Haber Detayı
Lice'de bulunan kemikler biri çocuk 2 kişiye ait çıktı
ATK raporuna göre Lice'de bulunan kemiklerin, biri çocuk biri yetişkin 2 insana ait olduğu belirtildi. Rapora rağmen Lice Cumhuriyet Başsavcılığı' "insan kemiği olduğuna ilişkin bir tespitin bulunmadığı" gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına kararı verdi. Diyarbakır Barosu, İHD ve ÖHD itiraz etti
Artı Gerçek- Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Duru kırsal mahallesine bağlı Işıktan Mezrası'nda dere yatağının 300 metre uzağında aralarında 4 metre bulunan iki taşın altında, 10 Mayıs 2025'te kemikler bulundu.
İnsana ait olduğu düşünülen kemiklere dair Adli Tıp Kurumu (ATK) rapor hazırladı.
ATK İstanbul Morg İhtisas Dairesi Kemik ve Diş İnceleme Şubesi tarafından yapılanan incelemenin ardından hazırlanan rapora göre, kemikler biri çocuk diğeri yetişkin yaşta 2 insana ait olduğu belirtildi. 30 YIL ÖNCESİNE AİT OLABİLİR Raporda, kemiklerin kirli kahverengi krem renkte olduğu, ağırlıkları azalmış ve kolayca ufalanabilir yapıda olduğu belirtildi.
Raporda kafatasında DNA incelemesi için kemik örnekleri alındığı ve kafatası kemik parçalarının DNA inceleme çalışmalarına yanıt vermediği kaydedildi.
Raporda, "Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gönderilen kemiklerin 24 Haziran 2025 tarihinde Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi Kemik ve Diş İnceleme Şubesinde yapılan incelenmesinden ve yapılan tetkiklerden elde edilen bilgi ve bulgular dikkate alındığında; kemiklerin biri çocuk en az iki kişiye ait olduğu, kemiklerde saptanan morfolojik değişimler, gömü şekli, hayvan müdahalesi, çevresel şartlar gibi birçok faktöre bağlı değişiklik göstermekle birlikte olay yeri özellikleri bilinmeksizin mevcut kemiklerin, ağırlık, yoğunluk kaybı, kırılganlıkları ve postmortem aşınmaları gibi bulgular dikkate alındığında, kesin olmamakla birlikte 30 yıl veya daha önceki bir zamanda ölmüş kişilere ait olabileceği, mevcut kemiklerde kişinin ölüm sebebini izah edebilecek herhangi bir travmatik veya patolojik bulgu tespit edilmediği kanaatini bildirir rapordur" ifadelerine yer verildi.
SAVCILIK KARARI: SUÇ VE SUÇLU TESPİT EDİLEMEDİĞİNDEN… Kemiklerin bulunmasının ardından Diyarbakır Barosu, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır şubeleri üyesi avukatların yaptığı başvuru sonrası soruşturma başlatan Lice Cumhuriyet Başsavcılığı ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.
Savcılık, “(…) çalışma yapılan bölgenin eski yerleşim yerine ait eski bir mezarlık olabileceği izleniminin edinildiğinin bildirildiği, soruşturma dosyasına konu olayda ele geçirilen, insan bedenine ait olduğu değerlendirilen 1 adet kafatası ve muhtelif sayı ve ebatlarda kemik parçaları üzerinde kimlik tespiti, ölüm nedeni, ölüm şekli, ölüm tarihi, DNA ve Biyolojik profillerinin çıkartılması vs. hususların tespiti amacıyla kemiklerin Adli Tıp Kurumu’na gönderildiği, Adli Tıp Kurumu’nun cevabı yazısında A ve B kodlu kafatası kemik parçaları DNA inceleme çalışmalarına yanıt vermediğinin bildirildiğini, soruşturma kapsamında elde edilen deliller ve uzmanlık raporu birlikte değerlendirildiğinde; tespit edilen kemiklerin DNA inceleme çalışmalarına yanıt vermediği, insan kemiği olduğuna ilişkin bir tespitin bulunmadığı, olay yeri inceleme raporuna göre bahse konu bölgenin eski yerleşim yerine ait eski bir mezarlık olabileceği izleniminin edinildiği, kemiklerin ne zaman gömüldüğüne ilişkin tespit yapılamaması, ayrıca herhangi bir olay sonucunda gömülmüş olabileceğine dair bir tespit yapılamaması hususları birlikte değerlendirildiğinde bu aşamada ortada kovuşturmayı gerektirecek suç ve suçlu tespit edilemediğinden delil yetersizliğinden kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına (…)" ifadelerine yer verildi.
ÜÇ KURUMDAN SAVCILIK KARARINA İTİRAZ Diyarbakır Barosu, ÖHD ve İHD, savcılığın kararına karşı Diyarbakır Sulh Ceza Hakimliği'ne itirazda bulundu.
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna yer verilen başvuruda, şu gerekçeler sıralandı: “*Öncelikle 17/05/2025 tarihinde kemiklerin bulunduğu alanda yapılan kazı çalışması sırasında usule aykırı hareket edilmiştir.
Savcı hazır bulunmamış, inceleme ekipmanları da eksik getirilmiş, itirazlara rağmen Minnesota Protokolüne aykırı bir biçimde adli tıp uzmanı hazır edilmeden ve iş makinesi kullanılarak kazı işlemi gerçekleştirilmiştir.
Kazı esnasında insan iskeletine ait parçalar bulunmuş ama kazı işlemi titizlikle yapılmadığı için bazı iskelet parçalarının bulunamadığı gözlemlenmiştir.
Kazıya devam edildiği sırada başka bir insana ait kafatasının iş makinesi ile parçalandığı gözlemlenmiştir.
Bu durumda elde edilen kemiklerin Adli Tıp Kurumu’ndaki raporu etkilemiştir.
Zira, usule aykırı ve özensiz şekilde yürütülen kazı işlemi neticesinde delil niteliği taşıyan kemiklerin bütünlüğü bozulmuş, bazı parçaların kaybolmasına ve bazı bulguların ise geri dönülemez biçimde tahrip olmasına sebebiyet verilmiştir.
Bu durum, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını güçleştirdiği gibi, yapılacak bilimsel incelemelerin sağlıklı ve güvenilir sonuçlar vermesini de ciddi şekilde zedelemiştir.
Dolayısıyla, söz konusu raporun bu eksik ve hatalı süreçten bağımsız değerlendirilmesi mümkün değildir. *Adli Tıp Raporu’nda, ‘Mevcut kemiklerde kişinin ölüm sebebini izah edebilecek herhangi bir travmatik veya patolojik bulgu tespit edilmediği’ yönünde kanaat bildirilmiştir.
Ancak yukarıda açıkladığımız nedenlerle, kazı işleminin usulüne uygun şekilde yapılmaması, kemiklere zarar verilmesi ve tüm kemik parçalarının toplanmaması, ölüm sebebinin saptanmasını güçleştirmiş; nihayetinde ölüm sebebinin tespit edilememesine yol açmıştır. *Öte yandan, aynı raporda ‘kemiklerde saptanan morfolojik değişimlerin; gömü şekli, hayvan müdahalesi ve çevresel şartlar gibi birçok faktöre bağlı olarak değişiklik gösterebileceği, olay yeri özellikleri bilinmeksizin mevcut kemiklerin ağırlık ve yoğunluk kaybı, kırılganlıkları ile postmortem aşınmaları dikkate alındığında, kesin olmamakla birlikte 30 yıl veya daha önceki bir döneme ait olabileceği’ ifade edilmiştir.
EKSİK VE YETERSİZ İNCELEME *Buna karşın, söz konusu kemiklerin bulunduğu alanın bir dere yatağına yakın olduğu dikkate alınmamıştır.
Dere yatağından geçen suyun kemiklerde kimyasal çözülmeyi hızlandırabileceği açık olup, bu husus göz önünde bulundurulmadan yapılan değerlendirme maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına hizmet etmemektedir.
Bu nedenlerle, eksik ve yetersiz incelemeye dayalı olarak düzenlenen mevcut raporun hükme esas alınması mümkün olmayıp, olay yeri koşulları ve tüm çevresel faktörler dikkate alınarak yeniden ve kapsamlı bir adli tıp incelemesi yapılması zorunludur.
Nitekim, raporda kimyasal çözülme olasılığı dikkate alınmamasına rağmen kemiklerin 30 yıl veya daha öncesine ait olabileceği yönünde bir kanaate varılmıştır.
Bu durum, söz konusu kemiklerin belirtilen zaman dilimine ait olma ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini göstermektedir.
GÖZALTINDA KAYIP VAKASI İLE BAĞLANTILI OLABİLİR *Bu kapsamda, söz konusu kemiklerin 30 yıl öncesine ait olabileceği ihtimali dikkate alındığında, olayın bir gözaltında kayıp vakası ile bağlantılı olabileceği de değerlendirilmelidir.
Nitekim belirtilen zaman dilimi, gözaltında kayıp iddialarının yoğunlaştığı bir dönem olarak bilinmektedir.
Bu durum, Türk Ceza Kanunu’nun yaşam hakkına ve insan onuruna yönelik suçları düzenleyen maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gereken ağır bir ihlale işaret etmektedir.
Çünkü söz konusu bölge, 1990’lı yıllar başta olmak üzere yoğun bir şekilde gözaltında kaybetme vakaları yaşanmıştır; bu süreçte çok sayıda yurttaş devlet görevlilerince gözaltına alındıktan sonra bir daha kendilerinden haber alınamamıştır.
Bu durum, hem yerel kurumların hem de uluslararası insan hakları kurumlarının raporlarına yansımıştır.
Bulunan insan kemikleri, bu bağlamda bir gözaltında kaybetme vakasına işaret edebileceği gibi, geçmişteki ağır insan hakları ihlallerine dair delil niteliği de taşıyabilir.
DOSYA VE SAVCILIK ÇELİŞKİSİ *Takipsizlik kararında her ne kadar ‘insan kemiği olduğuna ilişkin bir tespitin bulunmadığı’ belirtilerek bir sonuca varılmışsa da, Kemik ve Diş İnceleme Raporu’nda ‘kemiklerin, biri çocuk olmak üzere en az iki kişiye ait olduğu’ ifade edilerek söz konusu kemiklerin insan kemiği olduğu açıkça tespit edilmiştir.
Bu tespit karşısında, Savcılığın insan kemiği olduğuna ilişkin bir tespitin bulunmadığı yönündeki değerlendirmesinin dosya kapsamı ile açıkça çeliştiği görülmektedir.
ESKİ MEZARLIK OLMADIĞI YÖNÜNDE BİLGİ EDİNİLDİ *Yine takipsizlik kararında, ‘olay yeri inceleme raporuna göre bahse konu bölgenin eski yerleşim yerine ait bir mezarlık olabileceği izleniminin edinildiği’ belirtilmiş ise de, söz konusu olay yeri inceleme raporunda bu kanaate hangi somut verilere dayanılarak ulaşıldığı açıklanmamıştır.
Tarafımızca mezra halkı ile yapılan görüşmelerde ise kemiklerin bulunduğu bölgenin eski bir mezarlık olmadığı yönünde bilgi edinilmiştir.
Dolayısıyla, bu hususun yeniden ve ayrıntılı şekilde araştırılması maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için elzemdir.” 'KAYBEDİLEN KİŞİLERİN YAKINLARINDAN ÖRNEK ALINMALI' Başvuruda tüm bu gerekçelerle, bulunan kemiklerin kimlik tespiti için tekrardan ATK’ye gönderilmesi, DNA eşleştirmesi yapılmak üzere bölgede daha önce kaybedilen kişilerin yakınlarından örnek alınması talep edildi.
Başvuruda, ayrıca kemiklerin bulunduğu bölgedeki çevresel faktörlerin kemiklerin kimyasal çözülmesine etkisinin değerlendirilmesi, olay yerinin koruma altına alınarak delillerin karartılmasının önlenmesi, bölgedeki geçmiş gözaltı kayıtlarının incelenmesi ve tanıkların dinlenmesi, kamu görevlileri de dâhil olmak üzere tüm sorumluların tespit edilmesi ve haklarında gerekli adli sürecin başlatılması gerektiği belirtildi.
Başvuruda Lice Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “kovuşturmaya yer olmadığına” dair kararının kaldırılmasına ve ilgili dosyada iddianame düzenlenerek kamu davası açılmasına karar verilmesi talep edildi.
NE OLMUŞTU?
Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Duru kırsal mahallesine bağlı Işıktan mezrasında 10 Mayıs 2025’te iki taşın altında insana ait olduğu düşülen kemikler bulundu.
Hayvan otlattıkları sırada kemiklere rastlayan yurttaşlar, İHD, ÖHD ve Diyarbakır Barosu’na başvuruda bulundu. 3 kurum tarafından oluşturulan heyet, 15 Mayıs 2025’te bölgede incelemelerde ve 16 Mayıs’ta Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na keşif yapılması talebiyle başvuruda bulundu.
Başvurunun ardından 18 Mayıs’ta kemiklerin bulunduğu alanda keşif yapıldı.
Jandarma, olay yeri inceleme ile Kültür ve Tabiatları Koruma Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan keşfe, ÖHD, İHD ve Diyarbakır Barosu üyesi avukatlar da katıldı.
Olay yerinde bulunan kemikler Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gönderildi. (MEZOPOTAMYA AJANSI)