Haber Detayı

Sonsuzluğun Sahibine Yürüyen Bir "Gül" Devri: Muhsin Yazıcıoğlu
Ezgi aşık internethaber.com
23/03/2026 00:00 (1 saat önce)

Sonsuzluğun Sahibine Yürüyen Bir "Gül" Devri: Muhsin Yazıcıoğlu

Onu susturduklarını sandılar; oysa o, karların içinden yükselen bir "Gül" gibi, milyonların kalbinde yeniden açtı.

Bazı insanlar vardır; yaşadıkları çağa sığmazlar, sığamazlar.

Onlar, tarihin akışı içerisinde sadece bir isim değil, birer "haysiyet abidesi" olarak yükselirler. 25 Mart 2009...

Keş Dağı’nın ayazında, sadece bir helikopter değil; Türk siyasetinin tertemiz kalbi, Anadolu’nun yiğit sesi, "fırıldaklaşmaya" inat dik duran bir çınar buz kesti.

Bugün, o hüzünlü şehadetin yıl dönümünde, Muhsin Yazıcıoğlu’nu sadece anmak yetmez; onu anlamak, o mirası sırtlanmak icap eder.

Bir Saniyesine Hükmedilemeyen Dünyanın "Dik" Adamı Muhsin Başkan, siyaseti bir ikbal kapısı değil, bir "İ’lâ-yi Kelimetullah" davası olarak gördü.

Onun milliyetçiliği, sığ sloganların ötesinde; bu toprakların ruh köküne bağlı, inançla yoğurulmuş bir vatan sevdasıydı.

Şöyle derdi o koca yürekli adam: "Bizim milliyetçiliğimiz etle kemik işi değil, ruh ve iman işidir." İşte bu yüzden, o sadece bir siyasi partinin lideri değil, Türk İslam ülküsünün yaşayan vicdanıydı.

Siyasetin o çok sesli, bazen de çok kirli koridorlarında; kimsenin yüzüne söyleyemediği hakikatleri, bir Anadolu dervişinin sakinliği ama bir bozkurtun keskinliğiyle haykırdı: "Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya için, bu kadar fırıldak olmaya gerek yok." FETÖ’nün Buz Tutan İhaneti ve Şehadet Bugün daha net görüyoruz ki; Muhsin Yazıcıoğlu’nun o gün Keş Dağları’nda "faili meçhul" bırakılmak istenen şehadeti, aslında Türkiye’ye kurulan büyük kumpasın ilk ve en sinsi adımlarından biriydi.

FETÖ denilen o terör örgütü, Muhsin Başkan’ın o tavizsiz yerliliğinden, o "milli merkez" duruşundan her zaman korktu.

Onu susturduklarını sandılar; oysa o, karların içinden yükselen bir "Gül" gibi, milyonların kalbinde yeniden açtı.

Bir Liderin İzinde: "Düz Yaşayacağız" Yazıcıoğlu, hapislerde çile doldururken de, dağlarda üşürken de tek bir şeyi öğretti bize: Duruş.

Siyaset geçicidir, makamlar emanettir ama adamlık bakidir.

O, "Düz yaşayacağız, dik duracağız, doğru gideceğiz" diyerek, Türk gencinin önüne en büyük manifestoyu koydu.

Onun şehadeti bir bitiş değil, bir diriliş muştusudur. "Üşüyorum" dediği o karlı tepelerde, aslında bizleri ısıtacak bir "istiklal meşalesi" bıraktı geriye.

Son Söz: Muhsin Başkan, sonsuzluğun sahibine ulaştı.

Bize düşen; onun o tertemiz mirasını, kirletmeden, eğilmeden, bükülmeden gelecek nesillere taşımaktır.

Rahmetle, minnetle ve o büyük davasına olan sadakatimizle...

Ruhun şad, mekanın cennet olsun Koca Reis.

İlgili Sitenin Haberleri