Haber Detayı
Fethiye'de kara yolunda ölen kurt Türkiye için genetik bir pencere açıyor
Türkiye'de artan kentleşme, yaban hayatı koridorlarını kesintiye uğratarak kurtların davranışlarını ve hayatta kalma şansını etkiliyor.
Türkiye'de artan kentleşme, yaban hayatı koridorlarını kesintiye uğratarak kurtların davranışlarını ve hayatta kalma şansını etkiliyor.Habitat parçalanması, büyük yaşam alanlarının yollar ve kentleşme nedeniyle birbirinden kopuk parçalara bölünmesi anlamına geliyor.
Bu süreci yönetmek amacıyla Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, yaklaşık 16 yıldır "Yaban Hayatı Yol Geçişleri Projesi" kapsamında pek çok otoyolda ekolojik köprüler inşa etti.Fethiye-Antalya kara yolunda geçen ay meydana gelen trafik kazasında, genç bir erkek kurdun hayatını kaybetmesiyle bu konuda yapılan çalışmalar tekrar gündeme geldi.
Kurttan alınan doku örnekleri TÜBİTAK destekli bir araştırma projesine dahil edildi, genetik analizler için kritik bir veri kaynağı sağlandı.KuzeyDoğa Derneği kurucusu, Koç ve Utah üniversiteleri öğretim üyesi, biyolog Prof.
Dr.
Çağan Şekercioğlu, dernek aracılığıyla Sarıkamış'ta 15 yıldır GPS tasmalarıyla kurtları izliyor.
Türkiye'nin ilk kurt telemetri araştırması olan ve Wildlife Biology dergisinde yayımlanan çalışma kapsamında, 2025 sonuna kadar 50 kurda ulaşıldı.Türkiye'deki kurt popülasyonuŞekercioğlu AA muhabirine, Fethiye-Antalya yolundaki kurt kazasının ardından alınan doku örneklerinin Türkiye'deki kurt izleme çalışmaları için çok önemli olduğunu söyledi.Kurtların geniş ve bağlantılı alanlara ihtiyaç duyduğunu belirten Şekercioğlu, artan yol yoğunluğu, kentleşme ve tarım faaliyetleri nedeniyle bu tür ölümlerin artık öngörülebilir bir sonuç haline geldiğini aktardı.Şekercioğlu, Akdeniz ve Ege'de popülasyon yoğunluğunun iç kesimlere göre daha düşük seyrettiğine işaret ederek, şubatta Fethiye'de gerçekleşen kazanın bu bölgelerdeki kurt varlığını ve karşılaştıkları riskleri bir kez daha gündeme getirdiğini kaydetti.Kesin ölüm nedeni için nekropsi yapılması gerektiğinin altını çizen Şekercioğlu, fotoğraflarda uzun mesafeli hareket ve beslenme düzensizliğine işaret eden bulgular gözlemlenebilse de birincil ölüm nedeninin trafik kazası olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti.Şekercioğlu, otoyol kavşaklarında trafik kazalarının öngörülebilir bir risk olduğuna dikkati çekerek, yaban hayatına duyarlı yol planlaması yapılması çağrısında bulundu.Sarıkamış araştırmalarıÖte yandan Şekercioğlu, Kars'ın Sarıkamış ilçesinde kurtların insanlarla paylaşılan alanlarda hayatta kalma ve uyum süreçlerini araştırmayı sürdürdüklerini dile getirdi.
Şekercioğlu, "Türkiye'de kurt-insan çatışmasına ilişkin yakın zamanda gerçekleştirdiğimiz ülke genelindeki analizde 2004'ten 2025'in ortasına kadar 504 coğrafi referanslı çatışma olayını derledik ve bu olaylarda 12 bin 287 çiftlik hayvanın öldürüldüğünü ya da yaralandığını belgeledik." dedi.Sarıkamış Ormanı'nın içinden geçen otoyola yaban hayatı köprüsü önerisiŞekercioğlu, uydu takip cihazı taktıkları bir kurdun geçen ay Sarıkamış'ta araç çarpmasıyla öldüğünü belirterek, 2016'da Sarıkamış'ta kurt, vaşak ve bozayı geçişlerinin en yoğun olduğu noktaya yaban hayatı köprüsü önerisini yineledi.Bakanlığın projeyi onayladığını, Karayolları Genel Müdürlüğünün planları hazırladığını, ancak bütçe tayininde geç kalındığını aktaran Şekercioğlu, "Sarıkamış Ormanı'nın içinden geçen Kars-Erzurum otoyolunda kurt, bozayı, vaşak ve diğer canlılara araçlar çarparak öldürmeye devam ediyor.
Bu çarpmalar, insan hayatı ve araçlar için de büyük risk taşıyor.
Umut ediyoruz ki, bu köprü en kısa zamanda yapılır." diye konuştu.Şekercioğlu, Avrupa'daki kurt nüfusunun son yıllarda 11 binden 20 bine ulaştığının tahmin edildiğini aktararak, Türkiye'nin yaban hayatını ve doğal yaşam alanlarını korumayı amaçlayan Bern Sözleşmesi'ne taraf olduğunu söyledi.Kurtlar ve kuduz vakalarıŞekercioğlu, sağlıklı kurtların insanlara son derece nadir saldırdığını belirterek, Türkiye'de kayıt altına alınan ciddi vakaların büyük çoğunluğunda kuduzun belirleyici etken olduğunu ifade etti.Dünya genelinde belgelenen 2002-2020 yıllarında 489 saldırıyı kapsayan bir derlemeye dikkati çeken Şekercioğlu, "Vakaların yaklaşık yüzde 78'i kuduzlu kurtlarla ilişkili.
Türkiye'deki ölümcül vakaların büyük çoğunluğu da kuduzla bağlantılı." diye konuştu.Kuduzun şiddetli formunun merkezi sinir sistemini etkileyerek korku tepkisini yok ettiğine ve sebepsiz saldırganlığa yol açtığına işaret eden Şekercioğlu, "Kuduzlu bir kurt sağlıklı bir kurttan davranışsal olarak tamamen farklıdır.
Kurt da bu hastalığın kurbanıdır." dedi.Şekercioğlu, kendisi ve ekibinin araştırmalarının, kurt saldırıları nedeniyle artan hayvan kayıplarının yerel halktaki hoşgörüyü azalttığını ve intikam amaçlı öldürmeleri artırdığını ortaya koyduğunu, ancak Türkiye'de bu durumu kontrol edebilecek veriye dayalı ve koordineli bir ulusal izleme programının henüz bulunmadığını belirtti.Mevcut çalışmaların üniversiteler ve bakanlıklar tarafından fotokapan, iz takibi ve genetik örnekleme gibi yöntemlerle şimdilik sadece yerel düzeyde yürütüldüğünün altını çizen Şekercioğlu, "Türkiye'de acilen kapsamlı bir ulusal kurt ekolojisi ve genetiği programı kurulması gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.Melezleşmiş kurtlarŞekercioğlu, kurt-köpek melezlerinin teşhisinde "Tek Nükleotid Polimorfizmi" analizinin şart olduğunu belirtti.Türkiye'de melezleşme riskinin bölgeden bölgeye önemli ölçüde farklılaştığına dikkati çeken Şekercioğlu, Fethiye-Antalya yolunda ölen kurttan alınan örneklerin bu boşluğu doldurmak için kritik bir fırsat sunduğunu söyledi.Şekercioğlu, "Bu örnek Türkiye'nin güneybatısına açılan ilk genetik pencere.
Bu bireyin kuzeydoğu Türkiye'de örneklenen kurtlara kıyasla daha yüksek köpek genetiği taşıyıp taşımadığını test edebilir, melezleşmenin nerede gerçekleştiğini haritalandırmak için gereken uzamsal temeli oluşturmaya başlayabiliriz." diye konuştu.???????