Haber Detayı

Özgür Özel tek tek gösterdi: Akın Gürlek'in tapuları saymakla bitmedi!
Türkiye cumhuriyet.com.tr
17/03/2026 13:29 (3 saat önce)

Özgür Özel tek tek gösterdi: Akın Gürlek'in tapuları saymakla bitmedi!

Son dakika haberi... CHP Genel Başkanı Özel, CHP Genel Merkezi'nde basın toplantısı gerçekleştiriyor. Özel'in Adalet Bakanı Akın Gürlek'in mal varlığını açıklayacağını söylediği basın toplantısı öncesine, AKP milletvekillerine SMS göndererek basın toplantısını izlemeye davet etmesi dikkat çekti.

CHP Genel Başkanı Özel, İBB Davası'nın 6. gününde CHP Genel Merkezi'nde basın toplantısı gerçekleştiriyor.

Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde: Şimdi hem detaylarıyla hem somut kanıtlarıyla milletimizle paylaşmak üzere karşınızdayız.

Bu ülke demokrasi tarihi boyunca çok darbeler gördü.

Milletin iradesine yapılan her darbe demokrasimizi zayıflattı.

Halkımızı fakirleştirdi.

Ancak birileri bu süreçlerden kısa süreli olarak karlı çıktılar.

Onları kendilerine kar saydılar.

Ama tarih darbecileri değil darbenin mağdurlarını haklı gördü, haklı çıkardı.

Her darbede, her kumpasta aparatlar, maşalar hep oldu.

Sonrasında da darbeciler tarafından kısa ve orta vadede ödüllendirildiler.

Uzun vadede milletin vicdanında mahkum oldular, mahkum edildiler.

Sonuçta bu süreçlerden kaybeden milletimiz oldu, ülkemiz oldu.

Devletimizin yurt dışındaki imajı oldu.

Bugün anlatacağım öykü 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül darbelerinde tutulan silahın şimdi nasıl yargı tokmağına kamuflajların üzerlerine has belge kadar geçirilmiş cüppelere nasıl dönüştüğünü bir darbenin tankla, topla değil cübbeyle ve tokmakla nasıl gerdiğinin ispatıdır.

Bu hikayenin iyi tarafı Kasım 2023'te başladı.

Hiç kimse hayal etmezken, hesaba katmazken daha birkaç ay öncesinde büyük bir seçim yenilgisinden çıkmış olan bir parti yüzyıl önceki pratiğiyle, geleneğiyle kuruluş kodlarıyla düştüğü yerden ayağa kalktı.

Mücadele etmeye karar verdi.

Öz eleştiri yaptı ve bu öz eleştirisi millet tarafından takdir gördü ve döndü millet Atatürk'ün kurduğu parti Cumhuriyetin 100. yılında büyük bir yenilgi elde etmişken bakalım şimdi ne yapacak dedi ve bir kredi verdi.

Değişime, gençlere, kadınlara, her yaştan her yaştan gençlere bir kredi verdi.

Ve bunun sonunda sadece 4 ay sonra girilen ilk seçimlerde....

Hiç yenilmiyoruz, yenilmeyeceğiz diyen bir iktidar kazandıklarıyla övünen, hiçbir zaman yenilmeyeceği konusunda kamuoyuna algı yaratan ve bu konuda bir kabul oluşturan bir iktidar ilk kez yenildi. 47 yıl sonra Cumhuriyetin kurucu partisi, 1.

Partisi bir kez daha 1.

Partiydi.

Seçim akşamı 47 yıl sonra milletin paralarıyla verdiği vergilerle ödediği bandrollerle yayın yapan seçimden önce 100 saatin 99'unu iktidara, birini Cumhuriyet Halk Partisi'ne ayıran kamu yayıncılığıyla mükellef TRT 47 yıl sonra büyük bir sürprizle karşı karşıyaydı ve 47 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi TRT ekranlarında dahi 1.

Partiydi.

Çünkü milletin gönlünde 1.

Partiydi.

ERDOĞAN'IN TAKATİ KALMADI Sayın Erdoğan'ın veciz bir şekilde kendi açısından talihsiz bir şekilde promoterdan kopup da geçtiğimiz haftalarda söylediği bu gidişi engelleyemezsin dediği o gidiş artık başlamıştı ve durmayacaktı.

Kendisi bizimle siyasi rekabet edemeyeceğini anlamıştı.

Kazanmak, mutlak kazanmak, devlet gücüyle kazanmak karşısındakini kaybetmeye mahkum görmek, kılmak kolaydı ve bu sefer kendisini yenenlere normal yollarla mücadele edecek takati kalmamıştı.

Ne kendinde, ne partisinin ana kademesinde, ne kadın ve gençlik kollarında bu konuda bir enerji görmüyor, bir ümit duymuyordu.

Mecliste oluşturduğu parlamento grubunun da aslında kendisinin seçim kazanıp onların da sadece sandalyeleri doldurduklarıne derse onu yapacakları, aksini yapanların cezalandırıldığını çok iyi bilen bir grup olduğunu düşünüyordu.

AKP VEKİLLERİNE ÇAĞRI!

Ben bugün o grubun bu duyduklarını hazmedip hazmetmeyeceklerini, ben bugün 22. dönem grubunun partinin erdemliler hareketi diye yola çıkan kurucularının bugün duydukları karşısında ne yapacaklarını gerçekten çok merak ediyorum.

O yüzden de onları bu toplantıyı izlemeye, bu toplantıyı takip etmeye özel olarak davet ettim.

Ve hiçbir kademesine güvenmeyen Erdoğan siyasete müdahale etsin diye daha önce görülmemiş bir şey yaptı ve AK Parti Yargı kollarını kurdu ve göreve getirdi.

Bunun için ona yıllar önce bu ülkenin askerlerine, aydınlarına, siyasetçilerine karşı kullandığı Zekeriya Öz gibi bir profil lazımdı.

Onu bulmakta zorlanmadı.

Daha önce hakimken mahkeme mahkeme gezdirip adaleti katlettirdiği sonrasında da çünkü iyi kararlar vermedi ya.

Yani yükselebilmesi için meslekte liyakatle önünü kendi kendilerine tıkadılar.

Liyakat esasına göre bir terfi beklese bir şey olmayacak.

Aklı fikri siyasette olan birisini ilk önce mahkeme mahkeme gezdirdiği ve adaleti katlettirdiği birisini siyasete almıştı.

Onun da aklı siyasetteydi.

Bakan yardımcısı yapmıştı.

Bu sefer hakim olarak değil de savcı olarak iddia etmek üzere, kanıt toplamak üzere, maalesef olmayanı yaratmak üzere, verilmeyen ifadeyi verdirtmek üzere bir gözü dönmüşe ihtiyaç bulununca elde başkası yoktu.

Siyasi bu makamdan kendisinin bakan yardımcılığı siyasidir diye Türkiye'ye tanıttığı o makamdan alıp da İstanbul'a Cumhuriyet Başsavcısı yaptı.

Bu görevlendirmeyi yaptı.

Yargı kolları kolları kurulmadan önce bu millet adalet sisteminden memnun değildi.

Mahkemeler plazalardaki avukat bürolarında görülüyor diye konuşuluyordu.

Mahkeme sonuçları için verilecek ücretler dilden dile yayılıyordu.

Yani FETÖ borsaları falan vardı ve bu konuda birileri FETÖ borsası var diyor, birileri de aman Allah'ım bakalım olmasın falan diyordu...

ÇETELEŞME YARGININ EN TEPESİNDE Bu sefer çeteleşme yargının en tepesine sirayet etti.

AK Parti bütün varlığını ve ikmalini bir çeteye teslim etti.

Ardından AK Parti Yargı Kolları Ak Toroslar çetesine dönüştü.

Kendi kendine yaşanarak bu çetenin üyeleri 90'larda ölüm arabası olarak anılan faili meçhul cinayetlerin simgesi beyaz torosları muhalefete, muhaliflere gösterecek cesarete kavuştular.

Hem de Erdoğan'ın beyaz torosları biz tarihe gömdük dediği gün beyaz toros paylaşımı yapacak kadar kendilerinden emin, pervasız ve karşı tarafa karşı o kadar da acımasızdılar.

AK Parti Yargı kollarından doğan bu çete verilen siyasi talimatlara uygun olarak bir darbe planını adım adım işletti.

Önce 30 Ekim de Esenyurt'un seçilmiş Belediye Başkanını alıp Türkiye'nin en büyük ilçesine kayyum atadılar.

Burada terör ilişkisi var diyerek.

Ardından Beşiktaş operasyonları en sonunda ise 19 Mart 2025'te bu ülkeye bir sivil darbeyi yaşattılar.

Devletin 35 yıl önce ilanla davet ettiği, 31 yıl önce de diploma verdiği bir öğrenci Cumhurbaşkanlığına aday olacak diye o diplomayı iptal etmek için devletin kendisini, mührünü, belgesini, imzasını inkar ettiler.

O öğrenciyle bir örneğin ülkenin en prestijli vakıf üniversitesindeki işletme anabilim dalı başkanını diplomasını iptal edip lise mezunu yapmayı dahi göze aldılar.

Yüz binlerce kişiye uygulanan prosedürü bir kişiye uygulandı diye durdurmak istediler.

Üniversiteye dünya kadar yazı yazdılar.

Yapmayınca tehdit ettiler, dekanları istifa ettirdiler ve işi diploma vermek olan fakülteye bu işi yaptıramayınca duvar boyatmak, ring seferi planlamak olan üniversitenin yönetim kuruluna bir iftar sofra saatinde diplomayı iptal ettirdiler.

Aynı saatlerde bir yandan terör soruşturması yürüyordu ve o iftarın ertesi sabah sahurunda bir dosya terörden, bir savcı terörden, bir başkası rüşvetten, bir başkası ihaleye fesattan harekete geçip tesadüfen kendi kendilerine bir büyük operasyona giriştiler.

Bir gece önce diploma iptali yapan üniversitenin yönetim kuruluyla onun ipini elinde tutanlarla Terör Mahkemesini ya da Yolsuzluk Mahkemesinin iplerini elinde tutanlar aynı oynatıcılardı.

O yüzden son derece senkronize.

Son derece birbiriyle mütenasip zaman akışı uyumlu ama hukuka, vicdana, insafa aykırı bir düzen oturtulmuştu, tutturulmuştu.

BU DARBENİN DE BİLDİRİSİ TRT'DE OKUNDU Her birisi bir her birisi üzerinde gizlilik olan soruşturmaların sonradan ispatı da bulunamayacak iftirayı sözleri eş zamanlı yandaş basına dağıtılıyor.

Oralardan algı operasyonları köpürtülüyordu.

Her darbenin bir bildirisi okunurdu.. 560 milyarlık yolsuzluk diye TRT söyledi.

Şimdi TRT oradan yayın yapıyor.

Koca canlı yayın aracı var.

Şöyle bir yayın yapmıyor. 560 milyarlık yolsuzluk davası başladı demeyerek kendini tekzip ediyor.

O gün algı yaratmak için bu yalanı attıklarını İBB'nin 6 yıllık bütçesinin toplamının bile bu kadar etmediğini bütçenin çoğu gittiği maaşların ödenip vapurların yüzdürülüp, asfaltların döktürülüp suların dağıtılıp hizmetlerin yapıldıktan sonra bile 56 kuruş iddia edemedikleri için şimdi TRT darbe bildirisinin altında durmuyor.

Başka yalanlara, başka algı operasyonlarına sarılıyor.

Bu operasyonların yürütücüsü Başsavcı 2005'te Marmara Hukuk'tan mezun olmuş.

Önce İzmir sonra Edirne'de aday hakimlik yapmış. 2011'de yükselmeye layık görülüp Kayseri'ye hakim olmuş. 2014'te Burdur, sonra Tekirdağ'a atanmış. 2016'da da İstanbul'da hakim olarak göreve başlamıştı.

Akın Gürlek tesadüflerin değil Kuklalarının ipini elinde tutanların hiç şaşırmayacağı bir birlikte yürüyüşlerin bir görevlendirilmişliğin, görevi yerine getirmenin kişisidir.

Tekirdağ'da görev yaptığı dönemde o günlerde hiçbirimizin adını bilmediği 10 yıl sonra duyacağımız bir bilir kişiyle çok samimi oldu.

Adı satılmış, büyük cana yakın.

O dönemde DSP'li, DYP'li belediye başkanlarına operasyonlar, şantajlar, görevden almalar, tehditler işinin bilir kişisi Meğersem oralarda pilot uygulama yapıyor.

Akın Bey'le birlikte antrenman yapıyor.

Biri boş koşu yapıyor, öbürü onun önüne top atıyor.

Birlikte çalışıyorlarmış.

Yolları Akın Gürlek İstanbul'a gelince kesişti Tekirdağlı bilirkişi.

Bilirkişileri mahkemeler sivil toplumlardan talep ederler.

Meslek örgütlerinden talep ederler.

Kamu kurumlarından talep ederler.

İsimler verilir.

Sırayla ya da kurayla belirlenir.

Satılmış Büyük Cana yakın İstanbul'a yerleşti. 8.000 bilir kişi arasında yerini aldı.

Akın Gürlek ne zaman bilir kişi istese kuradan Satılmış Büyükcanayakın çıktı. 8.000'de bir ihtimal 15 kez üst üste hayata geçti mesela. 15 kez bir bilirkişi kurası çekildi ve Satılmış Büyükcanayakın çıktı.

İşte o başka bilirkişilerin herhangi bir suç yok diye rapor verdiği itiraz edilen bilirkişinin herhangi bir kamu zararı yoktur suç yoktur dediği yerde örneğin Ahmet Özer'e doğrudan bir ilişkisi olmamakla birlikte belediye başkanı olduğu için sorumluluğu değerlendirilmektedir deyip kendisi hakkında ikinci bir tutuklama talep edilen bir dosyaya altlık yapabilmiş kişidir.

Üç kere başka bilir kişiler yok dediği başka dosyalara Akın Bey'in kurasıyla geldiğinde ona uygun ifadeler verebilmiş belgeler düzenleyebilmiş kişidir.

Şimdi belli bir yere gelirken eğri oturup doğru konuşacağız.

AK Partili birçok hukukçu izliyor bu toplantıyı.

Ya da gönlü AK Partide olan birçok insan bu toplantıyı izliyordur.

Eğri oturup doğru konuşacağız.

Bir yerde Cumhuriyet Başsavcısı olmak.

Bir yerde ağır ceza reisi olmak.

Örneğin ağır ceza reisliği, 1. sınıf hakimliği atanmak şartları var.

Bu şartlardan en önemlisi daha önce verdiği kararların bozulmaması.

Bilhassa Anayasa Mahkemesi ya da AİHM tarafından hak ihlali kararı verilmemesi.

Bu durumda bir olumsuz karar varsa da toplumda ne kadar çok kesim tarafından ilgi uyandırıldığının da yani toplumsal davaların da ayrıca dikkatle takip edilmesi.

Aldığı kararlar bozulanlar hak kararı verenler 1. sınıfa ayrılamazlar.

Ayrıldı. 3 yılda bir bu kriterlerle yeniden bakmak lazım.

Bakın şimdi Türkiye'de aranıp bulunamayan hakimin ve başsavcının performansı.

Selahattin Demirtaş'a 4 yıl 8 ay ceza veren ki bu süreçte Selahattin Demirtaş'ın uğradığı haksızlığı Devlet Sayın Devlet Bahçeli de ifade ediyor.

Komisyon çalışmaları da bir yere geldi.

Sayın Demirtaş'ın özgür kalması burada haksızlığa uğradığı konuşuluyor falan ama buralara varmadan Demirtaş'a 4 yıl 8 ay ceza veren oydu.

Verdiği ceza önce Anayasa Mahkemesi sonra AİHM tarafından bozuldu.

Sırrı Süreyya Önder'e 3,5 yıl ceza verdi.

AYM'den bozuldu.

O sayede serbest kaldı.

Sırrı Süreyya Başkandan Allah rahmet eylesin.

Bana anlattı.

Bu Akın'ı benden iyi tanımazsın baktım Nevruz'da mektup okumaktan bana 3,5 yılı geçirmek üzere.

Gittim kürsüye dedi.

Baktı dedi.

Ne oldu?

Bana buradan ceza verme dedim Başka şeyden iki katını ver.

Niye?

Bir daha Nevruz'da mektup okutacak adam bulamaz bu devlet.

Yapma bunu devlete, yapma bunu millete dedim dedi.

Başını önüne eğdi, cezayı verdi geçti dedi.

Ceza Anayasa Mahkemesi'nden bozuldu.

Sırrı Süreyya Önder'in yattığı hapsi doğruydu haklıydı diyen kimse kalmadığı gibi Sırrı Süreyya Önder tekrar benzer bir göreve rahmetli davet edildi.

Vedasından resmini Devlet Bey okşuyordu.

AK Partililer de hatırası önünde saygı duyuyor.

Öve öve bitiremiyorlardı.

Ama onu hapiste tutan kararı Akın Gürlek verdi.

AYM bozdu.

Selçuk Kozağlı ve 20 avukatın tahliye edilmesine karşı Savcılık itiraz edince itirazı kabul eden mahkeme bu mahkemeydi.

Sözcü Gazetesi yazar ve yöneticilerine hapis cezaları veren Yargıtay'ın bozduğu kararı veren kişi Akın Gürlek'ti.

İstanbul İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu'na 9 yıl 8 ay ceza veren Yargıtay'ın kısmen bozduğu bu kararların hepsinin altında imza vardı.

Milletvekilimiz Enis Berberoğlu'na 25 yıl ceza veren oydu.

Anayasa Mahkemesi iki kez bozdu.

Uymamak için direndi.

O dirence Anayasa Mahkemesi tekrar tekrar kararlar alarak Enis Berberoğlu özgürlüğüne kavuştu.

Milletvekilliğine kavuştu.

Ancak o asla bu kararlara uymamak için direndi.

Halen daha da nerede bir Anayasa Mahkemesi kararına direniliyorsa arkasında Akın Gürlek var.

Bu kadar bozulmuş bunlardan biri olsa sizi ayırmazlar.

Bu kadar toplumsal davalarda aldığı kararlar örneğin Sırrı Süreyya Önder kararı Anayasa Mahkemesinde 15'te 15'le bozuldu.

Hiçbirini ne Deniz Baykal ne Kemal Kılıçdaroğlu ne Özgür Özel atamadı o Anayasa Mahkemesi üyelerinin.

Tamamı AK Parti döneminde Sayın Gül ve Sayın Erdoğan tarafından atlanmış üyelerin 15'te 15 hak ihlali dediği bir kararı düşünün.

Bu karara rağmen yükselmeye oradan oraya gezdirilmeye devam etti.

Adalet Bakan Yardımcılığı geçici bir dinlenme bir ödüllendirme, daha sonrası için cesaretlendirme yeriydi.

Sayın Erdoğan AK Parti Yargı Kollarına ihtiyaç duyunca kanuna aykırı olarak çünkü kanunumuz diyor ki bir hakim savcı siyasete girerse oraya geri dönemez.

Görevden ayrılış kararı yok.

Göreve dön kabul kararı yok.

Bilmem ne yok.

Bir imzayla alıyorlar.

Bir imzayla koyuyorlar gerisin geriye. 2 Ekim 2024 günü bu şartlar altında İstanbul'a Başsavcı olarak atandı.

Tek beklenti Ekrem İmamoğlu'nun Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşünün önünü kesecek operasyonlar yapmasıydı.

Adalet, hukuk, milletin huzuru, refahı kimsenin umurunda değildi.

Kurulan paralel yargıya da tek vaadi ödüllendirileceksiniz.

Nasıl sana sahip çıktım.

Bakan yardımcısı yaptım.

Buradan sonra da hepiniz ödüllendirileceksiniz oldu.

Sabahın köründe koçbaşıyla kapı kırmalar.

Kapıyı açan kadını ittirip yatak odasından kocasını sadece canlı bombalara uygulanan prosedürle almaları.

Belediye başkanlarını davetle değil kollarında polisle, jandarmayla suç örgütlerini dizer gibi yukarıya drone koyup aşağıdan yukarıya kollarında ikişer jandarmayla çıkarıp klip çektirerek haysiyetleriyle oynamalar...

Yetkisi olmayan başka illere yapılan operasyonlar.

Antalya'nın, Adana'nın, Kayseri'nin başsavcılarına sen bir şey değilsin.

Ben reisten yetkiliyim.

Özel yetkiliden de ileriyim.

Türkiye Başsavcısının daniskasıyım.

Anayasada yazmasa da bu yetkiyi ben kullanırım diyecek küstahlıklar.

AİLELERE DOKUNULDU Akla hayale gelmeyecek bütün hukuksuzluklar.

Ailelere dokunuldu, eşlere evlatlara dokunuldu.

Anlatıyorum bunu, anlatıyorum.

Meclis Başkanımız bunları anlatınca efendim bunlar olabilir mi deyince ört ki ölem diyor bana.

Cumhurbaşkanı yardımcımız da bir cami açılışında anlatıyorum.

Böyle şeyler var mı?

Allah aşkına bakın diyorum.

Önceki Cumhurbaşkanı yardımcımız diyorum.

Ben beyefendiye bunları izah ederim.

Tayyip Bey biliyor olamaz diyor.

AK Parti milletvekillerinden uçakta yanımızda olup şunlardan uçakta yanıma bir milletvekili düştüğünde 52 dakika bunları anlatıyorum.

Teker yerden kesilip yere konana kadar bunları anlatıyorum.

Bir tane savunan yok.

O yüzden bugün mesaj attım hepsine.

Açın bir izleyin.

Yalvardım ya.

Kadına soruyor.

Çocuk var mı?

Var.

Koca yokmuş?

Yok.

Kim bakacak?

Anne.

Kaç yaşında? 84.

Eyvah eyvah.

Hadi o zaman buna imza at da git annenden çocuğu al.

Diyor ki kadın nasıl atayım Özgür Bey diyor.

Bütün ihaleleri Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla verdin de diyor.

Özel sektörden geldim.

En iyisini yaptım, en iyi parayı kazandırdım kuruma.

Bu kadar da kara geçirdim.

Ekrem Bey karışmadı.

Nasıl imza atayım?

O zaman sana iyi günler diyor.

Sanıyor ki Silivri'ye gidiyor.

İMZAYI AT FİLTRE KAHVE İÇ Gidiyor Düzce'de 28 kişilik koğuşa 42. olarak yerde yatıyor.

Müşterek tuvaleti temizlik var.

Yeni geldi diye o görevi hep onu veriyorlar.

Sonra ses sistem bağlanıyor.

Çok seviyormuşun sana filtre kahve yapayım mı?

Gel hadi imza at diyor.

Fatih Keleş'e dört kere getiriyorlar.

Avukatım nerede?

Sohbete çağırdık.

Başsavcı orada.

Ne işin var senin orada? 3 savcı orada.

Ne işin var hepiniz burada?

Bir savcı bir avukat lazım bana.

Sohbete çağırdık.

Kasa nerede?

Kasa yok.

Para nerede?

Öyle bir şey yok.

Bunlara demişler ki kişi kendinden bilir işi.

Havuz yapmışlardır.

Binali Bey misali.

Arkadaşlar bilmeyen mi var ya bu salonda bilmeyen mi var?

Ne demek havuz medyası?

TMSF satarken Sabah'ı ve benzer elindeki basın yayın organlarını...

Binali Bey kamu ihalelerinden para kazanan herkesten bir havuz yaptı da buraları almadı mı?

Almadıysa Allah benim belamı versin.

İnkar eden bense onun belasını versin.

Havuz medyasının ne olduğunu o kurumlarda çalışan muhabirinden kameramanına en tepesindekine bütün Türkiye'yi herkes bilmiyor musun?

Bir havuz vardır.

Albayraklar zamanında İBB'de sistem derlermiş adına.

Ben ömrümde duymadım sistem diye bir şey.

Sonradan bir öğrendim ki İBB Tayyip Bey'deyken Albayraklar pano reklam panosu işinde bir sistem kurmuşlar.

Parayı vermeyen para payı alamazmış.

O para da o zamanlar cihat için alınınca rüşvete sayılmaz da derlermiş işleri rahatlasın diye.

İktidara yürüyüş parasıymış.

İddianamenin özü bu.

Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları bir sistem kurdular.

Önce İBB'yi sonra partiyi sonra ülkeyi ele geçirip yönetime gelmek istiyorlardı.

Kaynak için sistem kurdular.

Tayyip Bey'in kişi kendinden bilir işi ya da Binali'nin işi diye tarif ettiği işi gidin bulun.

Namusuma şerefime yemin ediyorum.

Günün birinde çıkar.

Kesin AK Parti'nin yöneticilerinin birinin babasının bahçesindeki kuyuda para kasası vardır.

Bütün yaz onu aradı manyaklar.

Birilerinin tarlalarına kasa gömmüşlerdi.

Dozerle onu kazıyor. onu arıyor deliler.

Kendi kasalarını alıyorlar 30 yıl önceki.

İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanacak.

Biz öyle yaptıydık bu kazandığına göre öyle yapmıştır diyor.

O yüzden bir kuruş bir para bulunamıyor, belge bulunamıyor.

O yüzden olmayan yolsuzluk kadına iftira senedili imzalattırılıyor.

Şimdi o nasıl o imzalar hangi paralara döndü ne oldu geliyoruz.

Ama şunu ilk önce bir görelim.

Bugüne kadar ne yaptınız diye sorsak biri bana.

Mesela neyi yakaladık?

Şunu yakaladık arkadaşlar.

Yener Toruner adlı İBB davasından tutuklu daha önce İBB'den ihale almış bir şirketin mali işlerini yapan, bankadan parasını çeken ödemesini yapan kişi tutuklu.

Bu kişiye bu kişinin oğluna bir avukat gidiyor.

Avukat diyor ki baban bu iddianameyi, bu itirafnameyi imzalayacak.

Çünkü para bulamıyorlar ya.

Paralar verdim.

Şu kadar da para vereceksiniz baban hafta ve perşembe serbest kalacak.

Çocuk kendi bu laflara inanamıyor.

Ailesiyle birlikte bunları dinliyor.

O sırada inansın diye savcıyla da telefonda konuşturuluyor.

Ben de savcının telefonda dedikleri kaydı, kuydu, cartı, curtu hepsini topluyorum.

HSK'ya götürüyorum ve diyorum ki bir tutuklunun ailesine itiraf, iftira artı para karşılığı serbestlik teklif etti bu avukat.

Bakın hangi tutuklu olduğunu söylemiyorum.

BUNDAN BÜYÜK KANIT VAR MI?

O gece yapılan operasyon o avukatın konuştuğu kişiyle ben söylemiyorum.

Konuştuğu kişiyi Artvin'de yayla evinde jandarma arıyor.

Çocuk ertesi gün Artvin'de teslim oluyor.

İstanbul'a getiriliyor.

Bu sırada adını verdiğim avukat yani bakın ben Mehmet Yıldırım diyorum.

Savcı Mehmet Yıldırım'ın konuştuğu kişiyi kendi biliyor.

Bundan büyük kanıt var mı?

Ben demiş miyim Yener Toruner'in oğluyla konuştu.

Ben Mehmet Yıldırım bir tutuklunun oğluna şunu teklif etmiş diyorum.

Artvin'de onu gözaltına almaya gidiyor.

Sonra iş sıkıya gelince çocuk çatır çatır ifadesini verince Mehmet Yıldırım telefonunu kapatıyor.

Arkadaşından ödünç araba alıyor.

Antalya Kepez'de tesadüfü jandarma taramasına yakalanıyor.

Başkasının arabası, telefon, kimlikler kayıp.

Yunanistan'a kaçmak üzere giderken.

Bu Mehmet Yıldırım geldi ev hapsi verdiler.

Şu anda ev hapsi kaldırıldı arkadaşlar.

Tutuklamalarda gerekçe ne?

Kaçma şüphesi değil mi?

Yunanistan'a kişi kaçarken yakalandığını İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı söyledi.

O gün tansiyon vardı.

Kaçıyordu yakaladık.

Ev hapsi yaptılar, evden de dışarı saldılar.

HSK'nın önünde bu duruyordu aylardır.

Murat Kapki, Mücahit birinci, AK Parti yöneticisi, geçmiş dönem MKYK üyesi falan.

Murat Kapki'ye gidiyor. 2 milyon dolar verirsen seni buradan çıkaracağız. diyor.

Bu konuda Murat Kapki beyan veriyor.

Kamera var, kamerada uzattığı kağıt var, ifade elimizde var.

Mücahit birinci AK Parti tarafından ihraç ediliyor, avukatlık kanunu gereği davet ediliyor.

Gidiyor, ifade veriyor, şimdi de dolaşıyor.

Ben Mücahit Birinci'ye bir şey de demiyorum şu anda.

Mücahit Birinci yargılanır, cezası varsa olur.

Peki, birisine para teklif eden, Ver bana bu parayı, seni serbest bıraktıracağım. diyen, daha önce de birçok itirafçının avukatlığını yapmış olan birisinin konuştuğu savcının bir merak uyandırmaması nedir?

Bir soruşturma açılmaması nedir?

Şu anda Mücahit Bey de geziyor, Mehmet Yıldırım da geziyor.

Savcılar da nerede onlar?

Ya terfi aldılar, ya bakan yardımcısı falan oldular.

Geliyorum şimdi.

Gizli tanık buluyorlar.

Adını Meşe koyuyorlar.

Meşe'nin sorularıyla Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımız tutuklanıyor, iddianame çıkıyor, Meşe yok.

Nerede Meşe?

Meşe delirmiş.

E ne yaptınız?

Meşe'nin ifadeleri düştüğüne göre tutukluluk düştü.

Yok.

GİZLİ TANIKLARIN İFADELERİ KOPYALA YAPIŞTIR OLMUŞ Aynı ifadeyi İlke verdi bu sefer.

Kopyalayıp yapıştırmış.

Virgül, noktalı virgül, cümle düşüklüğü, küçük büyük harf hataları dahil, Meşe ne dediyse İlke'ye onu dedirtmişler.

Tanıklıkta oyuncu değişikliği olur mu?

Tanık oyuncuysa bu mesele senaryo değil mi?

Ama buna da sustular.

Bunu da HSK'nın önünde toplam 5 başvuru var.

Biri boş bekledi, sonuçlanmadı.

Dört tanesine Soruşturduk, suç bulamadık. dese canım yanmayacak.

Soruştursa, suç ortada, bulamadık dese kendi yanacak ya.

Basit bir kararla Soruşturmaya gerek yok. soruşturmadık.

Dosyayı açmadık.

Şimdi bir görsel geliyor.

Bu görsel bu kadar hukuksuzluğu tabii ki çeteleşenler yapabilir.

Ama Akın Gürlek'in her söylediğini herkes yapmıyor.

Hakimler var namuslu, şerefli, dürüst, Allah'tan korkan, talimatla iş yapmaktan korkan hakimler var.

Bunlardan örneğin Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü davası vardı.

Tam 1000 gün olmuştu.

Savcı mütalaa verse iş bitecek, suç yok.

Savcıya diyor ki Ver mütalaanı.

Beş kez üçer arayla kaçtı, kaçtı, kaçtı.

En son hakim dedi ki Mütalaanı ver.

Veremem, hazır değilim. 1000 gün olmuş.

O zaman mütalaanı niye vermediğini söyle.

Diyemem, hazır değilim.

O zaman karar dedi, Ekrem İmamoğlu'nun beraatine.

Ekrem İmamoğlu'nun beraatine karar veren hakimin yolculuğunu 3 numarada, şu 3 numarada Diyarbakır'a sürülürken göreceksiniz arkadaşlar.

Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü davasının hakimi 3 numaradır.

Diplomada sahtecilik davasına bakan hakim Ekrem Başkan'ın tutuklu avukatına SEGBİS'te savunma yaptırdı diye Kahramanmaraş'a sürülmüştür.

Bir numaralı hakimdir.

İstanbul'dan Kahramanmaraş'a gidişini göreceksiniz arkadaşlar.

Ekrem Başkana ihaleye fesat karıştırma suçlamasıyla yargılandığı davada beraat kararı veren hakim 2 numarayla Kahramanmaraş'a sürülen ikinci hakimdir arkadaşlar.

Ahmak davasına bakan hakim direnince Samsun'a sürülmüş.

Ahmak davasının istinaf aşamasında bakan heyetin başkanı ve üyeleri de daha karar verilmeden önce başka mahkemelere İstanbul içinde sürülmüştür.

Samsun'a giden hakimi 4 numarada göreceksiniz arkadaşlar.

Akın Gülle'ye hakaret davasında beraat isteyen hakimi İstanbul İş Mahkemesi'ne tayin ettirdiler. 5 numarada göreceksiniz arkadaşlar.

İstanbul'un üstünde İş Mahkemesi'ne tayin edilen, bilirkişi davasında bakan İstanbul 2.

Asliye Ceza Mahkemesi'nde kararı 2'ye 1 verirken şerh koyan hakimi 10.

Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderdiler arkadaşlar.

Ağır cezadan Asliye Cezaya.

İstanbul Mali Şube Müdürü talimatları yerine getirmeyince tenzili rütbeyle cezalandırılıp İstanbul Mali Şube Müdürlüğü'nden Başakşehir'e İlçe Emniyet Müdürü olarak sürüldü.

İlçe Emniyet Müdürü olarak sürülen arkadaşımızın 6 numarada, 6 numarada İBB soruşturmasında İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne düşülen hakim olarak göreceksiniz.

Buradaki dosyadaki 8 kişide Akın Gürlek'in istediği gibi karar vermeyen ya da kararı verilen karara şerh koyan, Sabahın köründe ki şu zulmü yap deyince de Öyle değil telefonla çağırırım falan gibi sözler söyleyen kişilerin düştüğü durum ortada arkadaşlar.

Talimata uyanlar gönderildiler.

Talimata uymayanlar ise ödüllendirildiler. 2 numaralı görsele geçelim.

Bu kadar hukuksuzluğu yapan kişi Adalet Bakanı oldu.

Bir gün önce 23.59'da ben tarafsızım diyen kişi 00.0'da ana Resmi Gazete'de yayınlanan atama kararıyla AK Parti'nin bakanı oldu.

Ertesi gün AK Parti İl Başkanları toplantısında Partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğim. dedi arkadaşlar.

Aklımızı oynatmış olmamız lazım bunların konuşulduğu bir ülkede siyaset yaparken, gazetecilik yaparken her şey normalmiş gibi davranmak için.

İstanbul'daki yardımcısı Can Tuncay bakan yardımcısı oldu.

Diğer yardımcısı Burak Ceyhan bakan yardımcısı oldu.

Ekrem Başkanı tutuklayan hakim Songül Özdemir Aydoğdu'nun eşi Abdullah Aydoğdu bakan yardımcısı oldu.

Ayrıca Mehmet Murat Çalık ve İBB Kumpas davalarında tutuklama kararları veren Berna Tutka, Akın Gürlek'in devir teslim törenine geldi.

Arkadaşlar, bu bir devir teslim töreni.

AK Partili Adalet Bakanı AK Partili yeni Adalet Bakanı'na devir teslim yapıyor.

Siyasi bir görev.

Bu arkadaş Ekrem İmamoğlu'nu tutuklayan hakimin eşi Abdullah Aydoğdu o an itibarıyla İstanbul'da bir mahkeme de görevli 7.

İdare Mahkemesinin başkanı.

O an bakan yardımcısı atamaları bir hafta sonra olacak.

Bir hafta boyunca öbür eskilerle devam etti ya. 7.

İdare Dairesi Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu tutuklayan mahkemenin hakiminin eşi devir teslime gelmiş.

Siyasi devir teslim töreninde.

Peki bu hanımefendi Mehmet Murat Çalık'ın anasını ağlatan, deyim yerindeyse 4 dörtlük madden ve manen onunla bir bütün Türkiye'yi ağlatan Berna Tutkan.

Kendisi hakim ve halen hakim arkadaşlar.

Salonun diğer tarafında duranlar da o gün İstanbul'daki Cumhuriyet Başsavcıları ama sonradan bakan yardımcısı olacaklar.

Bu çeteye her birinize görev hazır.

Bakın bir 4. bakan yardımcısı var ilintisiz.

Yani ne geçmişte görev yapıyor ne o anda hakim.

O da 2019 öncesi İBB'de avukat olarak çalışan, AK Parti teşkilatlarında görev yapan Sedat Ayyıldız...

En masumu bu.

Çünkü eskiden avukatmış, AK Partiliymiş, bakan yardımcısı olmuş.

Geri kalan hepsi kürsüden geliyor.

Eşinin kürsü kararından besleniyor, kendisi başka bir kürsüde oturuyor.

Bu devir teslim yapılırken bunlar bayağı bayağı cübbeli hakim bunlar.

İBB davası, bu dava 40.

Ağır Cezaya düşüyor arkadaşlar.

Hepiniz biliyorsunuz, hepinizin önünde.

Burada Türkiye Parlamenterler Birliği'nde, Türkiye'de parlamentoda muhabirlik yapan Parlamento Muhabirleri Derneği'nin başkanı Kemal Bey de burada.

A Haber'in çok değerli muhabiri de burada.

Yıldız Hanım da burada.

Her biriniz buradasınız.

Bir yıldır bu dava, 2 dava var.

Biri, biri, biri 40'a demiyor muyuz?

Bire Beşiktaş düşünce bu dava 40'a düşecek demiyor muyuz? 41 tane ağır ceza var.

Türkiye'de doğal hakim ilkesi var.

Tesadüfen birine düşmesi lazım. %2.1 ihtimal nasıl tutuyor arkadaşlar?

Savcı belli, düşeceği mahkeme belli.

Mahkemenin hakimi Akın Bey'in hem hemşehrisi, hem geçmişte bütün kararları birlikte verdiği yardımcısı.

Seçmişler o mahkemeye düşüyor %2 ihtimalle.

Ama o mahkemede bir hakim var, ikide yardımcı var.

Ya burada bir arıza çıkarsa emin miyiz bunlardan?

Emin değiliz.

O zaman bu mahkemeye 3 kişi daha yolluyorlar.

İki yardımcı yerine iki yardımcı geliyor.

Bunlar 1 yıl 10 aylık hakimler.

Akın Bey'in hemşehrisiyle bir heyet oluyor.

Bu heyetin tek görevi İBB'ye bakmak oluyor.

Öbür riskli iki hakime ise münasip bir başkan veriliyor. 40'daki diğerlerine bakacak.

Yani kurayla düştüğü yetmezmiş gibi düştüğü yeri yaksın diye riskli olabilecek iki üye yerine de yeni iki üye geliyor. 1 yıl 10 aylık kuyruklu AKP'lilerden.

Peki nasıl olacak bu iş?

Bu arkadaşlar yargı dağıtacaklar.

İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde üye olmak için geçmiş gelenekler gelince 20 yıldan aşağıya kıdem kabul etmez diyor işi bilen herkes.

Aksini söyleyen varsa çıksın ben özür dileyeceğim.

Kürsünün toplam kıdeminin 75 yılı bulması beklenir.

Kürsüde 10 yıl 8 ay kıdem var arkadaşlar.

Üçünün toplamı ha.

Birinin 10 yıl olması lazım zaten 1. sınıfa ayrılmak için.

Avukatlıkta yapan sürenin 3/2'si yazmışlar 15 Temmuz sonrası. 7 yıllık kıdemiyle başkan, iki tane de başkan.

İşte onlar 6 gündür mahkemeleri yürütemeyen, yönetemeyen, perişan olan, birbirine yumurta gibi tokuşan, ne yana yürüyeceğini bilemeyen, gık denince kaçtım ben oynamıyorum yarın olsun deyip Bakırköy Başsavcısına yasak yaz bilmem ne yaz diyenler bunlar.

Liyakat yok, tecrübe yok, güven yok, özgüven yok, karşıya bir güven telkin etmek yok.

Şimdi işte böyle olunca ne oluyor?

Bu işi herhangi birine yaptırabilir misiniz?

Herhangi birine.

Bir güvencesi olmayan, şimdi koştu, birazdan söyleyeceğim.

Bakanlık, milletvekili dokunulmazlığına tek bakanlık dokunulmazlığı.

Tayyip Bey'in kuralı ne?

Bütün bakanları milletvekili adayı yapıyor.

Ucu ucuna bağlı iktidar değişirse boşluk çıkmasın.

Muhalefette kalırlarsa milletvekili dokunulmazlığıyla kurtulacak bu arkadaşlar.

Hesap o.

Birazdan anlatacağım hesabı.

Geçen dönem hepsi birden olduğu için, geçen dönemin bakanlarından biri hariç hepsi milletvekili olarak kıstılar yeterince rakam olmadığı için istifade ettiremedi.

Mahsur kaldılar mecliste.

Muhalefete düşersek yargılanamasınlar hesabına.

Şimdi bu ödüllendirmeler sadece kariyer yükselişiyle sınırlı kalmadı.

Toplantımızın da konusu olduğu üzere ortada açıklanamayan bir lüks yaşam, zenginleşme vardı.

Zekeriya Öz'e lüks Mercedes verenler bu savcıya da seçim kampanyasında 40 gün bir iş adamı araba vermiş Avcılar'a diye Avcılar Belediye Başkanı içeride tutanlar Akın Gürlek'e görevi boyunca bir iş adamından tahsisli İBB'den aracı verdiler. 540 gün boyunca lüks araca bindi.

Boğaza nazır lüks bir villa verdiler.

Şerefli namuslu savcılar hakimler mütevazi, mütevazi lojmanlarda kalırken ya da kirada dururken sadece o lüks villanın tadilatına 62 milyon TL harcandı bugünkü kurla.

GÜRLEK'İN YAT ALDIĞINI İDDİA ETTİ 62 milyon TL. 87 yıllık maaşıyla alamayacağı yatı alacı gözüyle gezdi.

Pazarlık etti.

Lüksemburg'da, Lüksemburg'da o yatın bir eşi var şimdi limanda demirli.

Türkiye'den alınmadı.

Hollanda'dan alındı Lüksemburg'da bir limanda demirli.

Biz Cumhuriyet Hak Partili olarak soruşturmalarda yapılan haksızlık, hukuksuzlara yapılan tehditleri, İBB borsası haksız kazanç hepsinin delili var, ispatı var dedikçe HSYK'dan bir mürakıp gelip sormadı. 5 dosya yolladık kapağını açan olmadı.

Peki bugün ne oldu arkadaşlar?

O HSK'nın başkanı Akın Gürlek oldu.

Şimdi bunların hesabını sorması gereken yerin başı Adalet Bakanı olduğu için Akın Gürlek oldu.

GÜRLEK'İN TAPULARI SAYMAKLA BİTMİYOR...

Şimdi benim artık ne HSK'ya ne Erdoğan'a ona buna değil belki birer birer AK Partili, AK Partili insanların, siyasetçilerin vicdanına ve bu milletime tarih önünde emanet edeceğim şeyler var. 1. görsel.

Bir derken tapularda 1. görsel.

Arkadaşlar buradaki ID numarası açık hepinize.

AYRINTILAR GELİYOR...

MİLLETVEKİLLERİNE MESAJ GÖNDERDİ CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, bugün (17 Mart Salı) düzenleyeceği basın toplantısıyla Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığını açıklayacağı öğrenildi.

CHP İletişim sosyal medya hesabından dün yapılan paylaşımda Turpun büyüğünü millet zaten biliyor… Biz küçük turpun büyük marifetlerini anlatacağız.

Yarın 13.30’a hazır mıyız? denildi.

Merakla beklenen basın toplantısının hemen öncesinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel'den, dikkat çeken bir hamle geldi.

Özel, AKP milletvekillerine kısa mesaj göndererek vekilleri bugün 13.30'da gerçekleşecek basın toplantısını izlemeye davet etti.

NE OLMUŞTU?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 17 Şubat günü düzenlediği grup toplantısında Adalet Bakanı Akın Gürlek’e çağrı yaparak mal varlığını açıklaması istemişti.

Özel, Açıklamazsa ben hem RTÜK’teki bir polis memurunun üzerindeki taşınmazları hem Ankara’da, Çayyolu’ndaki bir avukat bürosunun taşınmazlarını açıklayacağım.

Türkiye siyaset tarihinin en izaha muhtaç konusunu, adaletin emanet edildiği Adalet Bakanı’ndan ve onu atayan Erdoğan’dan soruyorum.

Hodri meydan, süreniz bir haftadır ifadelerini kullanmıştı.

İlgili Sitenin Haberleri