Haber Detayı
HÜDA PAR: Mescid-i Aksa’yı kapatma kararı İslam ümmetine açık bir savaş ilanıdır
Soykırımcı israilin 28 Şubat’tan bu yana Mescid-i Aksa’yı kapalı tutması ve Ramazan ayında Müslümanların ibadetini kısıtlaması uluslararası alanda geniş tepkilere yol açtı. HÜDA PAR, Mescid-i Aksa’nın kapatılmasının Filistin halkına ve İslam ümmetine yönelik sistematik saldırının yeni bir aşaması olduğunu belirterek söz konusu kararı “açık bir savaş ilanı” olarak nitelendirdi.
Soykırımcı israil makamları Mescid-i Aksa’yı 28 Şubat’tan bu yana kapalı tutuyor.
Tel Aviv yönetimi kararın İran İslam Cumhuriyeti ile yaşanan gerilim ve güvenlik gerekçeleri nedeniyle alınan olağanüstü önlemler kapsamında uygulandığını savunuyor.
Bu kapsamda Kudüs’ün Eski Şehir bölgesinde giriş çıkışlar sınırlandırıldı ve ibadet alanlarına erişim kısıtlandı.
Caminin kapatılması, Ramazan ayı boyunca Müslüman ibadetine yönelik giderek artan kısıtlamaların ardından geldi.
Bu ayın başlarında soykırımcı israil makamları, İran İslam Cumhuriyeti ile savaş nedeniyle oluşan “güvenlik durumu” gerekçesiyle Mescid-i Aksa’da cuma namazını da yasaklamıştı.
Aynı dönemde şehirde Yahudilerin Purim kutlamalarının yapılmasına ise izin verildi.
Filistinliler ve dini yetkililer bu kararın, İslam takviminin en yoğun ibadet dönemlerinden biri olan Ramazan’da caminin ibadet edenlerden fiilen boşaltılmasına yol açtığını belirtti ve bölgesel savaşı Mescid-i Aksa’ya erişimi kısıtlamak için bahane olarak kullanmakla suçladı.
Filistin Dışişleri Bakanlığı, caminin kapalı tutulmasının “Filistinlilerin haklarının açık bir ihlali” olduğunu söyledi.
İslami Direniş Hareketi Hamas ise bunun “tehlikeli bir tarihi emsal” oluşturduğunu ve ibadet özgürlüğünün ihlali anlamına geldiğini açıkladı.
Mescid-i Aksa uzun yıllardır, kutsal alanın yalnızca İslami ibadete tahsis edilmesini öngören uluslararası bir düzenleme kapsamında yönetiliyor.
Bu statükoya göre caminin yönetimi ve erişim düzenlemeleri, Ürdün tarafından görevlendirilen ve Mescid-i Aksa kompleksini yöneten dini vakıf kurumu Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’ne (Waqf) ait.
Ancak soykırımcı israilin Doğu Kudüs’ü işgalinden bu yana geçen yıllarda bu düzenlemenin Müslüman ibadet edenlere ve vakıf görevlilerine yönelik kısıtlamalarla giderek aşındığı, buna karşılık Yahudi varlığının ve israil kontrolünün genişlediği belirtiliyor.
Tarihte ilk kez Kadir Gecesi’nde kapalı kaldı Kadir Gecesi’nde Müslümanların kutsal mekanı Mescid-i Aksa’yı kapalı tutmaya devam etti.
Böylece Aksa yerleşkesi, modern tarihte ilk kez Kadir Gecesi’nde tamamen boş kaldı.
Soykırımcı israil güçleri cami çevresini ağır şekilde askerileştirerek bölgeyi kuşattı ve İslam’ın en mübarek gecelerinden birinde ibadet için girişleri tamamen engelledi.
Filistin Kudüs Valiliği, israil güçlerinin Kudüs’ün Eski Şehir bölgesini adeta askeri kışlaya çevirdiğini açıkladı.
Yüzlerce asker Eski Şehir’in farklı noktalarına ve Mescid-i Aksa çevresine konuşlandırıldı, mübarek gece boyunca kısıtlamalar daha da sıkılaştırıldı.
Caminin kapalı tutulmasına rağmen yüzlerce Filistinli, israil güçlerinin girişleri engellemesi üzerine yakındaki sokaklarda yatsı ve teravih namazı kıldı.
İbadet edenler özellikle Bab el-Sahira Kapısı ve Şam Kapısı çevresinde toplandı; Mescid-i Aksa ise tamamen boş bırakıldı.
Valilik açıklamasında, israil askerlerinin bölgeyi sıkı bir güvenlik çemberine aldığını ve Müslümanların camiye ulaşmasını engelleyerek Aksa üzerindeki kuşatmayı sürdürdüğünü belirtti.
Sosyal medyada ise Filistinli aktivistler halka çağrı yaparak Mescid-i Aksa üzerindeki ablukayı kırmak ve Kadir Gecesi namazını cami içinde ya da ulaşılabilen herhangi bir noktada ihya etmek için çağrıda bulundu.
Sekiz ülkeden soykırımcı israile Mescid-i Aksa tepkisi Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) dışişleri bakanları, soykırımcı israilin Ramazan ayında Müslümanların Mescid-i Aksa / Harem-i Şerif’e erişimini kısıtlamasını kınadı.
Sekiz ülke tarafından yayımlanan ortak açıklamada, uygulamaların uluslararası hukukun açık ihlali olduğu vurgulandı.
Ortak açıklamada, soykırımcı israilin Kudüs’ün Eski Şehri’ne ve ibadet yerlerine erişime yönelik güvenlik gerekçesiyle getirdiği kısıtlamaların uluslararası insancıl hukuk ile Kudüs’teki tarihi ve hukuki statükoyu ihlal ettiği ifade edildi.
Dışişleri bakanlarının açıklamasında, Eski Şehir’deki ibadet yerlerine yönelik ayrımcı ve keyfi erişim sınırlamalarının, ibadet özgürlüğü ve kutsal mekanlara engelsiz erişim ilkelerine aykırı olduğu belirtildi.
Açıklamada soykırımcı israilin Mescid-i Aksa / Harem-i Şerif’e yönelik söz konusu tedbirlerinin hukuka aykırı ve gayrimeşru olduğu vurgulanarak bu uygulamaların kesin şekilde reddedildiği ve kınandığı bildirildi.
Ayrıca soykırımcı israilin işgal altındaki Kudüs üzerinde veya şehirdeki İslami ve Hristiyan kutsal mekânları üzerinde herhangi bir egemenliğe sahip olmadığı ifade edildi.
Bakanlar, 144 dönümlük Mescid-i Aksa yerleşkesinin tamamının yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet alanı olduğunu hatırlattı.
Açıklamada, Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığı’na bağlı Kudüs Evkaf ve Mescid-i Aksa İşleri İdaresi’nin, Mescid-i Aksa’nın idaresi ve girişlerin düzenlenmesi konusunda tek yetkili kurum olduğu vurgulandı.
Bakanlar, soykırımcı israile Mescid-i Aksa’nın kapılarının kapalı tutulmasına son verilmesi, Kudüs’ün Eski Şehri’ne yönelik erişim kısıtlamalarının kaldırılması ve Müslümanların ibadet için camiye girişinin engellenmemesi çağrısında bulundu.
Uluslararası topluma da çağrı yapılarak, Kudüs’teki İslami ve Hristiyan kutsal mekanlarına yönelik ihlallerin durdurulması için İsrail’e karşı kararlı bir tutum alınması istendi.
HÜDA PAR: Mescid-i Aksa’yı kapatma kararı açık bir savaş ilanıdır HÜDA PAR, soykırımcı israilin Mescid-i Aksa ve El-Halil’deki İbrahim Camii’ni ibadete kapatma kararına ilişkin açıklama yaptı.
Açıklamada söz konusu adımın Filistin halkına ve İslam ümmetine yönelik sistematik saldırının yeni bir aşaması olduğu vurgulandı.
Parti açıklamasında, Mescid-i Aksa’nın kapatılmasının Müslümanların inancına, kutsallarına ve Kudüs’ün tarihi statüsüne yönelik açık bir savaş ilanı olduğu ifade edildi.
Kararın aynı zamanda Müslümanların ibadet özgürlüğünü hedef alan bilinçli bir provokasyon olduğu belirtildi.
HÜDA PAR, israil işgal yönetiminin Kudüs’teki hukuki ve dini statükoyu fiilen değiştirmeye çalıştığını savunarak, İslam dünyasının büyük bölümünün yalnızca kınama açıklamalarıyla yetinmesinin işgali daha da cesaretlendirdiğini kaydetti.
Özellikle Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’nin bağlı olduğu Ürdün başta olmak üzere İslam ülkelerinin daha güçlü adımlar atması gerektiği vurgulandı.
Açıklamada, tepkisizliğin devam etmesi halinde Mescid-i Aksa’nın kapatılmasıyla sınırlı kalmayacak daha ağır sonuçların ortaya çıkabileceği ifade edilerek, siyonist hareketin uzun süredir gündeme getirdiği “Üçüncü Tapınak” projesinin göz ardı edilmemesi gerektiği dile getirildi.
HÜDA PAR ayrıca işgalci israilin tarihinin en zayıf dönemlerinden birini yaşadığını ve bu süreçte gerçekleştirdiği saldırı ve provokasyonların bölgeyi daha büyük bir çatışmaya sürükleyebileceği uyarısında bulundu.
Açıklamada son olarak, Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın yalnızca Filistinlilerin değil tüm İslam ümmetinin emaneti olduğu belirtilerek İslam ülkelerinin yalnızca kınama mesajlarıyla yetinmemesi, Kudüs ve Filistin halkının korunması için somut ve caydırıcı adımlar atması gerektiği ifade edildi.
Parti tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi; Siyonist işgal rejiminin Mescid-i Aksa ve El-Halil’de bulunan İbrahim Camii’ni ibadete kapatma kararı, Filistin halkına ve İslam ümmetine karşı yürütülen sistematik saldırının yeni bir aşamasıdır.
Söz konusu adım Müslümanların inancına, kutsallarına ve Kudüs’ün tarihi statüsüne yönelik açık bir savaş ilanıdır ve Müslümanların ibadet özgürlüğünü hedef alan bilinçli bir provokasyondur.
Siyonist rejim, Kudüs’teki hukuki ve dini statükoyu fiilen değiştirmeye çalışmaktadır.
Buna rağmen başta Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’nin bağlı olduğu Ürdün olmak üzere İslam dünyasının büyük kısmının yalnızca kınama açıklamalarıyla yetinmesi, işgalin cesaretini artırmaktadır.
Eğer bu tepkisizlik ve edilgen tutum devam ederse, Mescid-i Aksa’nın kapatılmasıyla sınırlı kalmayacak daha ağır sonuçlarla karşı karşıya kalınacaktır.
Siyonist hareketin yıllardır dillendirdiği “Üçüncü Tapınak” projesinin yalnızca bir hayal olarak kalmayacağı gerçeği göz ardı edilmemelidir.
Bugün siyonist rejim tarihinin en zayıf dönemlerinden birini yaşamaktadır.
Birden fazla cephede baskı altındayken işlediği saldırılar ve provokasyonlar, bölgeyi daha büyük bir çatışmaya sürükleme riskini taşımaktadır.
Bu nedenle İslam ülkeleri yalnızca kınama açıklamalarıyla yetinmemeli; Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın ve Filistin halkının korunması için somut ve caydırıcı adımlar atmalıdır.
Kudüs ve Mescid-i Aksa yalnızca Filistinlilerin değil bütün İslam ümmetinin emanetidir.
Kutsalların hedef alındığı bu saldırılar karşısında suskun kalmak, işgal politikalarına dolaylı destek anlamına gelir.
İslam dünyası artık sözle değil, etkili siyasi ve askeri adımlarla bu saldırılara karşı durmak zorundadır.
Alimlerden Mescid-i Aksa'nın kapatılmasına tepki Mescid-i Aksa’nın israil işgal birimleri tarafından günlerdir abluka altında tutulması ve Müslümanların kutsal mabetlerine girişlerinin engellenmesi üzerine, Aksa Emanetçileri Derneği organizasyonuyla geçtiğimiz günlerde önemli bir buluşma gerçekleştirildi.
Başakşehir’deki dernek merkezinde bir araya gelen alimler, devam eden hak ihlallerine ve ibadet kısıtlamalarına karşı ortak bir duruş sergiledi.
Geniş bir coğrafi temsiliyetin görüldüğü toplantıya; Filistin, Sudan, Yemen, Doğu Türkistan, Mısır ve Cezayir başta olmak üzere pek çok İslam ülkesinden kanaat önderi katıldı.
Bu önemli açıklamada ayrıca Türkiye’den İTTİHADUL ULEMA Genel Başkan Yardımcısı Suat Yaşasın ve Genel Sekreter Muhammed Özer de hazır bulundu.
Heyet adına hazırlanan metni kamuoyuyla paylaşan Yemenli alim Dr.
Abdullah Zindani, işgal güçlerinin Mescid-i Aksa’yı ucu açık bir süreyle kapatma kararının kabul edilemez olduğunu belirtti.
Zindani, bu uygulamanın dünya üzerindeki tüm Müslümanların en temel haklarından biri olan ibadet özgürlüğüne yönelik çok ağır ve sistematik bir saldırı teşkil ettiğinin altını çizdi.
Zindani, "Alimler ve onların ilmi kurumları, ümmetin hür insanlarıyla birlikte, işgal güçlerinin Mescid-i Aksa'yı kapatması, içinde namaz kılınmasını engellemesi, cuma namazını iptal etmesi ve itikafı yasaklaması yönündeki uygulamaları büyük bir endişe ve dikkatle takip etmektedir.
İşgal yönetimi bu uygulamaları bölgesel savaşla bağlantılı güvenlik tedbirleri gerekçesiyle açıklamaktadır.
Ancak bu iddia gerçekte kabul edilemez bir gerekçedir.
Zira bu adım, Mescid-i Aksa üzerinde egemenlik kurma ve kontrolü dayatma girişiminin açık bir göstergesidir.
Aynı zamanda bu hamle, Filistin'deki Müslümanların en kutsal mekanı üzerinde karar verme, kapatma ve mülkiyet yetkisinin kendilerinde olduğu mesajını verme çabasını yansıtmaktadır." dedi.
Mescid-i Aksa'nın siyasi güç gösterilerinin yapılacağı bir alan ya da çatışmaların pazarlık konusu yapılacak bir kart olmadığını vurgulayan Zindani, "O, İslam ümmetine ait tartışmasız bir haktır ve bölünmesi ya da devredilmesi mümkün olmayan kalıcı bir İslam vakfıdır.
Bu nedenle Mescid-i Aksa'nın kapatılması ve namazın engellenmesi, ibadet özgürlüğüne yönelik açık bir saldırı, son derece tehlikeli bir ihlal ve dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların duygularını provoke eden bir adımdır.
Ayrıca kapatma kararının süresi belirsiz olup savaşın gidişatına bağlanmıştır.
Bu da Mescid-i Aksa'nın ne kadar süre kapalı kalacağının bilinmediği anlamına gelmektedir." diye konuştu.
İşgal güçleriyle yaşanan mücadele tarihinde tehlikeli bir emsal teşkil eden bu suç karşısında dört hususa değinen Zindani, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: Birincisi; İslam ümmetini, yaşananların gerçek mahiyetinin farkına varmaya ve Mescid-i Aksa'ya sahip çıkmak için sorumlu ve etkili bir harekete geçmeye davet ediyoruz.
Bu ümmetin ön safında yer alan hatipler ve imamlar başta olmak üzere, tüm din görevlilerine çağrıda bulunuyoruz!
İnsanlara içinde bulunduğumuz sürecin ciddiyetini anlatın.
İkincisi; 1969 yılında Mescid-i Aksa'nın yakılması hadisesinin ardından kurulan İslam İşbirliği Teşkilatı'nı ve Arap ve İslam ülkelerinin hükümetlerini, tarihi sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz.
Bu çerçevede işgal yönetimine Mescid-i Aksa'nın derhal yeniden açılması ve ona yönelik tüm uygulamaların durdurulması için ciddi ve acil baskı uygulanmalıdır.
Üçüncüsü; Ürdün Haşimi Krallığı'na bağlı İslam Vakıfları İdaresi, İslami kutsal mekânların hamiliğini üstlenmiş bir kurum olarak büyük bir sorumluluk taşımaktadır.
Bu kurumun Mescid-i Aksa'nın yönetimindeki egemenlik hakkını kullanması, mabedin tamamını eksiksiz şekilde koruması ve derhal ibadete açıldığını ilan etmesi gerekmektedir.
Dördüncüsü; Kudüs'te, Batı Şeria'da ve 1948 topraklarında yaşayan kardeşlerimize ve Mescid-i Aksa'ya ulaşma imkanı bulunan herkese çağrıda bulunuyoruz: Mescid-i Aksa'yı imar edin, ona doğru yola çıkın, üzerindeki yasak ve kısıtlamaları kırın.
Tüm engellere, kontrol noktalarına ve keyfî uygulamalara rağmen oraya ulaşmaya çalışın.
Daha önce Kudüs halkının ortaya koyduğu direniş dalgalarının zafer getirdiği unutulmamalıdır.
Mescide ulaşamayanların ise ulaşabildikleri en yakın noktada her gün namaz kılmaları, hem tam sevap kazanmalarına hem de işgal politikalarına karşı bir direniş anlamı taşıyacaktır.
Sonuç olarak; son günlerde peş peşe alınan bu kararlar doğrudan Mescid-i Aksa'yı hedef almaktadır ve yaşanan gelişmeler, mevcut olayların fırsat bilinerek sahada yeni fiili durumlar oluşturulmak istendiğini göstermektedir.
Bu planlara karşı koymak ümmetin ortak sorumluluğudur.
Bu sorumluluk ise bilinç, birlik ve farklı düzeylerde ciddi bir hareketi gerekli kılmaktadır.
Allah Mescid-i Aksa'yı muhafaza etsin, saldırganların tuzaklarını boşa çıkarsın, ümmeti hak, izzet ve güç üzerinde birleştirsin ve bu savaşın ateşini söndürsün.
Kurtulmuş: Mescid-i Aksa’yı kapatmak Müslümanların inancına saldırıdır Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Mescid-i Aksa'nın kapılarına kilit vurulmasının veya girişlerin engellenmesinin, dünya genelindeki milyonlarca Müslümanın inanç özgürlüğüne yapılmış aleni bir saldırı niteliği taşıdığını kaydetti.
Kurtulmuş, Mescid-i Aksa'nın kapalı olmasını eleştirerek, "Mescid-i Aksa'nın kapılarına kilit vurmak, milyonlarca Müslümanın inancına açık bir saldırıdır.
Mescid-i Aksa, savaş şartlarında bile ibadete kapanmaması gereken kutsal bir mabeddir.
Bu hakikati bugün hiç kimse görmezden gelemez. siyonist rejimin zulüm ve barbarlığı, Müslümanların Mescid-i Aksa'da ibadet etme hakkını elinden alamaz." dedi.
Kurtulmuş, uluslararası toplumun suskunluğunu da eleştirerek, "Uluslararası toplum ve küresel sistemin bu açık haksızlık karşısındaki suskunluğu, yaşananlar kadar kaygı vericidir." ifadelerini kullandı.
Ömer Çelik: Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatmak barbarlıktır AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, soykırımcı israilin Mescid-i Aksa’ya yönelik müdahalelerine sert tepki gösterdi.
Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Çelik, ibadet özgürlüğünün engellenmesini “barbarlık” olarak nitelendirerek uluslararası toplumu israilin hukuksuz eylemlerine karşı ortak tavır almaya çağırdı.
Soykırımcı israilin Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatmasına ve Müslümanların burada namaz kılmasının engellenmesine tepki gösteren Çelik, bunun sadece bir hukuk ihlali değil aynı zamanda insanlığın ortak değerlerine yönelik bir saldırı olduğunu ifade etti.
Çelik açıklamasında, israilin kutsal mekanlara yönelik müdahalelerinin uluslararası hukuku açık biçimde ihlal ettiğini vurgulayarak, dünya kamuoyunun bu durum karşısında sessiz kalmaması gerektiğini belirtti.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “israilin Mescid-i Aksa’ya dönük saygısızlığı insanlığın tüm değerlerine yeni bir saldırıdır. israilin Mescid-i Aksa'yı ibadete kapatmasını ve Müslümanların burada namaz kılmasını engellemesini en güçlü şekilde kınıyoruz.
Müslümanların Mescid-i Aksa’da namaz kılmasını engellemek barbarlıktır. israil bir kere daha uluslararası hukuku ihlal etmektedir.
İnsanlığın değerlerini korumak için tüm dünyanın İsrail’in hukuksuz eylemlerine karşı ortak mücadele etmesi gerekmektedir.” Çelik, açıklamasında uluslararası toplumun ve ilgili kurumların israilin Mescid-i Aksa’ya yönelik müdahaleleri karşısında daha güçlü ve ortak bir tutum sergilemesi gerektiğini vurguladı.