Haber Detayı
Akın Gürlek hakkındaki bilinmeyenleri anlattı: Ekmek Teknesi dizisinde figüran olarak rol aldım
Adalet Bakanı Akın Gürlek, konuk olduğu YouTube programında öğrencilik yıllarından bugüne kadar pek çok konuda kendisi hakkında bilgiler verirken, "öğrencilik yıllarında maddi olarak çok zorlandığı, üniversitede notlarını satarak para kazandığını" söyledi. Gürlek, üniversite birinci sınıfta Ekmek Teknesi dizisinde bir bölüm figüran olarak rol aldığını da açıkladı,.
Eski İstanbul Başsavcısı, Adalet Bakanı Akın Gürlek, içerik üreticisi Adem Metan'ın YouTube programına katıldı.
Gürlek program süresince; İstanbul’a ilk gelişi ve öğrencilik yıllarında yaşadığı adaptasyon sürecinden mesleğe geçiş sürecini anlattı. "Hukuk bölümüne karşı hep bir sempatim vardı" "Nevşehir'de bir köyde dünyaya geldim, birkaç yıl köy okulunda uyudum, ailem İzmir'e göç etti.
Genelde ailem ticaretle uğraştı ama çok parlak bir ticaret geçmişi yok.
Hukuk fikrim lisede gelişti.
Hep hukuğa karşı bir sempatim vardı.
Maddi durumumuz pek parlak değildi, sınırlı imkânlar vardı.
Üniversitede İstanbul'a geldim, öğrenci yurdunda kaldım.
Sonra -2'de öğrenci evinden geçtim.
Şartlar zordu, şu an çok iyi...
Maddi olarak çok zor durumdaydık. 1-2 ay anketörlük yaptık.
Öğrenciliğim maddi olarak zor durumda geçti. 2. yıl derslere devam etmek zorunda kaldım.
Bir yandan maddi olarak zor durumdayım bir yandan dersler...
Garsonluk yaptım, anketörlük yaptım... "Okulda tanıştığım bir arkadaşım hayatımı değiştirdi" İkinci sınıfta tanıştığım bir arkadaşım hayatımı değiştirdi. 'Ben ders notu tutuyorum, beraber tutalım' dedi.
Ders notları çok kıymetliydi o zaman, ikinci sınıfta hocanın ağzından ne çıkıyorsa yazmaya başladım.
Eve gelip de bilgisayara geçirmek zorundasınız.
Marmara Hukuk'ta ilk bilgisayara yazılı not veren bendim.
Okulda tanınırlığım da arttı.
İşi profesyonelleştirdik, üçüncü sınıfta ses kaydı almaya başladık.
Hem maddi olarak iyi bir duruma geldik hem de derslerde başarı sağlıyorsunuz.
Ders notlarından para alınca düzenli gelirim oldu, cebimde parayla memlekete döndüm.
Avukatlık stajına başlamayıp bu işe mi başlasam diye bile düşündüm! "Ekmek Teknesi'nde oynadım" Birinci sınıfta sürekli iş arayışındaydım.
Dizi setleri falan vardı, Ekmek Teknesi'nin bir bölümünde oynadım hatta...
Kahvedeki bir kalabalığı canlandırdık. 'Baba büyüksün' diyerek alkışlıyoruz, bir miktar para verdiler...
Sonradan Hasan Kaçan'a söyledim.
Kahveye giriyor, sohbet ediyor, biz sadece alkışladık, görevimiz bitti, cüzi miktarda bir para verdiler.
İstanbul'u tanıma fırsatım oldu öğrencilik yıllarımda, bende ayrı bir yeri var.
İstanbul, hayatı tanımak için ayrı bir şehir.
Maddi olarak öğrencilik dönemim zor geçti ama mutluyduk." Eşiyle nasıl tanıştı?
Ben o zamanlar Artvin'de hâkimdim.
Eşim de Erzurum'da görev yapıyordu.
Ortak arkadaşlarımız vardı, onlardan biri vesile oldu, tanıştık, biraz da kısmet oldu...
Evde hukuksal tartışmalarımız olmaz, daha çok insani tartışmalar olur.
Eşim 'şöyle karar verdin, televizyonda böyle diyorlar' vs...
Ben o konulara hiç bakmıyorum, ben karar verdiysem, vicdanım rahatsa kimin ne dediği beni ilgilendirmiyor.
Eşim daha meraklı.
Ailemle vakit geçirmek beni rahatlatır, televizyon izlerim, sinema filmleri izlerim, takip ettiğim diziler var.
Kitap okurum, maç izlerim.
Enstrüman çalmak veya bir spor dalını keşfedemedim.
Hangi takım tuttuğumu söylemeyeyim ama futbolu severim, takip ederim. "Sanal bahise ciddi bir darbe vurduk" Sanal bahis çok kirli bir alem, herkes oynuyor.
Bizim adliyemizde intihar eden bir polisten de çok etkilenmiştim.
Gençleri kucağına çeken, uyuşturucu gibi kurtuluşu zor olan bir illet!
Ama bunula mücadele ettik.
İnsanların ocaklarını söndürüyorlar.
Sanal bahise ciddi bir darbe vurduğumuzu düşünüyoruz ama bu gelişen bir şey, takip etmek lazım. "Ortada suç varsa savcılık görevimi yaptım" Devletim beni okuttu, belirli bir görev verdi.
Ben dosyadaki delillere rağmen bunu görmezsem kendimle çelişirim.
Tehditler oldu, itibarsızlaştırma çalışmaları oldu, bunları duymazdan geldim.
Önemli olan görevimizi yapmak.
Ortada suç varsa savcılık görevimi yaptım.
İsim vererek eleştirmek, meydanlarda yuhalatmak yanlış, bizim de çocuğumuz var.
Yargıda bir ismin ön plana çıkması doğru olmaz.
Meydanlarda yuhalatmak olmaz.
Ailemiz var, sürekli televizyonlarda ismimizin çıkması hoş olmaz.
Ben etkilenmiyorum ama herkesin ailesi var.
Sonuç nereye giderse gitsin görevimi yaptım. "En büyük problem yargılamanın uzaması" Adalet konusunda en büyük problem yargılamanın uzaması...
Vatandaş hangi davanın ne kadar sürede biteceğini bilecek.
Bilgilendireceğiz, geri bildirim yapacağız; sistem kuruluyor.
Davaların ne kadar sürede biteceği aslında sistemde belli, ama o süreyi aşınca bir şey yapılmıyor.
Artık hâkim arkadaş süreyi asmışsa, neden aştın diyeceğiz, gereğini yapacağız, somutlaştıracağız.
İş yoğunluğundan kaynaklanan bir sorun varsa yeni mahkeme kuracağız.
Hâkimden kaynaklanan bir sorun varsa 'seninle ilgili işlem başlatıyoruz' diyeceğiz.
Cumhurbaşkanımıza tekrar teşekkür ediyorum.
Adalet Bakanlığı'nı ben biliyorum.
Bu bir avantaj, arkadaşlarımızı sahaya dağıttık, onlar da kendi alanlarında çalışmaya başladı.
Cumhurbaşkanımız Resmi Gazete çıkmadan aradı, söyledi.
İnşallah Cumhurbaşkanımızın yüzünü kara çıkartmayacağız.
Bir memlekette adalette güven varsa, hukuka güven varsa istikrar da var.
Yatırımcı da geliyor, ekonomi de gelişiyor.
İnşallah kısa sürede çalışmalarımızı yasalaşmaya götüreceğiz.
Yemin töreni krizi: Çok şaşırdım! (Yemin töreni krizi) Böyle bir şey beklemiyordum.
Daha önce arkadaşlar söylediler karışıklık olabilir diye.
Hâkim ve savcılık yaptık, belirli bir sosyal ağırlığınız var, fanusun içinde yaşıyorsunuz.
Biz böyle bir ortamda yaşıyorduk.
Daha önce söylediler milletvekilleri, grup başkanımız dedi karışıklık olabilir diye, bu kadar karışıklık olacağını bilmiyordum.
Bir de TBMM en seçkin yer, ben hiç beklemezdim...
Ben metni okurken ortalık karıştı, ne olduğunu şaşırdım, ama biz hâkim ve savcı olarak bunlara alışığım.
Çok şaşırdım, burası Meclis'in kürsüsü, millet iradesini size teslim etmiş, metin okumak usulü bir işlem, yakıştıramadım.
Televizyondan izleyince de şaşırdım.
Türkiye'nin en saygın kurumunda kavgalar da olabilir ama kürsüye gelmeler, fiziki saldırılar hoş olmadı, keşke yaşanmasaydı, kurumları yıpratmamamız lazım."