Haber Detayı

Eski CIA Analisti CNN TÜRK'e konuştu: İsrail'in sonraki hedefi Türkiye
cnnturk.com
20/03/2026 12:11 (1 saat önce)

Eski CIA Analisti CNN TÜRK'e konuştu: İsrail'in sonraki hedefi Türkiye

ABD, İsrail ve İran savaşında artık 3. haftaya girildi. ABDde İran savaşından ötürü ilk istifa geldi. Peki bu savaş nereye gidiyor? Trump köşeye sıkışmış olabilir mi? Bu savaşta kartlar kimin elinde? Eski CIA Analisti Larry Johnson, CNN TÜRK Dış Haberler Muhabiri Rabia Asel Atmacaya konuştu. Trumpın Hitlerden farkı yok ve ABD İran savaşını kaybediyor çünkü şu anda kuvvetli kartlar İranın elinde dedi.

Eski CIA Analisti Larry Johnson'ın ifadeleri şöyle;-Bu savaş aslında bize neyi gösteriyor?

Trumpın Ulusal Terörle Mücadele Direktörü Joe Kent istifa etti ve Bizi bu savaşa ABDde güçlü olan İsrail lobisi zorladı dedi.

Bu değerlendirmeye katılıyor musunuz?

Daha geniş çerçevede bakarsak, bu savaşta İsrailin rolü sizce nedir?İsrail, açık konuşmak gerekirse, suçlu bir devlettir.

Bu, soykırımcı bir devlettir.

Uluslararası hukuku reddeden bir devlettir ve komşularının tamamına karşı kışkırtılmamış saldırılarda bulunmuştur.

Yani Joe Kentin söylediği şeyle ilgili olarak, insanlar buna şaşırmış gibi davranıyor ama daha iki hafta önce Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İsrailin her halükârda İrana saldıracağını kabul etmişti.

Bu nedenle ABDnin, kendi ifadesine göre, oluşacak geri tepmeyi önlemek için önceden devreye girmesi gerekiyordu.

Ama buna rağmen geri tepme yine de oldu.

Yani Joe Kentin yaptığı şey, gerçeği söylemekti.

Joe Kentin yaptığı buydu.

Ve Washington, D.C.de bu affedilmez bir günahtır.''-Şu anda bölgeözellikle Körfez ve genel olarak Orta Doğutam anlamıyla bir ateş çemberine dönüşmüş durumda.

İsrail, İranı ve Lübnanı hedef alıyor.

İsrail bölgede nihai olarak neyi amaçlıyor?

Sizce hangi noktada İsrail hedefimize ulaştık, artık geri çekilebiliriz diyecektir?Tüm Arapların ve Müslümanların ölmesini istiyorlar.

İsrailin istediği bu.

İsrail aslında korunma arayışında değil.

Onlar, Nilden Fırata kadar olan toprakları kontrol etme hakkına sahip oldukları yönündeki siyonist bir söyleme inanıyorlar.

Ve bu doğrultuda İran ortadan kaldırıldıktan sonra Türkiyenin de hedef alınacağını açıkça ortaya koydular.

Yani bu ülke, basitçe söylemek gerekirse, etno-faşist bir rejimdir.

Yahudi olmanın kendilerini diğer herkesten üstün kıldığı varsayımına sahipler ve bunun siyonist doktrin içinde yer aldığını savunuyorlar.Ancak buradaki ironik nokta şu ki, siyonizmin kurucularının birçoğu Tanrı yoktur ama Tanrı bize bu toprağı verdi demiştir.

Yani aslında Tanrıya inanmadıkları halde, bu toprakları ele geçirmeyi meşrulaştırmak için Tanrıyı bir gerekçe olarak kullanıyorlar.

Bu normal ve rasyonel bir anlaşmazlık değildir.

Bu, dini fanatizmle iç içe geçmiş bir çatışmadır.

Ve bu fanatizm nedeniyle diğer herkes insan altı olarak görülmektedir.-Amerika Birleşik Devletlerinin hatalı bir strateji izlediğine dair giderek artan iddialar var.

Trump, Venezuelada başarılı olarak görülen operasyondan fazla etkilenmiş olabilir mi?

Orada süreç çok hızlı ilerledi; Maduro devrildi ve kısa sürede bir geçiş süreci oluşturuldu.

Ancak İranda aynı modelin işlemediği görülüyor.

Üst düzey isimler öldürüldü ama rejim hâlâ ayakta.

Bu farkı nasıl yorumluyorsunuz?Venezuelada yaşananların bir iç iş olduğu söyleniyor.

Maduronun güvenlik ekibinden bazı kişilerin ona ihanet ettiği ifade ediliyor.

İranla ilgili olarak da buna benzer bir paralellik kuruldu; Devrim Muhafızlarının başındaki İsmail Hanın aslında bir Mossad ajanı olduğu, bir varlık olduğu ve İran hükümetini ABD ile İsraile teslim edecek içeriden bir rol oynayacağı yönünde bir inanç vardı.

Ancak bu gerçekleşmedi, bu plan başarısız oldu.

ABDnin 28 Şubatta İrana yönelik gerçekleştirdiği saldırı gerekçesiz ve hukuka aykırı bir saldırıdır.

Bu bir saldırı savaşıdır.

Hatırlayalım ki, Nürnberg Mahkemelerinde Nazilere ve Almanyaya yöneltilen temel suçlama da buydu: bir saldırı savaşı başlatmaları.

Hiçbir gerekçe olmadan bir ülkeye saldırdılar; kendilerine tehdit oluşturmayan, iyi niyetle müzakere yürüten bir ülkeye saldırdılar.ABD ve İsrailin İrana yönelik saldırısı da İranda, 11 Eylül saldırılarının ABDde yarattığı etkiye benzer bir yankı uyandırdı.

Halkı birleştirdi.

Ve bugün İran, Batı merkezli yeni bir siyonist emperyalizm olarak tanımlanan bu yapıya karşı kararlı biçimde birleşmiş durumda.-ABD Başkanı Donald Trump, açık şekilde NATOya ihtiyaç duymadıklarını söylüyor.

Washingtonun çok fazla ödeme yaptığını ancak karşılığında yeterince destek görmediğini savunuyor.

Hatta Kongreye danışmadan bile NATOdan çekilebileceğini ifade ediyor.

Trump neden bu noktaya geldi?

Bu yaklaşımın arkasındaki temel faktörler neler?NATO ile hiçbir zaman güçlü bir ilişkiye değer vermedi.

Aslında 2016da ilk kez başkanlığa aday olduğunda Washingtondaki yerleşik düzenin ona bu kadar karşı çıkmasının nedenlerinden birinin NATO ile ilişkileri zayıflatacağından duyulan endişe olduğunu düşünüyorum.

Ve gerçekten de bu yaşandı.

Ama bu durum şu soruyu gündeme getiriyor: NATO zaten var olmamalı.

Yani NATOnun varlık için bir nedeni yok. 1991de Sovyetler Birliğinin çöküşüyle birlikte NATOnun varlık sebebi ortadan kalktı.Avrupa genelinde orduları güçlendirmek için kaynak harcamak yerine bu paranın çocukların eğitimi, yoksulluğun ortadan kaldırılması ve altyapının yeniden inşası gibi alanlara yönlendirilmesi gerekirdi.

Dolayısıyla NATO Soğuk Savaştan kalma bir yapıdır.

Bu açıdan Donald Trumpa katılıyorum; yani artık ortadan kalkması gerektiği görüşüne.-Trump, İranın Körfez ülkelerine saldırabileceği konusunda kendisine herhangi bir uyarı yapılmadığını söyledi.

Ancak ABD kaynakları bu yönde bilgilendirmelerin yapıldığını ifade ediyor.

Trump yanlış mı bilgilendirildi, yoksa yönetim içinde istihbaratın iletilme biçiminde daha derin bir sorun mu var?Hayır, yalan söylüyor.

Kendisine söylendi.

Ama bu durum yalnızca Donald Trumpa özgü değil.

Tarih boyunca CIAin kurulmasından ve analiz biriminin oluşturulmasından bu yana analistlerin başkana belirli gelişmelerin yaşanacağına ya da bazı sonuçların ortaya çıkacağına dair uyarıda bulunduğu pek çok örnek olmuştur.

Ancak başkanlar kendi politikalarına o kadar bağlanırlar ki analistlerin söylediklerini reddeder ve kendi yollarını izlemeye devam ederler.Burada da olan tam olarak buydu.

Trumpa İranda rejimin değişmeyeceği yönünde uyarı yapılmıştı, ancak buna rağmen saldırıyı gerçekleştirdi.- Beyaz Saray içinde İran savaşı konusunda görüş ayrılıkları olduğu biliniyor.

JD Vance ve Marco Rubionun daha temkinli olduğu, Savunma Bakanı Pete Hegsethin ise daha şahin bir çizgide olduğu ifade ediliyor.

Savaş sonrasında Trump, sorumluluğu tamamen Hegsethin üzerine yıkıp onu görevden alabilir mi?Evet, Donald Trump hiçbir zaman herhangi bir konuda sorumluluk kabul etmeyecektir.

Oysa sorumlu otorite kendisiydi.Açıkçası bu yüzden Hegseth ve Marco Rubioyu atadı.

İkisi de zayıf kişiler ve zamanı geldiğinde uygun birer günah keçisi olacaklar.

Tulsi Gabbardın bu kadar zayıf ve boyun eğici olması ise talihsiz.

Onu yakından tanıyan insanlarla arkadaşlığımız var.

Joe Kent istifasını açıkladığında biz de onun da aynı şekilde istifa etmesini umuyorduk.

Çünkü bu çok net bir mesaj verirdi.

Ama görünüşe göre sadece görevde kalmakla kalmadı, aynı zamanda Donald Trump için mazeretler üretmeye başladı.Söylediği en çarpıcı şey ise şuydu: Ulusal İstihbarat Direktörü olarak görevinin ABDye yönelik yakın bir tehdit olup olmadığını değerlendirmek olmadığını söyledi.

Bu tamamen yanlış.

Bu kesinlikle onun görevi.

Ulusal İstihbarat Direktörünün görevi tam olarak budur: yakın bir tehdit olup olmadığını tespit etmek ve uyarıda bulunmak.

Dolayısıyla bir bölünme var.

Senin de doğru şekilde belirttiğin gibi saflar ayrılmış durumda.

JD Vance, Tulsi Gabbardın da sınırlı desteğiyle yönetimin geri kalanına karşı bir denge oluşturmaya çalışıyor.

Çünkü yönetimin büyük bölümü bu savaşı sürdürmeye kararlı.Ve şimdi ciddi bir sorunla karşı karşıyalar: ABD, İrana karşı bu savaşı kaybediyor.-İranın en üst düzey ve etkili isimlerinden biri olarak İsrail saldırısında hayatını kaybetti.

Ölümünden sadece birkaç gün önce Epsteindan bahsetmişti.

Aynı dönemde Epstein dosyaları ABDde bir numaralı gündem maddesiydi ve her gün yeni detaylar ortaya çıkıyordu.

ABD kamuoyunda, bu savaşın en azından geçici olarak Epstein dosyalarını gündemden düşürmek için kullanıldığına dair güçlü bir algı oluşmuş durumda.

Bu iddiayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sizce bir bağlantı var mı, yoksa bu tamamen bir tesadüf mü?Bence bir bağlantı var.

Ve bu konuda ABDdeki baskı azalmış değil.

Demokratlar daha fazla ayrıntı talep etmeye devam ediyor.

Pam Bondi konuyu örtbas ediyor.

FBI Direktörü Kash Patel de bunu örtbas etmede doğrudan rol oynadı.Ve açıkçası, bence bazı şeyleri gizli tutmaya çalışmalarının temel nedenlerinden biri, bunun hem Mossadın hem de CIAin Jeffrey Epstein ile olan geniş kapsamlı ilişkisini ve bu süreçte oynadıkları rolü ortaya çıkaracak olması.

Donald Trump da bu işin içinde.

Yani bu adamla 15 yıl süren bir dostluğu vardı ve şimdi hiçbir olağan dışı durum yokmuş gibi davranmak istiyor, Burada görülecek bir şey yok demeye getiriyor.-Peki bu savaş ne zaman bitecek?

Rusya-Ukrayna savaşı gibi mi olacak?

Bir zaman aralığı verebilir misiniz?Hayır, bence bu en az altı ay sürecek.

Dünya ekonomisindeki durum o kadar kötüleşecek ki Trump, İranla müzakere etmek zorunda kalacak.

İranın elinde ciddi kozlar var.

Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü, bence Birleşik Arap Emirliklerinin ve muhtemelen Katarın dağılmasına yol açacak.

Bu iki ülkenin yanı sıra Bahreyn de dahil olmak üzere, bu üç Körfez Arap devletinin işlevlerini sürdüremez hâle geleceğini düşünüyorum.Ekonomik olarak çökecekler, ellerinde para kalmayacak.

Ve bu noktada İranın uyguladığı bu ablukanın süresi uzadıkça küresel ekonomiyi büyük ölçüde yıkıma uğratacak.

Bazı ülkeler bu durumdan nispeten daha az etkilenerek çıkabilir.-Trump Beyaz Sarayda ikinci dönemine çok sert, çok konuşkan ve çok hırslı başladı.

Herkesi yargılıyor, isterse saldırıyor ya da eleştiriyor.

Ne isterse onu yapıyor kısacası.

Bu savaşın sonunda ya da şu an Trump kendini bir başına mı bulacak?Donald Trump kendisini hapiste bulabilir.

Donald Trump şu anda uluslararası bir savaş suçlusudur. 28 Şubatta İrana yönelik başlattığı saldırıyla Adolf Hitlerin 1 Eylül 1939da Polonyaya saldırması arasında hiçbir fark yoktur.

Bu açık bir saldırı savaşıdır.

İran, ne yakın vadede ne de uzun vadede bir tehdit oluşturmuyordu.

İLGİLİ HABER DÜNYA İran'daki okul katliamından sağ çıktı: Dehşeti anlattı!

İlgili Sitenin Haberleri