Haber Detayı
'Okaliptüs ağaçlarının hepsi köklenmeli
'Okaliptüs ağaçlarının hepsi köklenmeli
Mehmet ÇINAR- Aysu DURSUN/ANTALYA, (DHA)- BURSA'da yaşayan balıkçı Adem Yılmaz (70) ile dostluğu filme konu olan Yaren leyleğin hikayesinin kahramanı yaban hayatı gözlemcisi Alper Tüydeş, bataklıkları kurutmak için Türkiye'ye getirilen okaliptüs ağaçlarının yer altı su kaynaklarını yok ettiğini belirterek, Radikal bir karar alıp, okaliptüs ağaçlarının hepsini köklememiz gerekiyor çağrısında bulundu.Bursa Karacabey'de her yıl buluşan Yaren leylek ve balıkçı Adem Yılmaz'ın hikayesini ortaya çıkaran yaban hayatı gözlemcisi ve doğa fotoğrafçısı Alper Tüydeş, Antalya'da doğaseverler ile 'Havadan, Sudan ve Kuştan Sohbetler' konulu bir buluşma gerçekleştirdi.
Tüydeş, Antalya'nın kuş fotoğrafçıları için de çok kıymetli bir yer olduğunu belirterek, Kuş ve doğa gözlemcileri için hem Toroslarda hem sahil kısmında çok değerli türler mevcut.
Hele bahar göçünün başladığı bir dönemde Antalya sahilleri ülkemiz için hem nadir hem de önemli bir göç rotası.
Nadir türlere de ev sahipliği yapan bir bölge.
Burada gerçek doğa hikayelerinden bahsettik.
Havadan, sudan, kuştan ve tabii ki iklim değişikliği ile birlikte mevsimsel orantısız yağışları ve mevsim normallerinin dışındaki hava olaylarını konuştuk dedi.
BATAKLIKLAR DOĞANIN EN ZENGİN ALANLARIYaban hayatı ve kuşlar için bataklıkların önemine dikkati çeken Alper Tüydeş, Yıllarca 'bataklıklar pis kokar' gibi zihnimize kötü bir algı oluşturuldu.
Fakat bataklıkların bugünkü sosyetik adı sulak alan oldu.
Ve bu bataklıklar doğada canlı çeşitliliğinin en yoğun görüldüğü alanlardan biri.
Belki de ilk sırada geliyor.
Canlı çeşitliliğinin yanı sıra tatlı su kaynaklarının yer altı sularının filtrelenerek temiz kalmasını sağlayan birer merkez aslında.
Karbon salınımını ormanlardan daha fazla tutuyor sulak alanlar, bataklıklar.
Ve o sığ sularda en renkli ve güzel kokulu çiçekleri görebilirsiniz.
Arıları, kelebekleri kendilerine çekerler.
Böcekler, kertenkeleler, balıklar, kurbağalar, sürüngenler kendi çevresine topluyor.
Ayrıca bataklıklar göç döneminde kuşlar için birer dinlenme tesisi gibi diye konuştu.
GÖÇMEN KUŞLARIN DİNLENME DURAĞILeylekler, pelikanlar, akbalıkçıllar, kartallar, ötücü kuşlar gibi pek çok kuş türünün bu bataklıkları dinlenme alanı olarak gördüğünü anlatan Tüydeş, bu kuşların beslenmesi için de bu sığ suların çok önemli olduğuna dikkati çekti.
Geçmişte sıtma gibi ölümcül hastalıklar nedeniyle bataklıkları kurutmak adına okaliptüs ağaçları kullanıldığını ifade eden Alper Tüydeş, Antalya bölgesinde de o kadar güçlü ağaçların geliş sebebi de zaten bu bataklık kurutması için.
Günümüzde su kaynakları azalıyor diyorsak radikal bir karar alıp, okaliptüs ağaçlarının hepsini köklememiz gerekiyor.
Bu ülkenin ağacı değil.
Zamanında bataklıkları kurutmak için getirilmiş ve şu an kendi başına yayılmaya devam ediyorlar.
Gediz Deltası kuruyor diye ağlıyor, sızlıyorlar.
Gediz Deltası'nda okaliptüs ağaçlarından oluşan devasa bir orman var ifadelerini kullandı.BATAKLIKLARI KURUTMAK İÇİN GETİRİLDİLERTürkiye'ye 1885'lerde getirilen ve ülkeye ait olmayan okaliptüs ağaçlarının yer altı su kaynakları ve sulak alanlara ciddi olumsuz etkisi olduğunu belirten Tüydeş, şöyle konuştu:Bu ağaçlar zaten suyu çeksinler, bataklıklar kurutulsun diye getirilmiş.
Ama bugün kontrol dışına çıkmış ve pek çok korunan sulak alanda bile yayılım göstermekte.
Bazı bölgelerde günden güne de artıyor.
Antalya'da da var ama mesela İzmir Gediz Deltası'ndaki orası da bugün su sıkıntısı yaşayan bir yer artık, tatlı su sıkıntısı yaşayan bir yer.
O bölgede okaliptüs ağaçlarından oluşan bir orman var.
Tabii ki bu konuda teknik, akademik kişilerin de söyleyeceği şeyler vardır ama bizler yıllardır bu sorunun altını çizmeye çalıştık.
Birilerinin bu kararı alması gerekiyor.
Bir yerden başlanmalı.
HER GÜN KİLOLARCA SU ÇEKİYORLARYetişkin okaliptüs ağaçlarının her gün kilolarca suyu topraktan çektiğine işaret eden Alper Tüydeş, Yer altı kaynaklarının ortadan kaldırılmasına sebep oluyor.
Bizler işin gözlemci kısmındayız, doğa gözlemcisiyiz.
Ama bu işi teknik olarak ele alacak uzmanlarla birlikte araştırıldığında azalan su kaynaklarımızı korumak da önemli bir etken.
Tabii ki de bunda tarımsal faaliyetlerin de düzenlenmesi gerekiyor.
Şehircilik adına da yapılması gereken adımlar var.
Planlı şehircilik ve doğadan yana şehircilik gibi.
Bu yıllardır dile getirdiğim sorunlardan bir tanesi dedi. 'GÖL VE DERE KIYILARINI DERİNLEŞTİRMEYİN'Göl ve dere kenarlarının ıslah sebebiyle derinleştirilmesinin doğru olmadığına da söyleyen Tüydeş, Bunun örneği Türkiye'nin her tarafında var.
Mesela Uluabat Gölü'nü seddelerle böldükleri için kıyılar hep derinleşti.
Kıyı kuşları, leylekler beslenemiyor artık çünkü kıyılar hep derinleşti.
Seddelerle böldüler, havuza döndürdüler.
Havuzun kenarında değil, ayaklarının batmayacağı derinlikteki sularda koşturarak avlanması gerekiyor bu kuşların.
Ama bizler o suları derin su yaptığımız için bir anda 1 metre ile başladığı için beslenemiyorlar.
Aslında iyi bir şey yaptıklarını düşünüyorlar ama yaban hayatı açısından iyi değil diye konuştu. (DHA)FOTOĞRAFLI