Haber Detayı
Ötekileştirilmiş Ankaralıların hikayesi sahnede
Ankara’nın tarihi boyunca farklı kültürlere ev sahipliği yapan ancak yakın döneme kadar ‘varoş’ olarak tabir edilen Bentderesi ve Roma Tiyatrosu’nda yaşayan insanların hikayesini anlatan ‘Öteki Ankara Müzikali’, Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sanatseverlerin beğenisine sunuldu.
HAŞİM KILIÇ / NEFESCenk Türkkanı’nın yazdığı ve Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahneye konan ‘Öteki Ankara Müzikali’, Akün Sahnesi’nde gerçekleşen dünya prömiyeriyle sanatseverlerin beğenisine sunuldu.
Yakın döneme kadar ‘varoş’ olarak tabir edilen Altındağ’daki Roma Tiyatrosu ve Bentderesi’ndeki insanların hikayesini anlatan oyun, türküler ve danslarla izleyiciye görsel bir şölen sunuyor.Başkentin sokaklarında görünmeyen ya da görmezden gelinen insanların hikayelerini anlattıklarını belirten yönetmen Sabri Özmener, oyuna dair şunları söyledi:“Bentderesi yıkıldıktan sonra ortaya çıkan Roma harabeleriyle beraber birçok insan, oralara sığınmış.
Oyunda evsizlerin yaşadığı bir hayat anlatılıyor.
İçlerinde kağıt toplayıcılar var, tinercisi var, çiçek satan bir kadın var, zamanında önemli bir artistmiş ama oraya düşmüş biri var.
Çok büyük, derinlikleri olan hayatlar bunlar.
Ama en önemlisi de şu, neşelerinden hiçbir şey kaybetmiyorlar.
Hiçbir şeyleri olmayıp da çok neşeli ve mutlu olan insanlar.
Sokakta yaşamak ve o hayatı anlatmak çok zor.
Gecekondularında çok mutlu yaşayan insanlardı.
Bir anda orası yıkılınca sokakta kaldılar ve biz bu insanları, ötekileştirilmiş Ankaralıları anlatıyoruz.”JÜBİLE OYUNUAnkara Devlet Tiyatrosu’nun geniş oyuncu ve dans kadrosuyla sahnelediği müzikal, Türk tiyatrosunun deneyimli isimlerinden olan Özmener için ayrı bir anlam da taşıyor.
Devlet Tiyatroları’ndan üç ay sonra emekli olacak olan Özmener, bu oyunla resmi görevine veda etmeye hazırlanıyor.
Özmener, 1985 yılında başladığı kariyerine değinerek şunları söyledi:“1985 yılında Bursa Devlet Tiyatrosu’nda başlayan yolculuğumun 41 yıl sonra burada resmi olarak sonlanması anlamına geliyor.
Ama tabii ki sonlanmıyor.
Enerjimiz, nefesimiz, gücümüz yettiği sürece Türk tiyatrosunun içinde nerede ihtiyaç varsa orada olmaya devam edeceğiz. 1961 yılında Ankara’da doğdum, Keçiören’de büyüdüm, Bahçelievler’de yaşadım.
Bir Ankaralı olarak Ankara’da böyle bir oyunla veda etmek benim için çok özel.”BOZLAK EZGİLERİNDEN BESLENEN BİR MÜZİKALOyunun besteleri ve düzenlemeleri Nedim Yıldız’a ait.
Özmener, müzikalin temelinde Orta Anadolu’nun ezgilerinin bulunduğunu belirterek, “Nedim Hoca Anadolu’yu ve bu coğrafyanın ezgilerini çok iyi biliyor.
Oyunun alt yapısında bozlak kültürü var.
Kırşehir, Çankırı, Yozgat gibi bölgelerin müziklerinden esinlendik” dedi.
Koreografi çalışmaları ise Devlet Halk Dansları’ndan emekli olan Ahmet Rıza Evci ve Hüseyin Yıldız tarafından hazırlandı.
Özmener, oyunda bilindik danslardan çok Anadolu’nun halk danslarından yararlandıklarını ifade ederek, ortaya çıkan çalışmanın bir anlamda dans tiyatrosu niteliği de taşıdığını söyledi.SOKAKLARDA GÖRMEYE ALIŞTIĞIMIZ HAYATLARMüzikalde kağıt toplayıcısı ‘Ömer’ karakterini canlandıran Kadir Anıl Adıgüzel, canlandırdığı karakterin Ankara sokaklarında sıkça görülen bir hayatı temsil ettiğini ifade etti.
Adıgüzel, “Günlük hayatta Ankara’da ve Türkiye’nin birçok yerinde sokaklarda görmeye alıştığımız insanlardan birini oynuyorum.
Hayatın merkezinden geçmiş, travmaları olan bir karakter.” diye konuştu.
Rolüne hazırlanırken sokakta kâğıt toplayan insanlarla konuştuğunu da anlatan Adıgüzel, bu deneyimin kendisine önemli bir bakış açısı kazandırdığını söyledi.
Mahalle kültürünün yok olmasıyla birlikte komşuluk ve dostluk ilişkilerinin de azaldığını ifade eden Adıgüzel, bu oyunla bir boşluğu da doldurmak istediklerini aktardı.
Adıgüzel, “Yani sadece sanatsal tatmin değil, insanlar arasındaki ilişkiyi, dostluğu ve bu mahalle kültürünü yeniden canlandırmak istiyoruz.
Belki de hatırlatmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.BAŞKALDIRAN BİR KARAKTERMüzikalde ‘Leyla’ karakterini canlandıran Neslişah Yalçınkaya Yılmaz ise rolünü mahalle kültürünün güçlü bir temsilcisi olarak yorumladığını söyledi.
Yılmaz, rolüyle ilgili olarak şunları söyledi:“Leyla çok âşık ama kendinden çok mahalleyi düşünen bir kız.
Mahalle için her şeyi yapar.
Ömer için de aynı şekilde.
Ben Leyla’yı bir başkaldırı olarak yorumluyorum.” Müzikalde aynı anda şarkı söylemenin, dans etmenin ve oyunculuk yapmanın zorlu bir süreç olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Şarkı söylemek başlı başına bir iş, dans etmek ayrı bir zorluk.
Bunların üzerine oyunculuk eklenince gerçekten yoğun bir süreç oldu” dedi.Dekor tasarımı Mustafa Mahdum, kostüm tasarımı Berna Yavuz, ışık tasarımı Mehmet Mertal'e ait olan oyun, 17, 18 ve 19 Mart'ta sanatseverlerle buluşacak.