Haber Detayı

Dekapitasyon!
Gündem ahaber.com.tr
19/03/2026 07:09 (11 saat önce)

Dekapitasyon!

Milli beka, milli güvenlik, milli savunma, milli istihbarat, milli iç cephe, rasyonel milli diplomasi, devlet büyüklerinin ve stratejik tesislerin korunması, enformasyon-dezenformasyon mücadelesi, enerji güvenliği, siber güvenlik, elektronik harp, hava ve füze savunma sistemleri, sürü drone...

Milli beka, milli güvenlik, milli savunma, milli istihbarat, milli iç cephe, rasyonel milli diplomasi, devlet büyüklerinin ve stratejik tesislerin korunması, enformasyon-dezenformasyon mücadelesi, enerji güvenliği, siber güvenlik, elektronik harp, hava ve füze savunma sistemleri, sürü drone teknolojisi, sürdürülebilir savunma sanayii...

ABD-İsrail'in, İran'a karşı başlattığı kirli savaş; tehditlerin kaynağı, risk analizi, tedbirlerin kapsamı, olağanüstü durumlara hazırlık ve tehlikeyi bertaraf etme kabiliyeti bakımından ibretlik derslerle dolu.

Sanırım, Türkiye başta olmak üzere komşu ve çevre ülkeler, gelecek plânlarını tepeden tırnağa gözden geçirmeye başladılar bile.

Yeni işbirlikleri ve ittifaklar ise çağımızın kaçınılmaz gerçekliği.

Türkiye, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın basireti ve öngörüsü sayesinde, bugün dünyaya parmak ısırtan teknolojileri doğru zamanda yakalamayı, hatta geliştirmeyi başaran ülkeler arasına girdi.

Çok merkezli dış politika ise zaten uzun süredir tecrübe edilmekte.

Bu açılardan avantajlı olduğumuza şüphe yok.

Ancak, savunma teknolojilerinde kat ettiğimiz mesafenin seri üretime dönüşmesi ve yeterli stoka ulaşması da mutlak gereklilik.

Bu nedenle ülkemizin, mutlak siyasi ve ekonomik istikrarlı en az 10 yıla daha ihtiyacı olduğu da muhakkak! *** Bu temel tespitlerden sonra bilhassa İsrail'in, İran'da uyguladığı yöntemlere dönecek olursak...

Siyonist kadronun 'Dekapitasyon' metodunu kullandığı, İran'ın devlet yapısındaki lider kadroyu hedef alan suikast, infaz ve etkisizleştirme operasyonlarına ağırlık verdiği açıkça anlaşılıyor.

Amaçları da çok net...

İdari hiyerarşiyi dağıtmak, toplumsal güç unsurlarının moralini bozmak, hızlı ve etkili reaksiyon kapasitesini felç etmek!

Dekapitasyon aracının İran özelinde stratejik şok yarattığı ama rejimi yıkmak için yeterli olmadığı da gün gibi ortada.

Neden?

Çünkü, İran yönetimi, kritik kararları, özellikle askeri ve nükleer sahadaki planlarını ekip tabanlı komuta zincirine bağlamış da ondan. 'Mozaik sistemi' de bu pratikte, lider kaybı, program veya politika duraklamasına neden olsa da tamamen çöküşe sebebiyet vermiyor!

Buna rağmen İsrail'in Haziran 2025'teki 12 gün savaşından bugüne katlettiği isimleri kronolojik olarak hatırlamakta fayda var.

İran Genelkurmay Başkanı, Devrim Muhafızları Komutanı, Hava ve Uzay Kuvvetleri Komutanı Drone Kuvvetleri Komutanı, İstihbarat Başkan Yardımcısı, Savunma Araştırma Merkezi Komutanı, Hatemül-el Enbiya (Acil Durumlar) Komutanı ve kritik konumdaki 4 büyük nükleer fizikçi bir gün içinde İsrail tarafından öldürüldü.

Bu sinsi harekât tarzının ipuçları ise Kasım 2020'den beri belli idi. 'İslam Cumhuriyeti'nin nükleer kahramanı' olarak adlandırılan Muhsin Fakrizade, araç kontrollü tuzak ve uzaktan saldırı kombinasyonu ile Mossad tarafından ortadan kaldırıldı.

Ve 28 Şubat-18 Mart 2026 arasında ise Ayetullah Ali Hamaney, İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, İran İstihbarat Bakanı İsmail Katib, Besic Güçleri Komutanı Gulamreza Süleymani İsrail bombardımanında hayatını kaybetti.

Siyonizmin, eline geçirdiği güçle ve konjonktürel stratejik boşluktan istifade ederek bölgemizi büyük bir savaşa sürüklemesi yanında İran'daki saldırıları ile arka plândaki şu üç hedefi de deşifre oldu: 1- Rejimin beyin takımını yok ederek İran halkına, 'Artık korkacağınız kimse kalmadı.

Sokağa çıkın, size de zarar veren bu yönetimi devirin!' mesajı iletmek. 2- İran'ın karar verici isimlerini öldürerek, 'Karşımızda sözü geçecek, müzakere edecek kimse yok ki!' gerekçesi üzerinden savaşa devam etmek. 3- İran üzerindeki askeri baskının gölgesi altında İsrail'in fiili sınırlarını Batı Şeria, Lübnan ve Suriye'de genişletmek!

İşte bütün bunlar bizi, 24 Eylül 2019'daki BM 74.

Genel Kurulu'na götürüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, kuruluşundan bu yana İsrail'in yayılmacılığını gösteren haritalarla yaptığı sorgulamayı tekrar tekrar düşünmemiz zaruret arz ediyor.

Erdoğan'ın da dediği gibi... 'Sahi, bu İsrail'in sınırları neresi?!'

İlgili Sitenin Haberleri