Haber Detayı

Kısmı evrim kuramı
Cumhuriyet pazar cumhuriyet.com.tr
22/03/2026 13:08 (5 saat önce)

Kısmı evrim kuramı

Kısa süre önce bir biyoloji öğretmenine derslerde evrimi anlatıp anlatmadıklarını sordum, anlattıklarını söyledi. Evrimi nasıl anlattıklarını sordum, hayvanların evriminden söz ettiklerini fakat insanda evrimden söz etmediklerini, bunun yasak olduğunu söyledi. Sözün kısası kısmi bir evrimden söz ediliyordu okullarımızda. Bu da dünyadaki eğitim sistemlerine yeni bir katkımızdır.

Ülkemiz, bazıları olumlu bazıları olumsuz yönde dünyadaki eğitim sistemlerine öneriler sunmuştur.

Bunların başında Köy Enstitüleri gelir.

Dahili ve harici bedhahlar bu okulları kapattırdıktan sonra aynı model başka ülkelerde başarıyla denenmiştir.

Bazıları özel okullar olmak üzere milyonlarca gencimizi liselere gönderdik.

Aynı zamanda dershanelere de gönderdik.

Bu da dünya için bir yenilikti ancak kimse örnek almadı.

ÇEDES de önemli bir yenilik sayılır fakat Batı’da ya da Uzakdoğu’da kimse örnek almadı. (ÇEDES kapsamında MEB öğretmenlik sertifikası olmayan din görevlilerinin ve eğitim düzeyi tanımlanmamış abilerin, ablaların okullara gidip öğrencilere çevreye duyarlılığı ve bilim sevgisi aşılamalarına izin vermiştir.

Öğretmenlik sertifikası olan öğretmenler bunu zaten yapmaktaydılar.) Şimdi dünyaya yeni bir eğitim sistemi sunuyoruz.

Bu da kısmî evrim kuramıdır.

KISMİ EVRİM Kısa süre önce bir biyoloji öğretmeniyle konuşuyordum, ona derslerde evrimi anlatıp anlatmadıklarını sordum, anlattıklarını söyledi.

Çok sevindim, “İşte çağdaşlık bu” dedim içimden.

Evrimi nasıl anlattıklarını sordum, hayvanların evriminden söz ettiklerini fakat insanda evrimden asla söz etmediklerini, bunun yasak olduğunu söyledi.

Sözün kısası kısmi bir evrimden söz ediliyordu okullarımızda.

Bu da dünyadaki eğitim sistemlerine yeni bir katkımızdır. (Benimseyenler çıkabilir.) Evrimleşen hayvanlar ama evrimleşmeyen insanlar ayırımı çok yaratıcı (!) ama bir o kadar da bilgisizce bir tanımlamadır.

Bilgi kirliliği anlamına gelir.

Bir görüşe göre insan 4600 yıl önce yaratılmıştır ve o günden beri herhangi bir değişim göstermemiştir.

İyi de insan ortaya çıktıktan az sonra nasıl Mısır piramitlerini yapmıştır?

Kısa sürede nasıl o medeniyeti geliştirmiş, bilgi birikimi sağlamıştır?

Haydi diyelim ki piramitleri uzaylılar yaptı (!) Peki 10 bin yıldan geriye giden Göbeklitepe’yi kim yaptı?

Herhalde onu da uzaylılar yaptı.

Bu uzaylılar piramit filan yapana kadar vebanın aşısını getirselerdi çok daha fazla makbule geçerdi.

Burada bir safsata söz konusudur. ‘EVRİME HAYIR’ Evrime hayır demek siyasi bir tercihtir, bilimsel bir görüş değildir.

Eğer bir ülkede siyaset bilime karışıyorsa o ülke geri kalır ne Ay’a ne Mars’a gidebilir.

Bir evrim karşıtına “Ali Demirsoy’un kitaplarını okudun mu?” desek, “Hayır” der. “Gen Bencildir’i okudun mu?” desek, “Hayır” der. “Tiktialik nedir, biliyor musun?” desek, “Hayır” der. “Uluslararası literatürde evrimle ilgili bir tane makale okudun mu?” desek, “Hayır” der. “İbni Haldun’un Mukaddemesinde tekâmül adıyla geçen evrimi okudun mu?” desek, “Hayır” der. “İbrahim Hakkı Bey’in Marifetname’sinde sözü edilen evrimi okudun mu?” desek, “Hayır” der. “Peki evrime inanıyor musun?” desek, yine “Hayır” der.

Bu tavır cahil cesaretidir.

Bu tavır bilgisi olmadan fikri olmak demektir.

FOSİLLE EVRİM OLMADIĞININ İSPATI (!) Evrimi ispatlamanın birçok yöntemi var.

Çok farklı canlıların, bu arada insanın embriyosunun başlangıçta ayırt edilemez ölçüde birbirine benzer olması bir kanıt sayılabilir.

Fosillerin incelenmesi bir başka önemli kanıttır.

Evrim karşıtları bir zamanlar fosillerden yararlanarak insanları kandırmaya çalışmışlardı.

İstanbul’daki balıkçı lokantalarının girişlerine camekan içinde röprodüksiyon balık fosilleri koyuyorlardı.

Altına da “Bu 10 milyon yıllık sazan fosilidir, 10 milyon yıldır değişmemiştir.

Demek ki evrim yoktur” yazıyorlardı.

Bu tavır insanları sazan yerine, aptal yerine koymak demektir. 10 milyon yıl önce belki sazan öyleydi ancak 15 milyon yıl önce sazan öyle değildi. 5 milyon yıl boyunca evrimleşmiş, bu günkü haline dönüşmüştü.

Kaplumbağa, 95 milyon yıl önce şimdiki formuna ulaşmıştır.

Ancak bu durum hiç evrimleşmediği anlamına gelmez. 100 milyon yıl önce farklıydı.

Evrimleşmiştir.

İstavrit fosilini koyup milyonlarca yıl boyunca değişmediğini, dolayısıyla istavritin evrimleşmediğini söylemek safsatadır.

Anlaşılan hayvanların evrimleşmediği görüşünden vazgeçilmiştir, şimdi okullarımızda “Hayvanlar evrimleşir, insanlar evrimleşmez” denilmektedir.

Bu görüş komik bir çelişkidir.

Balıkların yüzgeçleri tiktialikten bu yana uzayan bir kolun ucundaki parmaklara dönüşmüştür.* Çocukken bize o zamanki Millî Eğitim, okula, camiye, kışlaya siyaset girmemeli diye öğretmişti.

Evrimin bulunmadığı siyasi bir bakış tarzıdır.

Gördüğümüz kadarıyla şimdi okullarımızda bilimsel gerçekler değil, siyasi tercihler okutulmaktadır.

Evrime inanmayan yetkililere öncelikle, aslında sevdikleri ve sevmemiz gereken İbni Haldun’u ve Erzurumlu İbrahim Hakkı Bey’i okumalarını tavsiye ederim.

Ali Demirsoy’a inanmayanlar, belki bu iki eski değerimize inanırlar.

Aklın yolu birdir. * Shubin, N. (2002).

İçimizdeki Balık.

İstanbul: NTV Yayınları.

İlgili Sitenin Haberleri