Haber Detayı
İran füzeleri İsrail’de göçü tetikledi: “İsrail artık tam manasıyla güvenli bir ülke değil” | Dış Haberler
ABD/İsrail-İran Savaşı'nda İran’ın kalabalık nüfusun yaşadığı İsrail kentlerine attığı füzeler, İsrail’den dışarı göçü tetikledi. İsrail’de savaştan önce başlayan beyin göçü, İran füzeleri ile hız kazandı. Bu durum, İsrail’in güvenlik duvarının da yıkıldığı ve artık güvenli bir ülke olmadığı anlamına da geliyor. Ülkede, Demir Kubbe’nin de artık güvenlik duvarı oluşturmadığı kanaati hakim olmaya başladı.
İran la devam eden savaşta sahadaki durum İsrail halkı için gerçekten kaygı oluşturmaya başladı: İran’ın balistik füze ve drone saldırıları sonrası İsrail’de birçok şehirde hava savunma sirenleri ve sığınaklara inişler yaşandı.
İran, İsrail şehirlerini hedef alıyor ve sürekli hava savunma sistemi devreye giriyor.
O kadar çok füze atıldı ki İsrail’in elindeki savunma füzeleri yetersiz kalmaya başladı. Özellikle Tel Aviv ve merkez bölgelerde halk arasında ciddi güvenlik endişesi ve panik yaşanmaya başladı.
İSRAİL’DEN ÇIKMAK İSTEYENLER ARTTI İlk günlerdeki çatışmalar sırasında; İsrail hava sahası bir süre kapatıldı, çok sayıda yolcu yurt dışında mahsur kaldı, sonrasında sınırlı sayıda çıkış uçuşu açıldı.
Uçuşların yeniden başlamasıyla bazı İsrailliler ülkeyi terk etti.
Hatta bazı uçuşlarda yolcuların en az 30 gün dönmeyeceklerine dair belge imzalaması istendi.
Ayrıca Ben-Gurion Havalimanı’nda çıkmak isteyen yolcular nedeniyle yoğunluk ve gerginlik yaşandığına dair haberler yer aldı.
Bu arada farklı gelişmeler de yaşanıyor.
Yaklaşık 120 bin İsrailli yurtdışında mahsur kaldı ve ülkelerine geri dönmek istedi.
İsrail devleti geri dönüş operasyonu başlattı; on binlerce kişi ülkeye geri getirildi.
Tek yönlü göç değil, daha çok savaş nedeniyle oluşan karışık bir insan hareketi var.
Son yıllarda özellikle güvenlik krizlerinde İsrail’de iç göç sık görülüyor.
Daha önceki çatışmalarda 200 binden fazla İsrailli kuzey ve güney sınır bölgelerinden tahliye edilmişti.
Son İran füze saldırılarında da sınır bölgelerinde, askeri hedeflere yakın şehirlerde, geçici iç tahliyeler yapıldı.
Sonuç olarak İran’ın füze saldırıları nedeniyle; İsrail’de panik ve sınırlı çıkış hareketi var.
EN ÇOK HEDEF ALINAN KENTLER İran’ın füzelerle vurduğu İsrail kentlerinden; Tel Aviv, saldırılarda ana hedef oldu.
İsrail nüfusunun ve ekonomisinin merkezi olduğu için özellikle hedef seçildi.
Füze parçaları ve bazı doğrudan düşüşler nedeniyle binalar hasar gördü, onlarca kişi yaralandı.
Tel Aviv’de yüzbinlerce kişi sık sık sığınaklara girmek zorunda kaldı.
Tel Aviv’in doğusundaki yoğun nüfuslu şehir Bnei Brak’ta füze parçaları ve patlamalar nedeniyle sivil bölgelerde hasarlar oluştu.
Tel Aviv’e bitişik finans merkezi Ramat Gan’da füze enkazı ve patlamalar nedeniyle binalarda hasar meydana geldi.
İsrail’in büyük şehirlerinden Petah Tikva’da füze parçalarının düşmesi ve patlamalar sonucu yaralanmalar ve maddi hasar rapor edildi.
Kudüs yakınlarındaki Beit Shemesh’te İran füzeleri ve önleme füze parçalarından kaynaklı hasar meydana geldi.
İsrail’in güneyindeki en büyük şehir Be’er Sheva’da askeri tesisler hedef alındı.
Savaş başladığından bu yana İran’dan İsrail’e 200’e yakın saldırı dalgası tespit edildi. 14 sivil öldü, 2 bin 500’den fazla yaralı var. 3 binden fazla kişi evini terk etti.
İRAN TAKTİK DEĞİŞTİRDİ İran, bazı balistik füzelerde cluster (parçacık bombalı) başlık kullanmaya başladı.
Bu füzeler havada patlıyor, çok sayıda küçük mühimmat yayıyor ve geniş bir alanı etkiliyor.
Bu nedenle şehirlerin içinde hasar alanı büyüyor.
İran hedefleri tesadüf seçmiyor.
En çok saldırı metropol Tel Aviv.
Burada nüfus yoğun ve ekonomi merkezi.
Güneyde askeri üslerin olduğu şehirler ve Kudüs çevresi hedef alınıyor.
Amaç askeri yıkımdan çok psikolojik baskı oluşturmak.
YETİŞMİŞ İNSAN GÜCÜ ÇIKIYOR İsrail’de kitlesel kaçıştan çok belirli sosyo-ekonomik grupların geçici çıkışı yaşanıyor.
En çok çıkan grup; yüksek eğitimli ve uluslararası bağlantısı olan kesim.
Yazılım mühendisleri, startup kurucuları, siber güvenlik uzmanları, yapay zeka araştırmacıları ülkeden çıkıyor.
Bu grubun daha hızla çıkması çift vatandaşlık oranının yüksek olması, yurt dışında iş bağlantılarının olması, uzaktan çalışma imkanlarının olması ve maddi statülerinin yüksek olmasından kaynaklanıyor. Çıkanlar arasında ikinci pasaportu olanlar da yüksek. Özellikle Avrupa Birliği ülkeleri, ABD, Kanada ve Avustralya pasaportu olanlar hızlı çıkıyor.
Güvenlik tekrar sağlanana dek ülkeden çıkmayı tercih ediyorlar.
Ayrıca gençler, aileler ve çocuklu kesim ülkeden ayrılmak istiyor.
Füze ve sirenlerin yoğun çaldığı bölgelerde çıkış eğilimi daha yüksek.
En çok gidilen ülkeler; Portekiz, Kıbrıs, Yunanistan, Almanya, ABD, Kanada. Çıkışın geçici olduğu söylense de bazı uzmanlar şu uyarıyı yapıyor: “Eğer savaş uzun sürer veya İran’la çatışma kronik hale gelirse yüksek nitelikli iş gücünde, “beyin göçü” riski oluşabilir.
Bu durum özellikle İsrail’in teknoloji ekonomisi için kritik önem taşıyor.
İsrail açısından en büyük risk; İsrail ekonomisinin motoru, Teknoloji, savunma sanayi, AR-GE Bu sektörlerde çalışanların önemli kısmı Tel Aviv’de yoğunlaşıyor.
Eğer bu kesim kalıcı olarak ayrılırsa, startup yatırımları düşebilir.
Teknoloji şirketleri merkezlerini taşımaya başlayabilir.
İSRAİL’DEN AYRILANLARIN SAYISI İsrail İstatistik Kurumu verilerine göre: - 2025 yılında 69.000’den fazla İsrailli ülkeyi terk etti.- Aynı yıl sadece 19.000 kişi geri döndü.- Net göç kaybı yaklaşık 20.000 kişi oldu.
Knesset raporlarına göre: - 2022’de 59 bin 400 kişi gitti.- 2023’te 82 bin 800 kişi gitti.- 2024’te on binlerce kişi daha ayrıldı.- 2020-2024’te toplam 150-200 bin İsrailli ülkeyi terk etti.
Bu veriler bize İsrail’in demografik açıdan da tehdit altında olduğunu gösteriyor.
İsrail’de büyük bir beyin göçü yaşanıyor.
Geçmişte Gazze ve Lübnan sınırlarından 200.000 - 240.000 İsrailli başka bölgelere tahliye edilmişti.
DEMİR KUBBE EFSANESİ ÇÖKÜYOR MU?
İsrail’in dünyaca ünlü hava savunma duvarı Iron Dome (Demir Kubbe) tamamen çökmüş değil ancak son İran saldırıları, sistemin sınırlarını ve zayıf noktalarını açık biçimde ortaya koydu.
Bu yüzden İsrail’de “Artık yüzde 100 güvenli değiliz” tartışması ciddi şekilde büyüdü.
Demir Kubbe; kısa menzilli roketleri, topçu mühimmatını ve bazı dronları imha etmek için tasarlandı.
Gazze’den atılan basit roketler için çok etkili ve başarı oranı genelde yüzde 90 oranında.
İran saldırılarında kullanılan mühimmat ise farklı.
İran, balistik füzeler, yüksek hızda süpersonik füzeler, çoklu salvo saldırıları yapıyor.
Bu tür saldırılar Demir Kubbe’nin ana hedefi değil.
Bu nedenle İsrail çok katmanlı bir savunma sistemi kullanıyor: - Iron Dome → kısa menzil- David’s Sling → orta menzil- Arrow 3 → balistik füze İsrail açısından en büyük zayıflık şu: “Bir ülke aynı anda yüzlerce füze gönderirse, savunma sistemleri doyabilir” Buna askeri literatürde saturation attack deniyor.
İran’ın yaptığı da büyük ölçüde bu: Çok sayıda füze, aynı anda farklı yönlerden saldırıyor.
Bu yüzden bazı füzeler savunmayı geçebiliyor.
İsrail ve ABD verilerine göre; İran füzeleri yüzde 80-90 oranında engellendi.
Ancak bazıları şehirlere ulaştı; bu yüzden sivil kayıplar ve hasarlar oluştu.
Sistem başarısız olmasa da tam koruma sağlamıyor.
İsrail hâlâ dünyanın en güçlü hava savunmalarından birine sahip.
Ancak büyük devletlerle savaşta hiçbir savunma sistemi yüzde 100 güvenli değil.
İsrail’de dokunulmazlık algısı psikolojik olarak kırıldı.
Demir Kubbe tamamen çökmese de büyük füze saldırılarında delinip aşılabiliyor.