Haber Detayı

Çanakkale Savaşı'nın bilinmeyenleri... Yazarı Odatv'ye anlattı: Alman komutanın Atatürk itirafı.. 111 yıllık keşif... '9 Ocak kutlanmalı'
özel odatv.com
18/03/2026 06:04 (1 saat önce)

Çanakkale Savaşı'nın bilinmeyenleri... Yazarı Odatv'ye anlattı: Alman komutanın Atatürk itirafı.. 111 yıllık keşif... '9 Ocak kutlanmalı'

Çanakkale üzerine yazılmış çok kitap vardır. Nevra Ölçer‘in “Bilinmeyen Yönleri ile Çanakkale Efsanesi” savaşın 'puslu kalmış'larını ortaya çıkaran bir çalışma. Kendisi ile bu eseri, bu önemli günde konuştuk. Bize anlatılanların ya da öğretilenlerin yeniden yazıldığı bir söyleşi ortaya çıktı.

Nevra Ölçer‘in “Bilinmeyen Yönleri ile Çanakkale Efsanesi” kitabında, her gün yapılan saldırı ve savunma 3 boyutlu haritalarla gösterilirken, şimdiye kadar hiç ortaya çıkmamış bilgiler de yer alıyor.

Okunamaz haldeki haritalar yeniden oluşturulurken, "Herkes böyle biliyor ama doğrusu buymuş" dedirtecek gerçekler de ortaya çıktı.

Ölçer, kitaptaki detayları Odatv Yayın Danışmanı Sina Koloğlu'na anlattı."DİJİTAL RESTORASYONDAN GEÇMİŞ GÖRSELLER"-Çanakkale üzerine yüzlerce kitap varken, bu kitabı diğerlerinden ayıran en büyük fark nedir?Evet, Çanakkale üzerine çok kıymetli eserler var; ancak bu kitapta içerik dışında ispatlı bir görsellik sunuyoruz.

Okur, daha önce hiçbir kitapta yayınlanmamış, askeri araştırmaların derinliklerinden süzülüp gelen, dijital restorasyondan geçmiş 3 boyutlu harita ve belgelerle karşılaşacak.

Temel fark; efsaneleşmiş anlatıları, somut ve teknik belgelerle destekleyerek sunmamızdır. 57.

ALAY DETAYI: "NİYET İYİ, BİLGİ EKSİK; 18 MART TEK TARİH DEĞİL"-Bize anlatılan tarihteki Çanakkale ile kitap arasındaki en büyük ayırım nedir?Her yıl 18 Mart’ta Çanakkale zaferini kutlar ve şehitleri anarız, bu tarih resmi olarak “18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü” olarak ilan edilmiştir.

Her yıl sosyal medyada ya da basında karşıma vatandaşların 3 gün öncesinden 57.

Alay’ın yürüyüş rotasını takip ederek yola çıktığına dair paylaşımlar görüyorum.

Bu durum beni garip bir ruh haline sokuyor, çünkü niyet çok iyi, ama bilgi eksikliğinden dolayı işlem yanlış.Her şeyden önce Çanakkale’de birbirinden bağımsız, iki savaş olduğunu bilmemiz gerekiyor.

Düşmanın donanmayla gelerek boğazı geçmeye çalışmasını, yaptığı efsanevi savunmayla engelleyen Çanakkale Müstahkem Mevki (kolordu seviyesinde) ve 18 Mart’ta boğazı geçemeyince 5 hafta sonra karaya asker çıkararak kara savaşlarının başlaması ve burada da 5.

Ordu’nun devreye girdiğini her Türk vatandaşının biliyor olması lazım. 57.

Alay’ın harekete geçtiği tarih de kara savaşlarının başladığı gün olan 25 Nisan.OSMANLI DENİZ SAVUNMASININ AYRINTILARI; 111 YILLIK ALMAN KAYNAKLARINDA BULUNDU-Bu kitap niye önemli?

Bugüne kadar bilinmeyen Çanakkale ile ilgili hangi ayrıntıları ve önemli dip notlarını veriyor?Denizden saldırı konusunda karşımızda İngiliz, Fransız, Avustralya - Yeni Zelanda (Anzak) birlikleri vardı.

Özellikle bu saldırılar konusunda katılan ülkelerde binlerce kitap yayınlandı.

Bu kitaplarda düşmanın kendi gemilerinin nerelere saldırdığı, hangi komutanların devrede olduğu ve hangi stratejileri takip ettikleri yer aldı.

Bu detaylı bilgiler ülkemizde yayınlanan kitaplarda da kendine yer buldu.

Ancak Osmanlı deniz savunmasının detayları, bazı kısmi özel çalışmalar hariç, hiçbir yerde yok.

Osmanlı 'kendini bu denizden gelen saldırılarda nasıl savundu' konusunun tamamıyla göz ardı edilmesi durumu beni çok şaşırtarak karşıma çıktı.

Deniz saldırılarında bizi I.

Dünya Savaşı’nda müttefikimiz olan Almanların desteklemesi ve bu nedenle bu konunun yeterince işlenememiş olduğunu düşünüyorum.

Bu konudaki bilgilerin çoğuna 111 yıl öncesinin orijinal Alman kaynaklarını araştırarak ulaştım."KUTLANMASI GEREKEN TARİH 9 OCAK’TIR"-Resmi tarihin genellikle isimlerini anmadığı, ama sizin kitabınızda özel olarak yer verdiğiniz şahsiyetler veya birlikler hangileri?Az önce belirttiğim gibi Çanakkale’de birbirinden bağımsız iki savaş gerçekleşti.

Kara savaşları 25 Nisan 1915 tarihinde başladı ve düşmanın yarımadayı terk ettiği 9 Ocak 1916 tarihinde sona erdi.

Yani Çanakkale Savaşı’nın sona erdiği ve kutlanması gereken tarih 9 Ocak’tır.

Ama burada şaşırtıcı bir durum ortaya çıkıyor.

Şubat 1915’te başlayıp 18 Mart 1915’te, denizden saldıran düşmanın geri çekilmesiyle sona eren denizden saldırı konusunda ortada hiçbir bilgi olmamasına rağmen, bu savaşın sonucu olan 18 Mart kutlanıyor.

Bu tarihe kadar verilen şahsi kayıp sayısı düşük.

Kara savaşlarında iki taraftan da 250'şer bin kayıp ile bu sayı çok başka bir hal alıyor.Denizden saldırı konusunda savunmaya dair bilgi olmadığı için, burada savunmada yer alan kişiler de tanınmıyor.

Topla savunma yapıldığı için bu konuda devreye giren kişiler kitabın 1. bölümü olan “Boğazlara Saldırı” bölümünde tanıtılıyor.

Kara savaşlarında ise, özellikle ilk gün saldırısında, 200 kişiyle 5000 kişiye karşı mücadele veren tabur ve hatta takım komutanları tanıtılıyor.BİLİNMEYEN SARIKAMIŞ GERÇEĞİ -Kitabın hazırlık sürecinde 'tarih bunu böyle biliyor ama doğrusu buymuş' dediğiniz özel bir belge oldu mu?Evet. “Herkes biliyor olmalı, ama kimse bilmiyor” dediğim konu Osmanlı – Alman İttifak Antlaşması öncesi Alman Genelkurmayı tarafından İstanbul’daki Alman büyükelçisine iletilen not.

Burada “Sayın Büyükelçi, eğer Osmanlı Devletinde görevli olarak bulunan Alman Askeri Islah Heyetinin başkanı General Liman Osmanlı’nın, bizim için Rusya’ya saldırabilecek güçte olduğu kanısında ise, Osmanlı-Alman ittifak antlaşmasını imzalamaya yetkilisiniz” diyor.

Bunun sonucu da, hiçbir yerde değinilmeyen, Çanakkale–Sarıkamış dengesi olarak ortaya çıkıyor.VON SONDERS'IN ATATÜRK SÖZÜ: "BU SAVAŞI KİM KAZANDI SİZ KARAR VERİN"-Bu kitabı hazırlarken elinizdeki veriler arasında sizi en çok duygulandıran ve “Bunu herkes okumalı” dediğiniz o anlık keşfiniz oldu mu?Çanakkale Savaşı denince herkesin kulağında bir şeyler vardır.

Örneğin Mustafa Kemal’in 5.

Ordu Komutanı Mareşal Liman Von Sanders ile Ağustos 1915’te yaptığı konuşma...

Mustafa Kemal “Bu durum sadece bütün kuvvetlerin komutasını bana verirseniz düzelebilir” der.

Von Sanders ise “Çok gelmez mi?” deyince “Az gelir” der.

Bu lafı hepimiz duymuşuzdur, ama nasıl olup da Ordu Komutanı’nın bir albaya, 3 kolordunun komutasını bir telefon konuşması üzerine devrettiğini sorgulamamışızdır.Ben bu konuda bir makale okudum, ama kaydetmediğim için sonra onu bulamadım.

Burada, Von Sanders Almanya’ya döndükten sonra Alman gençlerin onu evinde ziyaret ettikleri ve ona “Bu savaşı kim kazandı, Almanlar mı, Türkler mi?” diye sordukları yazıyordu.

O da cevaben şöyle söylemişti: “Durum o kadar kötü idi ki, yapılacak hiçbir şey kalmamıştı.

O sırada bir Türk komutan 'Komutayı bana verin' dedi.

Ben de verdim ve düşmanı yendi.

Şimdi siz karar verin kim kazanmış?”Bu makale aklıma takılan bu soruya cevap niteliği taşıdı.

SAVAŞ İLE İLGİLİ İLK DEFA ÇİZİLEN HARİTALAR-Kitap içindeki haritalar ve grafikler ile Çanakkale Savaşı ile ilgili bugüne kadar yapılmış en ayrıntılı çalışma diyebilir miyiz?Diyebiliriz.

Çanakkale’de Şubat – Mart 1915 tarihinde denizden saldırılar, 25 Nisan 1915 – 9 Ocak 1916 arası ise kara savaşları gerçekleşti.Denizden yapılan saldırılarda Çanakkale ve İstanbul Boğazları arasında kalan bütün bölgede gemilerin geçmesini engelleyecek bir savunma oluşturuldu.

Bu savunma denizde mayın hatları, karada ise yerleştirilen toplar ile gerçekleşti.

Hangi topların nerede, ne şekilde yerleştirildiği ve hangi tabyanın hangi taarruzda ne şekilde aktif olabildiği konusu ise özel bir araştırma gerektirdi.

Bu bilgilerin çoğuna ise Alman kaynaklarından ulaşılabildi.

Bu kitapta her gün yapılan saldırı ve savunma 3 boyutlu haritalarla gösterildi.

Bu bölgenin savunma planı ve haritalar daha önce mevcut değildi.

Bir yıl süren harita araştırmasında bir sonuca ulaşamayınca bu haritaları sıfırdan ben oluşturdum.Kara savaşlarında savaş krokileri mevcuttu.

Çok silik, küçültüldükleri için de okunamaz durumda olan bu krokileri üç boyutlu haritalara yerleştirerek hayata döndürdüm.

Üzerindeki savaşan güçler okunamaz halde olduklarından her harita için ayrıca açıklama tabloları oluşturuldu.

Sadece haritalara bakarak savaşın gün be gün gelişimini takip etmek mümkün hale geldi.

Hem okuyucular, hem de askeri eğitim alanlar için çok değerli bir kaynak oluşturduğumu düşünüyorum."ENVER PAŞA MACERAPEREST DEĞİLDİ"-Enver Paşa’nın maceraperest olduğu ve Sarıkamış’ta orduyu dağıttığı tezi galiba bu kitapta çürütülüyor.

Bu da tarihe önemli bir damga vuracak ayrıntılardan biri değil mi?Tarihimizdeki kişileri durumu tam anlamadan ve yeterli bilgiye sahip olmadan eleştirme alışkanlığımız var.

I.

Dünya Savaşı’nda bir müttefik istiyorduk ve gündeme gelebilen tek ülke Almanya idi.

Onun da bu anlaşmaya dahil olmak için şartları vardı.

Ana şart Osmanlı’nın, Almanların doğu cephesinin rahatlaması için, Rusya ile savaşması idi.

Çanakkale deniz savunmasında onlar bizi destekledi, aynı zaman diliminde yer alan Sarıkamış’ta ise Osmanlı Almanya’yı destekledi.

Burada o zamanın şartlarına göre durumu değerlendirdiğimizde Osmanlı’nın da Doğu cephesinde sürekli sorun yaşadığı Ruslarla savaşmasını değil, Enver Paşa’nın (Almanların ısrarı üzerine) acele etmesini ve ordu komutanının bahara kadar beklenmesi tavsiyesine uymayarak, ordu yönetimini eline almasını belki sorgulayabiliriz."111 YILLIK SAVAŞ KROKİLERİ ANLAŞILIR HALE GELDİ"-Bu kitap askeri tarih anlatıyor.

Asker olmayan biri olarak bu konulara girmeniz zor olmadı mı?

Yaptığınız haritaların ülkemizin askeri tarihi konusuna bir açıklık getirdiğini ya da daha doğrusu bir eksikliği tamamladığını düşünüyor musunuz?C-Savaşı olaylar örgüsü şeklinde anlatabiliyorsunuz.

Ancak savaşa katılan kuvvetler, askeri hiyerarşi, bu kuvvetleri ifade etmek için kullanılan semboller araştırıp öğrenmem gerektiren adımları oluşturdular.

Üstelik de 3 dilde.

Türkçe’nin dışında olarak İngilizce ve Almanca listeler yaptım.

Hatta bu konulara o kadar daldım ki yaratıcı düşünmem gerekti.

Örneğin A birliğine bağlı B birliğini aynı sembolde gösterebiliyorsunuz.

Ama savaş esnasında birlikler karışınca B birliğine bağlı C birliği A’ya bağlanabiliyor.

Bunun için özel simge geliştirdim mesela.Askeri alanda eksiklik tamamlama konusuna gelince… 111 yıllık savaş krokileri hem soluk, hem de küçültülmüş ve tek boyutlu.

Yani beyaz kağıt üzerine çizgilerden oluşuyor.

Bu durum fiziki harita olarak insanın karşısına gelince ve de savaşa katılan kuvvetler ayrı tabelalar haline getirilmiş olduğu için, bir öğrenci karşısında bu haritayı görünce savaşın safhalarını kolaylıkla takip edebilir diye düşünüyorum.

Ben yaşamayan krokilerin kanlı canlı 3 boyutlu haritalar haline gelmesinin tarihimizin bu özel safhasını herkesin takip edebilmesini mümkün kıldığını düşünüyorum.Benim için en önemli faktör vatan millet heyecanı duyan herkesin ecdadımızı, kahramanlıkları, olayların oluş şeklini çok iyi bilmesidir.

Hatta okullarda Çanakkale Savaşı’nın ayrı bir ders olarak verilmesi gerektiği kanaatindeyim.

Bağımsızlık savaşıyla kurulmuş olan cumhuriyetimizin kuruluş savaşlarını çok iyi bilmek her vatandaşın ilk vazifesi olmalı.

Bu kitabı bunun için yazdım.-Elimde tuttuğum kitap üzerinde 2. baskı yazıyor. 1. ve 2. baskı arasında herhangi bir fark var mı?İçerik açısından bazı eklemeler oldu.

En önemlisi de Sarıkamış – Çanakkale bağlantısı üzerine.

Epey miktar ufak tefek ekleme ve düzeltmeler de yapıldı.

Ancak asıl değişiklik baskıda.

Kitapta asıl ağırlık haritalarda. 1. baskıda bu konunun yeteri kadar öne çıkartılmaması kitabın anlatım gücünü olumsuz yönde etkilemişti.

Bu nedenle bu baskıda radikal bir değişiklik yapıldı. 1.

Sınıf kuşe kağıt üzerine, kitap tasarımına ağırlık verilerek tam renkli bir baskı oluşturuldu.

Ortaya herkesin ifadesi ile “muhteşem” bir kitap çıktı.

Burada Mess Basım’dan Emin Bey’e teşekkürlerimi sunuyorum.Sina KoloğluOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri