Haber Detayı
Yeni yıl kutlanmaz, kurulur; işte o anın sofraları
Takvimler toprağın uyandığı 21 Mart’ı gösterdiğinde bazı kültürlerde yeni yıl henüz başlar. Baharın gelişiyle kurulan sofralarda umut, bereket ve yeni başlangıçlara dair kadim inançlar servis edilir.
Dünyanın pek çok yerinde yeni yıl, alıştığımız gibi kışın ortasında karşılanmaz; doğanın yeniden nefes aldığı günlerde karşılanır.
Özellikle Nevruz, mevsimsel bir dönüşüm olduğu gibi aynı zamanda kültürel bir hafıza, kolektif bir yeniden doğuş ritüelidir.Orta Asya’dan Balkanlar’a, Orta Doğu’dan Kafkasya’ya uzanan geniş bir coğrafyada hatta çok daha fazlasında 21 Mart; toprağın kabuğunu kırdığı, suyun çözüldüğü ve insanın da içsel olarak yenilendiği bir eşik kabul edilir.Tıpkı dünyanın farklı köşelerinde yılın ilk günü için hazırlanan uğurlu yemekler gibi…HOLLANDA’NIN OILBOLLEN’İHollanda mutfağında yıl dönümlerinin vazgeçilmezi olan oliebollen, yani “yağ topları”, aslında bir tür kızarmış hamur tatlısı.
Tarçın, karanfil ve zencefil gibi baharatlarla zenginleştirilen bu tatlı; kuru meyveler, elma parçaları ve bademle doldurularak hazırlanır.Ancak bu mütevazı tatlının ardında oldukça karanlık bir efsane gizlidir.
Rivayete göre kış gecelerinde gökyüzünde dolaşan ve halk arasında “Noel cadısı” olarak anılan Perchta, insanları cezalandırmak için karınlarını yarardı.
Oliebollen’in kızgın yağda kızartılmış yüzeyi ise bu saldırıyı engelleyen bir kalkan görevi görürdü.
Yağ, cadının kılıcını kaydırır ve insanı koruduğuna inanılırdı.
HAİTİ’DE BİR KASE DİRENİŞHaiti mutfağında yeni yılın karşılığı aynı zamanda tarihsel bir hesaplaşmadır.
Soup joumou, yani bal kabaklı çorba, bu ülkenin bağımsızlık hafızasının en güçlü sembollerinden biridir.Fransız sömürge döneminde köleleştirilen Afrikalılar bu çorbayı hazırlamak zorundaydı, ancak içmeleri yasaktı. 1804 yılında bağımsızlık ilan edildiğinde ise bu yasak ortadan kalktı ve çorba özgürlüğün simgesine dönüştü.
Rivayete göre Marie Claire Heureuse Félicité Bonheur Dessalines, bu çorbayı halka dağıtarak yeni bir dönemin başlangıcını ilan etti.BALKANLAR’DA BANİTSA GELENEĞİBulgaristan sofralarında banitsa, geleceğin küçük bir kehanetidir.
İçine yerleştirilen küçük notlar, dilekler ya da bazen madeni paralar, bu böreği paylaşanlar arasında kaderin nasıl dağıldığını simgeler.Her dilim, yeni yılın nasıl geçeceğine dair bir ipucu taşır.
Kimi zenginliği, kimi aşkı, kimi sağlığı bulur.
Bu ritüel, yemeğin sadece fiziksel değil, sembolik bir deneyim olduğunu hatırlatır.FİLİPİNLER’DE PİRİNÇ VE BAĞLILIKFilipinler mutfağında yeni yıl sofralarının merkezinde pirinç vardır.
Özellikle yapışkan pirinçten yapılan kakanin çeşitleri, aile bağlarının kuvvetlenmesini temsil eder.Tatlı ya da tuzlu olarak hazırlanan bu pirinç kekleri; Hindistan, Çin ve İspanya etkilerinin birleştiği bir kültürel mozaiktir.
Bir zamanlar nadir bulunan pirincin yalnızca özel günlerde tüketilmesi, bugün halen bu yemeklere kutsal bir anlam yükler.KANADA’NIN MOOS MILK GELENEĞİKanada’da yeni yıl sofraları bazen tatlıdan çok daha güçlü bir içecekle taçlanır: Moose Milk.
Süt, rom, baharatlar ve hatta dondurma ile hazırlanan bu yoğun içecek, özellikle askeri çevrelerde uzun yıllardır süregelen bir gelenektir.Kökeni tam olarak bilinmese de Birinci Dünya Savaşı öncesine uzandığı düşünülür.
Resmi resepsiyonlarda servis edilen bu içecek, yeni yılın coşkusunu hızla yükselten bir ritüel haline gelmiştir.JAPONYA’DA KAMABOKOJaponya mutfağında yeni yıl, estetik ve sembolizmin en rafine haliyle karşılanır.
Osechi-ryōri adı verilen geleneksel yemek kutularında yer alan kamaboko, kırmızı ve beyaz renkleriyle dikkat çeker.Yarım daire formu, doğan güneşi simgeler.
Bu nedenle yeni başlangıçların görsel bir temsili olarak kabul edilir.
Genellikle yılın ilk yemeği olan çorbalarda servis edilir.LATİN AMERİKA SOFRALARILatin Amerika coğrafyasında yeni yıl sofraları bereket odaklıdır.
Domuz eti, bolluk ve refahın simgesi olarak öne çıkar.
Bunun yanı sıra mercimek ve fasulye gibi bakliyatlar, altın sikkeleri andırdığı için zenginlik çağrıştırır.Brezilya’da nar tanelerinin cüzdanlarda saklanması, yıl boyunca maddi şansın korunacağına dair bir inançtır.
Kolombiya’da ise insanlar ceplerinde kuru mercimek taşır.Yani burada yemek sadece yenmez; taşınır, saklanır ve yıl boyunca bir tür tılsım gibi korunur.Odatv.com