Haber Detayı

Osmanlı’dan günümüze bayram gelenekleri
Cumartesi yeniasir.com.tr
21/03/2026 06:50 (3 saat önce)

Osmanlı’dan günümüze bayram gelenekleri

Dolu geçen bir Ramazan ayı daha sona erdi. Bugün bayramın ikinci günü... Ülkemizin dört bir yanı savaş coğrafyasının içinde adeta yangın yerine dönmüş durumda. Ramazan Bayramını kutlarken, bu coğrafyada acı çeken kardeşlerimizi de unutmuyoruz. 2026 yılının ilk dini bayramı olan Ramazan Bayramı’nın tüm İslam dünyasına bir an önce barış ve huzur getirmesini temenni ediyoruz...

Bayramları bayram yapan toplumların kuşaktan kuşağa taşıdığı gelenekleridir şüphesiz.

Bizler fark etmesek de köklü bir değişim döngüsü içindeyiz.

Her şey çok hızlı yaşanıyor ve hızlı eskiyor.

Bize düşen ise çocuklarımıza geleneklerimizi öğretmek ve yaşamalarını sağlamak.

Osmanlı'dan, günümüze geriye dönüp baktığımızda birçok bayram geleneğinin unutulup, tarihin tozlu sayfaları arasında kaybolmuş olduğunu üzülerek görüyoruz.

Kavramlar iç içe girmiş ve karmakarışık olmuş.

Belki de suçu zamanın ruhunda aramak lazım ne dersiniz?

Son söz; 'Şeker' tadında geçireceğimiz daha nice bayramlar için geleneklerimizi unutmayalım, unutturmayalım.

Osmanlı döneminden başlayarak, birbirinden güzel ve anlamlı 'Ramazan Bayramı' geleneklerimizi Yeni Asır okuyucuları için derledik...

İşte o güzel geleneklerimizden bazıları...

OSMANLI'DA BAYRAM Osmanlı döneminde bayram şenlikleri ve hazırlıklarına yaklaşık 3 gün önceden başlanırmış.

Bayramda saray ahalisine, devlet büyüklerine ve misafirlere birbirinden özel yemekler hazırlanırmış.

Bunların bazıları 'kavun dolması', 'badem çorbası', 'badem helvası', 'yufka bohçasında beğendili kuzu incik' gibi yemeklermiş.

Halk için ise bol miktarda etli pilavlar ve hoşaflar hazırlanırmış.

Yine bayramın en gözde tatlısı ise her zaman ki gibi o denemde de baklava olurmuş.

Hala daha ülkemizin birçok yerinde bayramlar bu şekilde özenle karşılanıyor.

Ancak büyük şehirlerde ne yazık ki durum pek de öyle değil...

Hatta çocuklarımız bayram heyecanını ve önemini anlayamadan büyüyüp gidiyorlar.

Artık bayramlar eş, dost ve aile büyükleri ile geçirilmiyor, geçirilemiyor.

Çoğumuz, zamanın ruhu gereği belki de fırsat bu fırsat diye tatile çıkmayı uygun görüyor...

Çok değil bundan 40-50 yıl önce bayramlar nasıl yaşanırdı?

Bayram sabahı çoluk çocuk erkenden kalkılır ve erkek aile büyükleri ile erkek çocuklar evlerinin en yakınındaki camiye 'Bayram Namazı' için giderlerdi.

Bu gün bu gelenek büyük oranda hala sürdürülüyor.

Camiden çıkıldıktan sonra ev halkının bayramı kutlanır ardından da hep birlikte özenle hazırlanan kahvaltı sofrasına oturulurdu.

Bayram sabahı neşe demekti, coşku demekti...

Televizyonda, ünlü klarnetçi rahmetli Mustafa Kandıralı ve saz arkadaşları çaldıkları birbirinden güzel oyun havalarıyla bayram neşesine neşe katılırdı. 1 ay boyunca sahura kaldıran mahallenin davulcusu en geç öğlene kadar gelir en güzel manilerini söyledikten sonra bahşişini ya evin reisinden ya da evin en küçük çocuğundan alırdı...

Çocuklar, komşuları dolaşır, eller öpülür, cepler ise bayram bahşişleri ve bayram şekerleri ile doldurulurdu.

Ardından da soluğu en yakın bayram yerlerinde (bugünün lunaparkları) alırlardı.

Her şey çok ama çok güzeldi...

Bir araya gelmenin en güzel hali şüphesiz aile büyükleri ziyaretten geçer...

Her ne kadar empati yapsa da gençler yaşlıları anlayamazlar.

Onlar, bayram sabahından başlayarak her an gözleri kapıda evlatlarını, torunlarını beklerler.

Telefonla aranmak asla ziyaretin yerini tutmaz.

O halde bu bayram ilk işimiz büyüklerimizi evlerinde ziyaret etmek olmalı...

Gözlerindeki ışıltıyı ve sevgiyi eminiz fark edeceksiniz.

AYRILMAZ İKİLİ Bayramın ayrılmaz ikilisidir kolonya ve şeker... 17. yüzyıl Almanyası'nda ilaç olarak kullanılan kolonya, Osmanlı'ya geldiği tarihten itibaren Türk ikram kültürünün vazgeçilmez öğelerinden biri oldu.

Misafirliklerde ikram edilmesinin ise çok ilginç bir hikayesi var.

Kolonya Osmanlı'ya ilk geldiğinde oldukça pahalı bir ürün olduğu için insanlar evine gelen misafirlere kolonya ikram ederek onlara ne kadar değer verdiklerini gösterirmiş.

Bu gün ise gerek bayramlarda gerek misafirlikler de ilk ikram edilen kolonyadır.

Arkasında da ağızlar yine ikram edilen şekerle tatlanır.

Sözün özü, kolonya ve şeker bayram ziyaretlerinin olmazsa olmazı.

BAYRAM HARÇLIĞI ADETİ Ah o çocukluğumuzun bayramları...

Bayramlar, yetişkinler açısından bir araya gelmek için en güzel bahane.

Çocuklar için ise bol bol şeker yiyebilecekleri ve ceplerinin harçlıkla dolacağı harika zamanlar.

Çocuklara verilen harçlıklar bu gün bile yaşatılan en güzel bayram geleneklerinizden biri.

Bu geleneği hala sürdüren büyüklerimiz şüphesiz vardır ancak bilmeyenler için eskiden harçlıklar çocuklara mendilin içine sarılıp verilirmiş.

Yani, anneannenizin elini öpmek için eğildiğinizde elinin içindeki mendili bir anda kendi elinizin içinde bulabilir ve hemen cebinizdeki harçlıkların yanına koyabilirmişsiniz.

OLMAZSA OLMAZ BAKLAVA Ramazan Bayramı, 'Şeker' tadında yaşamak istiyorsak 'Baklava' olmazsa olmazlar arasındadır.

Anneannenizin cevizli baklavası, teyzenizin şöbiyeti, halanızın kalburabastısı derken aman ha kendinizi şeker komasına girmiş vaziyette bulmayın...

Baklava ve çeşit çeşit enfes tatlılar bu bayram da fazla kaçırmadığımız sürece tatlı tabaklarımızın baş tacı olmaya aday.

Hepinize 'mutlu' bayramlar...

İlgili Sitenin Haberleri