
Farları açık bir şekilde Bertin'in arkadaşının attığı fotoğraflardaki konumundaki bekleme halindeydi.
Vahap ve beraberindekilerin beni ve köpeğimi alıkoymak için beklediklerinden emindim.
O yüzden tüm gün korkudan titreyerek kendilerinden kaçmıştım.
O sırada sokağa Alaattin'in aracıyla dönüş yapmıştık.
Sokakta dar bir sokak olduğundan araçlar karşı karşıya geldi ve birbirlerimizi görmüş olduk, Vahap ile göz göze geldim.
Vahap önce bana sonra Alaattin'e baktı.
Vahap aracın içerisine yere doğru bir şeyler almaya çalışır gibi eğildi.
Bu anlattıklarım anlık gelişti, Vahap elini aşağıya uzatmıştı.
Alaattin'e dönüp 'Ne olur devam edelim, burada duraklamayalım, gidelim' dedim ve ağlamaya başladım.
O sırada Alaattin, Vahap'ın araç içerisinde bir şeyler yaptığını fark edince Alaattin de bizim içinde bulunduğumuz aracın torpidosunu açarak silah aldı.
Sakin bir şekilde bana dönüp 'Sadece konuşacağım' diyerek indi dedi.'BEN SİLAH SESİNİ DUYUNCA ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA ARAÇTAN ÇIKTIMKalaycıoğlu, Ben o esnada araçta ağlıyordum.
Sonrasında Alaattin eliyle aracın camına vurarak 'Kardeşim siz niye böyle yapıyorsunuz, bu kızın peşini bırakın, gidin' dedi.
O sırada Kubilay sürücü koltuğundaydı.
Vahap ise yolcu koltuğundaydı.
Aracın konumu itibariyle Vahap'ın bulunduğu taraf yola bakıyordu, Alaattin de Vahap'ın kim olduğunu bilmeksizin kendisiyle diyalog kurmaya çalışıyordu.
Şoför mahalli duvar tarafındaydı, Alaattin'in o tarafa yönelmesi mümkün değildi.
Alaattin, Vahap ile diyalog kurmaya çalışırken Vahap kendi kapısını açmaya, hızlı bir şekilde ittirmeye çalıştı.
Alaattin de kapıyı açtırmadı, itişme oldu.
Bunun üzerine Vahap camını açtı, Vahap eliyle Alattin'in tabanca olan elini camdan tutmaya çalışırken bir el silah sesi duydum.
Ben Alaattin'in silahına dolduruş yaptığını görmedim, Vahap boylu ve uzun kollu biridir, zaten içinde bulundukları araçta iki büklüm duruyordu.
Oturduğu yerden de elini uzatarak Alaattin'e uzanabilmesi mümkündü.
Vahap, Alaattin'in koluna temas ettiği gibi silah patladı.
Ben silah sesini duyunca çığlık çığlığa araçtan çıktım.
Ben kimin yaralandığını görmeden çığlık atarak araçtan indim.
Araca doğru koşarken bağrışmalardan birinin yaralandığı ya da birine bir şey olduğunu hissettim.
Neticesinde bu olayın içindeki kişiler bu ve benzeri olaylardan kaçınmıştım dedi.SİLAHI KALBİME DAYADIM, TETİĞİ ÇEKTİM AMA PATLAMADIKalaycıoğlu Bir nevi korktuğumun başına geldiğinden sakındım.
Halen kimin yaralandığını görmedim.
Kendimce duyduğum silah sesi ve üzerine işittiğim çığlık sesine rağmen kimse vurulmamış olabilir diye de düşündüm, şok geçiriyordum, çığlık çığlığa Kubilay ve Vahap'ın aracına gitmeye çalışırken Alaattin de şoka girmişti, beni VIP aracın içine koydu.
O esnada VIP araçta bulunan Mustafa Rece ve Hüseyin Can Avcı da olayın şokuyla ne yapacaklarını şaşırdılar.
Kimse böyle bir olayın olmasını tahmin etmedi.
Mustafa abi şoför koltuğundaydı.
Araca bindik ve kapı kapandı, Alaattin tabancasını arka kapıdan girişte sağdaki koltuğa bıraktı.
Beraberimizdeki Hüseyin abi de muhtemelen diğer aracın direksiyonuna geçti.
Ben içinde bulunduğumuz araçta tabancayı görünce elime aldım.
Olayın şoku ve birine bir şey olduğu vicdanıyla kendi kalbime doğrulttum.
Tetiği çektim ama silah patlamadı, silah boştu.
Çünkü o olayda zarar görmesi muhtemel her bir kimse benim için kıymetliydi, eski arkadaşım ve yanında kardeşim dediğim kişi dahil.
Alaattin bana şokun etkisiyle 'Sen ne yapıyorsun' diyerek silahı elimden aldı.
Ve şokun etkisiyle öndeki Mustafa Rece ye abi ben sadece konuşacaktım, bu silah patlamayacaktı diye anlatarak ağlamaya başladı.
Ne yapacağını şaşırdı.
Ben o sırada yerde saçlarımı çeker bir şekilde yatıyordum.
Alaattin beni yerden kaldırarak 'Yanlışlıkla oldu, kendine gel lütfen ben hiç iyi değilim, yanlışlıkla oldu' dedi.
Ben halen kime ne oldu bilmiyordum dedi.