Haber Detayı
Avrupa’nın resesyonu bir tek Türk hazır giyimcisi için bitmedi
Sanayinin, istihdamın ve ihracatın lokomotif sektörü hazır giyim, son iki yılda yurt içinde yaşadığı sorunlar yanında dünyadaki resesyon nedeniyle sıkıntılı bir süreç yaşadı. Bu yıl sektörün ana pazarı olan Avrupa’da durgunluk aşıldı ama Türk hazır giyimcisi bunu hissedemedi. Tüm rakipleri Avrupa’ya ihracatını artırırken, Türkiye’nin bu kıtaya hazır giyim ihracatı yüzde 6 geriledi. Bu durumdan en çok etkilenenlerin başında, ihracatının yüzde 91’ini Avrupa’ya yapan Egeli hazır giyimciler geldi.
düşmeye devam ediyor.
Yani, adeta Avrupa’daki durgunluk sadece Türk hazır giyimcisi için devam ediyor.
Bunun en önemli nedenleri ise yüksek maliyetler ve düşük kur düzeyi nedeniyle ihracatçıların fiyat tutturamaması.
Bu yılın ilk yarısında 27 AB ülkesinin hazır giyim ithalatı yüzde 12 artarak 102 milyar dolara çıkarken, Türkiye’nin AB’ye hazır giyim ihracatı yüzde 6 azalarak 5.4 milyar dolardan, 5 milyar dolara düştü.
İlk 8 ayda Ege’nin AB’ye ihracatı yüzde 7 düşüşle yaklaşık 800 milyon dolara geriledi.
Oysa Türkiye’nin rakiplerinin neredeyse tamamı bu yıl AB ülkelerine ihracatlarını artırdılar.
Yılın ilk 5 ayında Çin’in AB’ye ihracatı yüzde 21.8, Bangladeş’in yüzde 17.9, Hindistan’ın yüzde 18.4, Pakistan’ın yüzde 21, Vietnam’ın 17.5 ve Kamboçya’nın 28.8 arttı.
Avrupa’daki resesyon süreci geride kalmasına rağmen siparişlerde beklenen toparlanmanın yaşanmaması, başta Egeliler olmak üzere hazır giyim ihracatçılarını ciddi biçimde zorluyor.
Toygar Narbay: “Dünyada talep artarken, bizim ihracatımız azalıyor” Dünya hazır giyim ihracatının 2023’teki sert düşüşün ardından geçtiğimiz yıl toparlanma sürecine girdiğini, Türkiye’de ise tam tersinin yaşandığını söyleyen Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Toygar Narbay, “Yüksek faiz-baskılanmış kur politikası sonucu artan maliyetlerimiz, rekabetçiliğimizi kaybetmemize yol açtı.
Buna bir de savaş bölgelerindeki yüksek kaybımız eklenince hazır giyim ihracatımız giderek düşmeye başladı.
Bu yılın ilk yarısında da dünya hazır giyim ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artarken ve Bangladeş, Vietnam gibi rakiplerimiz ihracatı yüzde 10’un üzerinde yükselirken bizim ihracatımız yüzde 6,5 azaldı.
Hatta ihracatı düşen tek ülke biz olduk.
Dünya hazır giyim ticaretinden aldığımız pay, ilk kez 1990 yılında yüzde 3’ün üzerine çıkmıştı.
Tam 35 yıl sonra, Haziran 2025 itibarıyla bu oranın altına düşerek 2,96’ya geriledik.
Halbuki son 15 yılda aldığımız payın ortalaması yüzde 3,67 idi.
Geleneksel ve en büyük pazarımız olan AB’deki payımız da 30 yıl sonra yüzde 5’in altına inerek yüzde 4,65’e düştü.
Dezenflasyon programı, hazır giyim yurt içi harcamalarını da vurdu.
Azalan iç satışlar ve yüzde 25 artan hazır giyim ithalatı da üretim kapasitemizi hızla kaybetmemize neden oluyor” dedi.
Dünya hazır giyim ticaretinden alınan payın 35 yıl sonra %3’ün altına düşmesiyle birlikte sektörde bir kırılma yaşandığını vurgulayan Narbay, “Bu kırılma neticesinde Türk hazır giyim sektörü olarak yeni alternatifleri değerlendirme zorunluluğuyla karşı karşıyayız.
Üretim ve rekabet koşullarının daha uygun olduğu ülkelere tamamen taşınma veya Türkiye’de küçülerek bu ülkelerde yatırım yapma; alıcıların siparişlerini koşulların uygun olduğu ülkelerde üretme yani organizatörlük görevini üstlenerek Türkiye’deki üretim ve istihdamı azaltma seçenekleri giderek daha çok sektör oyuncusunun gündeminde yer almaya başladı.
Sektörde yurt dışı yatırımları yaygınlaşıyor ve böyle giderse daha da yaygınlaşacak.
Neticede kaybeden ülkemiz olacak” şeklinde konuştu.
Jak Eskinazi: “Euro dolar paritesi olmasa ihracatta tablo daha ağır olacaktı” Hazır giyim ihracatındaki düşüşe rağmen Avrupa pazarına satışların tamamen durmadığını ancak adetlerin ciddi şekilde azaldığını söyleyen Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Kalite bizi bir nebze ayakta tuttu, euro dolar paritesi de elimizi rahatlattı.
Eğer parite lehimize olmasaydı durum çok daha ağır olurdu, malları gönderemezdik” dedi.
Türkiye’de işçilik ve girdi maliyetlerinin artışıyla birlikte çalışanların da geçim sıkıntısı yaşadığına dikkat çeken Eskinazi, “İstihdam kaybı her yerde devam ediyor.
Fiyatlar kurtarmıyor, çalışan aldığı parayla geçinemiyor.
Türkiye rakamlarla oynamayı seviyor ama gerçek enflasyon çok daha yüksek.
Enflasyon beklentileri sürekli yukarı yönlü revize ediliyor.
Sürdürülebilir rekabet için sadece kur avantajına güvenmek doğru değil.
Avrupa Türkiye’den alımlarını azalttı.
Eskiden 10 liraya aldığını 50 adet alırken, şimdi 15 liraya 25 adet alıyor.
Bazı ürünlerin muadilini bulamadıkları için bizden alıyorlar ama adetler düşüyor.
Satış fiyatlarımız yüzde 15-20 arttı ama bu kâr ettiğimiz anlamına gelmiyor, sadece zarar ediyoruz” diye konuştu.
Burak Sertbaş: “Hazır giyimciler direniyor ama kur baskısı sürdürülebilir değil” Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, hazır giyim sektörünün en küçük dalgalanmadan bile çabuk etkilendiğini belirterek, Türkiye’nin ihracat pazarında karşılaştığı sorunların temelinde maliyetler ve kur politikası olduğunu söyledi.
Sertbaş, “Avrupa’daki ekonomik sıkıntılar etkili ama asıl mesele bu değil.
Bizim asıl sorunumuz maliyetlerin hızla artması ve kurun buna ayak uyduramaması.
Portekiz üç yıl önceki fiyatlarını koruyabiliyor, biz ise aynı ürüne maliyet baskısından dolayı yüzde 20-30 zam yapmak zorunda kalıyoruz.
Bu şartlarda rekabet etmemiz çok zor” dedi.
Avrupalı alıcıların Türkiye’ye bakışının farklı olduğuna dikkat çeken Sertbaş, “Bizim pazarlarda kayıp yaşadığımız söyleniyor ama ben buna katılmıyorum.
Avrupalı alıcı bizi arka bahçesi olarak görüyor.
Öncelikle bizden almayı tercih ediyor.
Ancak fiyat tutturamadığımızda mecburen Mısır’a ya da Uzakdoğu’ya gidiyorlar.
Yani mesele müşteri bulamamak değil, maliyetler nedeniyle fiyat rekabetini kaybetmemiz” diye konuştu.
Türkiye’de işçilik ve enerji giderlerinin ihracatçının belini büktüğünü dile getiren Sertbaş, “Sektörümüzde maliyetlerin yüzde 30-40’ını işçilik oluşturuyor.
Buna enerji eklenince yüzde 70’lere kadar çıkan bir yük var.
Bugün birçok firma müşteri kaybetmemek için zararla mal satıyor.
Bu sürdürülebilir değil.
İhracat destekleriyle nefes almaya çalışıyoruz ama bu desteklerin kalıcı ve daha güçlü hale gelmesi şart.
Kurdaki artış enflasyonun gerisinde kaldığı sürece ihracatçı nefes alamaz.
Eğer kur artmıyorsa, o zaman devletten beklentimiz ihracatçıyı rahatlatacak mekanizmaların devreye girmesi.
Yani ya kur serbest bırakılmalı ya da üreticiyi, ihracatçıyı ayakta tutacak doğrudan destekler sağlanmalı” ifadelerini kullandı.
Hazır giyim sektörünün farklı pazarlara açılmaya çalıştığını ancak Avrupa’daki düzenli işleyişin yerini tutmadığını belirten Sertbaş, “Yeni pazar arayışımız var ama çok kolay değil.
Avrupa’da lojistikten ödemelere kadar sistem oturmuş durumda.
Alternatif pazarlarda aynı güveni bulmak kolay değil.
Amerika bu anlamda bizim için önemli bir hedef.
Ancak kısa vadede Avrupa’nın yerini doldurması mümkün değil” diye konuştu.
Türkiye’nin üretim gücüne dikkat çeken Sertbaş, ihracatın ülke ekonomisi için vazgeçilmez olduğunu vurguladı: “Hizmet sektörüyle Türkiye büyüyemez.
Üretmeden, ihracat yapmadan bu ülkenin ayakta kalması mümkün değil.
Biz hazır giyimciler olarak direniyoruz, bildiğimiz işi sonuna kadar yapmaya devam edeceğiz.
Ama bunun için sektörün nefes alması lazım.
Eğer doğru adımlar atılmazsa hem istihdam kaybı hızlanır hem de ihracat hedefleri riske girer.” Yasin Akçakaya: “Sektör nefes almak için destek bekliyor” Avrupa’daki resesyon süreci sona ermesine rağmen hazır giyim ihracatında bir iyileşme olmadığını dile getiren Ege Giyim Sanayicileri Derneği (EGSD) Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Akçakaya, “Ana pazarımız olan AB’de alımlar artıyor, fakat rakip ülkeler ile aramızda çok büyük fiyat farkları olduğu için maalesef rekabetçi olamıyoruz ve mevcut müşterilerimizi de kaybediyoruz.
Bunun temel sebebi 3 yıla yakındır sürekli artan işçilik ve girdi maliyetlerimiz.
Buna paralel olarak da döviz kurunun enflasyon oranında artmaması ve bu sebeplerle bizim fiyat tutturamayışımız.
Maalesef ki bu sebepler pazarlarımızı rakip ülkelerere kaptırmamıza sebep oldu ve olmaya devam ediyor” dedi.
Türkiye’nin mevcut işgücü, girdi maliyetleri ve mevcut kur politikası ile rakipleriyle mücadele etme şansının olmadığını söyleyen Akçakaya, “Türkiye bundan sonra hazır giyimde ucuz ve fast fashion üretimden yavaş yavaş çıkmak, slow fashion ve özel ürünler üretmek zorunda.
Maalesef girdi maliyetlerimiz çok arttı.
Kurun baskılanması sonucunda ihracat yaptığımız ülkelere pahalı kalıyoruz.
Diğer ülkeler ile rekabet gücümüz azalıyor.
Finansman maliyeti çok yüksek, ara malı maliyeti de çok yüksek, dolayısıyla pahalı kalmaya devam edeceğiz gibi görünüyor” diye konuştu.
Hazır giyimde 35 yıl sonra ilk kez dünya paylarının yüzde 3’ün, AB payının ise yüzde 5’in altına düştüğü söyleyen Akçakaya, “Katma değerli ürün ihraç eden bir sektör olduğumuz için sektörümüze özel destekler bekliyoruz. 1 milyon istihdam yaratan sektörümüzün korunmasına yönelik önlemler alınırsa rekabete tekrar girebiliriz.
Sektörün şu andaki durumuna yönelik, öncelikle finansman desteği ve kur desteği sağlanıp sektörün öncelikle mevcut kazanımlarını koruması gerekiyor.
Geçici çözümler ile sektör ancak nefes alır ve nefesi bir süre sonra kesilir” uyarısında bulundu.
Hüseyin Memişoğlu: “Ev tekstilinde de zorlanıyoruz” Ev tekstilinde hazır giyim kadar kan kaybı yaşamasa da fiyat tutturmak konusunda zorlandıklarını ve tedarik zincirinde kaymaların başladığını dile getiren Denizli İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Memişoğlu, “Avrupa’ya ihracatımızda yüzde 3’lük bir düşüşümüz var.
Sektörü bekleyen bir başka tehlike ise Hindistan’ın Avrupa Birliği ile arasında düzenlenen serbest ticaret anlaşması. 1 Ocak itibariyle pazarda daha fazla boy göstermeye başlayacaklar.
Acil ilave önlemler alınması gerekiyor.
İstihdam dostu bir sektörüz ve bu sektörleri kaybedersek geri dönüşü olmaz.
Şu an yüzde 3 Döviz Dönüşüm Desteği sağlanan İhracat Bedeli Kabul Belgesi’nin (İBKB) yüzde 5’e çıkartılmasını ve kısa çalışma ödeneklerinin geri getirilmesini talep ediyoruz” dedi.
Nuri Turgut: “Düşük kur politikası ile daha fazla ilerleyemeyiz” Hazır giyim sektörünün Avrupa’ya olan ihracatındaki rakamların düşmesindeki temel sebebin fiyat tutturamıyor olduklarını söyleyen Denizli Sanayiciler ve İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Turgut, “Avrupa’da tüketime yönelik hareket belli ölçek dahilinde artarak devam ediyor.
Ama işini görebilecek en yakın tedarikçi Türkiye yerine Uzakdoğu’dan işini çözme yoluna gidiyor.
Birim fiyatlarına bakıldığında Türkiye’nin düşüşü çok daha net görülüyor.
Bizim acil bir değişim - dönüşüm sürecine ihtiyacımız var.
Hasar alarak yola devam ediyoruz.
Maalesef düşük kur politikasıyla gelinen nokta bu.
Bütün PMI’larda olması gereken 50 standardının çok altındayız. 40’ın altına düşmüş durumdayız.
Bu tabloyu değiştirmek için farklı pazar arayışlarımız mevcut.
Özellikle Afrika ve Amerika gibi pazarlara yönelmiş durumdayız.
Bu bir istekten ziyade bir zorunluluğa dönüşmüş durumda” dedi.
Tekstil ve hazır giyimin Türkiye’nin motor sektörü konumunda olduğunu hatırlatan Turgut, “Gelinen noktada sektör şimdi sıkıntılarla dolu. 1 milyonu kayıtlı, bir o kadar da kayıtsız olmak üzere emek yoğun, sosyal barışın teminatı bir sektörüz.
Sektörümüzün içinde bulunduğu bu fiyat problemi ile ilgili olarak devletin 35 yıllık bir geçiş projesi programı uygulaması lazım.
Yoksa mevcuttaki tabloda biz seneye bundan çok daha fazla şikayetçi olacağız, öbür sene şikayetlerimiz daha da artacak ve ‘biz bu işi yapmayalım’ noktasına geleceğiz.
Bu programın bir an önce devreye girmesi gerekiyor” diye konuştu.