Haber Detayı

Hapiste bayram (!)
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
22/03/2026 04:00 (3 saat önce)

Hapiste bayram (!)

Hapiste bayram (!)

Bayramlarda, sevdiklerimize, dostlarımıza, sevgimizi ve saygımızı ifade eder, onlarla birlikte olur, kutlamalar yaparız.

Peki, haksız, hukuksuz ve adaletsiz olarak tutuklanıp hapse atılanlar...

Dört duvar arasında, parmaklıklar arkasında, inandıkları tüm ahlaki ve hukuki değerlerin ayaklar altına alındığı gerçeğini yaşayanlar...

Ne yapar?

Ben onlar için ağlayarak direnmeye çalışıyorum! *** Türkiye, “Birinci Silivri Trajedisi” döneminde yaşadığı Ergenekon, Balyoz, Odatv, Casusluk Davası gibi davaların yarattığı dehşet ortamından daha da yaygın ve korkunç bir kâbusun içinde gibi: Sanki İkinci Dünya Savaşı Döneminde, Nazi Almanya’sında yaşıyoruz!

Bugünlerde yaşanan “İkinci Silivri Trajedisi” ile “Birinci Silivri Trajedisi” arasındaki en önemli fark, “Siyasal İktidar-FETÖ İttifakının” artık bulunmaması ve FETÖ’cü savcı ve yargıçların hapsedilmiş veya Zekeriya Öz gibi kaçak olmaları.

Öyle anlaşılıyor ki yargı içindeki ideolojik ve siyasal yapılanmasını tamamlamış olduğu kanısındaki (sanısındaki?) İktidar tek başına harekete geçmiş durumda! *** Sadece gazetelere, televizyonlara ve sosyal medyaya yansıyan haberlerin özeti şöyle: CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu , hem “Suç Örgütü Liderliği” hem de “Casusluk” suçlamalarıyla hapse atılmış ve yıllarca önce, o zamanın usullerine uygun olarak alınmış olan gerçek diploması iptal edilmiş.

Seçilmiş belediye başkanları hapiste.

Tetikçi medya, sahte görüntüleri ve yalan suçlamaları manşetlerine taşıyor.

Bütün suçları halka hizmet olan belediye bürokrat ve teknokratları, iftiralarla hapiste.

Haksız ve hukuksuz olarak tutuklanmış kişilere, yalan söylemeleri, çalışma arkadaşlarına veya amirlerine iftira atmaları için baskı yapılıyor.

Gizli tanıkların bazıları ifade değiştiriyor ve iftira attıklarını ifade ediyor.

İmamoğlu, Özkan, Yanardağ davasındaki casusluk iddiaları kimseyi inandırmıyor.

TELE1 televizyonuna haksız ve hukuksuz bir biçimde el konuluyor, bu uygulama öteki dürüst yayın yapan kanallara gözdağı oluyor.

Yazılı, görsel ve sosyal medya üzerinde yoğunlaşan sansür baskıları ve eleştirel ifadelerinden dolayı hapse atılan medya mensupları ve sosyal medya kullanıcıları, toplumsal bir baskıyı ve korkuyu yaygınlaştırıyor.

Tutukluların, ailelerinin bulunduğu illerden uzak yerlere nakledilerek uygulanan (ve aileleri de etkileyen) ek cezalar, vicdanları kanatıyor.

Ağır hastalıkları olan tutukluların tahliye edilmemeleri, ameliyatlardan ve müdahalelerden sonra yeniden hücrelerine geri yollanmaları toplumda büyük tepkiler yaratıyor.

Hukukçuların iddialarına göre: a) Masumiyet karinesi yerine, tutuklu yargılama ilkesinin kullanılması, b) Delilden sanığa gidilmesi yerine, sanıktan hareketle delil aranması, c) Düşman hukuku uygulanması, d) Duruşmalarda hem aleniyet ilkesinin hem de savunma hakkının sınırlanması ve kısıtlanması Gibi haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizliklerin yapılması Hukuk Devleti kurallarına, dolayısıyla Anayasa’ya aykırı. *** Adaletsizlik diz boyu.

Geçim derdi bütün toplumu vurmuş.

İnsanlar ister içeride ister dışarıda olsunlar, geçinemiyorlar.

Ama üstüne üstlük, bazı insanlar haksız ve hukuksuz olarak hapiste.

İnsanlığımdan utanıyorum!

İlgili Sitenin Haberleri

Belgesel Yazarlar cumhuriyet.com.tr
3 saat önce

Belgesel