Haber Detayı
6 yaşındaki otizmli çocuk hak arıyor
Otizm spektrum tanısı olan 6 yaşındaki çocuğun okulda gördüğü iddia edilen şiddet Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Avukat Burcu Akar Muratoğlu, “Bu sadece bir ailenin davası değil. Özel gereksinimli çocukların eğitim hakkı toplumsal bir sorumluluk” dedi.
BU hafta 6 yaşındaki özel gereksinimli bir çocuğun ve ailesinin hak arayışını yazmak ve ses olmak istiyorum.
Hikâye yürek burkuyor.
Kırık dökük anlatabildiği “Acıttı öğretmeni”, “Sarılmak yok, dokunmak yok” sözleri...
Küçük bedenindeki morluklar ve okulda yaşadığı iddia edilen olaylar hem ceza soruşturması hem de idari incelemeye konu oldu.
Engelli birçok ailenin yaşadığı sorunları yaşayan ve darp iddiasında bulunan ailenin hukuk mücadelesini Avukat Burcu Akar Muratoğlu anlattı.
AİLE ŞÜPHELENDİ Olay nasıl başladı?
Aile ilk olarak neden şüphelendi?
Müvekkil çocuğun yüzde 90 engelli raporu bulunuyor ve otizm spektrum bozukluğu tanısı var.
Özel eğitim sınıfında eğitim alıyor.
Çocuğun engel durumu ve özel eğitim ihtiyacı okul yönetimi ve öğretmenler tarafından bilinen bir durumdu.
Aile ilk ciddi fiziksel belirtiyi 20 Ekim 2025’te fark ediyor.
Çocuğun kolunda ve vücudunun bazı bölgelerinde sıkma veya bastırmaya bağlı olabileceği düşünülen morluklar görülüyor.
Aile hemen fotoğraflayıp kayıt altına alıyor.
Kasım ayında ise çocuğun davranışlarında belirgin değişiklikler başlıyor.
Okula girerken yoğun ağlama nöbetleri yaşanıyor.
Aileye bunun ara tatil sonrası uyum süreci olduğu söyleniyor.
Ailenin şüphesini artıran olay ne oldu? 25 Kasım 2025’te anne çocuğunu almak için sınıfa girdiğinde onu sınıfın bir köşesinde tek başına ağlarken görüyor.
Saçı başı dağılmış halde bir sandalyeye oturtulmuş.
Ertesi gün ise çocuk, öğretmenlerine yönelik olarak “Sarılmak yok, dokunmak yok” diyor.
Bu ifade ağır otizmli bir çocuk için önemli bir işaret.
Çünkü çocuk öğretmenle fiziksel temastan kaçınmak istediğini açıkça ifade ediyor.SAVCILIĞA BAŞVURU Olay nasıl kayda geçti?
En ağır tablo 28 Kasım 2025 akşamı ortaya çıkıyor.
Çocuğa pijama giydirilirken her iki bacağında ve baldırlarında çok sayıda morluk fark ediliyor.
Aile hemen fotoğraf ve video kaydı alıyor ve devlet hastanesine gidiyor.
Olay adli vaka olarak kayda geçiriliyor ve darp-cebir raporu düzenleniyor.
Burada şunu unutmamak gerekiyor: Bu çocuk ağır otizmli ve altı yaşında.
Böyle bir çocuğun yaşadığını ayrıntılı şekilde anlatması beklenemez.
Bu nedenle fiziksel bulgular ve kayıtlar çok önemli.
Çocuk ailesine ne anlattı?
Anne çocuğa “Kim yaptı?” diye sorduğunda çocuk, “Acıttı öğretmeni” ve “Sıktı öğretmeni” şeklinde ifadeler kullanıyor.
Daha sonra farklı zamanlarda da aynı kişiyi işaret ettiği belirtiliyor.
Bu tür tekrar eden çocuk beyanları soruşturmalarda önemlidir.
Aile savcılığa gitti mi?
Aile aynı gece hastaneye giderek adli rapor aldı.
Ardından 1 Aralık 2025’te savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Fotoğraflar ve video kayıtları da dosyaya sunuldu.
Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu’ndan müfettiş atanması talep edildi.
Velinin silahla okula geldiği iddiası var.
Bu iddia resmi belgelerde tutarlı şekilde yer almıyor.
Kamera kayıtlarında silah olduğuna dair bir görüntü bulunmadığı belirtiliyor.
Bazı öğretmen ifadelerinde de velide silah olmadığı açıkça ifade edilmiş.
Bu iddialarla ilgili hukuki girişimlerimiz olacak.TARTIŞMALI KARAR Dosyada tutanaklarla ilgili de tartışmalar var.
Bunlar neler?
Kamera kayıtlarına göre velilerin okula giriş saati 12.49.
Ancak bazı tutanakların 12.35 ve 12.45 saatlerinde düzenlendiği görülüyor.
Bu durum ciddi bir zaman çelişkisi yaratıyor.
Ayrıca bazı öğretmenlerin o saatlerde okulda bulunmadıklarını söyledikleri halde tutanaklarda imzalarının yer aldığı iddiaları da bulunuyor.
Aile hakkında uzaklaştırma kararı çocuğu nasıl etkiledi?
Aile hakkında 30 gün uzaklaştırma kararı alındı ve daha sonra uzatıldı.
Ancak çocuk hâlâ aynı okulda kayıtlıydı.
Altı yaşındaki ağır otizmli bir çocuğun tek başına okula gitmesi mümkün olmadığı için çocuk bir süre fiilen eğitim hakkından mahrum kaldı.
Daha sonra Bakanlık tarafından yeni bir özel eğitim sınıfı açıldı ve iki öğretmen görevlendirildi.DOSYA AYM’YE GİTTİ Hukuki süreç şu anda hangi aşamada?
Dosya hem adli hem idari açıdan inceleniyor.
Ayrıca Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaptık.
Temel talebimiz; kamera kayıtlarının ayrıntılı incelenmesi, tutanak saatleri ile görüntülerin karşılaştırılması, resmi belgelerdeki çelişkilerin ortaya çıkarılması.“EĞİTİM HAKKI ARAYIŞI”Avukat Muratoğlu’nun son değerlendirmesi ise şöyle: “Bu sadece bir ailenin davası değil.
Özel gereksinimli çocukların eğitim hakkı yalnızca hukuki değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk.
Bir çocuğun güvenli eğitim ortamında eğitim görmesi temel bir haktır.
Bu süreçte yalnızca bir ailenin değil, tüm özel gereksinimli çocukların haklarının korunması söz konusu.”Adli ve idari süreç devam ediyor.
Ben de tüm özel gereksinimli çocuklar için takipçisi olacağım...‘SULH’ KALPLERİ DE BARIŞTIRIRTÜRK dünyasının arabulucuları, Ankara’da Hâkimevi’nde Türk Dünyası Arabulucular Birliği’nin (TDAB) iftar sofrasında buluştular.
İftara, protokolün yanı sıra TDAB’nın üniversitelerdeki arabuluculuk kulüplerinin öğrencileri de katıldı.
Öğrencilik yaşamlarının en interaktif dersindeydiler... “Biz arabuluculuğu sadece bir hukuk tekniği olarak görmüyoruz.
Bizim için arabuluculuk insanlar arasındaki güveni yeniden kurmaktır.”Bu sözler, Türk Dünyası Arabulucular Birliği Başkanı Yakup Erikel’e ait.İki yılda 13 ülke, 70 bin kilometre yol...Azerbaycan’dan Kırgızistan’a, Kazakistan’dan Özbekistan’a uzanan temaslar...
Kırgızistan’da Adalet Bakanlığı ile imzalanan protokol ve bin arabulucunun eğitim süreci...
Erikel’e göre bu yolculuk bir seyahat değil: “Bu mesafe, ortak bir hukuk fikrinin birlikte yüründüğünde neler başarabileceğinin göstergesidir.”Ama konuşmasının en çarpıcı kısmı başka...Bugün uluslararası arabuluculukta Singapur Konvansiyonu önemli bir referans kabul ediliyor.
Erikel bu noktada çok net bir hedef koyuyor:“Singapur Konvansiyonu varsa, neden Lefkoşa Konvansiyonu olmasın?”Çünkü Türk dünyasının uzlaşma kültürü aslında çok daha eski.Ahilik geleneğinde taraflar barıştırılırdı.
Kırgız kültüründe anlaşmazlıklar aksakallıların meclisinde çözülürdü.
Türkmenlerde kavga büyüdüğünde kadınlar beyaz tülbentle barış çağrısı yapardı.
Erikel, bu geleneği tek cümleyle özetliyor:“Mahkeme kararları uyuşmazlığı bitirir.
Ama sulh, kalpleri de barıştırır.”