Haber Detayı

Pozisyonel siyasette yeni dönem: ABD-İsrail ve İran savaşıyor Rusya ve Çin kazanıyor!
Güncel haber7.com
19/03/2026 09:38 (3 saat önce)

Pozisyonel siyasette yeni dönem: ABD-İsrail ve İran savaşıyor Rusya ve Çin kazanıyor!

ABD–İsrail ve İran savaşı yalnızca cephede değil, küresel dengelerde de sarsıcı etkiler oluşturuyor. Washington artan maliyetler ve yalnızlıkla karşı karşıya kalırken; Çin ve Rusya gibi aktörler krizden dolaylı kazanç sağlıyor.

28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’ın dini lider Ali Hamaney ve üst düzey yetkililere düzenlediği suikastlerin ardından Orta Doğu’da yangın yerine döndü.

Savaş sadece cephede değil, küresel güç dengelerinde de değişikliğe yol açıyor.

ABD süper güç konumuna veda ederken yerini Türkiye, Rusya ve Çin gibi savaşa doğrudan taraf olmadan fakat bölgesel krize müdahale eden ülkelere bırakıyor.

Savaşın sıcak sahasında çatışmalar sürerken, dünya ülkeleri bu krizden farklı şekillerde etkileniyor.

Tansiyonun hiç düşmediği Orta Doğu’da gelişmeler tüm dünyayı etkiliyor.

İşte ülke ülke mevcut tablo:ABDTerör Devleti İsrail’in Başbakanı Netanyahu, ABD Başkanı Trump’ı İran’ın nükleer kapasitesini bahane ederek İran’a saldırmaya ikna etti. 28 Şubat’ta İranlı üst düzey yetkililer ve dini lideri Hamaney’e karşı gerçekleştirilen hava saldırısının ardından askeri harcamalar ABD’nin gündemine bomba gibi düştü.

ABD savaşın en büyük askeri yükünü üstlenen taraf konumunda.

Artan operasyon maliyetlerinin yanı sıra uluslararası destek eksikliği dikkat çekiyor.Trump, ABD'nin dışarıdan petrol ithal etmeye ihtiyacının olmadığını ve Hürmüz Boğazı'ndan toplam petrol alımlarının sadece yüzde 1'i kadar petrol geçtiğini belirtti. "Ekonomileri bizimkinden çok daha fazla Hürmüz Boğazı’na bağlı olan diğer ülkeleri burayı koruma konusunda teşvik ediyoruz.

Çin yüzde 90, Japonya yüzde 95, Güney Kore yüzde 35" ifadelerini kullandı.NATO ülkelerine her zaman yardım ettiklerini dile getiren Trump, "Birçok ülke Hürmüz Boğazı konusunda yardıma geleceklerini söyledi bana, bazıları çok istekli, bazıları ise o kadar değil, bazıları da yardıma gelmeyecek" ifadelerini kullandıktan sonra NATO ülkelerinin yardıma gelmediğinin altını çizdi.Trump’ın Hürmüz Boğazı konusundaki yardım çağrılarına rağmen NATO içindeki isteksizlik, Washington’un yalnızlaştığnı gösteriyor.İRANÜst düzey birçok yetkilisini suikastlerde kaybetmesine rağmen Tel Aviv başta olmak üzere İsrail’de birçok yere saldırılar düzenledi.

ABD tarafından gerçekleştirilen yoğun saldırılara rağmen askeri kapasitesini korumaya çalışıyor.

Füze kabiliyeti ve bölgedeki ABD üslerine saldırırak ABD’yi itibarsızlaştırmaya, Körfez ülkelerine ABD’nin sattığı trilyon dolarlık savunma sistemlerinin onları koruyamayacağını gösteriyor.

Hürmüz Boğazı’nı bir silah olarak kullanarak küresel ölçekte düzeni sarsıyor.AVRUPA BİRLİĞİDoğrudan çatışmaya dahil olmayan Avrupa ülkeleri, Trump ve Netanyahu’nun başlattığı savaşın ekonomik sonuçlarıyla yüzleşiyor.

Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla yükselen enerji fiyatları ve güvenlik endişeleri öne çıkarken, diplomatik denge arayışı büyük bir çaresizlik içerisinde sürüyor.Bu gelişmelere tepkilerini göstermekten çekinmeyen AB ülkeleri, Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı açtırma konusundaki çağrısına olumsuz yanıt verdiler.Almanya Hükümet Sözcülüğü, “Almanya ne İran Savaşı'nda ne de Hürmüz'ün açılması için askeri güç kullanımında yer almayacak” açıklamasında bulundu.Yunanistan, Hürmüz Boğazı’yla ilgili bir operasyona katılma planının bulunmadığını söyledi.

İtalyan Dışişleri Bakanı Tajani, Hürmüz ile ilgili “doğru çözümün” diplomasi olduğunu vurgulayarak, “Pozisyonumuzu tekrarladım.

Savaşta değiliz, savaşa girmek istemiyoruz ve savaşa girmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.Belçika Başbakanı Bart De Wever, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarına katılmayacaklarını belirterek, NATO müttefiklerinden veya bölgedeki diğer ülkelerden herhangi bir talep gelmesi halinde bunun görüşüleceğini dile getirdi.İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için 'uygulanabilir' bir plan üzerinde çalıştıklarını söyledi.

Starmer, Hürmüz Boğazı'nın bir NATO görevi olmayacağını söyledi.Hindistan, Hürmüz Boğazı'na savaş gemisi konuşlandırılması konusunda ABD ile görüşme yapmadığını belirtti.Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Rasmussen, Hürmüz ile ilgili ABD'nin talebine dair “Gemi seferlerini mümkün kılmak için nasıl katkıda bulunabileceğimize açık bir zihinle bakmalıyız" şeklinde konuştu.TÜRKİYEBölgedeki aktörlerle diplomatik köprü kuran Türkiye, diplomasi ve arabuluculuğu avantaja çevirmeyi hedefliyor.

Yanlış hamleler sonucunda diplomatik izolasyon ve yaptırımlarla karşı karşıya kalmamak için her türlü tedbiri almış durumda.

Bölgede istikrarın kazanılması adına yeni adımlar atan Türkiye, Irakla bir süredir durdurulan petrol pompalama ve ihracat faaliyetlerinin Ceyhan Limanı üzerinden yeniden başlatıldığını duyurdu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar,  10 Aralık'ta yaptığı basın toplantısında, Katar gazının Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştırılmasını hedeflediği belirtildi.

Boru hattının gerçekleşmesi durumunda Katar gazı Avrupa piyasalarına daha fazla entegre olacak ve doğal gaz Türkiye üzerinden taşınacak.HİNDİSTANEnerji ithalatına bağımlı olan Hindistan’da ekonomi, Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmasından dolayı petrol fiyatlarındaki artıştan ciddi şekilde etkileniyor.

Aynı zamanda jeopolitik baskılar nedeniyle denge siyaseti yürütmeye çalışıyor fakat ABD’nin kontrolünde olduğunu Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt basına verdiği bir demeçte ifade etti.Leavitt, "Hintliler çok iyi aktörler oldular, biz emrettiğimizde Rus petrolü alımını durdurdular, şimdi de arz yaratmak için Rus petrolü kabul etmelerine izin veriyoruz” şeklinde konuşması Hindistan halkı tarafından sert tepki gördü.

Washington hükümetinin dostu olmadığını bir kez daha gözler önüne serdi ve ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’ın şu sözü akıllara geldi: "Amerika'nın düşmanı olmak tehlikeli olabilir, ama dostu olmak ölümcüldür" SUUDİ ARABİSTANİran tarafından bölgedeki ABD üslerinin hedef alınmasıyla saldırıya uğrayan Suudi Arabistan gelişmeleri yakından takip ediyor.

Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına rağmen Uluslararası Enerji Ajansına göre, dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından olan Suudi Arabistan, Brent petrolün 100 doların üzerine çıkmasıyla ciddi bir gelir artışı elde ediyor.

Riyad yönetimi, enerji ticaretinde olası değişimleri hesaplıyor, İran’la doğrudan bir çatışmadan kaçınıyor.

Özellikle farklı para birimleriyle petrol ticareti ihtimali dikkat çekiyor.

İddialara göre, Çin yuanı gündemde yerini aldı.JAPONYAJapon basınında yer alan 4 Mart tarihli habere göre, Japonya, ABD'nin İran'a yaptırımlar uygulaması sonrasında 2019'dan beri İran'dan doğrudan petrol ithal etmiyor, ancak Japonya'ya sevk edilen ham petrolün çoğu İran kıyılarındaki Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor.

Petrol ithalatının yüzde 95’inden fazlasını Orta Doğu’dan ithal eden Japonya enerji güvenliği açısından en hassas ülkelerden biri.

Körfez kaynaklarına bağımlılığından dolayı Hürmüz’de yaşanan krizler ciddi bir enerji ve ekonomik risk haline geliyor.RUSYAABD’nin dikkatinin başka bir cepheye kayması Moskova’nın stratejik alanını genişletiyor.

İran’ın küresel ölçekte enerji ticaretine sınırlama getirmesi, birçok ülkenin ticaret hacmini etkiledi.

Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, Brent petrolün 100 doların üzerine çıkmasıyla birlikte Rusya’nın petrol ve gaz gelirlerini arttırdı.

ABD’nin odağına İran’ın oturmasıyla, Rusya-Ukrayna savaşı Moskova’nın lehine döndü.

Ekonomik anlamda en büyük değişiklik, ABD dolarının tek eli kırılıyor dolar dışı ticaret eğilimi artıyor.

Aynı zamanda İran ile askeri iş birliği iddiaları gündemde.ÇİNSahada doğrudan yer almadan ekonomik ve stratejik avantaj elde eden ülke olarak öne çıkıyor.

Uluslararası Enerji Ajansı ve Batı medyasına göre, İran petrolünün en büyük alıcılarından olan Çin, İran’a yönelik yaptırımlardan dolayı ucuza sattığı petrolü gölge filo yöntemiyle satın alıyor ve enerji krizinden maksimum karla çıkıyor.

Enerji tedariki, ticaret yolları ve küresel para sistemi üzerindeki etkisini artırma potansiyeli dikkat çekiyor.

Çin’de Rusya gibi ABD’nin odağından çıkmasını avantaja çevirerek Tayvan’ı kuşattı.

Güney Çin Denizi gibi kritik bölgelerde manevra alanı açıldı.GENEL TABLOSavaş yalnızca askeri değil; ekonomik, diplomatik ve stratejik boyutlarıyla küresel güç mücadelesine dönüşmüş durumda.

Cephedeki gelişmeler kadar, bu sürecin kimin elini güçlendirdiği sorusu da giderek daha kritik hale geliyor.

Ülkeler savaşa doğrudan dahil olmadan, askeri stoklarını eritmeden hibrit savaş yöntemleriyle pozisyonunu koruyor.

İlgili Sitenin Haberleri