Haber Detayı
Aci ailesi konuştu: Timur Cihantimur’u iyi ki kaçırmışlar, yoksa Türkiye'de hapse girmeyecekti
İstanbul Eyüpsultan’da 17 yaşındaki Timur Cihantimur’un neden olduğu kazada hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin babası Özer Aci konuştu. Aci, “Cihantimur’u iyi ki kaçırmışlar, yoksa Türkiye’de hapse girmeyecekti” diyerek tepkisini dile getirdi.
İstanbul Eyüpsultan'da 2024 yılında Oğuz Murat Aci'nin hayatını kaybettiği kazayla ilgili yürütülen soruşturma devam ederken, yaşamını yitiren Oğuz Murat Aci’nin babası Özer Aci, sürece dair dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Gazeteci İsmail Saymaz'a konuşan Özer Aci, "Evladını kaçır, ne cehenneme götürürsen götür.
İyi ki götürdün.
Yoksa hapse mapse girmeyecekti böyle bir yerde.
İki gün girip üçüncü gün çıkacaktı" ifadelerini kullandı.
İki yıl önce meydana gelen kazada Oğuz Murat Aci hayatını kaybederken, dört kişi de yaralanmıştı.
Kazanın ardından Timur Cihantimur’un annesi Eylem Tok ile birlikte önce Mısır’a ardından ABD’ye kaçtığı, burada tutuklu bulunduğu belirtilmişti.
Cihantimur hakkında “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçlamasıyla dava açılırken, anne Eylem Tok ve baba Bülent Cihantimur’un da aralarında bulunduğu beş kişi hakkında “suçluyu kayırma” ve “delil karartma” suçlamaları yöneltildi.
Aci ailesinin avukatlarının ve kamuoyunun yakından takip ettiği dosyada, kazada yaralanan bazı kişilerin ve Aci’nin eşinin şikayetini geri çektiği, ancak baba Özer Aci ile anne Hoşnaz Aci’nin şikayetlerinin sürdüğü kaydedildi.
Sürece ilişkin konuşan Özer Aci, sanıkların olay sonrası organize şekilde hareket ettiğini öne sürerek, “Bu bir kaza olabilir ama sonrasında yaşananlar insanlık dışı.
Anne, baba ve çevresindekiler bir araya gelip çocuğu kaçırıyor.
Bizim çocuğumuzu ise ölüme terk ediyorlar” dedi.
Özer Aci'nin Saymaz'ın sorularına verdiği yanıtlar şu şekilde: "İki iddianameyi de okudunuz.
Yorumunuz nedir?" Birincisi, bu aile organize çete şeklinde çocuğa yardım ediyor.
Anne, baba, çalışanlar bir araya geliyor, organizasyon çeviriyorlar.
Baştan beri şunu savundum: Baba bu çetenin reisi.
Bu bir.
İkincisi, kaza olabilir.
Ama kazadan sonra yaşananlar, insanlık dışı davranışlar... “Benim evladım” diyeceğine “Bizim evladımız” deseydi.
Burada ölüme terk var.
Bunların kayda alınmasını isterdim iddianamede.
Sen iki saat içerisinde Türkiye Cumhuriyeti’ni terk edebiliyorsun.
Benim oğlum 1.5 saat içinde İstanbul gibi bir yerde hastaneye ulaşabiliyor.
İstanbul'da 112’nin ulaşma süresi 9-10 dakika.
Benim evladım 70 dakika orada ne yapıyor?
Adli Tıp raporu diyor ki “Kan kaybından ölmüştür.” Yahu sen ki doktorsun! (Bülent Cihantimur’u kastediyor) Evladını kaçır, ne cehenneme götürürsen götür.
İyi ki götürdün.
Yoksa hapse mapse girmeyecekti böyle bir yerde.
İki gün girip üçüncü gün çıkacaktı. "İyi ki kaçırdılar” diyorsunuz.
Yoksa hapse girmeyecekti, öyle mi?
Tabii. 22 aydır hapiste şu an Amerika’da.
Anne de hapiste.
Belki anne Türkiye’de hiç hapse girmeyecekti.
Allah bunlara öyle bir akıl verdi ki, ömür boyu hapisten çıkmayın diye.
Bu dava sadece benim davam değil.
Kamuoyuna mal olmuş bir dava.
Olayın üzerinden 2 yıl 16 gün geçti, halen konuşabiliyoruz.
Yaramız taze.
Yüreğimize doğru dürüst su serpilmesini istiyoruz.
Ölümlü dünyada yaşıyoruz, elhamdülillah.
Ama benim keşkeler arka arkaya geliyor.
Keşke biri oğlumun bacağına bir atel yapsaydı.
Kan kaybı olmasaydı, ölmeseydi.
Bunlar çocuğunu organize şekilde yurt dışına çıkarıyorlar.
Bizim çocuğumuzu da organize şekilde ölüme terk ediyorlar.
Hala bir telefon kayıp.
Yok.
Telefondan bahseden de yok.
Karşı taraf mı aldı?
Kaza yerinde kayıp mı oldu?
Kimse kayda almıyor.
Telefonda belki çok farklı şeyler vardı.
Efendim, bir de suça sürüklenen çocuk... “Yatakta olması gereken çocuk” deniyor ya.
Olması gereken çocuk ormanda 10 arkadaşıyla yarış yapanda bir şey yok!
Sanki birileri elinden tutmuş “Gel sen 30 kilometre hız yapılan yerde 170-180 yap” demiş.
Bunlar insanlık dışı davranışlar.
Doktor burnundan kıl aldırmıyor.
Sanki başka bir mahlukat… Sen de öleceksin iki metrekare yere gireceksin, ben de.
Benden farklı bir ırk mısın?
Her şeyden önce insan olması lazım.
Hani çocuğun suçundan üçte bir indiriliyor ya, bu üçte biri versinler anne babaya.
Bana doktor geldi, üçüncü gün yüz yüze görüştük.
Bir kahve içme molası kadar konuştuk.
Dedi ki “Gizlice çocuk anahtarı almış gitmiş.” Sonradan bakıyoruz ki çocuğa araba tahsis edilmiş, birkaç sefer ceza yemiş. kırmızı ışık ihlali var.
Kimsenin kılı kıpırdamamış.
Gelininizle oğlunuzun arkadaşları şikayeti geri çekmiş.
Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?
Oğlumun arkadaşları derken, biri gelinin kardeşi, diğeri dayısının oğlu, öteki teyzesinin torunu… Gelini kandırdılar.
Kandırdıktan sonra çocukları da kandırdılar.
Para mı konuştu?
Para konuştu tabii. 100 milyon dağıttılar. 20 milyonunu iki daireyle beraber geline verdiler.
Yedişer milyon diğer çocuklar almış, arta kalanı avukatlar.
Bir avukat 30 milyon nasıl alabiliyor?
Size de teklifle gelmişler miydi?
Ben baştan beri dedim ki “Maddi kısmı kenara bırakın.
Manevi olarak konuşalım.” “Benden ne istiyorsun, maddi kısmı konuşmayacaksak” diyor doktor.
Dedim, “Sen git çocuğunu getir, adalete teslim et, kapım her zaman açık.” Bunu Adalet Bakanlığı bile sordu. “Tazminat davası açmayacak mısın?” dediler. “Gerekirse iç çamaşırlarını bile alacağım” dedim.
Ama benim bu davayı sonuçlandırmam lazım.
Benim paraya ihtiyacım yok.
Mahkeme neye karar kıldı, kayda değer bir şey varsa, oğlumun ismini yaşatacak anaokulu olur, ilkokul olur, cami olur, bir şey yapacağım.
Torunum yetim kaldı, Darüşşafaka’ya bağışlayacağım.
Orada eğitim görsün çocuklar.
Açık ve net söylüyorum, gelinimin de paraya ihtiyacı olsaydı da o parayı alsaydı.
Bari aldın, sor bir büyüğüne. “Yahu siz şart koşuyorsunuz, ben de koşuyorum.
Çocuğumun okul eğitim parası karşılığı davamdan vazgeçiyorum” de.
Bir insanın maneviyatını kaça satarsın?
Bir insanın maneviyatının değeri kaç paradır?
Bir para karşılığı olur mu İsmail Bey?
Olmaz.
Bir insan, özür dileyerek söylüyorum, şerefsiz olduktan sonra… Çocuğu benim oğlumu öldürdü, arkasından döndü, gelinimi satın aldı, torunumu göremiyorum… Acılı insan bir şeye sarılmak istiyor.
Bir şeyden tutunmak istiyor.
Bizim tutunacak ne elimiz, ne ayağımız, hiçbir şeyimiz kalmadı.
Yalan dünya herkese yeter.
Sana da yeter bana da.
İnsan olmak birinci duygu. “Benim evladım” değil, “bizim evladımız” denseydi, benim evladım yaşıyor olacaktı.
Bu çocuğun kafası çalışmıyorsa SOS arıyor. “Alo alo alo” diyor.
SOS kayıtlarında var. "Adem abi adam ölüyor” diyor.
Ya ölüyor dediği benim oğlum.
Demek ki çocuğumun can çekiştiğini veya kan kaybettiğini 16 yaşındaki şerefsiz katil biliyor.
Annesine niçin demiyor? “Anne beni götürme, orada insan ölüyor, önce onu kurtaralım.” Arabayı sürmeyi biliyorsun, 170 kilometre sürat yapmayı biliyorsun, babanı aramayı biliyorsun...
Benim oğlum, tersi olsaydı da götürseydim, götürebilir miydim? “Baba birine çarptık, önce ona yardım etmemiz lazım” derdi.
Trump ve İran'ı karşılıklı tehditleri Asya borsalarını vurduFinans